13 Nisan 2016 Çarşamba

TEVBE ETMEK FARZDIR




قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَا مِنْ شَئْ ٍأَحَبُّ إِلَى اللهِ تَعَالَى مِنْ شَابٍّ تَائِبٍ وَمَا مِنْ شَئْ ٍأَبْغَضُ إِلَى اللهِ تَعَالَى مِنْ شَيْخٍ مُقِيمٍ عَلَى مَعَاصِيهِ. (كنز)
بيغمبر أفندمز صلى الله عليه وسلم  بيوردلر :"كم بنى سَوه رك و شَوكله ، هر كوندوز و كجه اؤجر كره صلوات اوقورسه او كجه كوندوزده إشلديغى كوناحلرى باغشلاياجاغنى الله تعالى وعد أتمشدر ."
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Allâhü Teâlâ’ya, günahlarından tevbe eden gençten daha sevimli hiçbir kimse yoktur. Allâhü Teâlâ’ya, günah işlemeye davam eden yaşlıdan daha sevimsiz hiçbir kimse yoktur.” 
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)
Hicrî:   02  Receb  1437  Fazilet Takvimi

TEVBE ETMEK FARZDIR


Her Müslüman sabah akşam tevbe ve istiğfâra devâm etmelidir. “Ey îmân edenler, Allah’a nasûh tevbe ediniz” meâlindeki Tahrîm sûresinin, 8. âyet-i kerimesiyle tevbe farz kılınmıştır.
Tevbe: kusûruna, günahlarına kalbiyle pişman olup bir daha yapmamaya azmetmektir.
İstiğfâr: ‘Estağfirullâh el-azîm ellezî lâ ilâhe illâ hüve’l-Hayye’l-Kayyûme ve etûbü ileyh’ diyerek Allah’tan günahının bağışlanmasını niyâz etmektir.
Kulda şu üç şey bulunduğunda hakikaten tevbe etmiş olur:
Birincisi, işlediği günahın zararının, dünyada ve âhirette severek istediği her şeye perde olduğunu bilmek.
İkincisi, işlediği günahlardan dolayı kalbinde elem, acı hissetmek.
Üçüncüsü, böyle günahları terk etmeye azmettikten sonra hemen o günâha karşılık olacak iyilikler yaparak günahlar sebebi ile kaçırdığı hayırları tedarik etmeye, kazanmaya gayret etmek.
Yoksa kalbi gâfil olup günahına da pişman değil iken sırf dili ile tevbe ve istiğfârın faydası olmaz. Ancak âhirete ve günahların âhirette zarar vereceğine tam îmân edenlerin tevbesi makbul olur.
İmâm-ı Âzam (rah.), vasiyetnâmesinde istiğfarı tavsiye etmiş ve akşam sabah seyyidü’l-istiğfar okumanın cennete girmeye vesîle olduğunu rivâyet etmiştir.
Seyyidü’l-İstiğfâr:
“Allâhümme ente’l-Melikü’l-Hayyü’llezî lâ ilâhe illâ ente. Ente Rabbî, halaktenî ve ene abdüke ve ene alâ ahdike ve va’dike mesteta’tü eûzü bike min şerri mâ sana’tü, ebûü leke bini’metike aleyye ve ebûü bizenbî, fağfirlî zünûbî, feinneke lâ yağfiru’z-zünûbe illâ ente.”
(Ş. Dürri Yekta)
Hicrî:   9  Receb  1437  Fazilet Takvimi



