5 Aralık 2024 Perşembe

KÖPEK BULUNAN EVE MELEK GİRMEZ


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : لَا تَدْخُلُ الْمَلَائِكَةُ بَيْتًا فِيهِ كَلْبٌ وَلَا صُورَةٌ. (خ)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : سزدن برينز بنى ، ( آناسندان ) باباسندان ، أولادندان و بتون إنسانلردان دها جوق سومدكجه ( حقيقى إيمان إيله ) إيمان أتمش اولماز . ’’

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:  “İçinde köpek ve sûret bulunan eve melekler girmez.”

(Sahîh-i Buhârî)

Hicrî:    04Cemâziyelâhir     1446  Fazilet Takvim

 

KÖPEK BULUNAN EVE MELEK GİRMEZ

 

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem bir hadîs-i şerîflerinde, “Her kim (yanında) köpek tutarsa, her gün o kimsenin (sâlih) ameli(nin sevabı)ondan bir cüzü eksilir. Ancak o köpek, ziraat yahut koyun köpeği (veyahut av köpeği) olursa müstesna.” buyurmuşlardır.

Hadîs-i şerîfte sadece sürü, av veya bağ-bahçe bekçiliği için köpek bulundurmanın câiz olacağı bildirilmiştir. Açıkça nehyedilmediği için de ev bekçisi olarak da bulundurulmasına cevaz verilmiştir. Binâenaleyh bu maksatların dışında evde köpek bulundurmak câiz değildir. Cevaz verilen hâllerde de evin içinde bulundurulmaması gerekir.

Köpek ve kurt gibi yırtıcı hayvanların artıkları (içtikleri su ve yedikleri yemek artıkları) dînen necistir, pistir. Şâfiî mezhebine göre ıslak köpeğe temas eden veya köpeğin silkelenmesi ile ıslaklık üzerine bulaşan kimsenin elbisesini veya bedenine değen yeri temizlemesi lâzımdır.

Ayrıca köpekler, gelen geçene zarar verebilir. Ne kadar eğitilmiş olursa olsun hiç olmazsa gelen geçeni korkutur. En mühim bir sebep de köpeğin, birçok hastalığa, bilhâssa kuduz hastalığına sebep olmasıdır.

Sevabın eksilmesinin bir sebebi de köpek bulunan hâneye rahmet ve bereket meleklerinin girmemesidir. Zira köpekler, çok defa necis olan şeyleri yerler. Ayrıca kötü kokarlar. Melekler, kötü kokudan hoşlanmazlar.

Hâsılı, evin içinde köpek beslemek ve bulundurmak yasak edilmiştir. Binâenaleyh bu yasağa aldırış etmeyen kimseye, evine rahmet ve bereket melekleri girmekten mahrum bırakılmak suretiyle, ceza verilmiştir.

Hicrî:    04Cemâziyelâhir  1446  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

 

EBÛ KIRSÂFE’NİN (R. ANH) MÜSLÜMAN OLMASI


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : لَا يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى أَكُونَ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِنْ وَالِدِهِ وَوَلَدِهِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ. (ق)‏

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : سزدن برينز بنى ، ( آناسندان ) باباسندان ، أولادندان و بتون إنسانلردان دها جوق سومدكجه ( حقيقى إيمان إيله ) إيمان أتمش اولماز . ’’

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:  “Sizden biriniz beni, (anasından) babasından, evladından ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe (hakîkîiman ile) iman etmiş olmaz.”

(Müttefekun Aleyh)

Hicrî:    03Cemâziyelâhir     1446  Fazilet Takvim

 

EBÛ KIRSÂFE’NİN (R. ANH) MÜSLÜMAN OLMASI

 

Ebû Kırsâfe (r.a.), Müslüman oluşunu şöyle anlatmıştır:

“Ben, yetim bir çocuktum, annem ve teyzemle beraber yaşıyordum. Fakat daha çok teyzemle vakit geçirir, koyunlarımızı otlatırdım. Teyzem, koyunları otlatmaya çıkacağım vakit bana çoğu zaman, -Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’i kastederek- “Ey oğlum, şu zâtın yanına gitme. Seni, kendi yoluna çeker.” derdi.

Ben ise meraya çıkar, koyunlarımı orada bırakır, sonra Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in huzurlarına gelir, mübarek sözlerini dinleyerek bir müddet yanlarından ayrılmazdım. Daha sonra alâkadar olmadığımdan koyunlarımı zayıf, memeleri kuru bir hâlde geri götürürdüm. Bu hâli gören teyzem, “Bu koyunların hâli nedir, neden memeleri kuru, sütleri yok?” diye sordu. Ben de “Bilmiyorum.” dedim.

İkinci gün yine Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in yanına gittim ve birinci gün yaptığım gibi yaptım.

