27 Aralık 2018 Perşembe

İMÂM-I A‘ZAM HAZRETLERİNİN VERÂI



عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: إِنَّكُمْ فِي زَمَانٍ مَنْ تَرَكَ مِنْكُمْ عُشْرَ مَا أُمِرَ بِهِ هَلَكَ ثُمَّ يَأْتِي زَمَانٌ مَنْ عَمِلَ مِنْكُمْ بِعُشْرِ مَا أُمِرَ بِهِ نَجَا. (ت)
محقق سز اؤيله بر زمانداسنزكى ، سزدن برينز أمر اولنديغونون اونده برنى ترك أتسه ، ألبتده هلاك اولور . اؤيله بر زمان كله جككى ، كيم ، او زمان ده أمر اولنديغونون اونده برى ايله عمل أتسه ، ألبتده قورتولور ."
Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Muhakkak siz öyle bir zamandasınız ki, sizden biriniz emrolunduğunun onda birini terk etse, elbette helâk olur. Öyle bir zaman gelecek ki, kim, o zamanda emrolunduğunun onda biri ile amel etse, elbette kurtulur.” 
(Sünen-i Tirmizî)
Hicrî:   20  Rabiulahir   1440  Fazilet Takvimi 

İMÂM-I A‘ZAM HAZRETLERİNİN VERÂI
 
İmâm-ı A‘zam Ebû Hanîfe (radıyallâhü anh) Hazretleri, Kûfe’de yaşar, geçimini ticâretle kazanırdı. Bir defasında Basra’dan bir tüccâr ile ortaklık yaptı.
Ebû Hanîfe Hazretleri ona, Kûfe’den yetmiş adet ipekli kumaş gönderdi. Ayrıca gönderdiği kumaşlardan birisinde bir kusur olduğunu ve onu müşteriye göstermeden satmamasını tembih etti.
Ortağı kumaşların tamamını 30 bin dirheme sattı ve parayı Ebû Hanîfe Hazretlerine getirdi. İmâm-ı A‘zam (r.a.):
“Kusurlu bir kumaş vardı, onun kusurunu sattığın kişiye söylemiştin değil mi?” diye sordu. Ortağı:
“Hayır, ben onu unuttum” deyince, İmâm-ı A‘zam bütün parayı sadaka olarak ihtiyaç sahiplerine dağıttı. (Kitâbü’n-Nevâdir, Şihâbüddîn Kalyûbî)
 
YORGUNLUĞUN İLACI UYKU
 
Yorgunluğun en iyi ilacı uykudur. Geceyi kullarının uyuyup, dinlenmeleri için yaratan Allâhü Teâlâ’ya ne kadar şükretsek azdır. İnsanı dinlendiren, yorulmuş yıpranmış gövdeye taze can veren uykudur. Ancak tembellerin yaptığı gibi insan, bütün gününü uyku ile de geçirmemelidir.
Bunun için erken yatıp erken kalkmalı ve gece uykusunu gündüz uyumamalıdır. Ancak gece ibâdetine kolaylık olsun için kaylûle yapılır. İkindiden sonra da uyumamalıdır.
Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) Hazretleri şöyle buyurmuşlardır:
“Kim ikindiden sonra uyur da aklına noksanlık gelirse bunu ancak kendinden bilsin.”
Hicrî:   20  Rabiulahir   1440  Fazilet Takvimi 



26 Aralık 2018 Çarşamba

ŞEHİT BİR ÂLİM: NECMÜDDÎN-İ KÜBRÂ



قِيلَ يَا رَسُولَ اللهِ أَيُّ النَّاسِ أَفْضَلُ فَقَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مُؤْمِنٌ يُجَاهِدُ فِي سَبِيلِ اللهِ بِنَفْسِهِ وَمَالِهِ. (خ)
يا رسول الله إنسانلريك أك فضيلتلسى كمدر ؟" ديه صورلدى ، رسول الله أفندمز ( صلى الله عليه وسلم ) " جانيله و ماليله الله يولنده جحاد أدن مؤمن در ." بيوردولر .
Yâ Resûlallâh, insanların en faziletlisi kimdir?” diye soruldu. Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) “Canıyla ve malıyla Allah yolunda cihad eden mü’mindir.” buyurdular. 
(Sahîh-i Buhârî)
Hicrî:   19  Rabiulahir   1440  Fazilet Takvimi 

ŞEHİT BİR ÂLİM: NECMÜDDÎN-İ KÜBRÂ

 
Necmüddîn-i Kübrâ (rahmetullâhi aleyh), tasavvuf ehli, pek meşhur bir zâttır. Tahsili esnasında karşısındakini dâima mağlup eden bir âlim olduğundan kendisine “et-Tâmmetü’l-Kübrâ” denilmiş, sonra “Tâmme” lâfzı terkedilip lâkabı: “el-Kübrâ” olarak kalmıştır. 618 târihinde şehit olarak vefat etmiştir.
Necmüddîn-i Kübrâ (rah.), birçok zevattan ilim ve irfan tahsil etmiş, büyük zatlardan da tarîkat ile tasavvuf almıştır. Birçok meşhur zatlar da kendisinin müritlerinden bulunmuşlardır. Birçok yerleri gezip dolaşmış, İskenderiye’ye, Nîsâbûr’a giderek oralardaki hadîs âlimlerinden hadîs dinlemiş, Fahruddîn-i Râzî (rah.) ile de mülâkâtta bulunmuş, nihayet Harzem’e yerleşmiştir.
Şâfiî mezhebinden olduğu rivâyet olunmuştur. Hadîs ve sünnetleri gâyet iyi bilirdi. Lisânı birçok hakîkatlere tercüman olmuş, kaleminden nice güzellikler ve işâretler zuhur etmiştir. Aynı zamanda mevki sahibi, fakirlere melce (sığınak), levmedenlerin levminden korkmayan, fedakâr bir mücâhit idi.
Cengiz orduları Harzem diyârını istilâya başladığı sıralarda, Cengiz tarafından bu muhterem zâta bir imtiyaz verilmek istenilmiş, orduları tarafından bir belâya uğramaması için başına bir alâmet koyması tavsiye edilmişti. Fakat yüz binlerce dindaşlarının kanlar içinde kalan masum vücutlarını görüp duran Necmüddîn-i Kübrâ (rah.), bu teklifi kabul etmemiş, Cengiz ordularının çekilip gitmesinden başka bir şey ile memnun olamayacağını söylemişti. Nihayet kendisi de harp meydanına atılarak birçok kahramanlıklar gösterdikten sonra şehitler zümresine katılmıştır.
Necmüddîn-i Kübrâ (rah.), “Te’vîlât-ı Necmiyye” ünvanlı tefsirini tasavvuf lisânı ile yazmış, Kur’ân âyetlerindeki nihâyetsiz güzelliklere, kendi yüksek zekâsı ile münâsip bir tarzda tercüman olmuştur. Bu eser, bir tefsirden ziyâde bir te’vil mecmûasıdır. Kur’ân-ı Azîm’e on iki ciltlik bir tefsir yazmış olduğu da rivâyet olunmuştur.
Te’vîlât-ı Necmiyye, İsmâil Hakkı merhumun Rûhu’l-Beyân ünvanlı tefsîrindeki tasavvufî yazılar için de başlıca me’haz olmuştur. 
(Büyük Tefsir Tarihi)
Hicrî:   19  Rabiulahir   1440  Fazilet Takvimi 


25 Aralık 2018 Salı

SIHHAT VE VAKTİ GANÎMET BİLMEK



قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: تَعَشَّوْا وَلَوْ بِكَفٍّ مِنْ حَشَفٍ فَإِنَّ تَرْكَ الْعَشَاءِ مَهْرَمَةٌ. (ت)
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  بويوردولر  ,"  آزجق بر شيله ده اولسه آقشام يمكى يينز . محقق آقشام يمكنى ترك أتمك ضعيلك ورير ."
Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Azıcık bir şeyle de olsa akşam yemeği yiyiniz. Muhakkak akşam yemeğini terk etmek zayıflık verir.” 
(Sünen-i Tirmizî)
Hicrî:   18  Rabiulahir   1440  Fazilet Takvimi 

SIHHAT VE VAKTİ GANÎMET BİLMEK

İnsan, sıhhatini ve vaktini ganîmet bilmeli, Allâhü Teâlâ’ya itâatte ve amel işlemekte kusur ederek zâyi etmemelidir.
Edîb bir zat: “Günlerini faydası olmayan işlerde geçirme, malını hayırdan başka yere sarf etme. Çünkü ömür, faydasız işlerle uğraşılacak kadar uzun, mal ise hayrı olmayan yere sarf edilecek kadar çok değildir. Akıllı kimse, ömrünü kendisine faydası ve hayrı dokunmayacak yerlerde geçirerek zâyi etmez. Malını da sevabı ve ecri olmayacak şeylere sarf ederek telef etmez.” demiştir.
İsâ Aleyhisselam şöyle buyurdu: “İyilik üç şeydir: Söz, nazar ve sükût.
İçerisinde Allâhü Teâlâ zikredilmeyen söz kıymetsiz, ibret nazarıyla yapılmayan her bakış hatâ, tefekkürsüz sükût abestir.”
(Edebü’d-Dünyâ Ve’d-Dîn)
İmâm-ı Rabbânî (kuddise sirruh) Hazretleri bir mektubunda buyurdular ki:
“Ey kıymetli oğlum, fırsat ganîmettir. Binâenaleyh ömrü faydası olmayan şeylere harcamamak gerekir. Belki bütün ömrü Allâhü Teâlâ’nın râzı olduğu şeylere sarf etmek lazımdır.
Beş vakit namazı, ta’dîl-i erkânına riâyet ederek, cem’iyyet içerisinde ve cemâatle kılmak lâzımdır.
Aynı şekilde teheccüd namazını terk etmemek, seherlerde istiğfârı ihmal etmemek, gaflet uykusuna aldanmamak, dünyanın gelip-geçici lezzetlerine kapılmamak, ölümü hatırlamayı ve âhiret korkularını daima gözünün önünde bulundurmak lazımdır.
Dünyadan yüz çevirip âhirete yönelmek, dünya işleri ile zarûret miktarı meşgul olup sâir vakitleri âhiret işleri ile meşgul olmakla ma’mur etmek lâzımdır.
Hâsıl-ı kelâm, kalbin başkalarına ve mâsivâya bağlanmaktan kurtulması, temizlenmesi ve zâhirin şer’î hükümlerle süslenmiş olması gereklidir.” 
(Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî, c. 2/m. 31)
Hicrî:   18  Rabiulahir   1440  Fazilet Takvimi 



