29 Mart 2023 Çarşamba

HER ŞEY, ALLÂHÜ TEÂLÂ’YI TESBÎH EDER

 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ قَالَ سُبْحَانَ اللهِ وَبِحَمْدِهِ فِي يَوْمٍ مِائَةَ مَرَّةٍ حُطَّتْ عَنْهُ خَطَايَاهُ وَإِنْ كَانَتْ مِثْلَ زَبَدِ الْبَحْرِ. (ط)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر :  كيم ، كونده يوز دفعه ’ سُبْحَانَ اللهِ وَبِحَمْدِهِ ‘ درسه – دنز كوبوكى قدار ده اولسه – كوناحلرى دوكولور ( عفواولونور ) . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  Kim, günde yüz defa ‘Sübhânallâhi ve bihamdihî’ derse -deniz köpüğü kadar da olsa- günahları dökülür (affolunur).”

(İmâm Mâlik, Muvatta’)

Hicrî:  07  Ramazan    1444  Fazilet Takvim

 

HER ŞEY, ALLÂHÜ TEÂLÂ’YI TESBÎH EDER

 

Allâhü Teâlâ, Nûr Sûresi’nin 41. âyet-i kerîmesinde -meâlen-: “(Ey Habîbim) Görmedin mi? Şüphe yok ki göklerde olan da yerde olan da ve (kanatlarını açıp) saf saf (uçan) kuşlar da o Allâhü Teâlâ için tesbîhte bulunur. Onların her biri, muhakkak duasını ve tesbîhini bilmiştir. Ve Allâhü Teâlâ, onların yaptıklarını hakkıyla bilendir.” buyurmuştur.

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) bir gün, bir topluluğa uğramışlardı. Onlar, binekleri üzerinde bekliyor (birbirleri ile konuşuyor)lardı. Onlara buyurdular ki: “Bu bineklerinize selâmetle binin ve selâmetle inin. Onları, yollarda ve sokaklarda birbirinizle konuşmak için oturak edinmeyin. Zira nice binekler vardır ki üzerlerine binenlerden daha hayırlıdır ve Allâhü Teâlâ’yı, o kimseden daha çok zikretmektedir.”

Muhammed Bâkır rahimehullâh buyurdu ki: “Şu serçeler, sabah ve akşam ne söylerler bilir misiniz? Muhakkak onlar, Rableri olan Allâhü Teâlâ’yı  tesbîh ile o günkü nafakalarını talep ederler.”

Bir sahâbî, Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’e gelerek, “Yâ Resûlallah, dünya benden yüz çevirdi, rızkım çok azaldı.” dedi. Peygamberimiz (s.a.v.) de ona, “Sen, meleklerin duasını ve bütün mahlûkatın rızıklanmasına sebep olan tesbîhi okumuyor musun?” diye suâl buyurdular. Sahâbe-i Kirâm, “O tesbîh nedir, yâ Resûlallah?” diye sual etti. Peygamberimiz (s.a.v.) de:

Fecr-i sâdık doğduktan sonra sabah namazını kılıncaya kadar yüz defa ‘Sübhânallâhi ve bihamdihî sübhânallâhi’l-azîm, estağfirullâh.’ dersin. Dünya, zelîl ve hakîr olarak sana yönelir. Allâhü Teâlâ, okuduğun her bir tesbîh için bir melek yaratır da o melekler kıyamet gününe kadar tesbîh getirirler ve sevaplarını sana bağışlarlar.” buyurdular.

Yine Resûlullah Efendimiz (s.a.v) buyurdular ki: “Nuh aleyhisselâm, vefat edeceği zaman iki oğluna şu vasiyette bulundu: Size, ‘Sübhânallâhi ve bihamdihî’ tesbîhine devam etmenizi tavsiye ederim. Çünkü bu, bütün varlıkların tesbîhidir ve her şey, bu tesbîh vesilesi ile rızıklanır.”

Hicrî:     07 Ramazan  1444  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

28 Mart 2023 Salı

SADAKA-İ FITIR (FİTRE)


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَا أَنْفَقْتُمْ عَلَى أَهْلِيكُمْ فِي غَيْرِ إِسْرَافٍ وَلَا إِقْتَارٍ فَهُوَ فِي سَبِيلِ اللهِ. (الزهد)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر :  إسراف و جمريلك أتمكسزين آئله نزه حراجامش اولديغونوز شى ، الله يولنده حارجانمشدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  İsraf ve cimrilik etmeksizin ailenize harcamış olduğunuz şey, Allah yolunda harcanmıştır.”

(İbn-i Mübârek, ez-Zühd ve’r-Rekâik)

Hicrî:  06  Ramazan    1444  Fazilet Takvim

 

SADAKA-İ FITIR (FİTRE)

 

Sadaka-i fıtır, Ramazân-ı şerîfin sonuna yetişen ve aslî ihtiyaçlarından başka en az, nisâb miktarına (80.18 gram altın veya bunun değerinde para ve ticaret malına) sahip bulunan her Müslümanın vermesi vacip olan bir sadakadır. Ramazân-ı şerîfte oruç tutamayan hastanın, seferde olanın ve oruç tutamayacak derecede ihtiyar olanın da sadaka-i fıtır (fitre) vermesi vacip olur.

Sadaka-i fıtır, meşhur hadîs-i şerîflerle sabit bir vaciptir. Zekât, farz kılınmadan önce, orucun farz kılındığı sene, vacip olmuştur.

Sadaka-i fıtır, orucun kabul edilmesine, ölüm sıkıntılarından ve kabir azâbından kurtuluşa vesîledir. Yoksulların ihtiyaçlarını gidermeye, bayram neşesinden onların da istifâde etmelerine bir yardımdır.

Ramazan Bayramı’nın birinci günü sabah namazı vaktinin girmesinden itibaren sadaka-i fıtrın edâsı vacip olur. Fakat fakirlerin, bununla bayram namazından evvel noksanlarını tedarik etmeleri için önce verilmesi mendûbdur.

Sadaka-i fıtır, Ramazan Bayramı’nın birinci günü fecrin doğuşuyla (sabah namazının vaktinin girmesiyle) vacip olduğundan, fecirden önce çocuk dünyaya gelse onun için de sadaka-i fıtır vermek vacip olur. Şâyet fecirden sonra doğarsa bir şey lâzım gelmez.

Her Müslümanın, kendisi ve bâliğ (ergin) olmayan fakir çocuğu için sadaka-i fıtır vermesi vaciptir. Ancak, bâliğ çocuğu ve zengin olan çocuğu için babasının vermesi vacip değildir.

Bir kimse, bâliğ olan evlatlarının fitrelerini, onların izinleriyle verebilir. Kendi ailesi, idaresinde bulunduğu takdirde -âdeten izin bulunduğundan- izinleri olmaksızın vermesi de kâfîdir.

Bir kimse kendi fitresini; fakir olan eşine, babasına, anasına, ninesine, dedesine, çocuklarına ve torunlarına veremez.

Fitreyi, bayram namazından sonraya bırakmak mekruhtur. Müstehâb olan, namazdan evvel verilmesidir.

Hicrî:     06 Ramazan  1444  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"