27 Nisan 2020 Pazartesi

KUR’ÂN-I KERÎM OKUMANIN FAZÎLETİ




قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ تَعَلَّمَ الْقُرْآنَ فِي شَبِيبَتِهِ اخْتَلَطَ الْقُرْآنُ بِلَحْمِهِ وَدَمِهِ، وَمَنْ تَعَلَّمَهُ فِي كِبَرِهِ وَهُوَ يَنْفَلِتُ مِنْهُ وَلَا يَتْرُكُهُ فَلَهُ أَجْرُهُ مَرَّتَيْنِ. (هب)
رسول الله  أفندمز  ( ﷺ )  بيوردولر   ،:  "  كيم قرآن كريمى كنجلك جاغنده أؤكرنرسه ، قرآن كريم اونون أتينه و قاننه قارشر . كيمده قرآن كريمى ياشلىيلق حالنده و أؤكرنمسى ظورلاشديغى حالده ترك أتميب أؤكرنرسه اونون إيجن إيكى أجر واردر   ."

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Kim Kur’ân-ı Kerîm’i gençlik çağında öğrenirse, Kur’ân-ı Kerîm onun etine ve kanına karışır. Kim de Kur’ân-ı Kerîm’i yaşlılık hâlinde ve öğrenmesi zorlaştığı halde terk etmeyip öğrenirse onun için iki ecir vardır.”
(Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)
Hicrî:   04  Ramazan  1441  Fazilet Takvimi

KUR’ÂN-I KERÎM OKUMANIN FAZÎLETİ


Fâtır Sûresi’nin 29. âyet-i celîlesinde -meâlen- şöyle buyurulmuştur: “Muhakkak o kimseler ki Allâh’ın kitabını dâimâ okurlar ve namazı dosdoğru kılarlar ve bizim kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden gizli ve açık infâkta (harcamada) bulunurlar. İşte onlar hiç zevâl bulmayacak, kesâda uğramayacak bir kazanç umarlar.”
Peygamberimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular:
“…Allâh’ın evlerinden (mescidlerden) birinde toplanıp, Allâh’ın kitabını okuyup aralarında onu birbirlerine anlatan topluluğu, melekler kuşatırlar. Onların üzerlerine sekînet (huzur) iner ve rahmet onları kaplar. Allâhü Teâlâ, indindeki (melek)lerine onları anar.”
“Ümmetimin en fazîletli ibâdeti, Kur’ân okumaktır.”
“Kim Allâh’ın kitabından (Kur’ân-ı Kerîm’den) bir âyet dinlerse onun için kat kat sevap yazılır. Kim de bir âyet okursa kıyâmet günü onun için nur olur.”
Diğer bir hadîs-i şerîfte, Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.): “Rutûbet isâbet eden demir nasıl pas tutuyorsa (günâha bulaşan) kalpler de pas tutar” buyurdular. Ashâb-ı Kirâm: “Yâ Resûlallâh (paslanan) kalplerin cilâsı nedir?” diye sordular. “Ölümü çok anmak ve Kur’ân-ı Kerîm’i okumaktır.” buyurdular.
Akıllı kişi ibâdete, zikre ve Kur’ân-ı Kerîm okumaya devam etmelidir, çünkü kişi nasıl yaşarsa o hâl üzere ölür. Nitekim anlatıldığına göre; ömrünü Mevlâ’dan gafletle geçirmiş biri, geçimini haşhaş satarak sağlarmış. Ölmek üzere iken kendisine “Lâ ilâhe illallâh” demesi telkîn edildikçe “Bir demeti bir para” diye cevap veriyormuş. Onun için bazı evliyâ, talebelerine bu kıssayı anlatır ve: “Kelime-i şehâdeti çokça söyleyiniz ki o söz üzere ölesiniz. Nitekim bu adam, hayatı boyunca söylediği kelimelerle ölmüştür.” derlerdi. Hâsılı, kişi hayatta ne ile çok meşgûl olmuşsa o hâl üzere ölür, öldüğü hâl ile de diriltilir.
Allâhü Teâlâ cümlemize Ehl-i Sünnet îtikâdı üzere ruhumuzu teslîm etmeyi nasib eylesin, âmîn.
Hicrî:   04  Ramazan  1441  Fazilet Takvimi


