10 Ekim 2026 Cumartesi

EHL-İ BEYTE TÂBİ OLMAK


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَا يَدْخُلُ قَلْبَ رَجُلٍ اَلْإِيمَانُ حَتَّى يُحِبَّكُمْ اَيْ أَهْلَ بَيْتِهِ لِلّٰهِ وَرَسُولِهِ. (ت)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : نفسم قدرتنده اولان اللهه يمن اولسونكى ، بر كمسه ، الله و رسول ، نون رضاسى إيجن سزى – يعنى رسول الله يك أهل بيتنى – سومدكجه قلبنه إيمان كيرمز . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : “Nefsim kudretinde olan Allâh’a yemin olsun ki, bir kimse, Allah ve Resûlü’nün rızası için sizi -yani Resûlullâh’ın Ehl-i Beyt’ini- sevmedikçe kalbine iman girmez.”

(Sünen-i Tirmizî)

Hicrî:  29  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

EHL-İ BEYTE TÂBİ OLMAK

 

Ehl-i Beyt; Resûlullah Efendimizin (s.a.v.) hânesine husûsî nisbeti bulunan bahtiyârlar, hânedân-ı Nebî demektir. Onlar; Başta müminlerin anneleri olan Peygamberimizin (s.a.v.) hanımları, onun mübârek evlâtları, sonra Hazret-i Ali ve onun pâk zevcesi Hazret-i Fâtıma ve bu ikisinin oğulları Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin ve bunların kıyâmete kadar devam edecek nesilleridir (radıyallâhü anhüm).

Bütün Müslümanlar ve bilhâssa Ashâb-ı Kirâm, Resûlullah (s.a.v.) Efendimizin Ehl-i Beyt’ine -hiçbir ayrım yapmadan- büyük bir hürmet ve muhabbet göstermişlerdir. İmâm-ı Rabbânî (k.s.) Hazretleri, Ehl-i Beyt’e tâbi olmakla alâkalı Seyyid Nakîb Şeyh Ferîd el-Buhârî’ye hitâben şu mektubu yazmıştır:

“Allah Sübhânehû’dan, o kadri yüce sülâle yani Ehl-i Beyt hürmetine, şerîat-i garrâ erkânını kuvvetlendirmesini, kendisine tâbi olmak pek kolay olan nurlu dinin hükümlerini yüceltmesini niyâz ederiz. İşin özü budur, gerisi abestir.

Böyle sıkıntılı günlerde Ehl-i İslâm garipleri için, dalâlet denizlerinde boğulmaktan kurtuluş, ancak beşerin en hayırlısı olan Peygamber Efendimizin Ehl-i Beyt sefînesinden umulur. Çünkü, Aleyhissalâtü vesselâm Efendimiz: “Benim Ehl-i Beytim, Nûh aleyhisselâm’ın gemisine benzer. Nûh aleyhisselâm’ın gemisine binenler, nasıl tûfandan kurtuldu ise Ehl-i Beyt’ime tâbi olanlar da dalâlet tûfanından kurtulur. Kim de ondan geri kalırsa (onlara tâbi olmazsa) helâk olur.” buyurmuşlardır. Hâl böyle olunca bütün gayretini, bu büyük saâdeti elde etmeye sarfetmek lâzımdır.

Allâh’ın yardımı ile sizin elinizde makam, itibar, güç ve kuvvet vardır. Zâtınızın nâil olduğu şerefe, bir de yukarıda beyân ettiğimiz husûsu ilâve ederseniz, saâdet meydanında akranlarınızı geçmiş olursunuz. Bu fakirin size teveccühü ve bu gibi ifadelerde bulunması ancak şerîatin kuvvetlenmesi ve yayılması maksadına mâtuftur.”

(Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî, 1/ m. 51)

Hicrî:  29  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder