14 Ekim 2026 Çarşamba

FÂNİ HAYATIN NİHÂYETİ: ÖLÜM


 

قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : يَٓا اَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ لِغَدٍ وَاتَّقُوا اللّٰهَ اِنَّ اللّٰهَ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ. (سورة الحشر، ١٨)

الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) : أى إيمان أدنلر ! الله ، دان قورقونز و هركس ، يارين ( قيامت كونى ) إيجن ، أؤندن نه حظرلامش اولديغونه باقسين . الله ، دان قورقونز . شبهه يوق كى الله ، نه يابطغنزدان خبرداردر . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu –meâlen  : “Ey iman edenler! Allah’tan korkunuz ve herkes, yarın (kıyamet günü) için, önden ne hazırlamış olduğuna baksın. Allah’tan korkunuz. Şüphe yok ki Allah, ne yaptığınızdan haberdardır.”

(Haşr Sûresi, âyet 18)

Hicrî:  03  Cemâziyelevvel   1448  Fazilet Takvim

 

FÂNİ HAYATIN NİHÂYETİ: ÖLÜM

 

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlardır: “(Dünyalık) lezzetleri yıkan ölümü çok hatırlayınız.”

Münâvî (rah.) bu hadîs-i şerîfin şerhinde şöyle demiştir: Eğer akıl sahibi olanlar, Resûlullah (s.a.v.) Efendimizin bu hadîs-i şerîfini güzelce düşünseler, ölüm hakkında ve onu anlatmak için söylenen her şeyin, bu veciz kelam ile ifade edildiğini anlarlar. İşte bu sebeple, İsa aleyhisselâm’ın yanında ölüm zikrolunduğu zaman vücudu titrerdi.

Hikmet sahibi kimseler şöyle demiştir: “Ölümü hatırlayan kimse, dünyevî arzularını unutur.” Nitekim ölüm hakkında denilmiştir ki: “Bir evde ölüm zikredildiği zaman, o hâne halkı(nın kalplerinden dünya sevgisi gidip), kendileri için taksim edilen rızka razı olurlar.” Ve yine, “Ölümü sıkça hatırlayan bir kimseye, bâkî (ebedî) olan her şey sevdirilir, fânî (geçici) olan her şey ise çirkin gösterilir.” denilmiştir.

Tabiîn’den İbrahim et-Teymî (rah.) ise şöyle demiştir: “Beni, uykunun lezzetinden alıkoyan iki şey vardır: Ölümü hatırlamak ve kıyâmet günü, Allâhü Teâlâ’nın huzuruna çıkacağımı düşünmek.”

Halife Ömer bin Abdülaziz (rah.) bazen fakîhlerle, ölüm ve kıyamet hakkında konuşurlardı. Öyle bir hâle gelirlerdi ki, sanki önlerinde bir cenaze varmış gibi ağlarlardı.

Allâhü Teâlâ, Kasas Sûresi’nin 77. âyet-i kerîmesinde, Âdemoğluna hitaben, şöyle buyurmuştur -meâlen-:

“Allah’ın sana verdiği (mal) ile, âhiret yurdunu iste. Ama dünyadan nasibini de unutma. Allah, sana nasıl ihsan buyurdu ise, sen de (insanlara) öyle iyilik et. Yeryüzünde fesad çıkarma. Çünkü Allah, fesatçıları sevmez.” Âyet-i kerîmedeki, “nasip” kelimesini “kefen” olarak tefsir eden ne güzel söylemiştir. Buna göre mana, “Unutma ki sen, dünyalık olarak sahip olduğun her şeyi geride bırakırsın da nasibin ancak bir kefen olur.”

Hicrî:  03  Cemâziyelevvel   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder