قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : اَلسَّمْعُ وَالطَّاعَةُ عَلَى الْمَرْءِ الْمُسْلِمِ فِيمَا أَحَبَّ وَكَرِهَ مَا لَمْ يُؤْمَرْ بِمَعْصِيَةٍ. (خ)
بيغمبر أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : مسلمان كشنيك ، كونح إيله أمراولنماديغى متدتجه – حوشونه كيدن ويا كتمين بتون حصوصلرده ، ( آمرلرينى ) دنليب إطاعت أتمسى واجبدر . "
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular : “Müslüman kişinin, -günâh ile emrolunmadığı müddetçe- hoşuna giden veya gitmeyen bütün husûslarda, (âmirlerini) dinleyip itaat etmesi vaciptir.”
(Sahîh-i Buhârî)
Hicrî: 23 Cemâziyelevvel 1448 Fazilet Takvim
HAZRET-İ ÖMER’İN (R.A.) MEKTUPLARINDAN
Hazret-i Ömer radıyallâhü anh, zaman zaman vâlilerine mektuplar göndermiştir. Ebû Mûsâ el-Eş’arî’ye (r.a.) hitâben yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur:
“Bana ulaştığına göre sen, insanların, huzuruna topluca girmelerine izin veriyormuşsun. Bu mektubum sana ulaştıktan sonra, artık herkesten evvel, halkın eşrafının yani Kur’ân ehli ve dindar kimselerin huzuruna girmelerine izin ver. Onlar, mecliste yerlerini alsınlar, onlardan sonra diğer insanlara izin ver.
Diğer bir valisine şöyle yazdı:
“Âhirette şiddetli bir hesaba maruz kalmadan önce, bu dünyada nefsini hesaba çek, zira bu hesabın âhirettekine göre pek kolaydır. Nefsini rahat ve geniş zamanda hesaba çeken kimse, Cenâb-ı Hakk’ın rızasına ve halkın gıbta edeceği yüce makamlara kavuşur. Her kimi de hayat meşgaleleri aldatır da nefsinden gâfil bir hâlde yaşar, kendini hesaba çekmezse, âkıbeti pişmanlık ve hasret olur. Sana hayırlı bir nasihat edildiğinde ibret ve ders alan akıllı kimselerden ol, bu nasihatimi de iyi tut.”
Utbe bin Ferkad (r.a.) anlattı: Azerbaycan’da iken Hazret-i Ömer’in mektubu geldi, şöyle buyuruyordu: “Ey Utbe, sizi zevk u safâya ve sırf dünyaya dalmaktan sakındırıyorum. Ehl-i şirkin kıyafetlerine benzeyen elbiseler ve ipek elbise giymeyin. Zira Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), bizi ipek giymekten menetmişlerdir.”
Yine Şam valisi olan Hazret-i Muâviye’ye hitâben şöyle yazmıştı: “Haktan; doğruluk ve adâletten ayrılma! Zira hak, seni haktan başka hiçbir şeyle hükmolunmayacak kıyâmet gününde, ehl-i hakkın yüce mertebesine kavuşturur.”
Vâlilerine yazdığı diğer bir mektûbunda buyurmuştur ki: Hakîkî zâhidlerin yani dünyaya kıymet vermeyen kimselerin hikmetli sözlerini yazın. Zira Allâhü Teâlâ, onlara birtakım melekler vazifelendirmiştir; melekler, ellerini, o zâhidlerin ağızlarına koyarlar, o zâtlar ancak Cenâb-ı Hakk’ın ilhâm ettiği şeyleri konuşurlar.
Hicrî: 23 Cemâziyelevvel 1448 Fazilet Takvim

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder