27 Temmuz 2024 Cumartesi

ALLÂHÜ TEÂLÂ’NIN PEYGAMBERLERİ VE KİTAPLARI


قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : ... وَمَنْ يَكْفُرْ بِاللّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالًا بَعِيدًا. (سورة النساء، ١٣٦)

الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) : ... هر كيم اللهه ، ملكلرينه ، كتابلرينه ، بيغمبرلرينه و آخرت كونونه إنانمازسه هدايتدن بك اوزاق بر دلالته دوشمش ( آرتق يولونى بولاماياجق درجه ده شاشرمش ) اولور . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu -meâlen:  “…Her kim Allâh’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve âhiret gününe inanmazsa hidayetten pek uzak bir dalâlete düşmüş (artık yolunu bulamayacak derecede şaşırmış) olur.”

(Nisâ Sûresi, âyet 136)

Hicrî:    21  Muharrem  1446  Fazilet Takvim

 

ALLÂHÜ TEÂLÂ’NIN PEYGAMBERLERİ VE KİTAPLARI

 

Bu âlem yok iken Allâhü Teâlâ Hazretleri, yoktan var etti. Hazret-i Âdem’i (a.s.), topraktan yarattı ve onun zürriyetiyle âlemi süsledi. İnsanlara gerek dünyada ve gerek âhirette lâzım olan hükümleri bildirmek için içlerinden bazılarına peygamberlik verdi, onlara Cebrâîl (a.s.) vâsıtasıyla emirlerini ve yasaklarını bildirdi. Peygamberler kendileri en güzel şekilde amel ettikleri bu hükümleri ümmetlerine de teblîğ buyurdular.

Peygamberlerin evveli Âdem (a.s.) ve âhiri (sonuncusu) bizim Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Mustafâ (s.a.v.) Efendimizdir. Bu ikisinin arasında çok peygamberler gelip geçmiştir. Ama adedini ancak Allâhü Teâlâ bilir. İsimleri Kur’ân-ı Kerîm’de geçen peygamberler şunlardır:

Âdem, İdrîs, Nûh, Hûd, Sâlih, İbrahim, Lût, İsmail, İshâk, Yakub, Yûsuf, Eyyûb, Şuayb, Mûsâ, Hârûn, Dâvûd, Süleyman, Yûnus, İlyâs, Elyesa’, Zülkifl, Zekeriyyâ, Yahyâ, İsa, Muhammed Mustafâ (aleyhimüsselâm). Kur’ân-ı Kerîm’de Üzeyr, Lokman ve Zülkarneyn aleyhimüsselâm’ın da isimleri yazılıdır. Ancak onlar hakkında bazı âlimler, “Peygamberdir”, bazı âlimler de “Evliyadır” demişlerdir.

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Habîbullah, Hazret-i İbrahim Halîlullah, Hazret-i Mûsâ Kelîmullah, Hazret-i İsa Rûhullah, Hazret-i Âdem Safiyyullah, Hazret-i Nûh Neciyyullâh’tır. Bu altısı peygamberlerin en faziletlileridir. Bütün peygamberlerin en faziletlisi ise Peygamberimiz Muhammed Mustafâ (s.a.v.) Efendimizdir.

Allâhü Teâlâ, insanların hidâyeti için peygamberlerine yüz suhuf ve dört kitâb indirmiştir. Tamamını Cebraîl aleyhisselâm getirmiştir. 10 suhuf Hazret-i Âdem’e; 50 suhuf Hazret-i Şît’e; 30 suhuf Hazret-i İdrîs’e, 10 suhuf Hazret-i İbrahim’e gelmiştir. (Aleyhimüsselâm)

Dört kitâb: Tevrât-ı Şerîf, Mûsâ (a.s.)’a; Zebûr-ı Şerîf, Dâvûd (a.s.)’a; İncîl-i Şerîf, Îsâ (a.s.)’a; Kur’ân-ı Kerîm, âhir zaman peygamberi Muhammed Mustafâ (s.a.v.) Efendimiz Hazretlerine gönderilmiştir.

Hicrî:    21 Muharrem  1446  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

 

26 Temmuz 2024 Cuma

İLMİHÂL ÖĞRENMEK FARZ-I AYINDIR


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : طَلَبُ الْعِلْمِ أَفْضَلُ عِنْدَ اللهِ مِنَ الصَّلَاةِ وَالصِّيَامِ وَالْحَجِّ وَالْجِهَادِ فِي سَبِيلِ اللهِ تَعَالَى. (فيض)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر :  علم أؤكرنمك ، الله تعالى قطنده ( نافله ) نماز ، اوروج ، حج و الله يولنده جهاددان دها فضيلتليدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  “İlim öğrenmek, Allâhü Teâlâ katında (nafile) namaz, oruç, hac ve Allah yolunda cihaddan daha faziletlidir.”

(Münâvî, Feyzu’l-Kadîr)

Hicrî:    20  Muharrem  1446  Fazilet Takvim

 

İLMİHÂL ÖĞRENMEK FARZ-I AYINDIR

 

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, “İlim tahsil etmek, her Müslümana farzdır.” buyurmuşlardır. Burada, tahsilinin farz olduğu bildirilen ilim, ilmihâldir.

Kişinin, hâline göre üzerine düşen dînî ve dünyevî vazifeleri doğru olarak yerine getirebilmek için gerekenleri öğrenmesi, farz-ı ayındır. Namaz kılabilmek için abdesti nasıl alacağını ve namazı nasıl kılacağını öğrenmesi farzdır. Eğer ticaret yapacaksa, harama düşmemek, fâsid akitler yapmamak için buna dair dînî bilgileri öğrenmesi lâzımdır. Eğer bir kimse mal sahibi ise, malından ne kadarını zekât olarak vermesi gerektiğini bilmesi lâzımdır. Eğer üzerine hac farz olduysa haccı edâ edebileceği malumatı öğrenmesi icap eder. İşte bunlar gibi herkesin hâline göre öğrenmesi gereken ilme, ilmihâl denir.

Hazret-i Allah, İslâm şerîatinin kıyamet gününe kadar devam etmesine hükmetmiştir. Dinin hükümlerinin devamı ise dînî ilimlerin insanlar arasında öğrenilmesi ve öğretilmesi ile olur. Bu sebeple herkesin ilim öğrenmesi ve ilim sahiplerinin ilim öğretmesi farz olmuştur.

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) bir gün bir hutbe okudular, Müslümanlardan bazı toplulukları, hayırla yâd ederek methettiler. Sonra buyurdular ki: “Şu kavimlere ne oluyor da yakınlarındaki kavimlere, muhtaç oldukları dînî hükümleri anlatmıyorlar, onlara öğretip nasihatte bulunmuyorlar. İyiliği emredip kötülükten nehyetmiyorlar. Şu kavimlere de ne oluyor ki; ilmi, yakınlarındaki ilim sahiplerinden öğrenmiyorlar, tahsil etmiyorlar! Vallâhi, ya bu kavimler, komşularına ilmi anlatıp öğretirler, onlara nasihat edip iyilikle emredip kötülükten nehyederler, komşuları da onlardan ilmi dinleyip öğrenir, nasihatlerini tutarlar; ya da onları ceza ile yola getiririm.”

Bir hadîs-i şerîfte şöyle buyurulmuştur: “Muhakkak, Allâhü Teâlâ, ilmi, kalplerden bir anda çekip almak sûretiyle kaldırmaz. Lâkin âlimleri almak sûretiyle kaldırır. Âlimler gittiğinde, insanlar, cahil reisler edinirler. Onlar, ilimleri olmadan (bilmedikleri hâlde) fetva verirler. Hem kendileri sapar hem de (halkı) saptırırlar.”

Hicrî:    20 Muharrem  1446  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

25 Temmuz 2024 Perşembe

ENDÜLÜS EMEVÎ DEVLETİ -2


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِنَّ هٰذَا الْقُرْآنَ مَأْدُبَةُ اللهِ فَاقْبَلُوا مِنْ مَأْدُبَتِهِ مَا اسْتَطَعْتُمْ. (مى)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر :  محقق شو قرآن كريم ، الله تعالى نيك زيافتى ( مسابه سنده ) در . او حالده اونون زيافتندن ، كوجونوز يتديكى قدار قبول أديك . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  “Muhakkak şu Kur’ân-ı Kerîm, Allâhü Teâlâ’nın ziyafeti (mesâbesinde)dir. O hâlde onun ziyafetinden, gücünüz yettiği kadar kabul edin.”

