27 Nisan 2017 Perşembe

GÜLEREK GÜNAH İŞLEYEN AĞLAYARAK CEHENNEME GİRER



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: ... وَلَوْ تَعْلَمُونَ مَا أَعْلَمُ لَضَحِكْتُمْ قَلِيلًا وَلَبَكَيْتُمْ كَثِيرًا. (ق)
رسول الله أفندمز محمد مصطفى ( صلى الله عليه وسلم ) بيوردولر ."     و أكر سز بنم بلديكمى بلسيدنز ، آز كولر جوق آغلاردنز."
Resûlullah Efendimiz Muhammed Mustafa (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “… Ve eğer siz benim bildiğimi bilseydiniz, az güler çok ağlardınız.” 
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)
Hicrî:   28  Recep   1438  Fazilet Takvimi 

GÜLEREK GÜNAH İŞLEYEN AĞLAYARAK CEHENNEME GİRER


Hz. Mûsâ ve Hızır Aleyhimesselâm birbirlerinden ayrılacakları zaman Mûsâ Aleyhisselâm:
“Bana nasihatte bulun.” dedi. Hızır Aleyhisselam:
“Yâ Mûsâ, inatçı olma. İşin olmayan yere gitme. Sebepsiz yere gülme. Birisi hata işlerse hatasından dolayı onu kınama. Kendi hataların için daima ağla.” buyurmuştur.
Avf bin Abdullâh'ın (r.a.) rivayet ettiği hadîs-i şerîfte şöyle buyurulmuştur: “Peygamber Efendimiz (s.a.v.) gülmezdi, ancak tebessüm ederdi. Bir tarafa döneceği zaman mübarek yüzünün tamamını çevirirdi.”
Akıllı müslümanın kahkaha ile gülmesi uygun olmaz. Dünyada az da olsa kahkaha ile gülen âhirette çok ağlar. Böyle olunca dünyada çok gülenin âhirette hâli nice olur? Nitekim Allâhü Teâlâ, Tevbe sûresinin, 82. âyetinde -meâ-len- “Az gülsünler, çok ağlasınlar....” buyurmuştur.
Rebî' bin Haysem (r.a.) bu ayeti şöyle tefsir etmiştir: “Kâfir ve münâfıklar yaptıklarından dolayı dünyada az gülsünler âhirette cehennem ateşinde çok ağlasınlar.”
Hasan-ı Basrî Hazretleri “Arkasında cehennem ateşi olduğu halde gülene, önünde de ölüm olduğu halde sevinene şaşarım.” demiştir.
Hasan-ı Basrî Hazretleri kahkaha ile gülen bir gence rastladı. “Evladım, sırat köprüsünden mi geçtin?” “Hayır.” “Cennete gideceğin yahut cehennemden kurtulduğun mu sana bildirildi?” “Hayır.” O halde niye gülüyorsun?
Hasan-ı Basrî Hazretlerinin sözleri o gence öyle bir tesir etti ki o günden sonra bir daha kahkaha ile güldüğü görülmedi.
Tâbiîn devri âlimleri bir nasihatta bulundukları zaman insanların kalbine tesir ediyordu. Zira onlar ilimleriyle amel ettiklerinden sözleri başkasına fayda veriyordu. Fakat günümüz âlimleri ilimleriyle amel etmedikleri için insanlara da faydası olmuyor.
İbn-i Abbas (ranhümâ) “Gülerek günah işleyen ağlayarak cehenneme girer.” buyurmuştur.
Dünyada çok gülenler âhirette en çok ağlayacak olanlardır. Dünyada (günahlarına) çok ağlayanlar da cennette çok güleceklerdir.
(Tenbîhü'l-Gâfilin)
Hicrî:   28  Recep   1438  Fazilet Takvimi 



KABİR AZABI HAKTIR”Bedir zaferinden sonra




عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهَا قَالَتْ سَأَلْتُ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ عَذَابِ الْقَبْرِ فَقَالَ نَعَمْ عَذَابُ الْقَبْرِ حَقٌّ. (ن)
حضرتى عائشه دن ( رضى الله عنه ) : " رسول اللهه ( صلى الله عليه وسلم ) قبر عذابنى صوردم . " أوت ، قبر عذابى حقدر ." بيوردولر ."
Hz. Âişe’den (radıyallâhü anhâ): “Resûlullâh’a (sallallâhü aleyhi ve sellem) kabir azabını sordum. “Evet, kabir azabı haktır.” buyurdular
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Nesâî)
Hicrî:   27  Recep   1438  Fazilet Takvimi 

“KABİR AZABI HAKTIR”


Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Bedir zaferinden sonra düşman ölülerini üç gün hâli üzere bırakmış, sonra gelip Kureyş’in ileri gelenlerinin ölüleri yanında durarak:
“Ey Ebû Cehil İbn-i Hişâm, Ey Ümeyye İbn-i Halef, Ey Utbe İbn-i Rebîa, Ey Şeybe İbn-i Rebia! Rabbinizin vaat ettiği azabı hak buldunuz değil mi? Muhakkak ben Rabbimin bana vaad ettiği zafer ve galibiyeti hak buldum." diye seslenmişti. Hz. Ömer, Resûlullah Efendimizin (s.a.v.) bu sözlerini işitince:
“Yâ Resûlallah! Bunlar birer leş iken sizin sözlerinizi nasıl işitirler, nasıl cevap verirler." demişti. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular:
“Nefsim kudretinde olan Allâhü Teâlâ’ya yemin ederim ki siz benim sözlerimi bunlardan daha fazla işitemezsiniz. Bunlar da sizin gibi işitirler. Fakat cevap veremezler."
Sonra Resûlullah Efendimizin (s.a.v.) emriyle leşleri sürüklenip Bedr’in kör kuyusuna atıldılar.
Bu hadîs-i şerîf öldükten sonra berzah âleminde yani kabirde bir hayat olduğuna delâlet eder. Azaba müstehak olanların orada azab olunacakları muhakkaktır.
(Tecrîd-i Sarîh Terc.)

MUTFAĞIMIZ: NOHUT SALATASI

Malzemeler: 1 su bardağı haşlanmış nohut, birer adet kırmızı ve yeşilbiber, 1 adet kuru soğan veya 3-4 dal taze soğan, 1 adet domates, çekirdeği çıkarılıp doğranmış siyah zeytin, yarım demet maydanoz ve dereotu, yarım limon, 3 yemek kaşığı zeytinyağı, 1 yemek kaşığı sirke, tuz, kırmızı pul biber, sumak.
Hicrî:   27  Recep   1438  Fazilet Takvimi 



22 Nisan 2017 Cumartesi

Ashâb-ı Bedir...ÜNEYS BİN KATÂDE (r.a.)



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: رَأَيْتُ لَيْلَةَ أُسْرِيَ بِي عَلَى بَابِ الْجَنَّةِ مَكْتُوبًا اَلصَّدَقَةُ بِعَشْرِ أَمْثَالِهَا وَالْقَرْضُ بِثَمَانِيَةَ عَشَرَ. (هـ)
رسول الله أفندمز محمد مصطفى ( صلى الله عليه وسلم ) بيوردولر ."     معراج كجسى جنتيك قابسنده شويله يازلى اولديغونى كوردم : " صدقه ورمنين ثوابى بره اون مثلى ، بورج ورمنين ثوابى ايسه بره اون سكز ( مثلى ) در ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Mi’râc gecesi cennetin kapısında şöyle yazılı olduğunu gördüm: ‘Sadaka vermenin sevabı bire on misli, borç vermenin sevâbı ise bire on sekiz (misli)dir.” 
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)
Hicrî:   25  Recep   1438  Fazilet Takvimi 

Ashâb-ı Bedir...ÜNEYS    BİN    KATÂDE    (r.a.)


Üneys bin Katâde bin Rebîa (radıyallâhü anh) Hazretleri Ensâr'dan ve Evs kabîlesinin Ubeydoğullarındandır. Bedir Gazâsı'nda bulunmuş, Uhud Gazâsı'nda şehîd olmuştur. (Radıyallâhü Teâlâ Anh)

Mİ‘RÂC GECESİ’NDE VE GÜNDÜZÜNDE YAPILACAK İBÂDET

• Receb-i Şerîf'in 27'nci gecesi (yarın akşam) Mi‘râc Gecesidir.
• Yatsı namazından sonra 12 rek'at Hacet namazı kılınır:
Her rek'atte Fâtiha'dan sonra 10 İhlâs-ı Şerîf okunur.
Namaza niyet şöyledir:
“Yâ Rabbi, rızâ-yı şerifin için niyet eyledim namaza. Bu gece yedi kat gökleri ve bütün esrârını göstererek muhabbetin ile müşerref kıldığın sevgili Habîbin Resûl-i Zîşân Efendimiz hürmetine ben âciz kulunu aff-ı ilâhîne, feyz-i ilâhîne ve rızâ-yı ilâhîne mazhar eyle.” Allâhü Ekber.
Namazdan sonra:
• 4 Fâtiha-i Şerîfe,
• 100 defa, “Sübhânallâhi ve’l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber, velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm”,
• 100 İstiğfâr-ı şerîf,
• 100 Salevât-ı şerîfe okunup duâ edilir.
Bu namaz her rek'atte yüz İhlâs okuyarak on rek'at kılınır veya on İhlas okuyarak 100 rek'at kılınırsa; bunu yerine getiren mü'min bu namazın feyz ve bereketiyle huzûr-i ilâhiye namaz borçlusu olarak çıkmaz.
• Hadîs-i şerîfte, Receb-i Şerîf'in 27. (Mi‘râc) gecesinin gündüzünde oruç tutana altmış ay oruç sevâbı yazılacağı va'dedilmiştir.
• O gün öğle ile ikindi arasında 4 rek'at namaz kılınır:
Her rek'atte Fâtiha'dan sonra 5 Âyetü’l-Kürsî, 5 Kul yâ eyyühe’l-kâfirûn, 5 İhlâs-ı Şerîf, 5 Kul eûzü birabbi’l-felak, 5 Kul eûzü birabbi’n-nâs sûreleri okunur. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)
Hicrî:   25  Recep   1438  Fazilet Takvimi 


