17 Eylül 2026 Perşembe

SİLSİLE-İ SÂDÂT’IN 33. VE SON HALKASI EBU’L-FÂRUK SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN (K.S.) (SİLİSTREVÎ) HAZRETLERİ -2


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : لَيْسَ أَحَدٌ أَفْضَلَ عِنْدَ اللهِ مَنْزِلَةً مِنْ مُؤْمِنٍ عَمَّرَهُ اللهُ فِى الْإِسْلَامِ. (جامع الاصول)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ، : يا رسول الله ) ، أولياؤالله كملردر ؟’’ ديه سؤآل اولونونجه شويله بيوردولر : ‘‘ أولياؤالله ، او كمسلردركى ، كورلدكلرى زمان ، الله تعالى خطرلانر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem,e  : “(Yâ Resûlallah), evliyâullah kimlerdir?” diye suâl olununca şöyle buyurdular: “Evliyâullah, o kimselerdir ki, görüldükleri zaman, Allâhü Teâlâ hatırlanır.”

(Hakîm-i Tirmizî, Nevâdiru’l-Usûl)

Hicrî:  06  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

SİLSİLE-İ SÂDÂT’IN 33. VE SON HALKASI EBU’L-FÂRUK SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN (K.S.) (SİLİSTREVÎ) HAZRETLERİ -2

 

Medresetü’l-Mütehassısîn’in ilk iki senesini muvaffakiyetle tamamlayınca 1918 senesinde -şeyhülislâmlık makamının teklifi ve Padişah Mehmed Vahîdüddin Han’ın tasdiki ile yirmi arkadaşıyla birlikte kendilerine İstanbul Müderrisliği Ruûsu verildi. 1919’da Medresetü’l-Mütehassısîn’in Tefsir ve Hadîs şubesinden birinci derece ile mezun oldu. Medresetü’l-Mütehassısîn’den mezun olduktan sonra, Medresetü’l-Kuzât’ın (Hukuk Fakültesi’nin) de giriş imtihânını birincilikle kazandılar. Fakat bunu, büyük bir sevinç ile babasına mektupla bildirdiği zaman babasından şu telgrafı aldı: “Süleyman, ben seni, Cehennem’e göndermek için İstanbul’a göndermedim.”

Pederleri, bu telgraf ile kendisine, Peygamber Efendimizin (s.a.v.), “Üç kâdıdan ikisi, Cehennem’dedir.” meâlindeki hadîs-i şerîflerini hatırlatıyorlardı. Süleyman Efendi Hazretleri (k.s.), pederine verdiği cevapta; kendisinin aslâ kâdılık (hâkimlik) mesleğine sülûk etmeye niyeti olmadığını, asıl maksadının devrinin bütün zâhirî din ilimleri sahasında kemâle ermek olduğunu bildirdi. Medrese-i Süleymâniye’nin Tefsir ve Hadîs kısmından diplomasını alıp dersiâm olduğu gibi, Medresetü’l-Kuzât’tan da mezun olup kâdılık rütbesini aldılar. Böylelikle devrinin aklî ve naklî ilimlerinde en yüksek dereceyi ihrâz etmiş oldular.

Ezelî takdir olarak Silsile-i Sâdât’ın 33. ve son halkası, kendilerinin nasîbi olduğundan, Seyyidler zincirinin 32. halkası Salâhuddîn İbn-i Mevlânâ Sirâcuddîn (k.s.) Hazretlerinde mânevî seyr ü sülûkünü tamamladıktan sonra tecelliyâtın büyüklüğünden, üstâzı kendilerini, İmâm-ı Rabbânî Müceddid-i Elf-i Sânî Ahmed-i Fârûkî Serhendî (k.s.) Hazretlerinin nisbet-i rûhâniyesine teslim ettiler.

Dünyanın şu son zamanlarında İlâhî feyizden nasipleri bulunan insanları, yüksek himmetleriyle küfr ü dalâl çukurundan, iman ve ihlâs sahasına çıkardılar. Hâlen de çıkarmaktadırlar.

Ebu’l-Fâruk Süleyman Hilmi TUNAHAN (K.S.) (SİLİSTREVÎ) Hazretleri, 16 Eylül 1959 (13 Rebîulevvel 1379) Çarşamba günü dâr-ı bekâya irtihâl buyurdular (Kaddesallâhü sirrahü’l-eaz). Ancak tasarruf ve irşâdları tamamıyla ve kemâliyle berdevamdır. Cenâb-ı Hak, sevenlerini ve bütün müminleri, şefâatlerine nâil kılsın. (Âmin)

Hicrî:  06  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder