26 Mayıs 2018 Cumartesi

HANIMLARIN EFENDİSİ HZ. FÂTIMA (R. ANHÂ)



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: فَاطِمَةُ سَيِّدَةُ نِسَاءِ أَهْلِ الْجَنَّةِ .... (حم)
بيغمبر  أفندمز محمد مصطفى  ( صلى الله عليه وسلم ) بويوردولر     ."( قزم )  فاطمه جنت قدنلرى نيك أفندسى در  ."

Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “(Kızım) Fâtıma cennet kadınlarının efendisidir.” 
(Müsned-i Ahmed bin Hanbel)
Hicrî:   11  Ramazan  1439  Fazilet Takvimi 


HANIMLARIN EFENDİSİ HZ. FÂTIMA (R. ANHÂ)


Hazret-i Fâtıma, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) kızlarının en küçüğü ve ona en sevgilisi olup annesi Hazret-i Hatîce vâlidemizdir.
Hazret-i Fâtıma, nur yüzlü olup mübârek yüzü ay gibi parladığından “Zehrâ” lakabı ile anılmıştır. Hazret-i Âişe “Ben karanlık gecede Hazret-i Fâtıma’nın yüzünün nûru (aydınlığı) ile iğneye iplik geçirirdim.” demiştir. Bir rivâyete göre hayız ve nifas görmediği için kendisine Zehrâ lakabı verilmiştir. Onun için bir vakit namazını bile geçirmemiştir. Lakaplarından biri de kesilmiş manasında olan Betûl’dür. Dünyadan kesilip dâima Hakk’a yöneldiğinden Fâtıma Betûl denilmektedir. Torunu ve Hazret-i Hüseyin’in kızı Fâtıma’dan ayırmak için Fâtımatü’l-Kübrâ da denilir.
Hazret-i Âişe (r.anhâ) anlatıyor: Bir gün Resûlullâh’ın (s.a.v.) yanında oturuyorduk. Hazret-i Fâtıma geldi. Yürüyüşü tıpkı Resûlullâh’ın (s.a.v.) yürüyüşü gibiydi. Resûlullah (s.a.v.) ona “Merhaba ey kızım!” diye iltifat ettikten sonra yanına oturtup kulağına gizlice bir şeyler söyledi. Hazret-i Fâtıma ağladı.
Resûlullah (s.a.v.) tekrar bir şeyler söyledi, Hz. Fâtıma güldü.
Ben, ‘Resûlullâh’ın (s.a.v.) söylediği ne idi ki önce ağladınız, sonra güldünüz?’ diye sordum.
“Resûlullâh’ın sırrını kimseye ifşâ etmem” dedi.
Resûlullah (s.a.v.) âhirete irtihal ettikten sonra tekrar sordum. Şöyle dedi:
Birincisinde “Cebrâîl Aleyhisselam, Kur’ân-ı Kerîm’i tâlîm için bana senede bir defa gelirdi. Bu sene iki defa geldi.
Öyle zannediyorum ki ecelim yakındır. Ehl-i beytim içinde de bana ilk önce sen kavuşacaksın ve ben sana güzel selef olacağım” buyurdular. Ben de ağladım. İkinci defasında:
“Ey Fâtıma! Sen bütün âlemlerin kadınlarının efendisi olmaya razı değil misin?” buyurunca sevinip güldüm.
Hz. Fâtıma, Resûlullâh’ın (s.a.v.) âhirete irtihâlinden 6 ay sonra, hicretin on birinci senesi, Ramazan ayının 3. günü, salı gecesi vefat ettiler. (Radıyallâhu anhâ) 
(Üsdü’l-Gâbe-Meşâhiru’n-Nisâ)
Hicrî:   11  Ramazan  1439  Fazilet Takvimi 


24 Mayıs 2018 Perşembe

İLK CUMA NAMAZI



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ فَطَّرَ صَائِمًا كَانَ لَهُ مِثْلُ أَجْرِهِ غَيْرَ أَنَّهُ لَا يَنْقُصُ مِنْ أَجْرِ الصَّائِمِ شَيْئًا. (ت)
رسول الله أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم ) بويوردولر     ."كيم بر اوروجلويه إفتار أتديررسه اونون أجرى نيك بر مثلى ده كندى سينه وريلر . اوروجلونون ثوابندانده هجبر شى أكسلمز ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Kim bir oruçluya iftar ettirirse, onun ecrinin bir misli de kendisine verilir. Oruçlunun sevâbından da hiçbir şey eksilmez.” 
(Sünen-i Tirmizî)
Hicrî:   09  Ramazan  1439  Fazilet Takvimi 

İLK CUMA NAMAZI

Cuma, cemiyet ve cemaat gibi toplanma mânâsınadır ve Cuma günü, Müslümanların haftalık bayramıdır.
Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) Medîne-i Münevvere’ye hicret ederken Amr ibn-i Avf oğullarına müsâfir oldu. Orada, Pazartesi, Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri kalıp Kubâ mescidinin temelini attılar. Sonra Cuma günü Medîne’ye gitmek üzere yola çıktılar. Sâlim ibn-i Avf oğullarına âid bir vâdînin (Rânûnâ vâdisi) içindeyken Cuma namazı vakti girmişti. Orada hutbe okuyup Cuma namazını kıldırdı. İşte bu, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) kıldırdığı ilk Cuma namazıdır. Daha sonra buraya bir mescid yapılmış ve Mescid-i Cuma denilmiştir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hicret etmeden önce Mus’ab bin Umeyr’e bir mektup yazmış ve Cuma vakti iki rekat ile Allâhü Teâlâ’ya takarrüb etmesini haber vermişti. Bu sûretle Mus’ab (r.a.), Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Medîne-i
Münevvere’ye gelinceye kadar Cuma namazını kıldıranların ilki olmuştur.
Resûlullâh’ın (s.a.v.) mescidinden sonra Medîne-i Münevvere hâricinde ilk Cuma namazı Bahreyn’de Cüvâsâ’da Abd-i Kays mescidinde kılınmıştır.
MUTFAĞIMIZ: ……………… TEL KADAYIF
Malzemeler: Yarım kg tel kadayıf, bir su bardağı ceviz, 150 gr tereyağı.
Şerbet İçin: 5 su bardağı şeker, 5 su bardağı su, yarım limon.
Yapılışı: Bir tavada tuzsuz tereyağı eritilir. Kadayıflar tel tel ayrıldıktan sonra üzerine eritilmiş olan tereyağı dökülüp harmanlanır ve yağlanmış olan tepsiye yarısı yerleştirilir. Ceviz serpilir. Kalan kadayıf tepsiye yerleştirilir. Üzeri bir tepsi yardımı ile preslenir. 180 derece fırında kızartılır.
Şerbet: 5 su bardağı su kaynatılarak 5 su bardağı şeker ilave edilir. Yarım limon sıkılarak içine atılır. 10 dakika kayn
Hicrî:   09  Ramazan  1439  Fazilet Takvimi 


23 Mayıs 2018 Çarşamba

BİR DİRHEM YÜZ BİN DİRHEMİ GEÇTİ



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: صُومُوا تَصِحُّوا. (طس)
رسول الله أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم ) بويوردولر     ."اوروج طوطونوز كى صحت بولاسنز  ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Oruç tutunuz ki sıhhat bulasınız.” (Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat)
Hicrî:   08  Ramazan  1439  Fazilet Takvimi 

BİR DİRHEM YÜZ BİN DİRHEMİ GEÇTİ

Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) “Bir dirhem yüz bin dirhemi geçti.” buyurdular.
“Yâ Resûlallah, bir dirhem yüzbin dirhemi nasıl geçer?” denildi. Buyurdular ki:
“Bir adamın çok malı vardı. Malının az bir kısmı olan yüzbin dirhem çıkarıp onu sadaka verdi. Diğer bir adamın ise sadace iki dirhemi vardı. Birini alıp sadaka olarak verdi. İşte bu adam malının yarısını sadaka vermiş oldu.”
AMELLERDE İHLÂS NASIL TEMİN EDİLİR
Evliyâdan Şakîk-i Belhî Hazretleri şöyle buyurmuştur:
“Amelleri üç şey riyâdan korur; ihlâslı kılar:
1- Ucbu (kendini beğenme hastalığını) kırmak için amel yapmaya iznin ancak Allah’tan olduğuna inanmak.
Amel işleyen kimse, o ameli işlemeye muvaffak kılanın Allâhü Teâlâ olduğunu bilmelidir. Bunu bilince de şükürle meşgul olur ve amelini beğenmekten yani, ucuptan kurtulur.
2- Hevâsını yani nefsin arzularını kırmak, yok etmek için amel etmeye Allâh’ın rızâsını gözeterek başlamak. Yapacağı amele bakar, eğer onda Allâh’ın rızâsı varsa yapar, Allâh’ın rızâsının olmadığını bilirse, onu terk eder.
3- Riyâ ve tamahkârlığı kırmak için amelinin sevâbını yalnız Allah’tan beklemek.
Amelini, ihlâslı bir şekilde, yalnız Allah rızâsı için yapar, insanların sözlerine, ne diyeceklerine ehemmiyet vermez.
Hikmet sâhibi bir zât şöyle söylemiştir: “Amel işleyen kimse, amelindeki edebi, koyun çobanından almalıdır.”
“Bu nasıl olur?” diye sorulunca:
“Çoban, koyunların yanında namazını kılınca, bu namazıyla koyunların kendisini övmelerini beklemez. Bunun gibi, amel işleyen kimse de insanların kendisini görmesine îtibar etmemeli, yaptığı ibâdet ve amellerini, insanların yanında da, tek başına kaldığı zaman da yalnız Allah rızâsı için yapmalı, insanlardan asla kendisini övmelerini beklememelidir.” 
(Tenbîhü’l-Gâfilîn)
Hicrî:   08  Ramazan  1439  Fazilet Takvimi 


