قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى: وَاِذَا مَسَّكُمُ الضُّرُّ فِي الْبَحْرِ ضَلَّ مَنْ تَدْعُونَ اِلَّٓا اِيَّاهُ فَلَمَّا نَجّٰيكُمْ اِلَى الْبَرِّ اَعْرَضْتُمْ وَكَانَ الْاِنْسَانُ كَفُورًا. (سورة الاسراء، ٦٧)
الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) : دنزده ، سزه بر صقنطى إصابت أتديكى زمان اوندان ( الله ، دان ) باشقه ( بتون ) طابطقلرينز ( خطرنزدان ) قايبولور ( اونلرى اونوطر ، يالنز ، الله ، دان ياردم إسترسنز ) . فقط او ( الله ) ، سزى قرطارب قارايه جقارنجه ينه يوز جويريرسنز . إنسان ، جوق نانكوردر . "
Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu –meâlen : “Denizde, size bir sıkıntı isabet ettiği zaman ondan (Allah’tan) başka (bütün) taptıklarınız (hatırınızdan) kaybolur (onları unutur, yalnız, Allah’tan yardım istersiniz). Fakat o (Allah), sizi kurtarıp karaya çıkarınca yine yüz çevirirsiniz. İnsan, çok nankördür.”
(İsrâ Sûresi, âyet 67)
Hicrî: 30 Rebîulâhir 1448 Fazilet Takvim
SENİ BOĞULMAKTAN KURTARAN HAZRET-İ ALLÂH’TIR
Fahreddîn-i Râzî Hazretleri, Tefsîr-i Kebîr isimli eserinde şöyle rivâyet etmiştir:
“Allâhü Teâlâ’nın varlığını inkâr eden bir kimse, Câfer-i Sâdık radıyallâhü anh Hazretlerinin huzurunda, bu inkârını dile getirdi. Bunun üzerine Câfer-i Sâdık (r.a.), ona, ‘Hiç gemiye bindin mi?’ diye sordu. Adam, ‘Evet’ dedi. Câfer-i Sâdık (r.a.), ‘Denizin korkunç hâllerini hiç müşâhede ettin mi?’ diye sorunca, Adam, ‘Evet’ diyerek yaşadığı bir hâdiseyi şöyle anlattı: ‘Bir gün gemide yolculuk yaparken çok şiddetli bir rüzgâr çıktı, gemi parçalanarak gemide bulunanlar suya düşüp boğuldular. Ben ise parçalanan geminin tahtalarından birine tutundum. Bir anda o tahtayı elimden kaçırdım ve dalgaların arasında sürüklenerek kıyıya kadar savruldum.’
Bunun üzerine Câfer-i Sâdık (r.a.), adama, ‘Yolculuğun esnasında gemiye ve gemidekilere güveniyordun, gemi parçalanıp batınca, o tahta parçasına tutunarak kurtulacağını sandın. Bu şeylerin hepsi elinden gidince nefsini ölüme mi bıraktın, yoksa yine de kurtulmayı mı ümit ediyordun?’ diye sordu.
Adam, ‘Hayır, kurtulmayı umuyordum.’ dedi.
Câfer-i Sâdık (r.a.), ‘Kurtulmayı kimden umuyordun?’ diye sorunca, adam, cevap veremeyip sustu. Câfer-i Sâdık (r.a.), ‘İşte senin o anda kurtulmayı umduğun zât, her şeyin yaratıcısı olan Allâhü Teâlâ’dır. Seni boğulmaktan kurtaran da odur.’ dedi. Adam, bu söz üzerine iman ederek, Câfer-i Sâdık (r.a.) vesilesiyle Müslüman oldu.”
CEMÂZİYELEVVEL İCTİMÂI, RU’YET VE BAŞLANGICI
Hicrî-Kamerî 1448 yılı Cemâziyelevvel ayı ictimâı 10 Ekim Cumartesi günü, Türkiye saati ile 18.50’dedir.
Ru’yet ise 11 Ekim Pazar Türkiye saati ile 08.28’dedir.
Hilâl, ilk olarak Büyük Okyanus’tan ve Avustralya Kıtası’ndan itibaren batı taraflara doğru görülmeye başlayacaktır.
12 Ekim Pazartesi, Cemâziyelevvel ayının 1. günüdür.
Hicrî: 30 Rebîulâhir 1448 Fazilet Takvim
SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder