قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : اَلْاِقْتِصَادُ فِي النَّفَقَةِ نِصْفُ الْمَعِيشَةِ وَالتَّوَدُّدُ إِلَى النَّاسِ نِصْفُ الْعَقْلِ وَحُسْنُ السُّؤَالِ نِصْفُ الْعِلْمِ. (طب)
رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : نفقده ( حرجاماده ) إكتصاد ، معيشتن ( كجمين ) يارسيدر ، إنسانلر إيله إي كجنمك ، عقلين ياريسدر ، كوزل ( نيتلرله ) سؤآل سورمق ، علميك ياريسدر . "
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular: Nafakada (harcamada) iktisat, maîşetin (geçimin) yarısıdır; insanlar ile iyi geçinmek, aklın yarısıdır; güzel (niyetlerle) suâl sormak, ilmin yarısıdır.”
(Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Kebîr)
Hicrî: 18 Zilkâde 1447 Fazilet Takvim
İLİM EHLİNE NASİHATLER
Sünen-i Dârimî’de geçtiği üzere fakîhlerden bir zât, ilim ehli kimselere şu nasihatlerde bulunmuştur:
“Ey ilim sahibi! İlminle amel et, malının fazlasından Allâh yolunda harca. Faydasız söz söyleme. Ancak Rabb’in katında sana fayda verecek sözü konuş!
Tahsil edip kendisi ile amel etmediğin ilim, (kıyamet günü) aleyhine delildir. Zira öğrendiğin ilimler sebebiyle, Rabb’inin huzuruna çıktığında kusurların için mazeretin olmayacaktır.
Ey ilim sahibi! İnsanlara yapmalarını tavsiye ettiğin ibadetleri, kendin de yapmalısın. İnsanları menettiğin masiyetleri (günahları), sen de terk etmelisin.
Ey ilim sahibi! Hakîkî âlimlere hürmet göster, sözlerini dinle, onlarla münakaşaya kalkışma! Câhil kimselere de hak ettiklerinden fazla değer verme! Ancak onları yanından da uzaklaştırma, yanına geldiklerinde ilminden onlara öğret.
Tam olarak anlamadığın bir sözü, bir mecliste söyleme. Bir kimsenin sana söylediği sözü de tam anlamadan ona cevap vermeye kalkışma.
İşlemiş olduğun kusurlara, günahlara karşı Cenâb-ı Hakk’ın hemen ceza vermemesi seni aldatmasın.
Geçici dünya menfaatlerine aldanıp da insanların heveslerine uyma.
Ey ilim sahibi! Gündüz ancak güneşin ışığı ile kâmil oluyorsa, hikmet de ancak Allâhü Teâlâ’ya itaat ile kâmil olur.
Ekin ancak su ve toprak ile neşv ü nemâ buluyor, faydalı hâle geliyorsa, iman da ancak sahih ilim ve ihlâslı amel ile kemale erer.
Her sefere çıkan, yanına elbette azık alır ve ihtiyacı hâlinde, ne hazırladı ise ondan istifade eder. Bunun gibi her amel işleyen de âhirette sâlih amellere muhtaç olduğunda, dünyada ne işledi ise o ameli hazır bulur.
Senin taş ve demir taşıman, sözünü kabul etmeyecek kimselere konuşmandan elbette daha kolaydır. Sözünü kabul etmeyecek kimselere konuşan kimsenin hâli, ölülere hitap eden yahut kabir ehli için sofra kuran kimsenin hâli gibidir.
Hicrî: 18 Zilkâde 1447 Fazilet Takvim

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder