28 Eylül 2012 Cuma

KONUŞMA ADABINDAN




KONUŞMA ADABINDAN

Çok konuşmaktan kaçınmak lazımdır. Çünkü çok söz zihin hafifliğine ve akıl bozukluğuna alamettir, sevgiyi azaltır.
• Çok konuşmak beyin yorgunluğuna sebep olur. Dost ve arkadaşlar yanında hoş karşılanmaz, sohbetten usanırlar ve anlatılanlardan rahatsız olurlar.
• Bir toplulukta başkalarına konuşma fırsatı vermemek çok kötü bir davranıştır. Ne kadar kısa konuşulursa o kadar edebe uygun olur.
• Sözün en hayırlısı az olanı ve meramı ifade edenidir.
• Çok konuşanın başına iki bela gelir: Kendisinin küçülmesi, dinleyicilerin usanması.
• Allahü Teâlâ kulağı iki, ağzı bir yaratmıştır ki dinlemenin ve susmanın hikmetini dile getirir.
• Akıl tam olunca söz kısa olur.
• Bilhassa latife ve nadir sözlerde bir defa söylediği sözü tekrar etmekten kaçınmalıdır. Aksi halde zevki kaçar.
• Bir meseleyi haddinden fazla tekrarlamak dinleyenleri usandırır.
Hicrî: 7 Zilkâde 1433 FAZİLET TAKVİMİ


“Özür dilemek zorunda kalacağın bir sözü söyleme!” 
 (İbn Mâce, Zühd, 15)

Ümmü Habibe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"İnsanoğlunun her sözü aleyhinedir; ancak iyiliği emretmek, kötülükten alıkoymak yahut Al­lah Tealâ'yı zikretmek müstesnadır." [Tirmizî, Zühd 63, (2414).]
Aliyyu'l-Kâri der ki: "Hadisin açık manası, istisna edilen; iyiliği emretmek, kötülükten alıkoymak yahut Al­lah Tealâ'yı zikretmek dışında bütün konuşmaların kişinin aleyhinde olduğunu, başka bir konuşma tarzının olmadığını gösteriyor. Ancak, gibi hadisleri aşırılığa ve istikametli olmayan konuşmadan sakındırmak anlamında yorumlamak gerekir. Şurası muhakkak ki, mübah söz, ahirette ona bir fayda sağlayacak değildir.

Konuyla ilgili ayetler ve hadisler dikkate alındığında bu hadisin anlamı şöyle olur:
"Ademoğlunun, hadiste geçenler ve benzerleri dışında kalan her sözü, onun için bir üzüntü ve pişmanlıktır. Onda menfaatine bir yön yoktur. Bu konuda gelen diğer birçok hadis de bunu kuvvetlendirir. Bu hadisin şu ayetten alınmış olması muhtemeldir:

لا خَيْرَ فِي كَثِيرٍ مِنْ نَجْوَاهُمْ إِلا مَنْ أَمَرَ بِصَدَقَةٍ أَوْ مَعْرُوفٍ أَوْ إِصْلاحٍ بَيْنَ النَّاسِ وَمَنْ يَفْعَلْ ذَلِكَ ابْتِغَاءَ مَرْضَاةِ اللَّهِ فَسَوْفَ نُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا   (١١٤)
  
 "İnsanların birbirleri arasında gizlice konuşmalarının çoğunda hayır yoktur. Ancak sadaka vermeyi, bir iyilik yapmayı veya insanların arasını düzeltmeyi teşvik eden kimselerin bu maksatla yaptıkları gizli konuşmalar bundan müstesnadır. Kim bunu Allah rızası için yaparsa, elbette biz ona pek büyük bir mükâfaat vereceğiz." (Nisa, 4/114).
Şu halde gerek ayetlerde ve gerek hadislerde gelen hayra, yardımlaşmaya, dostluğa vb. yönelik konuşma çeşitleri dışındaki konuşmalar kişinin lehine değildir.

