28 Eylül 2023 Perşembe

AMEL DEFTERİNİN SAĞ VEYA SOL TARAFINDAN VERİLMESİ NE DEMEKTİR?


 

قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : يَوْمَ نَدْعُوا كُلَّ اُنَاسٍ بِاِمَامِهِمْ فَمَنْ اُوتِيَ كِتَابَهُ بِيَم۪ينِه۪ فَاُولٰٓئِكَ يَقْرَؤُنَ كِتَابَهُمْ وَلَا يُظْلَمُونَ فَت۪يلًا. (سورة الإسراء، ٧١)

الله تعالى شويله بيوردى - مئآلا :  خطرله كى بر كون بتون إنسانلرى إماملاريله ( أؤندرلريله ) جاغراجاغز ، آرطق اونلاردان هر كميك كتابى صاغ ألنه وريلرسه إشته اونلار كتابلرينى اوقورلر و اونلار بر زرره قدار بله ظلمه اوغرامازلر . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu -meâlen:  ... “Hatırla ki bir gün bütün insanları imamlarıyla (önderleriyle) çağıracağız, artık onlardan her kimin kitabı sağ eline verilirse işte onlar kitaplarını okurlar ve onlar bir zerre kadar bile zulme uğramazlar.”

(İsrâ Sûresi, âyet 71)

Hicrî:  13  Rebîulevvel   1445  Fazilet Takvim

 

 

AMEL DEFTERİNİN SAĞ VEYA SOL TARAFINDAN VERİLMESİ NE DEMEKTİR?

 

Mahşerde, kitabının (amel defterinin) insana sağıyla; sağ tarafından verilmesi veya sol tarafından verilmesi tabirinde mühim nükteler vardır:

Sağdan verilmesi, insanın bir işini kendi eliyle yapması, kendi kudreti, kendi vasıtasıyla istediği gibi yapması, kazanması demektir. Sağ eliyle yapması sağlam, dürüst, uygun, kendi lehinde iyi yapması; sol eliyle yapması da tersine yapması, arkaya atması, ihmal etmesi, başkasından umması manalarını ifade eder. Onun için “Hasenat (iyi amelleri) yazan melekler sağda, seyyiât (kötü amelleri) yazan melekler solda.” denildiği gibi “Melek sağdan, şeytan soldan gelir.” denilir. Ve ashâb-ı yemîne (iyi amelleri işleyenlere) kitapları sağdan, ashâb-ı şimâle (kötü amelleri işleyenlere) de soldan verilir.

Verilir” tabiri ise hepsinin Allâh’ın tevfiki, takdiri, hükmü ve icrâsına bağlı olması hasebiyle olduğunu bildirir. Çünkü “Herkesin amelini boynuna taktık.” meâlindeki, İsrâ Sûresi’nin 13. âyet-i kerîmesine göre yaratma, emir ve hüküm verme Allâhü Teâlâ’ya ait olmakla beraber insanın mesuliyeti, ihtiyarî (kendi irade ve isteğiyle yaptığı) fiillerine bağlanmıştır. Böyle olduğundan insanın yaptığı hayır veya şer, iyi veya kötü olan fiilleri, kendi isteğiyle yaptığı için amellerini, defterine kaydedecek meleklere, kâtibine emreder gibi kendisi imla ettirip yazdırıyor demek olduğundan kendi yazmış demektir.

Eğer o yazdırdığı, hesabına geçirttiği muameleler, ileride Hakk’ın huzurunda, kendi yüzünü kara çıkarmayacak sâlih, doğru, dürüst ameller ise o defterler kendi lehinde olmak üzere sağlam, muteber, kendi hesabına güzel yazı ile yazılmış bir defter olacaktır. Ve kitabını; defterini, beratını sağ eliyle teslim almış olur. Artık o, hoşnut bir hayatta, yüksek bir Cennet’tedir.

Ve Allâh’a küfreden, hakkı ve hayrı sevmeyip nankörlükle aksine giden kimselerin hesabı da sevmediği hasmı tarafından görülmüş ve hükmü, defteri de aleyhine olarak soluyla; sol tarafından verilmiş olur.

Hicrî:   13  Rebîulevvel   1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

27 Eylül 2023 Çarşamba

RESÛLULLAH EFENDİMİZİN TEVÂZUU


قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : إِنَّ اللهَ عَزَّ وَجَلَّ أَوْحَى إِلَيَّ أَنْ تَوَاضَعُوا حَتَّى لَا يَفْخَرَ أَحَدٌ عَلَى أَحَدٍ. (ه)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر :  محقق الله عز وجل ، بانه ( شويله سويلمه مى ) وحيتدى ؛ متواضع اولونز . حتى هجبر كمسه يه قارشى أؤونمسيك . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  “Muhakkak Allâh Azze ve Celle, bana (şöyle söylememi) vahyetti: Mütevazı olunuz. Hattâ hiçbir kimse, diğer bir kimseye karşı övünmesin.”

 (Sünen-i İbn-i Mâce)

Hicrî:  12  Rebîulevvel    1445  Fazilet Takvim

 

 

RESÛLULLAH EFENDİMİZİN TEVÂZUU

 

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, yaratılmışların en şereflisidir. O kadar yüksek mertebesiyle beraber pek ziyâde mütevâzı idi. Fakirleri, zayıfları dâima gözetir, müsafirlere, üzerine oturmaları için kendi mübarek hırkasını serecek kadar lütufta bulunurdu. Bir meclise girince nerede boş yer bulursa orada oturmak ister, bulunduğu meclislerde elbisesini toplu tutup etrafa yaymazdı.

İbn-i Mâce ve Taberânî (rah.) şöyle rivâyet etmişlerdir:

Bir gün Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinin huzuruna Abdullah bin Büsr (r.a.) isimli Sahâbî, pişmiş bir kuzu eti getirdi. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) hemen Ashâb-ı Kirâm’ı ile birlikte dizleri üzerine oturup yemeye başladılar. O esnada bir A‘râbî gelip “Bu oturuş, nasıl bir oturuştur?” dedi. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Hazretleri buyurdular ki: “(Bu oturuş, tevâzu oturuşudur) Muhakkak Allâhü Teâlâ, beni, mütevazı ve cömert bir kul olarak yarattı, kibirli ve inatçı kılmadı.” Peygamberimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in yemek yerken edep üzere oturmaları, Allâhü Teâlâ’ya karşı tevâzu içindir.

Sahîh-i Buhârî şârihi İbn-i Battâl (rah.) şöyle rivâyet etmiştir:

Bir gün Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in huzurlarına, Allâhü Teâlâ tarafından bir melek geldi. Bu melek, her zaman gelen bir melek değildi. Melek dedi ki: “Yâ Resûlallah, Rabb’in Azze ve Celle sizi, mütevazı bir kul olarak peygamber olmak ile hükümdar bir peygamber olmak arasında muhayyer kıldı, siz hangisini tercih edersiniz?”

Resûl-i Ekrem (s.a.v.), o esnâda istişâre için Cebrâîl aleyhisselâm’a baktı. Cebrâîl aleyhisselâm da tevâzu eylemelerini (fakrı ve kulluğu tercih etmelerini) işaret etti. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.), ‘mütevâzı bir kul olarak peygamber olmayı tercih ederim.” buyurdular. Bu sebeple Peygamber Efendimiz (s.a.v.) daima kulluk ve fakr makâmı üzere olup mülk ve saltanat sahibi olmadılar.

Hicrî:   12  Rebîulevvel   1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"