25 Şubat 2015 Çarşamba

YAHYÂ BİN EKSEM (RAHİMEHULLÂH)



قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لِيَحْجُزْكَ عَنِ النَّاسِ مَا تَعْلَمُ مِنْ نَفْسِكَ. (هب)
" كندى قصورلرينى بامن إنسانلرده كنى كورمنه مانع اولسون ."
Kendi kusurlarını bilmen, insanlardakini görmene mâni olsun.” 
(Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)
Hicrî: 4 Cemâziyelevvel 1436   Fazilet Takvimi  

YAHYÂ BİN EKSEM (RAHİMEHULLÂH)


Yahyâ bin Eksem (rah.), Şâfiî mezhebinin büyük âlimlerinden ve edîblerdendir. Fıkıh ilmindeki vukûfu sebebiyle Abbâsî Halifesi Me’mûn onu Kâdılkudât (başkadı) tâyîn etti. İştirak ettiği bir sefer esnâsında askerlere müt‘a nikâhı için izin verilecek ve helal olduğu îlân edilecek oldu. Bu zât haram olduğunu isbat ederek bu karardan vazgeçirdi.
Henüz yirmi yaşında iken Basra’ya kâdı tâyîn olundu. Basralılar yaşını küçük görüp:
“Kâdı Efendinin yaşı kaçtır?” diye sorarlardı. Kendisini küçük gördüklerini anlayınca onlara şu cevabı verdi:
“Ben, Resûlullâh Efendimizin (s.a.v.) Mekke-i Mükerreme fethedilince kâdı tayin ettiği Hazret-i Attâb bin Esîd’den, Kâdı olarak Yemen’e gönderdiği Muâz bin Cebel Hazretlerinden ve Hazret-i Ömer’in Basra’ya kâdı olarak tayin ettiği Hz. Ka‘b bin Süver’den yaşça daha büyüğüm.
Bir zât Kâdı Yahyâ bin Eksem’e gelerek sordu:
– Kâdı Efendi, ne miktar yemeliyim?
– Açlığını giderecek kadar ye, doymadan sofradan kalk.
– Nasıl güleyim?
– Sessizce ve tebessüm ederek yüzünden hoşnutluğun anlaşılacak kadar.
– Ne kadar ağlayayım?
– Allah korkusundan ağlamayı hiç terk etme.
– Amelimin ne kadarını gizleyeyim?
– Gücün yettiği kadarını gizle.
– Peki, amelimden ne kadarını âşikar işleyeyim?
– İyilik hususunda sana uyulacak ve insanların senin aleyhinde sözlerini kesecek kadar.
Tefsîr-i Nesefî’de bu husus şöyle geçer:
Farz olan ibâdetleri açıktan yapmak töhmeti kaldıracağından daha fazîletlidir. Böyle değilse, meselâ: Zekât veren kimsenin zenginliği meşhur değilse gizli vermesi daha fazîletlidir.
Nâfile ibâdetlerin ise hayırda kendisine uyulacaksa açıktan yapılması; değilse gizli yapılması daha fazîletlidir.
Hicrî: 4 Cemâziyelevvel 1436   Fazilet Takvimi  


KOMŞULUĞUN EHEMMİYETİ



قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَحْسِنْ مُجَاوَرَةَ مَنْ جَاوَرَكَ تَكُنْ مُسْلِمًا. (إحياء)
بيغمبر أفندمزصلى الله عليه وسلم  بيوردولر" قومشولرنله كوزل كجن كى حقيقى مسلمان لولاسيك ."
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Komşularınla güzel geçin ki hakîkî Müslüman olasın.” 
(Hadîs-i Şerîf, İhyâu Ulûmiddîn)
Hicrî: 6 Cemâziyelevvel 1436   Fazilet Takvimi  

KOMŞULUĞUN EHEMMİYETİ


Komşuluk, kişinin Müslüman kardeşine karşı olan haklarından daha çok haklar ve mesuliyetler gerektirir. Komşunun hakları, kişinin Müslüman kardeşine karşı olan haklarından daha fazladır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), müşrik komşunun bile, sırf komşu olduğu için bazı haklarının bulunduğunu haber vermişlerdir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular:
“Kıyâmet gününde (hesâbı ilk görülecek) iki hasım, komşulardır.”
Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) “Falan kimse gündüzleri oruç tutar, geceleri de ibâdetle meşgul olur, fakat komşusuna da eziyet eder” denilince “O cehennemdedir.” buyurdular.
Hz. Âişe (r.anhâ) anlattı:
Bir gün “Yâ Resûlallâh! İki komşum var. Birinin kapısı benim kapıma bakıyor, diğerininki arka tarafa bakıyor. Yanımda bazan her ikisine yetecek kadar bir şeyler olmuyor. Hangisine vereyim, hangisinin hakkı daha büyüktür?” dedim. Peygamber Efendimiz (s.a.v.):
“Kapısı, sana bakan komşunun hakkı daha büyüktür.” buyurdular.
Hz. Ebûbekir (r.a.) oğlu Abdurrahman’ın (r.a.) komşusuyla münâkaşa ettiğini görünce şöyle îkâz etti:
“Oğlum, sakın komşunla münâkaşa etme. Diğer insanlar gider ama komşun her zaman senin yanındadır.”
Tâbiîn’in büyüklerinden Mücâhid (r.a.) anlattı:
Bir gün Hz. Ömer’in (r.a.) oğlu Abdullah’ın (r.a.) yanında idim. Hizmetçisi de bir koyun kesmiş onu yüzüyordu. Hizmetçisine:
“Bu koyunun etini şu Yahûdî komşumuzdan başlayarak bütün komşularımıza dağıt” dedi. Bunu birkaç defa tekrar etti. Hizmetçi “Neden bu kadar ısrar ediyorsunuz.” deyince:
“Resûlüllah (s.a.v.) komşu (hakkı) hususunda bize o kadar tavsiyede bulundu ki, komşuyu komşuya vâris kılacağından korktuk.” diye cevap verdi. (İhyâu Ulûmiddîn)
Hicrî: 6 Cemâziyelevvel 1436   Fazilet Takvimi  



24 Şubat 2015 Salı

TEMİZLİK ÎMÂNDANDIR”




قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ الاِسْلاَمَ نَظِيفٌ فَتَنَظَّفُوا فَإِنَّهُ لايَدْخُلُ الْجَنَّةَ إِلا نَظِيفٌ . (كنز)
" محقق ٍاسلام تمزدر . اؤيليسه سزده ( مادتا و معنا ) تمزلنن. زيرا جنته آنجق تمزلر كيرر ."
Muhakkak İslam temizdir. Öyleyse siz de (maddeten ve mânen) temizlenin. Zîrâ cennete ancak temizler girer.” 
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)
Hicrî: 5 Cemâziyelevvel 1436   Fazilet Takvimi  

“TEMİZLİK ÎMÂNDANDIR”


İslam dini maddî ve mânevî tahârete; temizliğe büyük ehemmiyet vermiştir. Bu iki kısımdan biri diğerinden ayrılmaz. Hatta bunlardan her biri bir bakımdan maddî ise diğer bakımdan mânevîdir. Abdest gibi.
İslam’da maddî şeylerle kirlenen bir vücûdu, bir elbiseyi, bir mekânı temizlemek bir vazîfe olduğu gibi günahla yani manevî kirlerle kirlenen bir ruhu da temizlemek bir vazîfedir.
Başlıca maddî temizlikler şunlardır:
Her ne sebeple kirlenen bir vücûdu, bir elbiseyi veya bir yeri su ile temizlemek esastır. Bu temizlik, temizlenecek şeyin hâline göre farz, vâcib, sünnet veya müstehab olabilir.
Namaz kılabilmek için abdest almak ve îcâb edince gusl etmek farzdır.
Yüzde, kulakta, burunda, tırnaklarda, saç ve sakalda bulunan kirleri gidermek, saçları taramak, insanların nefretine meydan vermemek sünnettir.
Her Müslümanın haftada bir defa olsun vücûdunu yıkaması müstehaptır. Cuma gününde yıkanmak daha fazîletlidir.
Çünkü Cuma, Müslümanların bir bayramıdır, bir toplantı zamanıdır. O günde her yönüyle temiz olmak pek güzeldir.
Uzayan tırnakları ve fazla uzayan bıyıkları kesmek müstehaptır.
Koltuk altını ve kasıkları tıraş etmek müstehaptır. Bunlar haftada veya onbeş günde bir temizlenmelidir. Kırk gün kadar geciktirmek tahrîmen mekruhtur.

MUTFAĞIMIZ:
 Yumurta Salatası
Malzemeler: 4 adet yumurta, 4-5 dal taze soğan, yarım demet maydanoz, 3 yemek kaşığı zeytinyağı, yarım limon suyu, tuz, kırmızı biber, karabiber, kekik.
Yapılışı: Yumurtalar haşlanır. Kabukları soyulup, doğranır.  Üzerine ince doğranmış maydanoz ve taze soğan ile zeytinyağı, tuz, kekik ve karabiber eklenir.
Hicrî: 5 Cemâziyelevvel 1436   Fazilet Takvimi  



22 Şubat 2015 Pazar

MİSVÂK



قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: السِّوَاكُ مَطْهَرَةٌ لِلْفَمِ مَرْضَاةٌ لِلرَّبِّ . (ن)
" مسواق قوللنمق آغزى تمزلر وبريك رضاسنه سبب اولور . "
Misvak kullanmak ağzı temizler ve Rabb’in rızâsına sebep olur.” 
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Nesâî)
Hicrî: 3 Cemâziyelevvel 1436   Fazilet Takvimi  

MİSVÂK


Abdestte ve abdest hâricinde misvâk kullanmak sünnettir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
“Dört şey peygamberlerin sünnetindendir:
Hayâ sâhibi olmak,
Güzel koku sürünmek,
Misvak kullanmak,
Nikâhlanmak; evlenmek.” (Sünen-i Tirmizî)
Misvâk -zehirli olmamak şartıyla- lifli ağaçların hepsinden olur. En makbûlü erak ağacından, ondan sonra da zeytin ağacından olanıdır.
Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.):
“Zeytin ağacının misvâkı ne güzeldir. O mübârek bir ağaçtır. Benim ve peygamberlerin misvâkıdır” buyurdular. (Taberânî)
Şeker kamışı ve nardan misvâk olmaz.
Zehirli olma ihtimalinden dolayı bilinmeyen ağaçtan da misvâk olmaz.
Misvâkın bir karış uzunluğunda ve serçe parmağı kalınlığında olması makbûldür.
Abdestten önce yahut mazmaza esnâsında; abdestte ağza su verirken kullanılır.
Misvâkın tutulması:
Sağ elin serçe parmağıyla misvâkın altından, yüzük, orta ve şehâdet parmaklarıyla üstünden ve başparmak ile misvakın baş tarafının altından tutulur.
Misvâkın avuçla tutulması basura sebep olur.
Misvâkın kullanılması:
Misvâk, sağ ele alınır; önce üst dişlerin sağ tarafını, sonra sol tarafını, sonra alttaki dişlerin sağı, sonra da sol tarafı enine sürülmek suretiyle temizlenir.
Abdestte eğer misvâk bulamazsa temiz, sert bir bez parçası ile o da yoksa bu sevaba ermek için baş ve işâret parmaklarıyla dişleri ovar.
Hicrî: 3 Cemâziyelevvel 1436   Fazilet Takvimi