22 Mayıs 2018 Salı

MÜSÂFİRE İKRAM GÜLER YÜZ VE TATLI DİL



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَيُّمَا مُؤْمِنٍ أَطْعَمَ مُؤْمِنًا عَلَى جُوعٍ أَطْعَمَهُ اللهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِنْ ثِمَارِ الْجَنَّةِ. (ت)
رسول الله أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم ) بويوردولر     ."حنكى مؤمن آج بر مؤمنيك آجليغنى كيدريرسه الله تعالى ده قيامت كونى جنت ميولرىيله اونى دويورور ."

Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Hangi mü’min, aç bir mü’minin açlığını giderirse Allâhü Teâlâ da kıyâmet günü cennet meyveleriyle onu doyurur.” 
(Sünen-i Tirmizî)
Hicrî:   07  Ramazan  1439  Fazilet Takvimi 

MÜSÂFİRE İKRAM GÜLER YÜZ VE TATLI DİL


Ev sâhibi, müsâfirini kapıya kadar uğurlamalıdır. Böyle yapmak sünnettir, müsâfire ikramdır. Nitekim Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem):
“Allâh’a ve âhiret gününe îman eden kimse, müsâfirine ikram etsin.” buyurmuştur. Diğer bir hadîs-i şerifte de:
“Müsâfiri kapıya kadar uğurlamak sünnettir.” buyurmuştur.
Peygamber Efendimize (s.a.v.), Necâşî’den bir heyet gelmişti. Peygamberimiz kalkıp onlara bizzat kendisi hizmet etti. Ashâb-ı Kirâm:
“Hizmet için biz yeteriz yâ Resûlallah.” dediler.
“Hayır. Onlar benim ashâbıma ikramda bulundular. Ben de bizzat hizmet ederek onlara böyle ikramda bulunmak istiyorum.” buyurmuşlardı.
Ev sâhibi müsâfire, gelirken de giderken de güler yüzlü ve tatlı dilli olmalıdır.
İmam Evzaî’ye (rahmetullâhi aleyh): “Müsâfire ikram ve hürmet nasıl olur?” diye sorulunca:
“Onlara güler yüzlü ve tatlı dilli olmakla.” demiştir.
Tâbiînden Yezîd bin Ebû Ziyâd (r.a.) şöyle dedi: “Ne zaman (tâbiînin büyüklerinden) Abdurrahman bin Ebû Leylâ’ya (r.a.) müsâfir olsam bize güzel sözler söyler ve güzel yemekler ikram ederdi.”
Müsâfir de, kaldığı evden ayrılırken memnun ve mütevâzi bir şekilde ayrılmalıdır. Her ne kadar hizmette bir kusur ve noksanlık olsa bile böyle yapmalıdır. Bu, güzel ahlâk ve tevâzûdandır. Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem):
“Bir kimse güzel ahlâkı sebebiyle, oruç tutan ve geceleri namaz kılan kimsenin derecesine kavuşur.” buyurmuştur. 
(İhyâu’l-Ulûm, İmâm Gazâlî)
BERCESTE:
Elinle ettiğin hayrı, dilinle eyleme zâyî  
                                                           Hüseyin Çelebi (Kefevî)
Hicrî:   07  Ramazan  1439  Fazilet Takvimi