21 Nisan 2017 Cuma

YÜKSEK MAKAMLARA ANCAK İBÂDET VE KULLUK İLE ULAŞILIR




قَالَ اللهُ تَعَالَى: فَمَنْ كَانَ يَرْجُو لِقَاءَ رَبِّهِ فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَالِحًا وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهِ أَحَدًا. (سورة الكهف, ١١٠)
الله تعالى بيوردى ( مئآلا ) :." هر كيم اللهيك رضاسنه أرمك إسترسه صالح عمل إشلسين و عبادتنده ربنه كمسي شرك قوشماسيك ."
Allâhü Teâlâ buyurdu (meâlen): “…Her kim Allâh’ın rızasına ermek isterse sâlih amel işlesin ve ibadetinde Rabbine kimseyi şirk koşmasın.” 
 (Kehf sûresi, âyet 110)
Hicrî:   24  Recep   1438  Fazilet Takvimi 

YÜKSEK MAKAMLARA ANCAK İBÂDET VE KULLUK İLE ULAŞILIR


Allâhü Teâlâ, Mi‘râc'ta Resûlullah Efendimize (s.a.v.) buyurdu ki:
“Habîbim, ümmetine söyle, eğer size olan ihsânlarından ve iyiliklerinden dolayı bir kimseyi seviyorsanız, üzerinizde bunca nimetimle ben sevilmeye daha lâyıkım.
Eğer gök yahut yer ehlinin birinden korkuyorsanız, kudretimin kemâlinden dolayı asıl benden korkun.
Eğer birinden bir şey ümîd ediyorsanız, ben ümîd olunmaya daha lâyıkım, zira kullarımı severim.
Eğer kendisine cefâ ettiğinizden dolayı bir kimseden utanıyorsanız, benden utanın. Zîrâ siz kulluk ahdinizi bozarsınız, ben ise Rabbinizim, vefâ gösterir, sizi bağışlarım...
“Yâ Muhammed (Aleyhisselâm), ümmetine çok mal vermedim ki kıyâmet gününde hesapları uzun olmasın. Uzun ömürlü de yapmadım ki kalpleri katılaşmasın. Ölümlerini ânî kılmadım ki dünyâdan tevbe etmeden çıkmasınlar. Dünyâya diğer ümmetlerden sonra gönderdim ki kabirde çok beklemesinler.”
Kula yakışan her halde Mevlâ'sının emrine itâat etmektir. Zira Allâhü Teâlâ her söyleneni işitir, her şeyi görür, her şeyi bilir, her şeyden haberdardır. Dâimâ ona ibâdet etmek için çalışmalıdır. İbâdet Cenâb-ı Hakk'a yaklaşmaya vesiledir.
Görmez misin ki Allâhü Teâlâ İsrâ sûresinin birinci âyet-i celîlesinde (meâlen) “.Kulunu bir gece Mescid-i Harâm'dan Mescid-i Aksâ'ya yürüttü.”, yani “kulum” diye buyurdu da, “Resûlüm, peygamberim” buyurmadı. Bu yüksek makamlara ancak ubûdiyet (kulluk) ile ulaşılacağına işârettir. Nitekim Bâyezîd-i Bestâmî (k.s.) Hazretleri: “İnsanlar hesâbdan kaçarlar, ben ise onu isterim. Zira Allâhü Teâlâ hesâb sırasında bana bir defa ‘kulum' dese bu bana yeter.” buyurdular.
Şerîatte kulluk, Cenâb-ı Hakk'ın emirlerini tutmak, yasakladıklarını terk etmekle olur. Tarîkatte ise nefsiyle cihâd ederek onu ıslâh etmektir. Oruç bu hususta iyi bir yardımcıdır. Onun için husûsiyle Receb ve Şa‘bân-ı Şerîf ayları gibi faziletli günlerde nâfile oruç tutmalıdır. Hadîs-i şerîfte: “Bir mücâhid vazife sırasında Allah rızası için bir gün oruç tutarsa Allâhü Teâlâ o kimseyi cehennemden yetmiş senede kat edilecek mesâfe kadar uzaklaştırır” (Buhârî ve Müslim) buyurulmuştur.
(Nefâisü'l-Mecâlis, Aziz Mahmûd Hüdâî)
Hicrî:   24  Recep   1438  Fazilet Takvimi