24 Aralık 2018 Pazartesi

ŞEYTAN, İNSANA NASIL VESVESE VERİR



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ الشَّيْطَانَ وَاضِعٌ خَطْمَهُ عَلَى قَلْبِ ابْنِ آدَمَ فَإِنْ ذَكَرَ اللهَ خَنَسَ وَإِنْ نَسِيَ الْتَقَمَ قَلْبَهُ. (ع)
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  بويوردولر  ,"  محقق شيطان حورتومونى آدم اوغلونون قلبنه طاقار . شيطان إنسان اللهى ذكر أدرسه شيطان يانندان همن قاجار . أكر ذكر أتميب اونوطورسه شيطان قلبنه وسوسه دولدورور ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Muhakkak şeytan hortumunu Âdemoğlunun kalbine takar. Şâyet insan Allâh’ı zikrederse şeytan yanından hemen kaçar. Eğer zikretmeyip unutursa şeytan kalbine vesvese doldurur.” 
(Müsned-i Ebû Ya’lâ)
Hicrî:   17  Rabiulahir   1440  Fazilet Takvimi 

ŞEYTAN, İNSANA NASIL VESVESE VERİR

 
Allâme Muhammed Demîrî (rah.) dedi ki:
“Evliyâullâhtan bir zat, Allâhü Teâlâ’dan şeytanın insana nasıl vesvese verdiğini kendisine göstermesini istedi. Allahü Teâlâ ona insanı billurdan, dışarıdan içi görünen bir cesed sûretinde gösterdi. Bu cesedin iki omuzu arasında siyah bir yuva vardı. Şeytan, insanın yanına sivrisineğin hortumu gibi bir hortumu olan kurbağa sûretinde gelerek her tarafından yokladı ve arkasına geçerek hortumunu kalbinin hizasından sokup vesvesesini verdi. İnsan Allahü Teâlâ’yı zikredince şeytan hemen saklandı.
Her ne zaman kalpte zikrullâhın nuru hâsıl olsa, şeytan o kalpten uzaklaştığı için şeytana ‘hannâs’ denilmiştir. Bu sırr-ı ilâhî sebebiyle Peygamber Efendimiz (s.a.v.) iki omzu arasından hacâmât olur ve olunmasını tavsiye ederdi.
Cebrâil Aleyhisselâm da şeytanın vesvesesini zayıflatmak ve yuvasını daraltmak için bu şekilde yapmayı tavsiye etmiştir. Çünkü şeytanın vesvesesi damarlardan kanın aktığı gibi akar. Bu sebeple nübüvvet mührü iki omzu arasında idi ki şeytanın vesvesesinden emin olduğuna işarettir. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) “Allahü Teâlâ şeytana karşı bana yardımcı oldu da benim şeytanım Müslüman oldu” buyurmuşlardır ki bu yardım, mührü ilâhîdir.
 
ALLAH’TAN HAKKIYLA ANCAK ÂLİMLER KORKAR
 
Bir adam Hasan-ı Basrî’ye (radıyallâhü anh) “Geceniz nasıl geçti?” diye sormuş. “İyi ve hayırlı geçti” buyurmuşlar. Adamın tekrar “Hâliniz nasıl, iyi misiniz?” diye sorması üzerine Hasan-ı Basrî (r.a.) tebessüm ederek:
“Hâlimi hiç sorma. Bir gemi ile seyahat esnâsında deniz ortasına geldikleri zaman, gemileri hasar görerek su almaya başlamış ve her biri korku ve çaresizlik içerisinde bir odun parçasına yapışmış olan insanlar hakkında ne düşünürsün?” diye sormuş. Adam “Çok şiddetli ve tehlikeli bir haldedirler.” demiş. Hasan-ı Basrî (r.a.) da:
“İşte benim hâlim onların hâlinden daha fenâdır.” buyurmuştur. 
(İhyâu Ulûmiddîn)
Hicrî:   17  Rabiulahir   1440  Fazilet Takvimi