4 Nisan 2016 Pazartesi

EN BÜYÜK İSTİĞFAR: TESBİH NAMAZI




قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: ... إِنِ اسْتَطَعْتَ أَنْ تُصَلِّيَهَا فِي كُلِّ يَوْمٍ مَرَّةً فَافْعَلْ فَإِنْ لَمْ تَفْعَلْ فَفِي كُلِّ جُمُعَةٍ مَرَّةً فَإِنْ لَمْ تَفْعَلْ فَفِي كُلِّ شَهْرٍ مَرَّةً فَإِنْ لَمْ تَفْعَلْ فَفِي كُلِّ سَنَةٍ مَرَّةً فَإِنْ لَمْ تَفْعَلْ فَفِي عُمُرِكَ مَرَّةً. (د)
بيغمبر أفندمز صلى الله عليه وسلم  بيوردلر :"كوجون يترسه او ( تسبه نمازى ) نى هر كون قل . هر كون قلامازسان حافته ده بر قل . حافته ده بر قله مازسان آيده بر كره قل . اونوده يابامازسان سنه ده بر ، اونوده يابامازسان اؤمرونده بر كره قل ."
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Gücün yeterse o (tesbih namazı)nı her gün kıl. Her gün kılamazsan haftada bir kıl. Haftada bir kılamazsan ayda bir kere kıl. Onu da yapamazsan senede bir, onu da yapamazsan ömründe bir kere kıl.” 
(Hadisi şerif, Sünen-i Ebû Dâvud)
Hicrî: 26  Cemaz,yelâhir  1437  Fazilet Takvimi

EN BÜYÜK İSTİĞFAR: TESBİH NAMAZI


Tesbih namazı tevbenin, istiğfârın en büyüğü ve bütün vücutla yapılanıdır.
Resûl-i Ekrem (s.a.v.), amcaları Hz. Abbâs’a (r.a.) hitâben tesbih namazı ile alâkalı şöyle buyurmuşlardır:
“Ey amca! Sana on (çeşit günahını silecek) şey(i) haber vererek ikrâm etmiş olayım ki, onu işlediğin vakit günâhının evveli ve âhiri, yenisi ve eskisi, hatâ ile ve kasden yapılanı, küçüğü ve büyüğü, gizlisi ve âşikâr olanı mağfiret edilmiş olsun. Dört rek’at namazı kılarsın... Gücün yeterse bu namazı her gün kıl. Her gün kılamazsan ayda bir kere kıl. Onu da yapamazsan senede bir, onu da yapamazsan ömründe bir kere kıl.”
Tesbîh namazı 4 rek’attir. Bu namazda 300 defa şu tesbih okunur:
“Sübhânellâhi velhamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azîm.”
Bu tesbih, namaz içinde şu kadar okunur:
15 kere, Sübhâneke’den sonra (Fâtiha’dan önce),
10 kere, zamm-ı sûreden sonra,
10 kere, rükûda, (tesbihlerden sonra)
10 kere, rükûdan kalkınca ayakta (kavmede),
10 kere, birinci secdede, (tesbihlerden sonra)
10 kere, iki secde arasındaki oturuşta (celsede),
10 kere, ikinci secdede. (tesbihlerden sonra).
Birinci rek’atte okunan tesbihlerin adedi 75’tir.
İkinci rek’atte aynı sıra ile yine 75 defa okunur.
Üçüncü ve dördüncü rek’atler de böyle kılınır. Birinci kâdede (oturuşta) tahiyyattan sonra Salli ve Bârik, üçüncü rek’ate kalkınca önce Sübhâneke okunur.
Tesbih namazı, kılınması teşvik edilmiş bir namazdır. Bunu alışkanlık hâline getirmek müstehaptır. Kılmasını bilmeyenlerin istifâde etmesi maksadıyla cemâatle de kılınabilir.
Hicrî: 26  Cemaz,yelâhir  1437  Fazilet Takvimi



