30 Mayıs 2022 Pazartesi

NEFSE MUHALEFET


 

قَالَ اللهُ تَعَالَى: يَا اَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا عَلَيْكُمْ اَنْفُسَكُمْ لَا يَضُرُّكُمْ مَنْ ضَلَّ اِذَا اهْتَدَيْتُمْ اِلَى اللهِ مَرْجِعُكُمْ جَمِيعًا فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ. (سورة المائدة، ١٠٥)

الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ):  أى إيمان أدنلر ! سزلر كندى نفسلرينز (يك إصلاحنه ) باقنز . سز ( منفردن ) وطوبلى اولرق ) هدايت أؤزه ره اولديغونوز تقديرده ، ضلالته دوشنلر ، سزه بر ضرار وره مز . هبنزين دونوب واراجاغى نحايت ، الله تعالى در . الله تعالى ده ، سزه نلر يابطغنز خبر وره جكدر . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu (meâlen): “Ey iman edenler! Sizler kendi nefisleriniz(in ıslâhın)a bakınız. Siz (münferiden ve toplu olarak) hidâyet üzere olduğunuz takdirde, dalâlete düşenler, size bir zarar veremez. Hepinizin dönüp varacağı nihâyet, Allâhü Teâlâ’dır. Allâhü Teâlâ da, size neler yaptığınızı haber verecektir.”

(Mâide Sûresi, âyet 105)

Hicrî:  29   Şevval   1443 Fazilet Takvim

 

NEFSE MUHALEFET

 

İnsan vücudunda, bedene hâkim olmak isteyen iki zıt kutup vardır. Bunlardan biri ruh (melekî ruh), diğeri de nefis (hayvânî ruh)tur. Nefis, merkezi iki kaşın ortasında olmak üzere insanın bütün vücudunu her zerresine kadar işgal etmiş, zulmânî bir mahlûktur. İnsanın lezzetlere ve şehevî arzulara meyletmesini emreden, kalbini süflî işlere çeken, şerlerin ve bütün kötü ahlâkın kaynağı bu nefistir. İnsanın en büyük düşmanı olup gıdası da günah olan nefis, yetmiş iki şeytan kuvvetindedir ve insana daima kötülüğü emreder.

Silsile-i Sâdât’ın 15. halkası olan Şâh-ı Nakşibend (k.s.) Hazretleri, talebelerine daima nefislerinin hevasına muhalefette bulunmayı tavsiye eder ve şöyle buyururlardı:

Her kim nefsine muhalefet ederse, bu amelden çok büyük neticeler elde eder.”

Kendi nefsinizi daima suçlu ve kabahatli bulunuz. Her kim bu amele muvaffak olursa, Allâhü Teâlâ ona, o muvaffakiyyeti nispetinde ecir verir. Bu sebeple Hakk’a yakınlık kazanır ve saadete nâil olur. Yûsuf Sûresi’nin 53. âyet-i kerîmesinde ‘(Yusuf aleyhisselam dedi ki:) Ben, nefsimi temize çıkarmıyorum. Muhakkak nefis, gerçekten şiddetle kötülüğü emreder…’ buyurulmuştu. Bu âyet-i kerîmenin hükmüyle insan, her bir günah ve isyanı, kendi nefsinden bilsin.”

Her kim, Allâhü Teâlâ’nın inâyeti sayesinde kendi nefsini kötü olarak tanır ve onun tuzaklarını gereği gibi bilirse onun nefsine muhalefet etmesi gayet kolaydır.”

 

ZİLKÂDE AYI İCTİMÂI, RU’YET VE BAŞLANGICI

 

Hicrî-Kamerî 1443 yılı Zilkâde ayı ictimâı, 30 Mayıs Pazartesi günü, Türkiye saati ile 14.31’dedir. Ru’yet ise 31 Mayıs Salı, Türkiye saati ile 07.21’dedir.

