27 Ocak 2015 Salı

HAZRET-İ EBÛBEKİR İLE TALHA BİN UBEYDULLAH’A YAPILAN İŞKENCE




قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:   اَلصَّبْرُ مِفْتَاحُ الْفَرَجِ ، وَالزُّهْدُ غِنَاءُ الْاَبَدِ. (فر)
" صبرصقنتيدان قورتولمانيك فراحليغه قاوشمانيك آناحتارى در زهد ( دنيايا رغبت أتممك )  أبدى زنكنلكتر  "  
 ( حديث شريف ديلمى مسند الفردوس )
Sabır, sıkıntıdan kurtulmanın, ferahlığa kavuşmanın anahtarıdır. Zühd (dünyaya rağbet etmemek) ebedî zenginliktir.” 
(Hadîs-i Şerîf, Deylemî, Müsnedü’l-Firdevs)
Hicrî: 06 Rebîulâhir 1436   Fazilet Takvimi  

HAZRET-İ EBÛBEKİR İLE TALHA BİN UBEYDULLAH’A YAPILAN İŞKENCE


Hazret-i Ebûbekir ile Talha bin Ubeydullah’a (r.a.) İslâm dininden döndürmek ve namaz kılmalarına mâni olmak için işkence yapmışlardı.
Kureyş’in arslanı diye meşhur olan Talha bin Ubeydullah’ın (r.a.) ağabeyi Osman bin Ubeydullah ile Nevfel bin Huveylid el-Adevî ikisi birlikte, Hazret-i Ebûbekir ve Talha bin Ubeydullah’ı ikisini bir ipe bağlarlardı. Bundan dolayı Hazret-i Ebûbekir ile Talha bin Ubeydullah’a “karîneyn” denilmiştir.
Hazreti Ebûbekir ile Talha bin Ubeydullah (r.a.), kendilerine yapılan bu işkenceye rağmen dinlerinden dönmediler. Hazret-i Ebûbekir’in mensup olduğu Teymoğulları, bunlara işkence yapıldığını gördükleri hâlde pek aldırış etmezler, onları pek korumazlardı. Osman bin Ubeydullah, her ikisinin bağlarından kurtulmuş oldukları hâlde namaz kıldıklarını görüp korkuya düşünce, onlara bu işkenceyi yapmaktan vazgeçti.

MÜMİNİN FİRASETİ

Abdülkâdir Geylânî Hazretlerinin oğlu Mûsâ rivâyet etti: Babam şöyle anlattı:
Çölde yolculuk yapıyordum. Günlerce su bulamadım. Susuzluktan tâkatsiz kaldığım esnâda bir bulut gördüm. İçinden çiğe benzeyen bir şey yağdı. Ben de onunla susuzluğumu giderdim. Sonra bütün ufku kaplayan bir nur gördüm. İçinden bir sûret çıkıp bana:
“Ey Abdülkâdir! Ben senin Rabbi’nim. Haram olan şeyleri sana helal kıldım.” dedi. Bunları duyunca hemen “Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm. Defol ey mel’ûn şeytan.” dedim. Birden o nur zulmet, o sûret de duman oldu ve bana:
“Benden, Rabbi’nin hikmeti ve ilmin ile kurtuldun. Ben bu şekilde yetmiş kişiyi dalâlete düşürdüm, doğru yoldan saptırdım.” deyince “Bu, Rabbi’min fazlı ve ihsanıdır. Hamd onadır.” dedim. Bana:
“Onun şeytan olduğunu nasıl anladın?” diye sordular.
“Haram olan şeyleri sana helal kıldım demesinden anladım.” dedim. (et-Tabakâtü’l-Kübrâ, İmam Şa‘rânî)
Hicrî: 06 Rebîulâhir 1436   Fazilet Takvimi  



26 Ocak 2015 Pazartesi

İLİM ÖĞRETMENİN EDEB VE ŞARTLARI





قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: عَلِّمُوا وَلَا تُعَنِّفُوا ، فَاِنَّ الْمُعَلِّمَ خَيْرٌ مِنَ الْمُعَنِّفِ. (هب)
" علم اؤكرننز فقط سرت داورانماينز محقق يوموشاق حويلى معلم ( جوجه ) سرت داورانان دان دها خيرلى در "  ( حديث شريف بيحكى شعاب الايمان )
“İlim öğretiniz, fakat sert davranmayınız. Muhakkak yumuşak huylu muallim (hoca) sert davranandan daha hayırlıdır.” 
(Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)
Hicrî: 05 Rebîulâhir 1436   Fazilet Takvimi  

İLİM ÖĞRETMENİN EDEB VE ŞARTLARI


Talebeye ilim öğretmenin bazı edeb ve şartları:
• Hoca çok gayretli ve çok şefkatli olmalı,
• Lüzumlu olan her şeyi öğretmeli,
• Geçmiş âlimlere karşı vefâlı olmalı,
• Zaman zaman latife yapmalı,
• Talebeleri arasında ayrım yapmamalı,
• Talebelere çok değer vermeli,
• Tatbikat yaptırmalı,
• Emir vermekten hoşlanmamalı,
• Ehl-i sünnet akîdesine düşman olanlarla mücadele etmeli,
• Hizmet etmelerini talebelerine şart koşmalı,
• Mâneviyatsız ilmi kâfî görmemeli,
• Canlı kitaplar yetiştirmeli,
• Muvaffakiyeti şahsına mal etmemeli,
• Öğrenemeyene acele etmeden, sabırla öğretmeli,
• Akıllı olmayanı güzel yolla irşâd ve ıslâh etmeli,
• Tekrar tekrar soranı azarlamamalı,
• Talebeyi zararlı ilimden korumalı,
• Faydalı ilmi, Allâhü Teâlâ’nın rızasından başka bir gâye için öğrenmekten onları sakındırmalıdır.

KIT’A:

Me’zûn olursan okut ulûmu
Neşr eyle halka nef-i umûmu
Âmil olursan kâmil olursun
Hikmetleri hep sen de bulursun.
(Menbaından icâzetle aldığın ilmi insanlara öğret. İlminle amel edersen kâmil ve hikmet sahibi olursun.)
Hicrî: 05 Rebîulâhir 1436   Fazilet Takvimi  



25 Ocak 2015 Pazar

TALHA BİN UBEYDULLAH’IN CÖMERTLİĞİ



قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:   اِنَّ الصَّدَقَةَ لَتُطْفِئُ عَلَى اَهْلِهَا حَرَّ الْقُبُورِ ، وَاِنَّمَا يَسْتَظِلُّ الْمُؤْمِنُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فِى ظِلِّ صَدَقَتِهِ. (هب)
"  محقق صدقه صاحبنيك قبر حرارتنى سوندورور . وشبهسزكى مؤمن قيامت كونونده صدقه سنيك كولكه سنده كولكلنجك در .  
(  حديث شريف بيحكى شعاب الايمان )
Muhakkak sadaka, sâhibinin kabir harâretini söndürür. Ve şüphesiz ki mümin kıyamet gününde sadakasının gölgesinde gölgelenecektir.” 
(Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)
Hicrî: 04 Rebîulâhir 1436   Fazilet Takvimi  

TALHA BİN UBEYDULLAH’IN CÖMERTLİĞİ


Hazret-i Talha (r.a.), Sahâbe-i Kirâm’dan ve Aşere-i Mübeşşere (Cennet’le müjdelenen on kişi)den biridir. Çok cömert olduğundan günde yüzlerce dînâr sadaka verir, vermeyince gözüne uyku girmezdi. Bedir muhârebesinde on esirin parasını vererek âzâd ettirdi, Benî Ceşm kabîlesinden çok kimselerin borçlarını ödemiştir.
Peygamberimiz aleyhisselam, Zû-Kared’de Beysân’da bir kuyuya uğramış ve adını sormuştu.
“Yâ Resûlallah! Onun adı Beysân’dır ve o çok tuzlu ve acıdır!” denildi.
Peygamberimiz aleyhisselam: “Hayır! Onun adı Na’mân’dır ve suyu da tatlıdır!” buyurdu.
Peygamberimiz (s.a.v.) onun adını değiştirince, Hazret-i Allah tadını da değiştirdi, acılığını giderdi.
Talha bin Ubeydullah (r. anh), bu kuyuyu satın alarak vakfetti. Aynı zamanda, bir deve boğazlayarak halka ziyâfet verdi. Bunun üzerine, Peygamberimiz (s.a.v.):
“Ey Talha! Sen ‘Talhatü’l-Feyyâz’sın!” buyurdu. Bundan sonra, o, Talhatü’l-Feyyâz diye anıldı. (Feyyâz: Çok cömert ve hayrı çok işleyen demektir.)
Talha bin Ubeydullah (r. anh) buyurdular ki:
İnsanın alçağı, arkasından kötülediği kimseyi yüzüne karşı methedendir.
Sadık arkadaş sana nefsinden hayırlıdır. Çünkü nefis fenalık emreder, sâdık arkadaş iyiliğe delâlet eder.
Hayâsız bir ömürde hayır yoktur.

NÜKTE: Muhallebi rüyâsı

İki kişi konuşuyordu:
– Efendi! Bu gece rüyamda muhallebi gördüm.
– Yirmi para verirsen rüyanı tabir ederim.
– Yirmi param olsaydı muhallebiyi rüyamda görür müydüm!
Hicrî: 04 Rebîulâhir 1436   Fazilet Takvimi  



24 Ocak 2015 Cumartesi

HAZRET-İ ALİYYÜ’L-MURTEZÂ’DAN (K.V.) HİKMETLER



قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:     اِنَّ الْفَاقَةَ لِاَصْحَابِى سَعَادَةٌ ، وَاِنَّ الْغِنَى لِلْمُؤْمِنِ فِى آخِرِ الزَّمَانِ سَعَادَةٌ. (كنز)
"  أصحابم إيجون فقرلك سعادتدر . آخر زمانداكى مؤمنلر ايجون إيسه زنكنلك سعادت در .  "  ( حديث شريف كنز العمال )
Ashâbım için fakirlik saâdettir. Âhir zamandaki müminler için ise zenginlik saâdettir.” 
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)
Hicrî: 03 Rebîulâhir 1436   Fazilet Takvimi  

HAZRET-İ ALİYYÜ’L-MURTEZÂ’DAN (K.V.) HİKMETLER


Kişinin edeb sâhibi olması altın sâhibi olmasından hayırlıdır.
Edeb insanın süsüdür. Ailesine faydalı olmak isteyen, onlara edeb öğretsin.
Her sabah işine erken başlayan bahtiyar olur.
Ana babaya iyilik etmek sâlih amellerin en üstünlerindendir.
Ömrün bereketi güzel ameller işlemekledir. Malın bereketi ise zekâtını vermekledir.
Ettiğin iyilik ve ihsânı başa kakarak zâyi etme.
Eğer başına gelen sıkıntılara sabretmekteysen kendini zafer ile müjdele. Sabreden muradına muhakkak erer.
Nefsine uyma, âsûde (râhat) yaşarsın.
Karnı, kişinin düşmanıdır.
Dünyayı verip karşılığında âhireti alan kazançlı olur.
Dînini verip karşılığında dünyayı alan ancak hüsrân (ziyân) kazanır.
Kişinin Allah korkusundan ağlaması gözlerinin nûrunu artırır.
Cumartesi ve Perşembe sabahları bereketin en bol olduğu zamanlardır.
İnsan en çok dili sebebiyle belâya uğrar.
Gençliğinizde kaçırmış olduğunuz güzel amelleri ihtiyarlığınızda olsun kazanmaya çalışınız.
Bir sofrada yiyenlerin çok olması yemeğin bereketine sebeptir.
İlme çalışalım ve onu öğretmek için bir karşılık istemeyelim.
İnsanın edebi ve terbiyesi tamam olmadıkça ve terbiye ile asâleti birleşmedikçe haseb (kadir ve kıymet) ve neseb sâhibi sayılamaz.
Cenâb-ı Hakk’ın rızâsı yolunda olan her muhabbet ve kardeşlik saf ve hâlistir. Günah ve kötülük için yapılan sevgi ve arkadaşlık ise saf olmaz.
Hicrî: 03 Rebîulâhir 1436   Fazilet Takvimi