Üçüncü gün yine Resûlullâh’ın (s.a.v.) huzurlarına vardım. Peygamberimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in yanlarından ayrılmıyor, onu dinliyordum. Artık Müslüman oldum, bîat ederek onunla musâfaha ettim.

Bu sırada Resûlullâh’a (s.a.v.), teyzemin ve koyunlarımın hâlini haber verdim. “Koyunlarını bana getir.” buyurdular. Getirdim. Koyunların sırtlarını ve memelerini sıvazladılar, bereketle dua ettiler. Koyunlarım o anda semizlediler ve sütleri de bollaştı. Teyzemin yanına dönünce, “Oğlum, koyunları işte böyle otlat.” dedi. Ben de “Teyze, ben onları yine her günkü gibi otlattım. Fakat sana başımdan geçen hâdiseyi anlatayım.” dedim. Resûlullah (s.a.v.) Efendimize gittiğimi, onun sîretini ve sözlerini anlattım. Bunun üzerine annem ve teyzem de gidip Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz’in huzurlarında Müslüman oldular.

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in yanından ayrıldığımız zaman annem ve teyzem bana şöyle dediler: “Ey oğlum! Biz, bu zât gibisini hiç görmedik. Ondan daha güzel yüzlü, daha temiz elbiseli, daha yumuşak sözlü birisine rastlamadık. Ve sanki ağzından nur saçıldığını gördük.”

Hicrî:    03Cemâziyelâhir  1446  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

 

3 Aralık 2024 Salı

PEYGAMBER EFENDİMİZİN EBÛ ZER (R.A.)HAZRETLERİNE NASİHATLERİ


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : يَا أَبَا ذَرٍّ لَا عَقْلَ كَالتَّدْبِيرِ وَلَا وَرَعَ كَالْكَفِّ وَلَا حَسَبَ كَحُسْنِ الْخُلُقِ. (حب)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : أى أبا ذر ! تدبر كبى عقل ، ( ياساقلانان شيلردن ) قاجنمق كبى ورع ، كوزل آخلاق كبى شرف و آسالت يوقدر . ’’

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:  “Ey Ebû Zer! Tedbir gibi akıl, (yasaklanan şeylerden) kaçınmak gibi vera, güzel ahlâk gibi şeref ve asâlet yoktur.”

(Sahîh-i İbn-i Hibbân)

Hicrî:    02Cemâziyelâhir     1446  Fazilet Takvim

 

PEYGAMBER EFENDİMİZİN EBÛ ZER (R.A.)HAZRETLERİNE NASİHATLERİ

 

Ebû Zerri’l-Gıfârî (r.a.) Hazretleri şöyle buyurdu:

“Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem bana şöyle buyurdular:

Sana takvâlı olmanı, Allâhü Teâlâ’dan korkmanı emrediyorum, zira takvâ, her hayırlı işin başıdır.

Kur’ân-ı Kerîm’i çok oku, Allâhü Teâlâ’yı çok zikret. Zira bunlar, senin semâda (melekler arasında) isminin hayırla anılmasına vesîle olur. Hayatta iken ve kabre girdiğinde de senin için nur olur.

Hayırlı olan şeyleri konuşmak hâricinde sükût eyle. Zira sükût, Şeytan’ı senden uzaklaştırır, dinine ait işlerde muvaffak olmana yardımcı olur.

Çok gülmekten sakın! Zira çok gülmek, kalbi öldürür, yüzün nurunu giderir.

Cihâdı aslâ terk etme. Fakirleri (dervişleri) sev, onlarla birlikte bulun.

(Dünya malı bakımından) senden aşağıdakilere bak, senden yukarıdakilere bakma. Bu hâl, Allâhü Teâlâ’nın sana ihsân ettiği nimetleri hakir görmemene sebep olacağından senin için daha münasiptir.

Akrabana sılada bulun, onlar senden alâkasını kesmiş olsalar bile sen onlardan alâkanı kesme.

Acı da olsa hakkı söyle. Allah yolunda hiçbir kimsenin seni kötülemesinden, kınamasından çekinme!

Nefsinin ayıplarını ıslah ile meşgul ol. Bu meşguliyet, seni insanların ayıplarını araştırmaktan alıkoysun.

Kişide şu üç hâl bulunması, ona en büyük ayıp olarak yeter: Nefsinde olan bir kusuru görmeyip aynı kusurdan dolayı hep başka insanları ayıplaması. Devamlı işlediği bir kusurundan dolayı kendisi utanmazken, başkalarına en küçük bir kusurunda ‘Hiç utanmıyor musun?’ demesi. Arkadaşına eziyet etmesi.

Hicrî:    02Cemâziyelâhir  1446  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"