Hadiste sadece üç tane istisnanın belirtilmesi, hem o üç kısma giren konuşmaların önemini gösterir, hem de bunlar dışında kalan mübah konuşmalarda son derece dikkatli olmaya uyarı demektir. Alimler, mübah yani dinen sakıncası olmayan konuşmaların aleyhte olmayacak sınırda kalsa bile ahirette faydasının olmayacağına dikkat çekerler. Normal bir sohbet mübahtır, ama gıybete, dedikoduya, malayaniye bulaşma tehlikesi her an mevcuttur. Bütün mübahlar böyledir. Dolayısıyla, Aleyhissalâtu vesselâm, Allah'ın rızasına, ahiret ekimine âzamî ölçüde uygun bir hayat tarzının yollarını gösterirken, konuşma adabında da, mü'minleri son derece dikkatli olmaya çağıran bir ifade kullanmıştır. ( Kütüb-ü Sitte, 16781-2)

Konuşma Adabı

Düşünmek ve konuşmak, insanı diğer canlılardan ayıran en mühim vasıftır. Aralarındaki alâka sebebiyle konuşma, sahibinin aklî seviyesini ve fikir yapısını gösteren pürüzsüz bir ayna gibidir. Dolayısıyla insanı insan yapan dilidir. İslâm, mü’minlerin söz disiplinine sahip olmalarını istemiş ve bu sahada pek çok esaslar koymuştur.

Bir mü’min de her şeyden önce besmele çekerek ve Allah’a hamdederek konuşmaya başlamalıdır. Böyle başlanmayan her mühim iş bereketsizdir. (Ebû Dâvûd, Edeb 18; İbn Mâce, Nikâh 19)  
Allah’ı zikretmeksizin çok konuşmak da kalbi katılaştırır. Katı kalpli olanlar ise Allah’tan en uzak kimseler. (Tirmizî, Zühd 62)

HASTANIN İNLEMESİ TESBİHTİR..”





Hadîs-i Şerîf:

رَوَى التّرْمِذِيّ فِي جَامِعِهِ وَابْنُ مَاجَهْ عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ الْجُهَنِيّ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللّهِ صَلّى اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلّمَ:
 «لَا تُكْرِهُوا مَرْضَاكُمْ عَلَى الطّعَامِ وَالشّرَابِ فَإِنّ اللّهَ عَزّ وَجَلّ يُطْعِمُهُمْ وَيَسْقِيهِمْ».

“Hastalarınızı yemeğe zorlamayınız. Zira Allâhü Teâlâ onları yedirir ve içirir.” 
 (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

 

“HASTANIN İNLEMESİ TESBİHTİR..”

Bir hadîs-i şerîfte şöyle buyruldu: “Hastanın inlemesi tesbih, (çektiği ıstıraptan dolayı) bağırması tehlil, aldığı her nefes sadaka ve yatağında uyuması bir ibadettir. Yatağında bir o yana bir bu yana dönüp durması Allah yolunda düşmanla çarpışmak gibidir.”
Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Hasta, iyileştiğinde, gökten yeni düşen kar tanesi gibi bembeyaz ve pırıl pırıldır.”
Bir haberde şöyle geçmektedir: “Allâhü Teâlâ hastaya çeşitli melekler gönderir. Bir melek yemeğin lezzetini, bir diğeri içeceklerin lezzetini, öbürü de ondan uykunun lezzetini alır. Allâhü Teâlâ hastayı sağlığına kavuşturduğunda hastanın günahlarını alan melek hariç diğer bütün melekler aldıklarını geri verirler.
Günahı alan melek “Bu günahları ona geri vereyim mi, yâ Rabbi?” der. Allâhü Teâlâ “Hayır, o günahları denize at” buyurur.
 Hicrî:7 Zilkâde 1433   •Fazilet Takvimi

Hz. Ali Radiyallahu Anh'tan rivayetle Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem buyurdular ki: Hastanın inlemesi yazılır. Eğer sabırlı olarak yapılıyorsa, inlemesi sevab yazılır. Eğer inlemesi sabırsızlıktan ileri geliyor ise 'helu' (sabırsız-tamahkar) olarak yazılır ve ona ecir de yoktur.
(Ebu Nuaym)

