29 Aralık 2022 Perşembe

ALLÂHÜ TEÂLÂ VARDIR


قَالَ اللهُ تَعَالَى : اَللهُ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ وَكِيلٌ. (سورة الزمر، ٦۲ )

الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) :  الله تعالى ، هر شيئك ياراتجسيدر و او هر شى أؤزرينه وكيلدر ( هر شى اونون محافظه سى و حاكيميتى آلطنده در  . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu (meâlen):  Allâhü Teâlâ, her şeyin yaratıcısıdır ve O her şey üzerine vekîldir (her şey onun muhafazası ve hâkimiyeti altındadır).”

(Zümer Sûresi, âyet 62)

Hicrî:  06   Cemaziyelahir    1444 Fazilet Takvim

 

ALLÂHÜ TEÂLÂ VARDIR

 

    Allâhü Teâlâ’ya ve âhirete inanmayan bazı kimseler, İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe Hazretlerine gelip, bir yaratıcının olup olmadığını sordular. Onlara şöyle cevap verdi:

Az önce bana bir haber ulaştı. Denildi ki: İçerisine birçok çeşit ticaret eşyası yüklenmiş olan bir gemi, kendisini sevk eden bir kaptanı ve mürettebâtı olmadan denizde gitmekteymiş. Bu gemi, bu hâlde istenilen yere gider, gelirmiş. Kendisi büyük dalgaları aşar ve kurtulurmuş. Hattâ hiç kimse sevk etmediği hâlde yine kendisi dilediği yere gidermiş.” Bunu duyan o kimseler:

Bu sözler, bir akıllının söyleyeceği sözler değil!” diyerek itiraz ettiler. Bunun üzerine İmâm-ı Âzam (rah.): “O hâlde içerisinde birçok varlığın bulunduğu göklerin, yerin ve mevcûdâtın nasıl bir yaratıcısı olmaz.” diyerek, onların hakka dönmelerine ve Müslüman olmalarına vesile olmuştur.

İmâm Şâfiî (rah.) da kendisine bir yaratıcının varlığı hakkında delil soranlara: “Delil şu dut yaprağıdır. Onu, ipek böceği yer, ipek yapar; arı yer, bal yapar; hayvanlar yer, süt yapar; misk geyiği yer, misk yapar. Hâlbuki hepsinin yediği aynı şeydir. İşte bu, Cenâb-ı Hakk’ın varlığına ve kudretine pek büyük bir delildir.” buyurmuştur.

Ahmed bin Hanbel (rah.) da kendisine bu husûsu soranlara: “İşte şurada dümdüz, kusursuz, pek muhkem bir kale var. Bu kalenin ne kapısı ne bir çıkışı var. Dışı, parlak bir gümüş, içi hâlis saf altın gibi. Bu kalenin bir müddet sonra duvarları çatlar ve içerisinden işiten, gören, güzel bir şekle ve sese sahip olan bir hayvan çıkar. Yani işte yumurtadan civcivin çıkmasını görüyorsunuz ya! Bu pek büyük bir delildir.” buyurmuştur.

Düşünmelidir ki bir tohum, toprağa kurumuş olarak düşer. Sonra içerisine rutubet işler ve o tohum çatlar. Çatlayan kısımdan filizi baş verir. Pek zayıf olan bu filiz, sert ve kavî olan toprağı yarar ve yeryüzüne çıkar. Ondan da dallar, yapraklar, çiçekler, meyveler meydana gelir. Her bir tohumdan değişik renk ve boylarda nebatlar canlanır. İşte bu, her şeyi yapmaya kâdir olan yaratıcının varlığına ve birliğine en büyük delillerdendir.

Hicrî:     06 Cemaziyelahir  1444 Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

 

28 Aralık 2022 Çarşamba

MÜSLÜMANLAR MUHASARA ALTINDA -2


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِنَّ الْمُؤْمِنَ يَأْلَفُ وَ يُؤْلَفُ وَلَا خَيْرَ فِيمَنْ لَا يَأْلَفُ وَلَا يُؤْلَفُ. (طس)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر :  محح مؤمن ، ( إنسانلر ايله ) ألفت أدر ( إي كجينر ) و كندسيله ده إي كجينيلر . و كندسى ايله ده إي كجيريلر . ألفت أتمين و كندسيله ألفت اولنمايان كمسه ده خير يوقتور  . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  Muhakkak mümin, (insanlar ile) ülfet eder (iyi geçinir) ve kendisiyle de iyi geçinilir. Ülfet etmeyen ve kendisiyle ülfet olunmayan kimsede hayır yoktur.”

(Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat)

Hicrî:  05   Cemaziyelahir    1444 Fazilet Takvim

 

MÜSLÜMANLAR MUHASARA ALTINDA -2

 

Müminler, İslâm dini uğrunda her şeyini fedâ edip, kimi Habeşistan’a hicret ederek vatan ve akrabalarından vazgeçtiler ve kimi mahallesinde mahsur kalıp müşriklerin ezâ ve cefâsına katlandılar. Kureyş ise bunca mucizeler görmüş ve Kur’ân-ı Kerîm’in belâgati kendilerini âciz bırakıp hayrete düşürmüş iken, çoğu inat ve inkârlarında ısrar ederek şirk ve dalâlette kaldılar. Çünkü o vakit Arap kavmi birçok aşiret ve kabilelere ayrılmıştı. Her aşiret ve kabilenin bir başı olup hüküm ve idare bunların elinde idi. Bu sebeple kendilerine uyulur iken içlerinden başka bir zâta uymak istemediler.

Fakîr veya zengin olsun, zayıf veya kuvvetli olsun Müslümanlar arasında bir ayrılık yoktu. Kureyş’in ileri gelenleri ise halktan biri ile aynı seviyede olmaktan utanırlardı. Bunun için her biri kendi idaresi altındaki insanları, Müslüman olmaktan ve İslâm’ı etrafa yayılmaktan men etmeye çalıştılar.

Arapların en şereflisi olan Kureyş kavminin öyle ikiye ayrılıp da üç seneye yakın müddetten beri aralarında her türlü münasebetlerin kesilmesinden dolayı müşriklerin de çoğuna pişmanlık gelmişti. O ahidnâmeyi yazmış olanın eli kuruyup çolak olmuştu. Ahidnâmeye de güve cinsinden bir böcek musallat olarak onda Allâh’ın isminden başka ne kadar yazı var ise hepsini yiyip mahvetmişti. Peygamberimiz (s.a.v.), bunu amcası Ebû Tâlib’e haber verdi. Ebû Tâlib, Kureyş’e “Muhammed’in dediği doğru ise artık siz de insaf ediniz. Şu aramızdaki ayrılığı kaldıralım. Yok, dediği doğru değilse ben de onu himâyeden vazgeçerim.” dedi.

Kureyşliler bu sözü makul gördüler. Ahidnâmede “Bismikallâhümme” ibâresinden başka ne kadar yazı varsa hep mahvolduğunu görünce, hepsi mahcup oldu. Her ne kadar Ebû Cehil yine inadında ısrar etmek istediyse de ekseriyetin fikri ile o sayfayı oradan indirdiler ve Hâşimîler aleyhinde olan ahid ve ittifakı bozdular. Mekke-i Mükerreme’de umûmî bir sevinç hâsıl oldu.

Hicrî:     05 Cemaziyelahir  1444 Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"