24 Ağustos 2015 Pazartesi

HACER-İ ESVED’İ SELAMLAMAK



قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: نَزَلَ الْحَجَرُ الْأَسْوَدُ مِنَ الْجَنَّةِ وَهُوَ أَشَدُّ بَيَاضًا مِنَ اللَّبَنِ فَسَوَّدَتْهُ خَطَايَا بَنِي آدَمَ . (ت)
" حجرى أسود جنتتن إنمشتر . او سوتتن داها ده بياض ايدى . فقط إنسان اوغلونون حطاء ( و كوناح ) لرى اونى قرارتدى ."
Hicrî: 9  Zilkâde 1436   Fazilet Takvimi 

HACER-İ ESVED’İ SELAMLAMAK


Hac ve umre yapanlar, tavafa başlarken veya tavaf esnasında Hacer-i Es’ad’ın - Hacer-i Esved’in önüne geldikçe namazda durur gibi tekbir ve tehlil ile mübarek taşa ellerini kaldırıp sürerler. Mümkünse öperler. Değilse ellerini sürüp ellerini öperler. Bu da mümkün değilse karşıdan ellerini kaldırarak selamlarlar. Böyle yapanlar Allâhü Teâlâ’ya bîat etmiş olurlar.
Hacer-i Esved’i selamlamak sünnettir. Fakat insanlara eziyet ve sıkıntı vermemek vacibdir. Sünneti işlemek için insanlara eziyet vermek caiz olmaz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu hususta Hz. Ömer’e şöyle tavsiyede bulunmuştur:
Yâ Ömer, sen güçlü kuvvetli bir adamsın. Hacer-i Esved’e ulaşmak için izdiham çıkarma, insanlara zahmet verme. Yoksa zayıfları sıkıştırıp onlara eziyet etmiş olursun. Eğer kalabalık değilse dokunarak ve öperek selamla. Kalabalık ise karşısında durarak tehlil ve tekbirle selamla. (Müsned-i Ahmed)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Kıyamet gününde bu taşın (Hacer-i Esved’in) gören iki gözü, konuşan dili olacak. Kendisini selamlayanlar hakkında şahitlik edecek.” buyurmuştur.

Sağlık: YARALANMALARDA İLKYARDIM

Düşme, çarpma, burkulma, kırık gibi yaralanmalarda ilk müdahale mühimdir. Yaralanan kısımda şişlik, kızarıklık ve ateşlenme görülebilir.
Eğer kanama yoksa yaralanan yerin ağrısını ve aşırı şişmesini (ödemi) önlemek için cilde doğrudan temas ettirilmeden buz konur veya soğuk kompres yapılır. Mümkünse yaralı kısım bandaj ile hafif sıkı sarılabilir.
İlk müdahaleden sonra ortopedi-travmatoloji veya âcil servis doktoru bulunan bir sağlık merkezine başvurulmalıdır.
Yaralanmadan sonraki ilk vakitlerde kişinin kendini iyi hissetmesi aldatıcı olabilir. Yaralanma ve ağrıyı hafife almamalı, mütehassıs hekimlere muayene olmalıdır.
Hicrî: 9  Zilkâde 1436   Fazilet Takvimi 



HAZRET-İ EBÛBEKİR (R.A.)’IN BİR HUTBESİ



قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:   مَنْ مَاتَ فِي أَحَدِ الْحَرَمَيْنِ اِسْتَوْجَبَ شَفَاعَتِي، وَجَاءَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِنَ الْآمِنِينَ. (كنز)
" كم حرمين ( مكه ء مكرمه و مدينه ء منوره ) دن برنده وفات ادرسه شفاعتم اونه واجب اولور و قيامت كونونده هر تورلى قورقى و صقنطى دان امن اولراق كلرلر ."
Kim Haremeyn (Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere)’den birinde vefat ederse şefaatim ona vacib olur ve kıyâmet gününde her türlü korku ve sıkıntıdan emin olarak gelirler.”
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)
Hicrî: 8  Zilkâde 1436   Fazilet Takvimi 

HAZRET-İ EBÛBEKİR (R.A.)’IN BİR HUTBESİ


Hazret-i Ebûbekir bir hutbesinde Allâhü Teâlâ’ya lâyıkıyla hamd ve senâ ettikten sonra şöyle buyurdu:
Allâh’a itaat edip isyan etmemenizi, onu zikredip unutmamanızı, şükredip nankörlük etmemenizi, gazabından rahmetine sığınmanızı, ona lâyıkıyle senâda bulunmanızı ve ondan bir şey istediğiniz zaman havf ve recâ (korku ve ümîd) arasında bulunmanızı tavsiye ederim. Zîrâ Allâhü Teâlâ, Hz. Zekeriyâ aleyhisselâm’ı ve âilesini överek şöyle buyuruyor: “Onlar hayırlarda müsâbaka ederler, bizi korku ile karışık ümidle duâ ederler, onlar bize huşu ile boyun eğerler…” (Enbiyâ s., ayet 90)
Sonra, bilmiş olun ey Allâh’ın kulları! Allah, hakkı mukabilinde sizin nefislerinizi rehin olarak aldı. Sizden bunun için ahid; söz aldı. Sizin az ve fânî amellerinize karşı, çok ve ebedî olan cenneti verdi.
İşte Allâh’ın kitâbı elinizdedir; onun nûru sönmez, insanı hayretlerde bırakan acaibleri tükenmez. Onun nûrundan istifâde ederek nurlanın! Allâh’ın kitabının nasîhatlarından ibret alın, âhiret karanlıklarınızı onun nuruyla aydınlatın.
Muhakkak Allâhü Teâlâ, sizi ancak kendisine ibâdet etmeniz için yarattı ve yaptıklarınızı bilen Kirâmen Kâtibîn meleklerini amellerinizi yazmakla vazifelendirdi.
Sonra, ey Allâh’ın kulları! Bilmiş olun ki, bilmediğiniz bir ecele doğru gece gündüz gitmektesiniz. Sayılı günlerinizi Allâhü Teâlâ’nın razı olduğu amellere harcamaya ne kadar gücünüz yetiyorsa, öyle hareket edin. Buna da ancak Allâh’ın izni ile muvaffak olursunuz.
Size takdîr olunmuş ömür içinde Allâh’a kullukta, iman ve ibâdette, hayır yarışlarında en öne geçin ki fena amellerinizin cezâsından kurtulup selâmete erebilesiniz. Birtakım insanlar, ömürlerini Hak Teâlâ’nın kulluğunda harcamadılar, asıl faydasını görecekleri hayırlı amelleri işlemeyi unuttular. Onlar gibi olup helâk olmayınız. Çabuk olup hayırlı ameller işlemeye gayret edin. Çünkü arkanızda hiç ihmal etmeyen, çok dikkatli takip edici (ölüm) vardır.  
(İmam Suyûtî, Târihu’l-Hulefâ)
Hicrî: 8  Zilkâde 1436   Fazilet Takvimi


22 Ağustos 2015 Cumartesi

HAZRET-İ EBÛBEKİR’İN NASİHATİ




قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:    أَرْحَمُ أُمَّتِي بِأُمَّتِي أَبُو بَكْرٍ. (ت)
بيغمبر أفندمز ( صلى الله عليه وسلم ) بيوردلر " امتم إيجنده امتمه أك مرحمتلى اولانى أبوبكردر ."
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Ümmetim içinde ümmetime en merhametli olanı Ebûbekir’dir.” 
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)
Hicrî: 7  Zilkâde 1436   Fazilet Takvimi 

HAZRET-İ EBÛBEKİR’İN NASİHATİ


Hazret-i Ebûbekir (r.a.) Yezîd bin Ebî Süfyan’ı bir fırkaya kumandan tayin edip Belkâ yolu ile Şam tarafına göndermiştir. Onun sancağı altında çok gönüllü asker toplanmıştır. İçlerinde Mekke’nin ileri gelenlerinden Süheyl bin Amr gibi büyük zatlar vardı. Halîfe Hazretleri, yaya olduğu halde onu yolcu etmiş ve şöyle nasihat etmiştir:
“Ben, seni tecrübe etmek üzere tayin ettim. Güzel hareket edersen evvelkinden daha büyük bir makam veririm ve eğer fena hareket edersen seni azlederim.
Allah korkusunu kalbinden çıkarma. Muhakkak Allâhü Teâlâ senin dışını nasıl görürse iç yüzünü de öyle görür. Allâh’a en yakın olan, ona ameliyle en çok yaklaşandır.
Kibirden sakın. Zira Allah, kibri ve kibirli olanı sevmez. Kibirli ve kendini beğenenler ile düşüp kalkma.
Askerinin yanına vardığında onlarla güzel arkadaşlık et. Onlara nasihat ettiğinde sözü kısa söyle. Zira söz uzun olursa bazıları unutulur.
Sen kendini ıslâh eder, düzeltirsen insanlar da sana karşı iyi olurlar.
Beş vakit namazı vaktinde, rükû’ ve secdesini tam yaparak; huşû ile kıl.
Düşmanın elçileri yanına gelince onlara ikram et ve onları çok bekletme, askerinin halini öğrenmeden çıkıp gitsinler. Onlara fikrini bildirme ve ordunun eksik ve kusurunu gösterme. Asla sırlarını açıklama ki, işlerin bozulmasın.
İstişare ettiğinde; danıştığında doğru söyle ki, istişare doğru olsun...
Geceleri uyanık olup arkadaşların ile sohbet et ki, sana haberler gelsin ve perdeler açılsın.
Geceleri askerine nöbet beklet ve karakollarını çoğalt ve vakitli vakitsiz onları dolaş. Gafil olanları adaletle ikaz et. Cezaya layık olanlara ceza vermekten korkma. Askerin hâlinden gâfil olma. Fakat gizli hallerini araştırarak onları rezil de etme. Görünen hallerine bak, insanların sırlarını meydana çıkarma.
Ganimet malına hıyanet etme, fakirlik getirir ve muvaffakiyyete mani olur.”
Hicrî: 7  Zilkâde 1436   Fazilet Takvimi