24 Mart 2013 Pazar

ALLÂHÜ TEÂLÂ’NIN İFTİHAR ETTİĞİ KULLAR




Hadîs-i Şerîf, :  “Herhangi bir topluluk Allah rızası için Allâh’ı zikretmek üzere bir araya gelirse semadan bir melek şöyle nida eder: ‘Günahlarınız bağışlanmış ve hasenâta tebdil edilmiş olarak kalkınız.” (Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed bin Hanbel)
Hicrî: 12 Cemâziyelevvel 1434   •Fazilet Takvim

ALLÂHÜ TEÂLÂ’NIN İFTİHAR ETTİĞİ KULLAR


Resûlullâh Efendimiz (s.a.v), bir gün ashabından halka olarak oturan bir topluluğun yanına vardı ve 'Sizi buraya ne oturttu? (Buna sizi teşvik eden sebep nedir?)' diye sordu.
‘Allâh'ı zikretmek ve bizi İslâm'a hidâyet ettiği ve bize İslâm'ı ihsân ettiği için ona hamd etmek üzere oturduk.’ dediler.
Peygamber Efendimiz (s.a.v), ‘Siz sadece bunun için oturduğunuza yemin eder misiniz?’ diye sorunca sahâbe,
‘Vallâhi, bundan başka bir maksatla toplanmadık.’ dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurdu:
“Ben sizi itham ettiğim için yemin ettirmedim. Cebrâil (a.s.) bana geldi ve Allâh'ın sizinle meleklerine iftihâr ettiğini, öğündüğünü haber verdi.”


PEYGAMBERLERİN SIFATLARI

Peygamberler hakkında bilinmesi vâcip ve zarûrî olan sıfatlar beştir.

1- Sıdk: Peygamberler doğrudurlar. Asla yalan söylemezler.
2- Emânet: Emîndirler. Her hususta kendilerine güvenilir.
3- Tebliğ: Allâhü Teâlâ'nın emir ve yasaklarını hiç noksansız ve çekinmeden tebliğ ederler.
4- Fetânet: Son derece zekîdirler.
5- Ismet: Mâsumdurlar; günah işlemekten uzaktırlar.

Peygamberimiz Muhammed Mustafâ (s.a.v)’in diğer peygamberlerden ayrı beş vasfı daha vardır:

1- Bütün peygamberlerden efdaldir (Üstündür).
2- Bütün insanlara ve cinlere gönderilmiştir.
3- Hâtemü'l-Enbiyâ; peygamberler silsilesinin son halkası, yâni son peygamberdir. Ondan sonra peygamber gelmeyecektir.
4- Bütün âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir.
5- Dîni, kıyâmete kadar devam edecektir.
Hicrî: 12 Cemâziyelevvel 1434   •Fazilet Takvim


23 Mart 2013 Cumartesi

UHUD GAZVESİ



Hadîs-i Şerîf, :  “Uhud (Harbi) günü bir kişi, Resûlullâh’a (s.a.v.), ‘Ben öldürülürsem, nerede olurum?’ diye sordu. Resûlullah (s.a.v.) ‘Cennette...’ buyurdu. Bunun üzerine o kişi elindeki hurmaları attı ve şehid oluncaya kadar savaştı.” (Hadîs-i Şerîf, Kuzâî, Şihâbü'l-Ahbâr)
Hicrî: 11 Cemâziyelevvel 1434   •Fazilet Takvim

UHUD GAZVESİ


Hicretin üçüncü senesinde Mekke'deki müşrikler toplanmışlar, üç bin kişilik bir ordu ile Medîne-i Münevvere'ye, Uhud dağının civarına kadar gelmişlerdi.

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) yedi yüz sahabî ile şehir dışına çıktı. Abdullah bin Cübeyr’i elli kadar okçu ile bir derenin ağzına gönderdi. “Buradan düşmanın hücumu beklenir, sakın benden emir almadıkça ayrılmayınız!” diye tenbih buyurdu.

Savaş neticesinde düşman ordusu fena halde bozuldu. Abdullah’ın maiyyetindeki erler, düşmanın tamamen bozulmuş olduğunu sanarak arkalarına düşmek istediler, amirlerinin emrini dinlemeyerek dağıldılar. Düşman bunu görünce İslâm ordusunun sol tarafına hücum etti. İslâm ordusunda ansızın bir mağlûbiyet yüz gösterdi. Bu esnada Hz. Hamza ile daha birçok sahâbe şehid düşmüştü.

Fahr-i Âlem Efendimiz (s.a.v.), harp meydanında  yanlarında birkaç zat ile kalmıştı. Mübarek dudağı yarılmış, bir mübarek dişi kırılmış, zırhının iki halkası kırılıp gülden daha latif olan nezih vücûduna saplanmıştı. Hattâ, bir aralık Peygamber Efendimiz'in şehid olduğuna dair bir şayia da çıkmıştı. Bu esnada Resûl-i Ekrem'in üzerine saldıran düşmanları, Hz. Ali geri dönmeye mecbur ediyor, Hz. Sa'd bin Ebî Vakkas da düşmana ok atıyor, Nesibe adındaki muhterem bir kadın da, vücûdu kanlar içinde kaldığı halde savaşa devam ediyor, Hz. Peygamber'i düşmanlarına karşı müdâfaaya çalışıyordu.

Fahr-i Âlem Efendimiz'in şehid edildiğine dair olan haberden dolayı ashâb-ı kiram şaşırıp büsbütün perîşân olmuş ve dağılmışlardı. Halbuki, Resûl-i Ekrem Hazretleri Hak Teâlâ'nın muhafazasında olarak harp meydanında idi. Bunu ilk defa Ka'b bin Mâlik Hazretleri gördü ve “İşte Resûlullah! Allâh’a hamd olsun sağ ve sâlim!.” diye nida etti. Bunun üzerine ashâb-ı kiram tekrar toplanmaya başladılar, düşman hücumlarını kırdılar.

Düşmanlar daha fazla savaşa cesaret edemeyip döndüler. Yirmi iki kadar ölüleri vardı. Müslümanların şehidleri ise yetmiş iki kadardı. Radıyâllâhu anhüm.
Hicrî: 11 Cemâziyelevvel 1434   •Fazilet Takvim


22 Mart 2013 Cuma

BORÇTAN KURTULMAK İÇİN OKUNACAK DUA



Borçtan Allah’a Sığınma


Dua

{ اَلَّلهُمَّ اِنّىِ اَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَ الْحَزَنِ وَاَعُوذُ بِكَ مِنَ الْعَجْزِ وَ الْكَسَلِ وَاَعُوذُ بِكَ مِنَ الْجُبْنِ وَالْبُخْلِ وَاَعُوذُ بِكَ مِنْ غَلَبَةِ الدَّيْنِ وَ قَهْرِ الرِّجاَلِ }

Allahümme innî e’ûzü bike mine’l-hemmi ve’l-hazeni. Ve e’ûzü bike mine’l-‘aczi vel-keseli. Ve e’ûzü bike minel cübni vel-buhli. Ve e’ûzü bike min ğalebetid-deyni ve kahrir-ricâli.

“Allah'ım! Kederden ve üzüntüden, acizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, borç yükünden ve insanların kahrından sana sığınırım.” 
(Ebû Davud, “Sâlat”, 367; Ayrıca bk. Buhârî, “Et'ıme”, 28, “Daavât”, 40¸ Tirmizî, “Daavât”, 70; Nesâî, “İstiâze”, 7, 8, 25)



حديث شريف :
- وعَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ رضي الله عنه قَالَ :   دَخَلَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ذَاتَ يَوْمٍ الْمَسْجِدَ فَإِذَا هُوَ بِرَجُلٍ مِنْ الْأَنْصَارِ يُقَالُ لَهُ أَبُو أُمَامَةَ ، فَقَالَ يَا أَبَا أُمَامَةَ ! مَا لِي أَرَاكَ جَالِسًا فِي الْمَسْجِدِ فِي غَيْرِ وَقْتِ الصَّلَاةِ ؟! قَالَ : هُمُومٌ لَزِمَتْنِي وَدُيُونٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ : أَفَلَا أُعَلِّمُكَ كَلَامًا إِذَا أَنْتَ قُلْتَهُ أَذْهَبَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ هَمَّكَ ، وَقَضَى عَنْكَ دَيْنَكَ ؟ قَالَ : قُلْتُ : بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ ! قَالَ :
  قُلْ إِذَا أَصْبَحْتَ وَإِذَا أَمْسَيْتَ
:( اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ الْعَجْزِ وَالْكَسَلِ ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ الْجُبْنِ وَالْبُخْلِ ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ غَلَبَةِ الدَّيْنِ وَقَهْرِ الرِّجَالِ(
قَالَ : فَفَعَلْتُ ذَلِكَ ، فَأَذْهَبَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ هَمِّي ، وَقَضَى عَنِّي دَيْنِي .
رواه أبو داود (1555)   ...

Duanın Kıssası

Ebü saidil hudri r.a dedi Hz.Peygamberimiz (S.A.V.),  birgün mescide geldi ensardan Ebu Umâme'nin mescitte çok sıkıntılı bir halde
olduğunu görüp ona sorar:

- Ey Ebu Umâme! Namaz vakti değil, mescitte böyle ne dalgınlık, ne yapıyorsun?

Ebu Umâme:

- Çok borcum var, sıkıntıdayım, dardayım, dedi.

Hz.Rasûllah s.a.v, O'na şöyle buyurdu:

- Sana bir dua öğreteyim ki, Yüce Rabbim gamını gidersin.Borcunu ödeme kapısı açsın. evet ya Resülallah dedi, Resülullah efendimiz Bu duayı sabah-akşam oku buyurdu. Hz.Peygamberimiz, daha sonra yukarıdaki duayı Ebu Umâme'ye öğretti

  Ben bu dua yı okudum Allahü Teala üzüntümü giderdi borcumu ödetti dedi.