26 Nisan 2020 Pazar

NAMAZ VE İMSAK VAKİTLERİ HAKKINDA



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: كُلُّ عَمَلِ ابْنِ آدَمَ يُضَاعَفُ الْحَسَنَةُ عَشْرُ أَمْثَالِهَا إِلَى سَبْعِمِائَةِ ضِعْفٍ قَالَ اللهُ عَزَّ وَجَلَّ إِلَّا الصَّوْمَ فَإِنَّهُ لِي وَأَنَا أَجْزِي بِهِ يَدَعُ شَهْوَتَهُ وَطَعَامَهُ مِنْ أَجْلِي. (ن)
رسول الله  أفندمز  ( ﷺ )  بيوردولر   ،:  "  آدم اوغلونون ( يابطيغى هر عمليك ثواب اون مثلندن يدى يوزه قدار قاطلانر . الله تعالى شويله بيوردى : آنجق اوروج مستثنى ، جونكه اوروج بنم إيجندر و اونون مكافاطنى آنجق بن وريرم . زيرى ( قولوم ) شهوتنى ، يمسنى ، إجمسنى بنم إيجن ترك أدر   ."

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Âdemoğlunun (yaptığı) her amelinin sevabı on mislinden yedi yüze kadar katlanır. Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu: Ancak oruç müstesnâ. Çünkü oruç benim içindir ve onun mükâfatını ancak ben veririm. Zîrâ (kulum) şehvetini, yemesini, içmesini benim için terk eder.
(Sünen-i Nesâî)
Hicrî:   03  Ramazan  1441  Fazilet Takvimi


NAMAZ VE İMSAK VAKİTLERİ HAKKINDA


Takvimimizdeki namaz vakitleri fıkhî esaslara göre hesaplanırken arz derecesi (enlem), tûl (boylam), saat dilimi, yükseklik, arazi genişliği gibi birçok astronomik, klimatolojik ve jeolojik unsurlar hesaba dâhil edilmektedir.
Bir yerin namaz vakitlerinin doğru olarak hesaplanabilmesi için sadece “geometrik değerler” değil, fıkhî ölçülere uygun olan “görülen değer” neticeleri de esas alınmıştır. Mesela, güneşin doğuş-batışı için ‘geometrik doğuş-batış’ değil, çıplak gözle gözlenebilen ‘görülen doğuş-batış’ asıldır. Sadece geometrik değerlerin hesaplanması ile elde edilen değerler -bunların sapmasına sebep olan pek çok unsurdan dolayı- gerçek değerleri karşılayamamaktadır. Bu sebeple İslâm âlimleri bazı zarûrî tedbirler almışlardır. Bu tedbirlere, düzeltmelere “temkin” adı verilmektedir. Temkin, daha ihtiyatlı olmak için yapılmış bir düzeltme değil, fıkhî olarak yapılması zarûrî bir düzeltmedir. Bu düzeltmelerden sonra ortaya çıkan değerler fıkhî ölçülere uygun hâle gelmiş olur. Binâenaleyh temkinsiz vakitlerin kullanılması mahzurludur.
Enes bin Mâlik (r.a.) rivâyet ediyor: Zeyd bin Sâbit (r.a.) dedi ki: Peygamber Efendimizle (s.a.v.) sahur yaptık. Sonra namaza durdu. Ben, Zeyd’e sordum: “Ezan ile sahur arasında ne kadar vakit vardı?” Zeyd Hazretleri: “Elli âyet okuyacak kadar” buyurdu. (Sahîh-i Buhârî Muhtasarı Tecrid-i Sarih tercümesinde elli âyet okunacak vakit 18 dakika olarak yazılmıştır. (C. 6, s. 268-269) Bundan temkine riâyetin ehemmiyeti anlaşılmaktadır.
Temkin ve diğer ilmî yollarla, sapmaları zarûrî olarak düzeltilmiş vakitler, asırlardan beri İslam âleminde kullanıldığı gibi Türkiye’de de 1982 yılına kadar -Diyânet dâhil- bütün takvimlerde kullanılmıştır. Fazilet Takvimi hâlen bunu kullanmaya devam etmektedir. Bu sebeple:
Takvimimizde verilen vakitlere riâyet edilmeli,
Namazlar vaktin sonuna kadar geciktirilmemeli,
Oruca başlarken ve iftar yaparken takvimimizdeki vakitlere riâyet etmeli,
Sabah namazını ise takvimimizde yazan sabah vaktinden itibaren kılmalıdır.
Hicrî:   03  Ramazan  1441  Fazilet Takvimi