 (Sünen-i Dârimî)

Hicrî:    19  Muharrem  1446  Fazilet Takvim

 

ENDÜLÜS EMEVÎ DEVLETİ -2

 

Endülüs Emevî Devleti’nde Sultan Üçüncü Abdurrahman’a kadar olan devirde, ordu güçlendirildi. Tarım ve sanayi geliştirildi. Büyük bir ticaret filosu kurularak İstanbul’a kadar ticarî münâsebetler genişletildi. Camiler, yollar ve şehirlerin etrafına surlar yaptırıldı.

Bu devlet, Üçüncü Abdurrahman devrinde ve bundan sonraki devirlerde siyâsî, iktisadî ve fikrî üstünlüğün zirvesine ulaştı. Hristiyan orduları hezimete uğratılarak, büyük fetihler yapıldı. Sultan Abdurrahman, donanmasını da kuvvetlendirdi. 931 senesinde Sebte’yi fethederek, Mağrib’e ulaştı. Fas’a yayılmış olan Ehl-i Sünnet harici bozuk fırkaları, bu ülkeden çıkarttı. Kurtuba ve Gırnata medreselerini kurup birçok ilmin, bilhâssa tıp ve astronominin ilerlemesini sağladı. Böylece, Avrupa’ya ilim ve fen, Endülüs Müslümanları tarafından yayılmış oldu. İlim ve fen, Endülüs Müslümanlarından Fransa’ya, oradan Almanya’ya, oradan da Amerika’ya intikal etti.

Endülüs’te tefsir, hadis, fıkıh sahalarında nice âlimler yetişti, birçok evliyâ, insanları manen kemâle erdirerek irşad etti.

Sultan Abdurrahman, 961 senesinde 73 yaşında vefat edince yerine, oğlu İkinci Hakem geçti. Bu hükümdar, babasının kurduğu düzeni titizlikle sürdürdü. Fıkıh ve tarih sahasında ilim sahibi olan İkinci Hakem, ülkenin imar edilmesi, ilim ve fikir hayatının gelişmesi için büyük çaba sarf etti, sanat ve mimarî eserlerin yaptırılmasında büyük gayretler gösterdi. Kurtuba Câmii ve Kurtuba şehrinden beş kilometre uzaklıkta yaptırılan yazlık şehrin güzelliği, bahçeleri, dillere destan oldu. Bu şehre “Çiçek Şehri” manasına “Medînetü’z-Zehrâ” ismi verildi.

Endülüs Emevîleri, son zamanlarda İslâm ahlâkı ve Ehl-i Sünnet itikadından ayrıldıkları, cihâdı terk ettikleri ve kâfirlerin âdetlerini taklit ettikleri için zayıfladılar. Daha önce kazandıkları gibi zaferler kazanmaları artık hayal oldu. Son Halife Üçüncü Hişam, vezirlerinin isyanı ile tahttan indirildi. Kısa zaman sonra devlet parçalandı ve tarih sahnesinden çekildi. Yerine birçok küçük devletler kuruldu. Bunlardan en mühimi ve sonuncusu ise Benî Ahmer Devleti’dir.