Hilâl’in görüldüğü yerler: Büyük Okyanus, Endonezya, Malezya, Avustralya, Yeni Zelanda, Sri Lanka,  Fiji. Hilâl; Türkiye, Almanya, Avusturya ve Arap Yarımadası’ndan görülemeyecektir. Hilâl’in görüldüğü günü takip eden 31 Mayıs Salı günü de Zilkâde ayının 1. günüdür.

Hicrî:  29  Şevval   1443 Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

29 Mayıs 2022 Pazar

İSTANBUL’UN FETHİNE GİDEN YOL


 

 قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَتُفْتَحَنَّ الْقُسْطَنْطِينِيَّةُ فَلَنِعْمَ الْأَمِيرُ أَمِيرُهَا وَلَنِعْمَ الْجَيْشُ ذٰلِكَ الْجَيْشُ.(حم)

رسول الله  ( ﷺ ) بيوردولر:  ’’ قسطنطينيه ( إسطانبول ) ألبتده فتح أديله جكتر . اونى فتح أدن أمير ( قوماندان ) ، نه كوزل أميردر واواوردى ، نه كوزل اوردودور . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem şöyle buyurdular: “Kostantîniyye (İstanbul) elbette fethedilecektir. Onu fetheden emîr (kumandan), ne güzel emîrdir ve o ordu, ne güzel ordudur!”

(Müsned-i Ahmed bin Hanbel)

Hicrî:  28   Şevval   1443 Fazilet Takvim

 

İSTANBUL’UN FETHİNE GİDEN YOL

 

Müslümanlığın, Anadolu’da tutunabilmesi için Doğu Roma’ya hâkim olmak, tarihî ve askerî bir zaruret idi.

Müslümanlara İstanbul’un fethinin ehemmiyetini bildiren hadîs-i şerîfler, işte bu büyük zarureti de beyan etmektedir. Bu telakkî, ilk yıllardan itibaren Müslümanların Bizans topraklarına birçok akınla seferler açmaları ve bu büyük akınların bazılarını İstanbul surlarına kadar ulaştırmalarıyla neticelendi.

Mîlâdî 655 (H. 34) tarihinde yapılan ilk sefer, Hazret-i Osman (r.a.) devrinde, o zaman Suriye valiliğinde bulunan ve bir müddet sonra ilk Emevî halifesi olan Hz. Muâviye (r.a.) tarafından yapılmıştır. Müslümanların, gemilerindeki direklerden dolayı “Direkler Gazası” dedikleri bu ilk teşebbüs bir deniz seferidir. İbn-i Ebî Serh kumandasındaki Müslüman donanması, Anadolu’nun güneybatı sahillerinde ve şimdi Antalya vilâyetindeki Finike önlerinde İmparator Konstans’ın bizzât kumanda ettiği Bizans donanmasını mağlup etmişse de İstanbul’a kadar gidememiştir.

Emevî halifelerinden Süleyman bin Abdülmelik devrinde, kardeşi Mesleme’nin idare ettiği dördüncü seferde (H. 97/M. 715) İstanbul muhâsara edilmiş, fakat fethedilememiştir. Bu seferin neticelerinden biri de Bizanslıların İstanbul’da ilk defa bir câmi inşâsına mecbur kalmalarıdır.

İstanbul hedefinin, 1071’deki Malazgirt Zaferi’nden sonra başlayan Anadolu fethinde bile başlıca âmil olduğu, tarihî bir hakikattir.

Malazgirt Zaferi’nden kısa bir süre sonra, (Marmara Denizi’ndeki) Kapıdağ Yarımadası’ndan Üsküdar ve Kadıköy’e kadar Marmara deniziyle Boğaziçi’nin Anadolu sahillerine hâkim olan Türkler, Üsküdar’ı harekât merkezi edinmişler ve hattâ boğazı geçip en büyük hedeflerine doğru ilk hamlelerini yapmışlardır.

Nihayet bu fetih, Osmanlı sultanlarından Fatih Sultan Mehmed Han ve askerlerine nasip olmuştur.

Hicrî:  28  Şevval   1443 Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"