28 Mayıs 2024 Salı

İSTANBUL’DA BULUNAN SAHÂBE-İ KİRÂM KABİR VE MAKAMLARI -1


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَا مِنْ أَحَدٍ مِنْ أَصْحَابِي يَمُوتُ بِأَرْضٍ إِلَّا بُعِثَ قَائِدًا وَنُورًا لَهُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ. (ت)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : آصحابمدان بر يرده وفات أدن هب برى ، قيامت كونى محقق او يريك إنسانلرى إيجن أؤنلرندن كيدن بر نور اولرق ديريلتيلر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  “Ashâbımdan bir yerde vefat eden her biri, kıyamet günü muhakkak o yerin insanları için önlerinden giden bir nur olarak diriltilir.”

(Sünen-i Tirmizî)

Hicrî:    20  Zilkâde  1445  Fazilet Takvim

 

 

İSTANBUL’DA BULUNAN SAHÂBE-İ KİRÂM KABİR VE MAKAMLARI -1

 

Dünyanın en eski ve güzel şehirlerinden biri olan İstanbul’a, Halife Hazret-i Osman (r.a.) zamanından itibaren Müslümanlar tarafından defalarca sefer yapılmıştır. Bu seferlere binlerce Sahâbe-i Kirâm ve Tâbiîn Hazarâtı iştirâk etmiştir. İstanbul’un manevî havası, burada şehit düşen başta Ebû Eyyûb el-Ensârî (r.a.) ve diğer birçok Sahâbî ile birlikte bambaşka bir hâl almıştır.

İstanbul’u fetih arzusunun en büyük sebebi, Peygamber Efendimizin (s.a.v.), “Kostantîniyye (İstanbul) elbette fethedilecektir. Onu fetheden emîr (kumandan), ne güzel emîrdir ve o ordu, ne güzel ordudur!” buyurduğu hadîs-i şerîfleridir. Bütün İslâm kumandanları, İstanbul’u fethedip bu müjdeye mazhar olmak için âdetâ yarışmışlar, birçok sefer yapmışlardır.

Sahâbe-i Kirâm’dan ve Tâbiîn’den birçok zâtın mübarek vücutlarının İstanbul toprağında emanet oldukları, Osmanlılar tarafından biliniyordu. Bunların mübarek kabirlerini bularak ruhaniyetlerini memnun etmek, buraları ziyaretgâh hâline getirmek, Osmanlı sultanlarının en büyük arzularındandı. Fâtih Sultan Mehmed Han tarafından İstanbul fethedildikten sonra Ashâb-ı Kirâm Hazretlerinin kabirlerinin keşfi, Akşemseddîn Hazretlerine havale edilmiş ve bu büyük zât da sadece Ebû Eyyûb el-Ensârî Hazretlerinin değil, daha birçok Sahâbe-i Kirâm’ın kabrini keşfetmiştir.

İstanbul’da bulunan bu mübârek zâtların bazılarının İstanbul dışında da makamlarının bulunduğu, çeşitli kaynaklarda kaydedilmektedir. Mesela, Ebu’d-Derdâ (r.a.) Hazretlerinin, İstanbul’da Eyüp ve Üsküdar’da olmak üzere iki, Konya Ereğli’de bir makamı vardır.

Ebû Eyyûb el-Ensârî Hazretleri ve Ebû Şeybe el-Hudrî Hazretleri 85-90 yaşlarında olmalarına rağmen, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) fetih müjdesine nâil olabilmek için İstanbul’un fetih seferine iştirak etmişlerdir. Surlar önünde vefat etmiş ve oraya defnedilmişlerdir. -Devamı yarın-

Hicrî:    20 Zilkâde  1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

 

27 Mayıs 2024 Pazartesi

KIBLE SAATİ VE DÜNYA KIBLE GÜNÜ NEDİR?


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : خَيْرُ الْأَصْحَابِ عِنْدَ اللهِ خَيْرُهُمْ لِصَاحِبِهِ وَخَيْرُ الْجِيرَانِ عِنْدَ اللهِ خَيْرُهُمْ لِجَارِهِ. (ت)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : الله تعالى قطنده آرقداشلريك أك خيرلسى ، آرقداشنه أك خيرلى اولاندر . ينه الله تعالى قطنده قومشولريك أك خيرلسى ده قومشوسونه أك خيرلى اولاندر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  “Allâhü Teâlâ katında arkadaşların en hayırlısı, arkadaşına en hayırlı olandır. Yine Allâhü Teâlâ katında komşuların en hayırlısı da komşusuna en hayırlı olandır.”

 (Sünen-i Tirmizî)

Hicrî:    19  Zilkâde  1445  Fazilet Takvim

 

 

KIBLE SAATİ VE DÜNYA KIBLE GÜNÜ NEDİR?

 

Kıble saati; kıblenin, Güneş ile tespit edildiği saattir. Yani, Güneş’in, bulunduğumuz yerin kıble zâviyesine (açısına) veya belli bir zâviye farkına denk geldiği vakittir. Türkiye, Avrupa ülkeleri, Afrika ülkeleri ve Türk cumhuriyetleri ile Avustralya’nın Perth şehrinde; şehrin o günkü kıble saati vaktinde, Güneş’e doğru dönen kimse, kıbleye dönmüş olur.