Peygamber Efendimiz , hasta olup hastalığına sabredenlerle ilgili olarak buyurdu ki: -Bir kul hastalandığı zaman Allahu Teala ona iki melek gönderir ve meleklere de der ki; -Gidin bakın ! Benim o hasta kulum,kendisini ziyarete gelenlere ne söylüyor. Melekler hastanın yanına varırlar.Hastanın ziyaretcilerine söyledikleri sözleri dinlerler . Hasta halinden şikayet etmiyor ve Allahu Tealaya hamd ediyorsa, durumu Allahu Tealaya arz ederler.Allahu Teala her şeyi bildiği halde ,meleklerin görmesi , durumu anlaması için böyle emir verir.Melekler hastanın şikayet etmediğini , hamd ettiğini bildirince Allahu Teala kendilerine buyurur ki:
-
Gidin o hasta kuluma söyleyin! Eğer bu hastalık sebebiyle ona ölümü gönderirsem,kendisini cennetime koyarım.Eğer şifa verirsem,iyileştirirsem,hastal ık sebebiyle eriyen etinin yerine daha hayırlı bir et;akan kanının yerine de daha hayırlı bir kan veririm. Ayrıca da günahlarını bağışlarım.  
YAPRAKLARIN DÖKÜLMESİ GİBİ”
İbni Mesud hazretleri anlatır:Bir defasında Resulullahın ziyaretine gittiğimde onun çok hasta olduğunu gördüm.Kendisine: - Ya Resulallah ! Siz çok hastasınız ,dedim. Resulullah: -Evet gerçekten bir hayli rahatsızım.Hemde iki kişinin rahatsızlığı derecesinde rahatsızım,buyurdu. Daha sonra Peygamber Efendimiz buyurdu ki: - Allaha yemin ile söylerim ki,yeryüzünde bir hastalığa ve herhangi bir musibete düçar olan bir müslümanın günahlarını Allahu Teala muhakkak bağışlar.Öyle ki ,tıpkı ağacın yapraklarını rüzgarın dökmesi gibi onun da günahları dökülür. 
Ashabı Kiramdan birisi ,bir hasta ziyareti esnasında şunları söyledi: Hasta,hastalık esnasında dört nimete kavuşur:
1_Günahlarını yazmakta olan kalem durur.Artık yazmaz olur.
2_Sanki güzel ameller işliyormuşcasına ,amel defterine güzel amel sevapları yazılır.
3_Daha önce yazılmış olan günahları bir bir silinir.
4_Hastalığından dolayı ölürse ,günahları silinmiş olarak vefat eder.Yaşarsa ,günahları bağışlanmış olarak yaşar.
TERTEMİZ OLARAK GELSİN !     
Muaz bin Cebel hazretleri buyurdu ki: Cenabı Hak ,bir kulunu bir hastalığa düçar kıldığı zaman günahlarını yazmakla vazifeli sol taraftaki meleğe şöyle der: -Kalemi bırak , yazma! Sağ taraftaki ,iyi amelleri yazan meleğe ise şöyle der: -Bu kuluma sıhhatli iken işlediklerinin en güzelini yaz! Zira o benim teminatım altındadır. Hadis - i Şerifte buyuruldu ki:
-Hastanın inlemesi , bir tesbihtir.Bağırması tehlildir.Nefes alışı sadakadır.Uykusu ibadettir.Yatağında bir taraftan diğer tarafadönmesi yolunda cihaddır.
Hadis - i Kudside buyuruldu ki: - İzzetim ve Celalim hakkı için söylüyorum ki, kendisine merhamet etmeyi dilediğim bir kulu günahlarından temizlenmedikçe, dünyadan çıkarmam.Bunu ya bedenine bir hastalık vererek veya geçim darlığına düşürmek sureti ile yaparım.Yinede kendisinde günah kalmış ise ,ölümünü zorlu yaparım.Ta ki bana anasından doğduğu günkü gibi tertemiz olarak gelsin.

"SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"