12 Ekim 2024 Cumartesi

ZÂLİMLERİN ÂKIBETİ


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ أَعَانَ ظَالِمًا لِيُدْحِضَ بِبَاطِلِهِ حَقًّا فَقَدْ بَرِئَتْ مِنْهُ ذِمَّةُ اللّٰهِ وَذِمَّةُ رَسُولِهِ. (فيض)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : كيم باطل ( إعتقاد ) إيله حقى يوق أتمك إستين بر ظالمه ياردم أدرسه ، محقق الله تعالى ، نيك زمتى و رسولونون زمتى ( حمايه و محافظه سى ) او كمسه دن قالقار . "

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:  “Kim bâtıl (itikad)ı ile hakkı yok etmek isteyen bir zâlime yardım ederse, muhakkak Allâhü Teâlâ’nın zimmeti ve Resûl’ünün zimmeti (himâye ve muhafazası) o kimseden kalkar.”

(Münâvî, Feyzu’l-Kadîr)

Hicrî:    09  Rebîulâhir  1446  Fazilet Takvim

 

ZÂLİMLERİN ÂKIBETİ

 

Allâhü Teâlâ, İbrahim Sûresi’nin 42. âyet-i kerîmesinde şöyle buyuruyor -meâlen-: “Ve sakın Allâhü Teâlâ’yı, zalimlerin yaptıkları şeylerden gafil sanma. Onları(n azâplarını), gözlerin (korkudan) açılıp kalacağı, bir daha kapanmayacağı bir gün için tehir eder.”

Bu âyet-i kerîme, Cenâb-ı Hakk’ın, zalimlerin bütün hâllerini bildiğini ve öylelerin, dehşet ve hayret verici bir günde azâp göreceklerini hatırlatıyor. Resûl-i Ekrem sallallâhü aleyhi ve sellem Efendimizin de bu dehşetli gün ile insanları korkutmakla emrolunduğunu, o günde zalimlerin nasıl faydasız ve boş bir temennide bulunacaklarını ve bu temennilerinin nasıl reddedileceğini beyan buyurmaktadır.

Hak Teâlâ Hazretlerinin, peygamberini teselli ve zalimleri tehdit etmek için indirdiği bu âyet-i kerîme, şöyle tefsir edilmiştir:

Allâhü Teâlâ’yı, zalimlerin, kâfirlerin, hak ve hakikate düşmanlık edenlerin yaptıkları şeylerden, gayrimeşrû hareketlerinden, inkârcı ve zalimce fiillerinden gafil sanma! Cenâb-ı Hak, onların bütün yaptıklarını tamamen bilmektedir, fakat onları derhâl lâyık oldukları azâba kavuşturmaması bir hikmet icabıdır. Onların azâplarını, görülecek korkunç hâllerden, dehşetli manzaralardan dolayı gözlerin (korkudan) açılıp kalacağı, bir daha kapanmayacağı, gözlerin yukarıya dikilerek açık kalacağı, göz kapaklarının hareket edemeyeceği bir gün için tehir eder. O günde artık lâyık oldukları azâba kavuşmuş olurlar.

Âyet-i celîlede böyle “gafil sanma” diye emredilmesi; zalimler hakkında bir tehdit, zulme uğrayanlar hakkında da bir teselli, zalimlerden intikam alınacağını ilandır. Böyle bir emir, zâhirde Peygamber Efendimize (s.a.v.) ise de hakikatte, uyanık bulunsunlar diye ümmetin her bir ferdinedir.

Hicrî:    09 Rebîulâhir  1446  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

11 Ekim 2024 Cuma

RESÛLULLÂH’IN (S.A.V.) OĞLU HZ. İBRAHİM’İN VEFATI


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : كَفَى بِالْمَوْتِ وَاعِظًا. (هب)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : نصيحت أدجى اولرق أؤلم يتر . "

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:  “Nasihat edici olarak ölüm yeter.”

(Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)

Hicrî:    08  Rebîulâhir  1446  Fazilet Takvim

 

RESÛLULLÂH’IN (S.A.V.) OĞLU HZ. İBRAHİM’İN VEFATI

 

Resûlullah (s.a.v.) Efendimizin, Hazret-i Mâriye radıyallâhü anhâ’dan İbrahim ismindeki oğlu dünyaya geldi. Fakat İbrahim (r.a.), 20 ay kadar yaşadı ve Resûlullah Efendimizin (s.a.v.) vefatlarından bir sene kadar önce Hicret’in 10. yılında vefat etti.

Hz. İbrahim vefat ettiği zaman Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Onu, Bakî‘ Kabristanı’na defnediniz. Muhakkak onun için bir sütanne vardır, onu emzirmeyi Cennet’te tamamlayacaktır.” buyurdular.