RESÛLULLÂH’IN YEDİ TAVSİYESİ




عن مَالِكِ بْنِ نَضْرٍ قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ أَرَأَيْتَ لَوْ كَانَ لَكَ عَبْدَانِ أَحَدُهُمَا يُطِيعُكَ وَلَا يَخُونُكَ وَلَا يَكْذِبُكَ وَالْآخَرُ يَخُونُكَ وَيَكْذِبُكَ قَالَ قُلْتُ لَا بَلْ اَلَّذِي لَا يَخُونُنِي وَلَا يَكْذِبُنِي وَيَصْدُقُنِي الْحَدِيثَ أَحَبُّ إِلَيَّ قَالَ كَذَاكُمْ أَنْتُمْ عِنْدَ رَبِّكُمْ عَزَّ وَجَلَّ. (حم)
مالك بن نادر ( رضى الله تعالى عنه ) آنلاتيور : بيغمبر أفندمز صلى الله عليه وسلم  كلدم بيوردلركى :"إيكى كولن اولسه ، برى صنه إطاعت أديور ، حائنلك أتميور و يالان سويلميور ، ديكرى حائنلك يابيور ، يالان سويليورلر . بونلر حقنده نه درسيك ؟ " حائنلك يابمايان ، يالان سويلمين و دوغرو سويلين بانه داها سوملى در ." ده دم . " إشته سز ده الله آززه و جلله قاطنده بويلسينز " بيوردولر ."
Mâlik bin Nadr (r.a.) anlatıyor: Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) geldim, buyurdular ki: “İki kölen olsa, biri sana itâat ediyor, hâinlik etmiyor ve yalan söylemiyor, diğeri hâinlik yapıyor, yalan söylüyor. Bunlar hakkında ne dersin?” “Hâinlik yapmayan, yalan söylemeyen ve doğru söyleyen bana daha sevimlidir.” dedim. “İşte siz de Allâh Azze ve Celle katında böylesiniz.” buyurdular.
 (Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)
Hicrî: 25  Cemaz,yelâhir  1437  Fazilet Takvimi

RESÛLULLÂH’IN YEDİ TAVSİYESİ


Ashâb-ı Kirâm’dan Ebû Zer (r.a.) şöyle demiştir:
Peygamberimiz (s.a.v.) bana şu yedi şeyi tavsiye buyurdular:
• Fakirleri sevip, onlara yakınlık göstermeyi,
• (Mal, yaratılış ve dünya zînetleri husûsunda) kendimden aşağıda olanlara bakıp, benden üstün olanlara bakmamayı,
• Akrabalarım benimle alâkayı kesip cefa etseler bile onlarla alâkayı kesmemeyi,
• “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm” duâsını çok okumayı,
• Acı da olsa hakkı söylemeyi,
• Allâhü Teâlâ’nın dini uğrunda gayretimden dolayı hiç kimsenin ayıplamasından korkmamayı,
• Zarûret olmadıkça kimseden bir şey istememeyi. (Taberanî, el-Mu’cemü’l-Kebîr) 

KABİRDE MÜ’MİNİN HÂLİ

Kul kabrine konulunca iki melek gelip onu oturturlar ve “Rabbin kimdir?” derler. O “Rabbim Allâh’dır” der. “Dinin nedir?” derler, “Dinim İslam’dır” der. “Size peygamber olarak gönderilen şu zât (Muhammed Mustafâ (s.a.v.) hakkında ne dersin?” derler, “O Allâh’ın resûlüdür” der. “Onun Allâh’ın Resûlü olduğunu nereden bildin?” derler, “Kurân’ı okudum, ona îmân ettim ve onun peygamberliğini de tasdîk ettim” der.
Bunun üzerine gökten bir nidâ gelir: “Kulum doğru söyledi, ona cennet döşekleri serin, cennet elbiseleri giydirin. Cennetten bir kapı açın ki onun rüzgârı, güzel kokuları ve güzellikleri ona gelsin.”
Sonra kabri göz görebildiğince genişletilir. Yanına güzel kıyâfetli, güzel yüzlü ve hoş kokulu bir zât gelir. “Esselâmü aleyke ey veliyyullâh, müjdeler olsun. İşte bugün sana va’d olunan gündür” der.
Kul “Sen kimsin?” diye sorar. “Ben senin sâlih (iyi) amelinim” der. Kul cennetteki makamlarını görünce “Rabbim, kıyâmeti biran evvel koparıver” der. (Dürerü’l-Hisân fi’l-ba‘s ve’l-cinân, İmâm Suyûtî)
Hicrî: 25  Cemaz,yelâhir  1437  Fazilet Takvimi



2 Nisan 2016 Cumartesi

MÜ’MİN’İN VEFÂTI NASIL OLUR



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اَلَّذِي يَخْنُقُ نَفْسَهُ يَخْنُقُهَا فِي النَّارِ وَالَّذِي يَطْعُنُهَا يَطْعُنُهَا فِي النَّارِ. (خ)
بيغمبر أفندمز صلى الله عليه وسلم  بيوردلر :" ( دنياده إب و بنزرى ايله ) كندينى بوغاراق إنتهار أدن كمسه جهنمده كندينى بوغار ( اَقْ عذاب اولونور ) ، ( بجاق و سائر شيلرله ) كندينى وورارق إنتهار أدن ده اونونله جهنمده كندينى وورور ( بويله عذاب اولونور ) ."
Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: (Dünyada ip ve benzeri ile) kendini boğarak intihar eden kimse cehennemde kendini boğar(ak azab olunur), (bıçak ve sâir şeylerle) kendini vurarak intihar eden de onunla cehennemde kendini vurur (böyle azab olunur).” 
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)
Hicrî: 24  Cemaz,yelâhir  1437  Fazilet Takvimi

MÜ’MİN’İN VEFÂTI NASIL OLUR


Mü’min kulun ölüm vakti geldiğinde Azrâil aleyhisselâm yanına yüzleri güneş gibi parlak gök melekleriyle birlikte iner. O meleklerin yanlarında cennet kefenleri ve cennet kokuları vardır. Kefeni göz alabildiğine açarlar. Sonra ölüm meleği gelip o kulun başı ucuna oturur ve der ki:
“Ey temiz ve güzel ruh! Allâhü Teâlâ’nın mağfiretine ve rızâsına çık.”
Ruh, su damlasının kabından akması gibi cesedden çıkıverir. Ölüm meleği onu alır ve gök meleklerine teslim eder. Onlar da getirdikleri kefene sararlar, güzel kokularla birlikte koyarlar. O ruhdan misk gibi güzel kokular çıkar. Sonra onunla birlikte birinci kat semâya yükselirler. Semâ kapılarının açılmasını isterler. Kapılar açılır ve oradakiler:
“Bu güzel koku da nedir?” diye sorarlar. Melekler:
“Bu falan oğlu falanın ruhudur” derler. Böylece yedi kat semâyı geçip Allâhü Teâlâ’nın huzurunda dururlar. Mü’min’in ruhu, kendisi için hazırlanan nimetleri ve makamları görür. Sonra Allâhü Teâlâ buyurur ki:
“Onu toprağa iâde ediniz. Zîrâ ben onları topraktan yarattım, yine ona iâde edeceğim. Hem de onları tekrar ondan çıkaracağım.” Melekler onu alıp yeryüzüne inerler.
Ölünün cesedi yıkanıp kefene konulunca ruh, cesed ile kefen arasına girer. Yanında her ne konuşulsa işitir. Lâkin konuşmasına izin verilmez. Tabutu kaldırıp üç adım atılınca insan ve cinden başka her şeyin işittiği bir sayha (yüksek ses) ile der ki:
“Ey kardeşlerim, dostlarım ve evlâdım! Dünyaya meyletmeyiniz, beni aldattığı gibi sizi de aldatmasın. Benim şu hâlimden ibret alınız. Zîrâ bütün her şeyimi vârislerime bıraktım. Amma onlar benim günahlarımdan hiç birini yüklenmezler.” (Dürerü’l-Hisân fi’l-ba‘s ve’l-cinân, İmâm Suyûtî)
Hicrî: 24  Cemaz,yelâhir  1437  Fazilet Takvimi