Hicrî:    19 Muharrem  1446  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

24 Temmuz 2024 Çarşamba

ENDÜLÜS EMEVÎ DEVLETİ (M. 756-1031) -1


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَا مِنْ أَحَدٍ يَمُوتُ إِلَّا نَدِمَ، قَالُوا: وَمَا نَدَامَتُهُ يَا رَسُولَ اللهِ؟ قَالَ: إِنْ كَانَ مُحْسِنًا نَدِمَ أَنْ لَا يَكُونَ ازْدَادَ وَإِنْ كَانَ مُسِيئًا نَدِمَ أَنْ لَا يَكُونَ نَزَعَ. (ت)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر :  ‘‘ وفات أديب بشمانلق دويماياجق هيج كمسه يوقدر . ’’ بيوردولر . ( آصحابى كرام ) ‘‘ اونون بشمانليغى نه در يا رسول الله ؟ ’’ ده ديلر . ‘‘ أكر إيلكلر يابمش ( صالح عمللر إشلمش ) بر كمسه إيسه إيليكنى زياده لشترمديكنه بشمان اولور ؛ أكر كوتولكلر يابمش ( كوناحلر إشلمش ) بر كمسه إيسه كوناحندان توبه أديب قورطولمه ديغنه بشمان اولور ’’ بيوردولر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  “Vefat edip de pişmanlık duymayacak hiç kimse yoktur.” buyurdular. (Ashâb-ı Kirâm) “Onun pişmanlığı nedir, yâ Resûlallah?” dediler. “Eğer iyilikler yapmış (sâlih ameller işlemiş) bir kimse ise iyiliğini ziyadeleştirmediğine pişman olur; eğer kötülükler yapmış (günahlar işlemiş) bir kimse ise günahından tevbe edip kurtulmadığına pişman olur.” buyurdular.

(Sünen-i Tirmizî)

Hicrî:    18  Muharrem  1446  Fazilet Takvim

 

ENDÜLÜS EMEVÎ DEVLETİ (M. 756-1031) -1

 

Emevî Halifesi Birinci Velîd zamanında Cezîretü’l-Hadrâ (Yeşil Yarımada) denilen Endülüs’ün (bugünkü İspanya) fethi için Târık bin Ziyâd kumandan tayin edildi.

Târık bin Ziyâd, gemilerle, Akdeniz’i Atlas Okyanusu’na bağlayan boğazdan karşıya geçmiştir. Bu boğaza, daha sonra, Cebel-i Târık Boğazı denildi.

Bir rivâyete göre Târık bin Ziyâd, Afrika’dan gemilerle boğazın karşı kıyısına, İspanya sahillerine çıkar çıkmaz, ordusunun dönüş ümidini kesmek gayesiyle bütün gemilerini yaktırmış ve bu hareketi ile dünya tarihine azim ve irade numunesi olarak geçmiştir. Sık sık kullanılan “Gemileri yakmak” tabiri, bir işe başlayan kimsenin artık geri dönmemekteki azim ve gayretini ifade etmek için kullanılır.

İslâm ordusu, Buhayra denilen yerde Kral Rodrig kumandasındaki Vizigotlarla karşılaştı. Burada, Târık bin Ziyâd, askerlerine şöyle hitap etti:

“Askerlerim! Görüyorsunuz ki, arkanızda deniz, önünüzde düşmanlar var ve kaçacak hiçbir yeriniz yok. Vallâhi sabır ve sebâttan başka yapacağınız hiçbir şey de yok... En ucuz malın can olduğu bu pazara sadece sizi sürmüyor, bilakis önce kendi canımdan başlıyorum. Canınızı düşünerek benden yüz çevirmeyiniz. Siz, benden daha fazla zorluğa katlanmayacaksınız. Sizin payınıza da bana düşenden daha fazlası düşmeyecek. Hepimiz aynı kaderi paylaşıyoruz...”

Onun bu hitabesi, askerlerinin gayretlerini artırdı, maneviyatlarını yükseltti. Neticede sarsılmaz bir iman gayreti içinde, Vizigotlar’ı yenerek burayı fethettiler (M. 711).

Emevî Hânedânı’nın son bulması (M. 750) ve yerine Abbâsî Hânedânı’nın hâkim olması üzerine, Emevîlerden Abdurrahman bin Muâviye, Endülüs’e geçerek burada müstakil Endülüs Emevî Devleti’ni kurdu (M. 756). Daha önce burası Kurtuba Emîrliği olarak adlandırılıyordu. Bu haberi duyan Müslümanlar, akın akın bu ülkeye gelmeye ve devlet kurmasında ona yardımcı olmaya başladılar. -Devamı yarın-

Hicrî:    18 Muharrem  1446  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"