24 Nisan 2018 Salı

PEYGAMBER EFENDİMİZİN MANEVÎ AMELİYATLARI



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ قَرَأَ ﴿قُلْ هُوَ اللهُ أَحَدٌ﴾ حَتَّى يَخْتِمَهَا عَشَرَ مَرَّاتٍ بَنَى اللهُ لَهُ قَصْرًا فِي الجَنَّةِ. (حم)
رسول الله أفندمز ( صلى الله عليه وسلم ) بويوردولر    ."كيم ﴿قُلْ هُوَ اللهُ أَحَدٌ﴾  إخلاص سورسنى اون دفعه اوقورسه الله تعالى اونون إيجن جنت ده بر كوشك ياراطر   ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Kim ‘Kul hüvellâhü ehad’ (İhlas) sûresini on defa okursa Allâhü Teâlâ onun için cennette bir köşk yaratır.” 
(Müsned-i Ahmed)
Hicrî:   07  Şaban  1439  Fazilet Takvimi 


PEYGAMBER EFENDİMİZİN MANEVÎ AMELİYATLARI

 
Peygamber Efendimizin (sallallâhü aleyhi ve sellem) mübarek kalbine üç defa manevî ameliyat yapılmıştır:
Birinci ameliyat: Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) 5 yaşında ve Benî Sa’d kabilesinde iken olmuştur. Mübârek sadırlarının bu ilk yarılmasında kalbinden şeytanın nasibi olan yani şeytanın vesvese verdiği ve musallat olduğu siyah kan pıhtısı çıkarılmıştır. Bu sebeple Rasûlullah Efendimizin (s.a.v.) kalbinde şeytanın hiçbir hazzı ve nasîbi kalmadı. Bu, bütün peygamberler arasında sâdece bizim Peygamberimize (s.a.v.) mahsustur. Zîrâ diğer peygamberlerin sadırları bu şekilde hiç ameliyat yapılmamıştır.
Cebrâil Aleyhisselam bu ilk gelişinde kendisinden başkasının bakamayacağı nurdan bir mühürle gelmişti. İçindekileri muhâfaza için kalbini ve iki omuzu arasını da nübüvvet alâmeti olan Peygamberlik mührü ile mühürlemiştir. Mührün yanında, üzerinde yeşile meyilli siyah tüyler bulunan bir ben vardı. Mühür keklik yumurtasına benziyordu. Üzerinde “Lâ ilâhe illallâh Muhammedün Resûlullah” veya diğer bir rivâyete göre “Muhammedün Nebiyyün Emînün” yazılı idi.
İkinci ameliyat: Kırk yaşına ulaştığı zaman ilk vahyin geldiği sırada risâlet (peygamberlik) yükünü kaldırabilmesi için yapılmıştır.
Üçüncü ameliyat: Elli iki yaşında iken Mi’râc Gecesi tecellî edecek esrâr-ı ilâhîyi mübârek kalplerinin muhâfaza edebilmesi için yapılmıştır. 
(Tefsîr-i Rûhu’l-Beyân)
 
BİR CÖMERTLİK ÖRNEĞİ
 
Yezîd bin Mühelleb, oğlu ile çölde yolculuk ediyordu. Bu sırada bir bedevî çadırına konuk oldular.
Çadır sâhibesi hanım onlar için bir oğlak kesti. Yedikten sonra Yezîd oğluna: “Yanında ne kadar para var?” dedi. “Yüz dinar” deyince tamamını o kadına vermesini emretti.
Oğlu: “Bu pek fakir bir kadındır. Az bir meblağa da razı olur. Hem seni de tanımaz” demesi üzerine:
“Her ne kadar az miktar onu razı edecekse de beni razı etmez. O beni tanımıyorsa da ben kendi nefsimi daha iyi biliyorum” cevâbını verir.
Hicrî:   07  Şaban  1439  Fazilet Takvimi 


23 Nisan 2018 Pazartesi

ANCAK İHLÂSLA YAPILAN AMELLER KABUL OLUNUR



قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ اللهَ لَا يَقْبَلُ مِنَ الْعَمَلِ إِلَّا مَا كَانَ لَهُ خَالِصًا وَابْتُغِيَ بِهِ وَجْهُهُ. (ن)
بيغمبر أفندمز ( صلى الله عليه وسلم ) بويوردولر     ."محقق الله تعالى آنجق إخلاصلى اولرق و سادجه كندى رضاسى كوزتلرك يابلان عملى قبول أدر ."
Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Muhakkak Allâhü Teâlâ ancak ihlâslı olarak ve sadece kendi rızâsı gözetilerek yapılan ameli kabul eder.” 
(Sünen-i Nesâî)
Hicrî:   06  Şaban  1439  Fazilet Takvimi 

ANCAK İHLÂSLA YAPILAN AMELLER KABUL OLUNUR

 
Resûlullah (sallallâhü aleyhi ve sellem) Efendimiz “Üzerinize en çok korktuğum şey, küçük şirktir.” buyurunca Sahâbe-i Kiram: “Küçük şirk nedir yâ Resûlallah?” dediler. Resûlullah (s.a.v) Efendimiz: “Riyâ’dır. Allâhü Teâlâ, kullarını amelleriyle mükâfatlandırdığı veya cezalandırdığı günde (mahşerde) onlara: Dünyada kime göstermek için amel işlediyseniz onlara gidiniz. Bakın bakalım onların yanında bir hayır, bir mükâfat bulabilecek misiniz?” buyuracaktır.
Bir hadîs-i kudsîde şöyle buyurulmuştur:
“Ben ortakların ortaklığından en uzak olanım. Kim bir amel işler de benden başkasını o amele ortak koşarsa ben ondan uzağım.”
Bu hadîs-i kudsî, Allâhü Teâlâ’nın, kendi rızâsı dışında yapılan amelleri kabul etmeyeceği hususunda bir delildir.
Allâhü Teâlâ, İsrâ Sûresi’nin 18 ve 19. âyetlerinde -meâlen- şöyle buyurmuştur:
“Her kim (yaptığı amelinin karşılığını dünyada) peşin istiyorsa biz ona ve istediğimize dünyada dilediğimiz kadar peşin veririz. Sonra da kınanmış ve rahmetten kovulmuş olarak ona cehennemi tahsis ederiz.
Her kim de mü’min olarak lâyıkı vechile (gerektiği gibi) çalışarak âhireti isterse işte bunların çalışmaları makbul olur.”
Bu âyet-i kerîme, Allah rızâsının dışında bir şey için yapılan amellere âhirette bir sevap olmayacağını ve karşılığının Cehennem olacağını beyan buyurmaktadır. Kim de amelini Allah rızâsı için yaparsa onun ameli makbul olur.
Allah rızâsından başka şeyler için amel işleyenlerin nasibi yorgunluk ve rahatsızlıktan ibarettir.
Nitekim hadîs-i şerîfte “Nice oruç tutanlar vardır ki, onun oruçtan nasîbi ancak susuzluk ve açlıktır. Nice gece kalkıp namaz kılanlar da vardır ki onların bundan nasîbi ancak uykusuzluk ve ayakta durmaktır.” buyurulmuştur. 
(Tenbîhü’l-Gâfilîn)
Hicrî:   06  Şaban  1439  Fazilet Takvimi 


22 Nisan 2018 Pazar

PEYGAMBER EFENDİMİZE SALEVÂT’IN FAZÎLETİ



قال النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: زَيِّنُوا مَجَالِسَكُمْ بِالصَّلَاةِ عَلَيَّ فَإِنَّ صَلَاتَكُمْ عَلَيَّ نُورٌ لَكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ. (الجامع الصغير)
بيغمبر أفندمز محمد مصطفى ( صلى الله عليه وسلم ) بويوردولر     ."مجلسلرينزى بانه صلوات اوقويارق سوسلينز . زيرى بانه صلواتنز قيامت كونى سزيك إيجن نوردر ."
Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Meclislerinizi bana salevât okuyarak süsleyiniz. Zîrâ bana salevâtınız kıyâmet günü sizin için nurdur.” 
(Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)
Hicrî:   05  Şaban  1439  Fazilet Takvimi 


PEYGAMBER EFENDİMİZE SALEVÂT’IN FAZÎLETİ

 
Âyet-i celîlede -meâlen-: “Muhakkak ki Allah ve melekleri peygambere hep salevât ile tekrîm (ikrâm) ederler. Ey îmân edenler! Haydin ona teslîmiyetle salevât ve selâm getirin.” (Ahzâb Sûresi, âyet 56) buyurulmuştur. Hazret-i Ali (kerremallâhü vecheh), bu âyet-i celîleden şu mânâyı çıkarmıştır: “Habîbimin şânını ona salevât getirirken sâdece dillerinizle değil; aynı zamanda nefisleriniz, kalpleriniz ve ruhlarınızla da yüceltiniz.”
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki:
“Bana salevât getiriniz. Zîrâ bana salevât getirmek, günahlarınızın affına vesîle olduğundan hakkınızda (mânevî) bir temizliktir.”
“Muhakkak kıyâmet gününde insanların bana en yakını benim üzerime en çok salevât okuyandır.”
“Allâhü Teâlâ, kabrimde bir melek vazîfelendirip ona bütün mahlûkâtın isimlerini verdi. Kıyâmete kadar bana salevât getiren her bir kimseyi bu melek bana ismiyle muhakkak bildirir.”
Bir hanım, Tâbiînin reîsi Hasan-ı Basrî hazretlerine geldi:
“Kızım vefât etti. Bana, kızımı rüyamda görmeme vesîle olacak bir şey öğret” dedi.
Hasan-ı Basrî Hazretleri ona bir salevât-ı şerîfe öğretti. O hanım bunu okudu, kızını rüyasında gördü. Kızının üzerinde katrandan bir elbise, boynunda da bukağı vardı. Korku içerisinde uyandı ve gelip Hasan-ı Basrî Hazretlerine rüyasını anlattı.
Bir müddet sonra Hasan Basrî Hazretleri aynı kızı rüyasında gördü. Cennette anberden bir taht üzerine oturmuş, başında da doğuyla batı arasını aydınlatacak kadar parlak bir taç vardı.
“Ey Üstâz! Beni tanıdın mı? Ben kendisine salevât-ı şerîfe öğrettiğin kadının kızıyım” dedi. Hasan-ı Basrî hazretleri:
“Peki, nasıl oldu da bu yüce mertebeye ulaştın?” diye sordu. Şöyle anlattı:
“Bir gün bir mübârek zât kabristanımızdan geçti. Bu sırada okuduğu bir salevât-ı şerîfenin sevâbını bize hediye etti. Kabristanımızda azâb çeken beş yüz elli kişiydik. Şöyle seslenildiğini işittik: ‘Şu mübârek zâtın okuduğu salevât-ı şerîfe hürmetine bunlardan azâbı kaldırın.’ Biz de kurtulduk.” (Hulâsatü’l-Ahbâr, A. Mahmud Hüdâî ks.)
Hicrî:   05  Şaban  1439  Fazilet Takvimi 


20 Nisan 2018 Cuma

PEYGAMBERİMİZİN KIYÂMET GÜNÜNDEKİ ŞEFÂATİ



قال النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: شَفَاعَتِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ لِمَنْ شَهِدَ أَنْ لَا اِلٰهَ  إِلَّا اللهُ، وَأَنِّي رَسُولُ اللهِ. (طس)
بيغمبر أفندمز محمد مصطفى ( صلى الله عليه وسلم ) بويوردولر     ."قيامت كونى شفاعتم الله دان باشقه إله اولماديغنه و بنم ده الله يك رسولى اولديغومه شهادت أدنلر إيجن در ."
Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Kıyâmet günü şefâatim, Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim de Allâh’ın resûlü olduğuma şehâdet edenler içindir.” 
(Taberânî, el-Mu’cemu’l-Evsat)
Hicrî:   04  Şaban  1439  Fazilet Takvimi 

PEYGAMBERİMİZİN KIYÂMET GÜNÜNDEKİ ŞEFÂATİ

Şefâat, araya girmek, bir suçlu veya muhtaç kimse için tavassut eylemek, suçlu veya yardıma muhtaç olanlar hakkında vukû bulan af veya lütuf ricâsı demektir.
Âhiret gününde Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem), ümmetinden büyük günah işleyenlere de şefâatte bulunacak; bunların affını, cezâların hafifletilmesini Cenâb-ı Hak’dan niyâz buyuracaktır. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.): “Benim şefâatim ümmetimden büyük günah sahipleri içindir” buyurmuşlardır. (Sünen-i Tirmizî),
Şefâat, âyet-i kerîme, hadîs-i şerîf ve icmâ-ı ümmetle sâbittir.
Şu âyet-i celîle şefâatin sâbit olduğuna bir delîldir -meâlen-:
“Artık onlara (o îmânsız gidenlere) şefâat edecek olanların şefâati bir fayda verecek değildir” (Müddessir Sûresi, âyet 48). Yani o gün mü’minlere şefâat olacak, kâfirlere ise şefâat olmayacaktır.
Şefâat hakkında rivâyet olunmuş hadîs-i şerîflerin tamamı şefâatin hak olduğunu isbatta tevâtür derecesine ulaşmıştır, yani inkârı asla câiz olamayacak derecede kuvvetlidir.
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki:
“Kıyâmet gününde şefâat edenler üç sınıftır; peygamberler, sonra âlimler, sonra da şehîdlerdir.” 
(S. İbn-i Mâce)
“Ben kıyâmet gününde insanoğlunun efendisiyim ve kabirden ilk ben çıkarım. Şefâat eden ve şefâati kabûl olunanların evveliyim.” (Sahîh-i Müslim)
“Her peygamberin, kendisine has müstecap (kabûl olunmuş) bir duâsı vardır. Onunla Allâh’a duâ edegelmiştir. Fakat ben duâmı âhirette ümmetime şefâat etmek üzere saklıyorum.” 
(Müttefekun aleyh)
“Allâhü Teâlâ’nın yüz rahmeti vardır. Bunlardan birini cinler, insanlar, hayvanlar ve haşerât arasına indirmiştir. Bu rahmet sâyesinde bu varlıklar birbirine şefkat ve merhamet ederler. Diğer doksan dokuz rahmetini kıyâmet gününe bırakmıştır. Onunla kullarına merhamet eder.”
Kıyâmet gününde günâhkârların şefâat olmaksızın sırf Allâh’ın bir fazlı olarak affolunmaları câiz olunca, peygamberlerden ve sâlihlerden birinin şefâatine mazhariyetleri hâlinde Allâh’ın mağfiretine nâil olacakları evleviyetle sâbit olur. 
(Nakdü’l-Kelâm fî-Akâidi’l-İslâm, Sırrı Paşa)
Hicrî:   04  Şaban  1439  Fazilet Takvimi