قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : لَا يَدْخُلُ النَّارَ مَنْ شَهِدَ بَدْرًا وَالْحُدَيْبِيَةَ. (طس)
رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : ( آصحابمدان ) بدر حربنه و حديبيه مصالحصى ، نه قطلانلر ، جهنمه كيرمزلر . "
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular : “(Ashâbımdan) Bedir Harbi’ne ve Hudeybiye Musâlahası’na katılanlar, Cehennem’e girmezler.”
(Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Evsat)
Hicrî: 24 Rebîulâhir 1448 Fazilet Takvim
RIDVÂN BEY’ATİ
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), Hicret’in altıncı senesi Zilkâde ayı başlarında Ashâb’ından 1400 kadar zat ile Medîne-i Münevvere’den çıkıp Mekke-i Mükerreme’ye hareket ettiler. Niyetleri sırf umre, yani Kâbe-i Muazzama’yı ziyaret idi. Zülhuleyfe’de ihrâma girdiler. Yola devam edip Hudeybiye’de konakladılar. Burada Peygamber Efendimiz (s.a.v.), maksatlarının harp olmayıp sırf Beytullâh’ı ziyaret olduğunu bildirmek üzere Hırâş bin Ümeyye’yi (r.a.), Kureyş’e elçi olarak gönderdiler. Ancak Mekke müşrikleri, onu öldürmek için hücum ettiler, araya girenler onu kurtardılar. Hırâş (r.a.), geriye dönüp vaziyeti arz etti.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bu defa Hazret-i Osman’ı (r.a.), Kureyş’e elçi olarak gönderdiler. Kureyşliler, Hazret-i Osman’ı güzel karşıladılar, Kâbe’yi tavaf etmesini teklif ettiler. Ancak o, “Resûlullah tavaf etmedikçe ben de etmem.” diyerek reddetti. Bunun üzerine Hazret-i Osman’ı, tevkif ile göz hapsine aldılar.
Hazret-i Osman’ın Hudeybiye’ye dönmesi gecikince, şehit olduğuna dâir bir şâyia çıktı. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Artık harp etmeden dönmeyiz.” buyurdular. İşte o vakit, Rıdvân Bey’ati vukû buldu. Şöyle ki Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz, bir ağaç altında oturdular. Ashâb-ı Kirâm’ın hepsi gelip, ölünceye kadar sabır ve sebât etmek ve aslâ firar etmemek üzere kendisine bîat ettiler. Peygamber Efendimiz, iki mübarek elini birbirine bağlayıp Hazret-i Osman tarafından da gıyâbında onun bîatini yaptı. Bu bîat haberi, Kureyş’e ulaştığında dehşete kapıldılar, hemen Hazret-i Osman’ı gönderdiler, sulh antlaşması yapmayı kabul ettiler ve Hudeybiye Sulhü yapıldı.
Fetih Sûresi’nin 10. âyet-i celîlesinde Rıdvân Bey’ati’nden şöyle bahsedilmektedir -meâlen-: “Şüphe yok ki sana bîat edenler, muhakkak, Allâh’a bîat etmişlerdir. Allâh’ın kudreti onların eli üstündedir. Artık kim (ahdini) bozarsa kendi aleyhine bozmuş olur. Her kim de Allah ile üzerine muâhedede bulunduğu şeyi yerine getirirse ona da (Allâhü Teâlâ), büyük bir mükâfât verecektir.”
Hicrî: 24 Rebîulâhir 1448 Fazilet Takvim

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder