19 Ekim 2012 Cuma

AMELLERİN ASLI, DÎNİN DİREĞİ NAMAZ





Hadîs-i Şerîf:   “Biliniz ki sizin amellerinizin en hayırlısı namazdır.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)
Hicrî: 20 Cemâziyelevvel 1433   • Fazilet Takvimi



AMELLERİN ASLI, DÎNİN DİREĞİ NAMAZ

Îmânın kemâli farz ameller iledir. Bütün farz amellerin aslı ve dînin direği beş vakit namazdır.

Farz olduğu pek çok âyet-i kerîme, hadîs-i şerîf ve icmâ-ı ümmet ile sâbittir.

Farz olduğu hakkındaki âyet ve hadîsler hiçbir suretle te'vîl edilemez.

Kur'ân-ı Kerîm'de pek çok âyet-i kerîmede geçen "salât" kelimesinden murâd beş vakitte edâ olunagelen mâlûm rükünlar ve mahsûs fiiller olduğu Peygamberimiz'in vakt-i saâdetinden sonra her devirde tevâtür ile inkârı mümkün olmayacak derecede kuvvetli olarak nakil olunmuştur.

 Kur'ân-ı Kerîm ve hadîs-i şerîflerde namaz manasında geçen ‘Salât'tan murâd bu malûm rükünlar değildir, ancak zikretmektir ve düşünmektir." demek sapıklıktır.

Her akıllı ergenlik çağına gelen kimse, îmân olunacak şeyleri Ehl-i Sünnet itikâdı üzere bilip îmân ettikten sonra beş vakit namazın farzlarını, vâciblerini ve âdâbını öğrenmesi ve namazını Peygamberimizden geldiği üzere bütün işlerinden önce yerine getirmesi lâzımdır.

Ehl-i sünnet ve cemâatin icmâı şöyledir:
Namaz borcu tevbe ile ve diğer iyilikler ile ödenmez, kazâ edilmelidir.
Tevbe, ancak edasını te'hîr etmenin günâhını giderir.

Hâsılı namâzı kılmayıp zâyi edenlere büyük azâb olacağı Kur'ân-ı Kerîm'de ve hadîs-i şerîflerde açıkça bildirilmiştir.

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) "Kim farz namazlarını terk ederse kıyâmet gününde Allâhü Teâlâ'nın gazabına uğrar." buyurmuşlardır.

Emri altındakilere; âilesine ve evlâdına yedi yaşından sonra abdest, gusül ve namazı öğretmelidir. Namazı itiyad edinmesi, alışkanlık hâline getirmeleri için güzellikle ve takatlerine göre emretmeli ve namazı yanında kıldırmalıdır.
Hicrî: 20 Cemâziyelevvel 1433   • Fazilet Takvimi

15 Ekim 2012 Pazartesi

ÖLÜYE HEDİYE





Hadîs-i Şerîf:  “Muhakkak Allâhü Teâlâ, yeryüzündekilerin duâsından dolayı kabirlerdekilere dağlar kadar rahmet verir. Dirilerin ölülere hediyeleri istiğfârdır.” (Hadîs-i Şerîf, Kenzü'l-Ummâl)

Hicrî: 28 Ramazan 1433   •Fazilet Takvimi


ÖLÜYE HEDİYE

Resûlullah (s.a.v) bir hadîs-i şerîflerinde şöyle buyurdular:

“Mü’min kabirde suda boğulmak üzere olan ve bulduğu her şeye tutunmaya çalışan kimse gibidir. 

Babasından, oğlundan, kardeşinden, arkadaşından hâsılı herkesten bir duâ bekler. Dünya ehli için hediye ne ise ölüler için duâ da böyledir. Bir melek ölünün yanına, üzerinde nurdan bir mendil bulunan nurdan bir tabakla girer ve “Bu kardeşinin hediyesidir.” der. Dirilerin hediyelerle mesut olmaları gibi o da bu hediye ile sevinir.”

Diğer bir hadîs-i şerîfte şöyle buyruldu:

“Ölünün kabirde en zor gecesi ilk gecedir. Ölülerinize sadakayla merhamette bulunun.”

Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Bir Mü’min Âyetü'l-Kürsî okuyup sevabını ölülere bağışladığında Allâhü Teâlâ, doğudan batıya her kabre kırk nur indirir ve yattıkları yerleri genişletir.”

Diğer bir hadîs-i şerîfte:

“Kim kabristana girer ve Yâsin sûresini okursa Allâhü Teâlâ o kabristanda bulunan ölülerin azabını hafifletir ve okuyan kişiye de orada bulunan ölüler sayısınca sevap yazar.” buyrulmuştur.


 MÜNACÂT

İlâhî her nefes ilhâmın üzre olsun a'mâlim
Rızân üzre geçe dâim cihân içre meh ü sâlim
Habîbin gittiği yoldan çıkarma bir kadem taşra
Ânın şer'-i şerîfi üzre olsun cümle ef'âlim.
(Sultan Birinci Ahmed Han)
(Yâ Rabbi! İşlerim devamlı senin ilhâmın üzerine olsun. 
Bu cihanda aylarım ve yıllarım dâimâ senin rızan üzerine geçsin.)
(Habîbin Muhammed Mustafa (s.a.v.)'in gittiği yoldan beni bir adım kadar bile olsa dışarıya çıkarma. 
Ve bütün işlerim de onun dîni üzerine olsun.)
Hicrî: 28 Ramazan 1433   •Fazilet Takvimi

ONLARLA OTURANLAR BEDBAHT OLMAZLAR”

 


Hadîs-i Şerîf:   Bir ârâbî gelip “Yâ Resûlallâh! İnsanların en hayırlısı kimdir?” diye sordu. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Ömrü uzun ve ameli güzel olandır.” buyurdular. (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)
Hicrî: 25 Rebîulevvel 1433   •Fazilet Takvimi


“ONLARLA OTURANLAR BEDBAHT OLMAZLAR”
Resûlullâh (s.a.v.) buyurdular ki:
“Allâhü Teâlâ'nın yollarda dolaşıp, zikredenleri araştıran melekleri vardır. 
Allâhü Teâlâ'yı zikreden bir topluluk bulduklarında 'Aradığınıza gelin.' diye birbirlerini çağırırlar. Onları kanatlarıyla kuşatarak dünyâ semâsına kadar doldururlar. 
Allâhü Teâlâ onları -daha iyi bildiği halde- meleklere sorar:
'Kullarım ne diyorlar?' Onlar,
'Seni tesbih ediyorlar, sana tekbir okuyorlar, sana tahmîd okuyorlar, sana ta'zim (temcîd) ediyorlar.' der. 
Allâhü Teâlâ,
‘Onlar beni gördüler mi?’
‘Hayır, yâ Rabbi.’
‘Ya görselerdi ne yaparlardı?’
‘Eğer seni görselerdi, daha çok ibâdet ederler, daha çok ta'zim ve tesbihde bulunurlardı.’ derler. Allâhü Teâlâ buyurur:
‘Onlar ne istiyorlar?’ Melekler,
‘Senden cenneti istiyorlar?’
‘Cenneti gördüler mi?’
‘Hayır, Yâ Rabbi!’
‘Yâ görselerdi ne yaparlardı?’
‘Eğer görselerdi, cennete karşı daha çok hırslı olurlar, ona daha çok rağbet ederler, onu daha çok isterlerdi’ derler. 
Allâhü Teâlâ buyurur:
‘Neden sığınıyorlar?’
‘Cehennemden sığınıyorlar.’ derler.
‘Onu gördüler mi?’ ‘
Hayır, Yâ Rabbi!’
‘Ya görselerdi ne yaparlardı?’
‘Eğer görselerdi, ondan daha çok kaçarlar, daha çok korkarlardı.’ derler. 
Bunun üzerine Allâhü Teâlâ:
‘Sizi şâhit kılıyorum, onları affettim.’ buyurur.
“Onlardan bir melek der ki: Onların arasında, onlardan olmayan günahkâr falan kul da var. O başka bir ihtiyâcı için uğramıştı, (aralarına) oturuverdi.”
Allâhü Teâlâ, ‘Onu da affettim. 
Onlar öyle bir cemâattir ki, onlarla oturanlar, bedbaht olmazlar.’ buyurdu.
Hicrî: 25 Rebîulevvel 1433   •Fazilet Takvimi



DÜNYADA, KABİRDE VE HAŞİRDE RAHMETE KAVUŞMAK




Hadîs-i Şerîf:  “Kulun gece yarısı iki rek’ât (da olsa) kıldığı namaz, bütün varlığı ile dünyadan hayırlıdır. Eğer ümmetime ağır geleceğinden korkmasaydım, bu iki rek’ât namazı onlara vacib kılardım.” (Hadîs-i Şerîf; ibn-i Mübârek, ez-Zühd ve'r-rekâik)
Hicrî: 24 Rebîulevvel 1433   •Fazilet Takvimi


DÜNYADA, KABİRDE VE HAŞİRDE RAHMETE KAVUŞMAK
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Ashab-ı kiram ve evliyalar geceleri teheccüd namazı ve zikir ile ihya etmişlerdir.
Peygamber Efendimizin (s.a.v.) gece namazda durmaktan ayakları şişerdi.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Ebu Hüreyre’ye (r.a.) buyurdular;
“Hayatında, kabre konduğunda ve tekrar diriltildiğinde Allâh’ın rahmetinin senin üzerine olmasını ister misin? Şayet istersen Rabbinin rızasını isteyerek gecenin bir vaktinde kalk ve namaz kıl.
Ey Ebû Hüreyre! Evinin bir köşesinde namaz kıl ki evinin nûru, dünya ehlinin yanında semadaki yıldızların nuru gibi olsun.” buyurmuşlardır.
“Gece kıyamına (namaz kılmağa) devam edin. Zîrâ bu, sizden önceki sâlihlerin âdetidir. Çünkü gece ibadeti Allâh’a yakınlık ve günahlara keffaret olup bedenden hastalıkları kovar ve günahlardan uzaklaştırır.”
Peygamber Efendimiz (s.a.v.);
“Yâ Ebâ Zerr! Yolculuğa çıkmak istediğin zaman hazırlık yapar mısın?
‘Evet, yâ Resûlallah’
‘Peki, kıyâmet gününün yolculuğu için nasıl hazırlanırsın? Ya Ebâ Zerr! Dikkat et, o uzun ve çetin günde sana fayda verecek şeyi haber vereyim mi?’
‘Anam babam sana feda olsun, evet bildir yâ Resûlallah.’
‘Haşr (diriliş) günü için şiddetli sıcak bir günde oruç tut, kabir vahşeti (yalnızlığı) için gecenin karanlığında iki rek’at namaz kıl, büyük işlerin halli için hac yap, fakirlere bir sadaka ver yahut güzel bir söz söyle veya kötü bir söz söylemekten kendini tut.”
İmâm-ı Azam Hazretleri gecenin yarısını (ibadet, dua ve zikrederek) ihya ederdi. Bir topluluğun yanından geçerken onların, “Bu zat gecenin tamamını ihya eder” dediklerini işitti. “Yapmadığım şeyle vasıflanmaktan hayâ ederim” dedi ve ondan sonra gecenin tamamını ibadetle ihya etti.
İmâm-ı Azam Hazretleri kırk yıl sabah namazını yatsı namazının abdestiyle kılmıştır.
Hicrî: 24 Rebîulevvel 1433   •Fazilet Takvimi



VİRAN DÜNYÂ DEĞİL MİSİN?





Hadîs-i Şerîf:  “Dünya, içerisinde âhiret azığını hazırlayıp Rabbini râzı eden kimse için ne güzel bir ev, âhiretinden uzaklaşıp Rabbinin rızasından mahrum kalan kimse için de ne kötü bir evdir.” (Hadîs-i Şerîf, Hâkim, el-Müstedrek)
Hicrî: 20 Rebîulevvel 1433   •Fazilet Takvimi



VİRAN DÜNYÂ DEĞİL MİSİN?

Kim umar senden vefâyı,
Yalan dünyâ değil misin?
Muhammedü'l-Mustafâ'yı,
Alan dünyâ değil misin?

Kasd edip halkın özüne,
Toprak doldurup gözüne,
Ehl-i gafletin yüzüne,
Gülen dünyâ değil misin?

Yürü hey vefâsız yürü,
Sensin hod bir köhne karı,
Nice yüz bin erden geri,
Kalan dünyâ değil misin?

Eğer şâh u eğer bende,
Her kişiyi salan bend’e,
Kimse mekân tutmaz sende,
Virân dünyâ değil misin?

Kimisini nâlân edip,
Kimisini giryân edip,
Âhir-i kâr üryân edip,
Soyan dünyâ değil misin?

Sihrile donatıp kendin,
Meydana salan semendin,
Âleme mihnet kemendin,
Salan dünyâ değil misin?

İşin gücün dâim yalan,
Çok kişiden arta kalan,
Nice kere boşalarak,
Dolan dünyâ değil misin?

(Azîz Mahmud Hüdâî k.s.)
Lügatçe: Hod: Zâten, Köhne: Eski, kocamış. 
Şâh: Sultan, Bende: Köle, Bend: Hükmü altına almak. 
Nâlân: İnleyen. Giryân: Ağlayan. Üryan: Çıplak, soyulmuş. 
 Semend: Hızlı ve güzel at. Âhir-i kâr: İşin sonu.

Hicrî: 20 Rebîulevvel 1433   •Fazilet Takvimi