Kıble saati, namaz vakitleri gibi günlük olarak değişir.

Kıble saatleri, sadece adı geçen şehir için muteberdir.

Herhangi bir yerin kıblesi, pratik olarak şöyle tespit edilir: Bir kimse, o günün takviminde, bulunduğu şehrin namaz vakitleri cetvelinin son sütunundaki “Kıble Saati” (Kıble S.) vaktinde, Güneş’in bulunduğu yöne dönerse, kıbleye dönmüş olur.

Kapalı bir mekânda ise mesela, Güneş gören pencerenin dik kenarlarının yere düşen gölgesi, “Kıble Saati” (Kıble S.) vaktinde, kıble istikametini gösterir. Bu istikamet işaretlenir ve böylece en pratik ve en doğru bir şekilde, kıble yönü tespit edilmiş olur.

Dünya kıble günleri: Dünya, Güneş etrafındaki seyrine devam ederken 28 Mayıs ve 16 Temmuz günlerinde Güneş’in meyli (21 derece, 26 dakika) ile Kâbe’nin arzına (21 derece, 26 dakika) denk gelir ve Güneş, Kâbe-i Muazzâma’nın tam üzerinde bulunur. Türkiye saatine göre 28 Mayıs günü saat 12.18’de ve 16 Temmuz günü saat 12.27’de Edirne’den Kars’a kadar kıble saatleri aynı olmaktadır.

Dünyanın değişik ülkelerinde, kendi mahallî saatlerine denk gelecek şekilde kıble saatleri değişmekle birlikte, günleri değişmediğinden, bu günlere yani 28 Mayıs ve 16 Temmuz günlerine “Dünya Kıble Günü” denilmektedir.

Hicrî:    19 Zilkâde  1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

26 Mayıs 2024 Pazar

HAZRET-İ FÂTIMA RADIYALLÂHÜ ANHÂ


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : قَالَ اللهُ تَعَالَى: يَا دَاوُودُ لَأَنْ تَأْتِيَنِي بِعَبْدٍ آبِقٍ أَحَبُّ إِلَيَّ مِنْ عِبَادَةِ الثَّقَلَيْنِ. (نوادر)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : الله تعالى بيوردوكى : أى داوود ! ( بندن ) قاجب اوزاقلاشان بر قولى بانه كترمن ، جنلريك و إنسانلريك عبادتندن ، بانه دها سومليدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  “Allâhü Teâlâ buyurdu ki: Ey Dâvud! (Benden) kaçıp uzaklaşan bir kulu bana getirmen, cinlerin ve insanların ibâdetinden, bana daha sevimlidir.”

(Hakîm Tirmizî, Nevâdiru’l-Usûl)

Hicrî:    18  Zilkâde  1445  Fazilet Takvim

 

 

HAZRET-İ FÂTIMA RADIYALLÂHÜ ANHÂ

 

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in kızlarının en küçüğü ve en sevgilileri olup annesi Hazret-i Hadîce radıyallâhü anhâ vâlidemizdir.

Hazret-i Fâtıma radıyallâhü anhâ, nûrânî yüzlü olup mübarek yüzü ay gibi parladığından kendisine “Zehrâ” denilmiştir.

Hz. Âişe radıyallâhü anhâ, “Ben, karanlık gecede Hz. Fâtıma’nın yüzünün aydınlığı ile iğneye iplik geçirirdim.” buyurmuşlardır.

Bir rivâyete göre hayız ve nifas görmediği için kendisine Betül lakabı verilmiştir. Bu sebeple bir vakit namazını bile geçirmemiştir.

Hazret-i Fâtıma’ya, torunu ve Hazret-i Hüseyin’in kızı Fâtıma’dan ayırmak için Fâtımatü’l-Kübrâ da denilir.

Hazret-i Ali kerremallâhü vecheh ile hicretin ikinci senesinde Zilhicce ayında evlendiler.

Hazret-i Ali kerremallâhü veche’den beş çocuğu oldu. Bunlardan üçü erkek, ikisi kızdır.

Kızları Ümmü Gülsüm ve Zeyneb’tir.

Erkek olanlar ise Hazret-i Hasan, Hazret-i Hüseyin ve Muhsin’dir. Muhsin henüz çocuk yaşta vefat etmiştir.

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in nesli, Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin radıyallâhü anhümâ ile devam etmiştir.

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in vefâtından sonra Hazret-i Fâtımatü’z-Zehrâ validemizin mübarek yüzünün güldüğü görülmemiştir.

Hazret-i Ümmü Seleme radıyallâhü anhâ anlattı:

Hazret-i Fâtıma (r. anhâ), ölüm hastalığına tutulduğu bir gün gusledip yeni elbiselerini giyindi, sağ elini yanağı altına koyup kıbleye dönerek sağ yanı üzerine yattı. Sonra Hakk’ın rahmetine kavuştular. Radıyallâhü anhâ.

Hicrî:    18 Zilkâde  1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"