Hazret-i Ali (k.v.), İbrahim’i aldı, Resûlullah Efendimize (s.a.v.) getirdi. Sonra onu yıkayıp kefenledi. Kucağına alıp yola çıktı. Ashâb-ı Kirâm da toplandılar. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) namazını kıldırdı. Medîne-i Münevvere’deki Bakî‘ Kabristanı’na götürdüler. Hazret-i Ali, kabre girip lahdini düzeltip İbrahim’i koydu. Sonra da çıkıp üzerini toprakla örttü. Bu esnada Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) ağladılar ve orada bulunan herkes ağladı. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), “Göz ağlar, gönül mahzûn olur. Ancak biz (bu hâlde) Rabb’imizin razı olmayacağı sözler söylemeyiz. Ey İbrahim! Muhakkak biz senin için çok mahzûnuz.” buyurdular.

O gün güneş tutulması oldu. İnsanlar bunun, İbrahim’in ölümü sebebiyle olduğunu söylediler. Bunun üzerine Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Muhakkak Güneş ve Ay, Allâh Azze ve Celle’nin delillerinden birer delildir. Onlar, herhangi bir kimsenin vefatından ya da doğmasından dolayı tutulmazlar.”

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), İbrahim’in lahdine konulan kerpiçlerden bir boşluk olduğunu görünce düzeltilip kapatılmasını istediler. Ashâb-ı Kirâm bundaki fayda ve hikmeti suâl ettikleri vakit, Resûlullah (s.a.v.), “Böyle olması herhangi bir zarar vermez ve bir fayda da sağlamaz. Fakat hayattakiler (cenaze sahipleri), defin vazifesini güzel yapmak ister ve buna sevinirler. Ve muhakkak kul bir iş yaptığında, Allâhü Teâlâ, kulun o işi, güzel ve sağlam yapmasından razı olur.” buyurdular.

Hicrî:    08 Rebîulâhir  1446  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

 

10 Ekim 2024 Perşembe

HAZRET-İ HÜSEYİN’İN (R.A.) HUTBESİ


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : اَلْحَسَنُ وَالْحُسَيْنُ سَيِّدَا شَبَابِ أَهْلِ الْجَنَّةِ. (ت)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : حسن و حسين ، جنت أهلنيك كنجلرينك أفنديلريدر . "

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:  “Hasan ve Hüseyin, Cennet ehlinin gençlerinin efendileridir.”

 (Sünen-i Tirmizî)

Hicrî:    07  Rebîulâhir  1446  Fazilet Takvim

 

HAZRET-İ HÜSEYİN’İN (R.A.) HUTBESİ

 

Hazret-i Hüseyin radıyallâhü anh, bir hutbesinde şöyle buyurmuştur:

Ey insanlar! Güzel ameller işlemekte yarışın, Allah katında hayır sahipleri için hazırlanmış ganimetlere; ebedî mükâfatlara kavuşmakta acele edin.

İhmâl ve tembellik ile işlediğiniz bir hayırlı amelin makbul olacağını zannetmeyin. Allah indinde övülmeyi, hayırlı işlerde acele etmekte arayın; iyilikleri tehir etmekte, geciktirmekte aramayın.

Her ne vakit bir kimse, diğer din kardeşine bir iyilikte bulunsa, o iyilik yapılanın da buna mukabeleye imkânı olmasa, Cenâb-ı Hak, onun yerine iyilik edene karşılığını verir. Hem Cenâb-ı Hakk’ın vereceği mükâfât, en mükemmel ve en büyük bir ihsân olur. Öyleyse sizler din kardeşlerinize, mükâfatını sırf Allah’tan bekleyerek iyilikte bulunun.

İyi bilin ki güzel ameller, övülmeyi mucip olur, ecir kazandırır. Eğer iyilik, bir insan suretine bürünseydi, elbette görenlerin hoşuna gidecek en güzel surette birisi olurdu. Eğer kötülük de bir insan suretinde ortaya çıksaydı, kalplerin kendisinden nefret edeceği, tiksineceği en çirkin bir surette meydana çıkardı.

Ey insanlar! Cömertlik eden, halk arasında yüksek tutulur, hürmet görür. Cimrilik eden ise hakir görülür. İnsanların en cömerdi, yaptığı cömertlikten dolayı bir karşılık beklemeyendir. İnsanların en kudretlisi ise gücü yeterken hasmını affedendir. İnsanların sıla cihetinden en üstünü, kendisiyle alâkasını kesenle bağ kurandır.

Her kim bir din kardeşine yaptığı iyilikte sırf Allah rızâsını gözetirse, en muhtaç olduğu vakitte de Allâhü Teâlâ, o kimseye yardım eder, başına gelmiş sıkıntı ve belâları, ondan defeder.

Kim bir din kardeşinin dünyalık bir sıkıntısını giderirse, Allâhü Teâlâ da onun âhiret sıkıntılarından birisini giderir. İyilik edene, Allâhü Teâlâ da ihsanda bulunur. Çünkü Allâhü Teâlâ, muhsinleri (iyilik edenleri) ve sâlih amellerde bulunanları sever.

Hicrî:    07 Rebîulâhir  1446  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"