23 Mayıs 2015 Cumartesi

RESÛLULLÂH EFENDİMİZİN (S.A.V.) ŞEFÂATLERİ



قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: شَفَاعَتِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ لِمَنْ شَهِدَ أَنْ لَا اِلٰهَ إِلَّا اللهُ، وَأَنِّي رَسُولُ اللهِ. (طس)
"قيامت كونى شفاعتم الله تان باشقه اله اولمادغنه وبنم ده الله يك رسولى اولدوغومه شهادت أدنلر إيجن در ."

Kıyamet günü şefaatim, Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim de Allâh’ın resûlü olduğuma şehadet edenler içindir.” 
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu’cemu’l-Evsat)
Hicrî: 5 Şaban  1436   Fazilet Takvimi  

RESÛLULLÂH EFENDİMİZİN (S.A.V.) ŞEFÂATLERİ


Resûlullâh Efendimizin (s.a.v.) hayatta iken şefâatleri:
Gözü görmeyen bir adam Resûlullâh (s.a.v.) hazretlerinin huzuruna geldi ve:
“Allâhü Teâlâ’ya duâ ediniz de gözlerimi iyileştirsin” diye niyâz etti. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.):
“İstersen duâ edeyim, istersen bu hâline sabret. Sabretmen senin için daha hayırlıdır” buyurdular.
“Bana gözlerimin açılması için duâ ediniz” dedi.
Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) ona güzelce abdest alıp şöyle duâ etmesini emrettiler:
“Allâh’ım, rahmet nebisi olan peygamberin hürmetine sana yönelip duâ ediyorum. Yâ Muhammed, muhakkak ben gözlerimin açılması için seni vasıta kılarak Rabbime yöneldim. Allâh’ım onu bana şefaatçi kıl.”
O zât bunu deyip ayağa kalktığında Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) hürmetine gözleri açılmıştı.
Resûlullâh Efendimizin (s.a.v.) kabirde iken şefâatleri:
Hz. Ukbe (r.a.), Şam’ın fethinde bulunmuştu. Hâlid bin Velîd (r.a.) onu Şam’ın fethini bildirmek üzere haberci olarak Hazret-i Ömer’e gönderdi. Şam’dan Medîne’ye yedi günde ulaştı ve Resûlullâh Efendimizin kabrini ziyaret etti, yolunu yakınlaştırması için şefaatini istedi. Medîne-i Münevvere’den Şam’a iki buçuk günde döndü. Bu Resûlullâh (s.a.v.)’in kabrini ziyâret edip yolunu yakınlaştırması için şefâatini istemesiyle olmuştu.
Resûlullâh’ın (s.a.v.) kıyâmet günündeki şefâatleri:
Resûlullâh’ın (s.a.v.) şefaati ile kıyâmet gününde, insanlar Arasat’ta terleri kulaklarına varmış olduğu halde uzun müddet dehşet içinde beklerken hesap başlar.
Onun şefaati ile ümmetinden bazıları hesapsız cennete girerler.
Onun şefaati ile, hesaba çekilip azâba müstehak olanlar azâb olunmadan cennete girerler.
Onun şefaati ile, günahkârlardan cehenneme girmiş olan ümmetleri oradan çıkarlar.
Onun şefaati ile cennette dereceler yükselir. (Sübülü’l-hüdâ ve’r-reşâd, Tirmizî, Nesâî, Beyhakî.)
Hicrî: 5 Şaban  1436   Fazilet Takvimi  



BABANIN VAZİFELERİ



قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اِنَّ مِنْ حَقِّ الْوَلَدِ عَلَى الْوَالِدِ أَنْ يُحْسِنَ اِسْمَهُ وَأَنْ يُحْسِنَ أَدَبَهُ. (فيض)
"جوجوغونه كوزل اسم ورمسى وكوزل بر أدب وآحلاق ايله اونى يتشدرمسى جوجوغون باباسى اؤزرنده كى حقلارندان در ."
Çocuğuna güzel isim vermesi ve güzel bir edeb ve ahlâk ile onu yetiştirmesi çocuğun babası üzerindeki haklarındandır.” 
(Hadîs-i Şerîf, Feyzu’l-Kadîr)
Hicrî: 4 Şaban  1436   Fazilet Takvimi  

BABANIN VAZİFELERİ


Bir adam oğluyla beraber Hz. Ömer’in huzuruna gelip:
“Benim bu oğlum bana karşı geliyor, âsî oluyor, eziyet veriyor.” diye şikâyette bulundu. Hz. Ömer:
“Babana karşı gelmek, ona âsî olmak hususunda Allah’tan korkmuyor musun? Babanın oğlu üzerinde hakları şunlardır” diyerek babanın haklarını saydı. Çocuk:
“Ey müminlerin emiri! Evladın baba üzerinde hiç hakkı yok mudur?” diye sordu. Hz. Ömer:
“Evet, evladın da baba üzerinde hakları vardır. Çocuklarının annesi olacak kadın asîl birisi olmalı, evladına güzel bir isim vermeli ve ona okuma yazmayı öğretmelidir.” Bunlar üzerine çocuk:
“Vallahi, annem asil biri değildi. Dört yüz dirheme satın aldığı Sindli bir câriye idi. Bana güzel bir isim de vermedi. Bana Allâhü Teâlâ’nın kitabından bir âyet bile öğretmedi.” dedi. Hz. Ömer adama döndü ve:
“Oğlum bana karşı geliyor, diyorsun. O sana âsî olup kötülük yapmadan önce vazifeni yapmayarak sen ona kötülük yapmışsın.” dedi.

FATİH SULTAN MEHMED’İN BİR KERÂMETİ

Fatih Câmi-i Şerîfi’nin içinden cemaat hiç eksik olmazdı. Daima namaz kılanlar, Kur’ân-ı Kerîm’i ezberleyenler ve okuyanlar, salât ve selâm edenler bulunurdu.
1179/1766 senesi Kurban bayramının üçüncü perşembe günü, güneş doğuşundan bir saat sonra vaki olan büyük zelzelede Fatih Câmi-i Şerîfi’nin büyük ana kubbesi tamamen yıkıldı. Bu kubbe yıkıldığı vakit cami-i şerifte hiç kimse bulunmamıştır. O zelzeleden az evvel bir kimse geldi ve:
“Ne duruyorsunuz? Fatih Sultan Mehmed kabirden kalkmış” dedi. Herkes câmiden dışarıya çıktılar. Câminin kubbesi de o vakit iner. İşte bu Fatih’in kerâmetidir.
Zelzeleden sonra Sultan Üçüncü Mustafa hazretleri Fatih Câmi-i Şerîfini minâreleriyle berâber yeniden inşa ettirmişlerdir. (1771)
Hicrî: 4 Şaban  1436   Fazilet Takvimi  



21 Mayıs 2015 Perşembe

ANCAK HELAL YİYENİN DUASI KABUL OLUNUR



قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَكْثِرُوا عَلَيَّ الصَّلَاةَ فِي يَوْمِ الْجُمُعَةِ، وَلَيْلَةِ الْجُمُعَةِ، فَمَنْ فَعَلَ ذلِكَ كُنْتُ لَهُ شَهِيدًا أَوْ شَافِعًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ . (هب)
"جمعه كونى وجمعه كجه سى بانه جوق صلوات اوقويونوز كم بويله يابارسه بن قيامت كونونده اونه شاهت ويا شفاعتجى اولورم ."
Cuma günü ve Cuma gecesi bana çok salevat okuyunuz. Kim böyle yaparsa ben kıyâmet gününde ona şâhit veya şefâatçi olurum.” 
(Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)
Hicrî: 3 Şaban  1436   Fazilet Takvimi  

ANCAK HELAL YİYENİN DUASI KABUL OLUNUR


Sa’d bin Ebî Vakkas (r.a.), Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.)
“Yâ Resûlallâh, duâmın kabul edilmesi için Allâhü Teâlâ’ya duâ ediniz” dedi.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.):
“Yâ Sa’d, Allâhü Teâlâ ancak yedikleri helâl olan kulun duasını kabul eder.” buyurdular.
Sa’d (r.a.):
“Yâ Resûlallâh, rızkımın helâl olması için dua ediniz. Zira ben helâl yemeye ancak sizin duânızla güç yetirebilirim.” dedi.
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.):
“Allâh’ım, Sa’d’ın rızkını helâlden nasib et” diye dua ettiler. (Tarih-i Dımaşk)

SULTANIN BEDDUASI

Sultan İkinci Bayezid Han devrinde Osmanlı memleketinde halk adalet sayesinde huzurludur. Ancak Midilli kalesinden, ‘Frenk gemileri üzerimize geldi’ diyerek başlarına geleni iki üç kez Sultan İkinci Bayezid Han’a şikâyet etmişler, Padişah da Mesih Paşa’ya alakadar olmasını emretmiş, buna rağmen tedbir almayınca öfkelenip elindeki yayla Mesih Paşa’nın başına birkaç kere vurmuş ve:
“Hak Teâlâ tarafından ansızın bir kazaya uğrayasın” diye beddua etmişti.
İslâm Padişahlarının bedduasından sakınmak gerekir.
Bu sırada gemiler için güherçile (barut hammaddesi) lazım oldu. Galata karşısındaki bir hisarda vardı. Vezir Mesih Paşa, Galata kadısı ve Galata emini güherçile almaya gittiler. Aniden gökyüzünde bir bulut geldi. Çok yağmur yağdı, şimşekler çakıp, yıldırımlar düştü. Bir gök gürültüsü ile birlikte yıldırım güherçile bulunan hisara indi. Hisarın taşları parça parça olup her tarafa fırladı. Bu sırada bir taş vezir Mesih Paşa’ya çarptı. Mesih Paşa ile Galata kadısı öldüler. (Oruç Beg Tarihi)
Hicrî: 3 Şaban  1436   Fazilet Takvimi  



20 Mayıs 2015 Çarşamba

SALEVÂT-I ŞERÎFENİN FAZİLETİ



قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:   مَا مِنْكُمْ مِنْ أَحَدٍ يَتَوَضَّأُ فَيُسْبِغُ الْوُضُوءَ ثُمَّ يَقُولُ أَشْهَدُ أَنْ لَا اِلٰهَ إِلَّا اللهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ إِلَّا فُتِحَتْ لَهُ أَبْوَابُ الْجَنَّةِ الثَّمَانِيَةُ يَدْخُلُ مِنْ أَيِّهَا شَاءَ. (حم)
" سزدن برى عبدست آلير و عبدستنى اكسكسز اولراق تماملر صكره اشهد ان لا اله الا الله و اشهد ان محمد عبده ورسوله درسه كندسينه جنتين سكز قابىسو آجلر ديله ديغى قابى دان جنته كيرر ."
“Sizden biri, abdest alır ve abdestini eksiksiz olarak tamamlar, sonra ‘Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh’ derse kendisine cennetin sekiz kapısı açılır, dilediği kapıdan cennete girer.” (Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)
Hicrî: 2 Şaban  1436   Fazilet Takvimi  

SALEVÂT-I ŞERÎFENİN FAZİLETİ


Resûlullâh Efendimize salevât-ı şerîfe getirmek Allâhü Teâlâ’nın rahmetine ve mağfiretine vesîle olur. En kısa salevat “Allâhümme Salli alâ Muhammed ve alâ âli Muhammed” demektir.
Resûlullâh Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem hazretleri buyurdular:
• “Gece sabaha karşı bir acâib rüya gördüm; ümmetimden bir adam sırât üzerinde güçlükle yürümekte; elleri ve dizleriyle emekleyerek ilerlemeye çalışmaktaydı. Bu sırada bana getirdiği salevâtları geldi ve elinden tutarak onu kaldırdı ve sırâtı geçirdi.” (Taberânî ve Deylemî)
“Bana salevâtı çok getiriniz. Muhakkak kabirde ilk önce benden suâl olunacaksınız. ” (Sehâvî)
İnsan ölüp defnolunduğunda iki melek gelip kabir suâllerini sorarlar: ‘Rabbin kimdir, peygamberin kimdir, dînin nedir?’ derler.
Her kim dünyada kelime-i şehâdeti ve Peygamber Efendimize salevâtı çok okursa bu iki meleğe cevâbı kolay verir:
“Rabbim Allâh’dır, Peygamberim Muhammed aleyhisselâmdır, dînim de İslâm’dır” der. Bundan sonra kabri cennet bahçelerinden bir bahçe olur.
Süfyân-ı Sevrî rahimehullâh buyurdu:
Kâbe’yi tavaf ederken hacılardan Peygamber Efendimize çok salevât getiren bir adam gördüm. Ona “Burası Allâhü Teâlâ’ya duâ edilecek yerdir.” dedim. Dedi ki:
“Bak, sana halimi bildireyim de anla. Memleketimde iken vefâtı yaklaşan bir kardeşim vardı. Ölümü anında yüzünün karardığını gördüm. Kardeşimin bu haline çok üzülmüştüm. Bu sırada yanımıza nurlu yüzü kandil gibi parlayan bir zât geldi. Eliyle meshedince kardeşimin yüzü ay gibi parlamaya başladı. Çok sevindim ve:
“Şu yaptığınızdan dolayı Allâhü Teâlâ sizi hayırla mükâfatlandırsın. Siz kimsiniz” diye sordum,
“Ben Resûlullâh aleyhisselâma salevât-ı şerîfe getirenlerle alakadar olmakla vazifeli meleğim. Vazifemi böyle yaparım. Muhakkak kardeşin çok salevât-ı şerîfe okurdu.” dedi.
Hicrî: 2 Şaban  1436   Fazilet Takvimi