13 Ağustos 2024 Salı

KEKİK


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ أَصْبَحَ مِنْكُمْ آمِنًا فِي سِرْبِهِ مُعَافًى فِي جَسَدِهِ عِنْدَهُ قُوتُ يَوْمِهِ فَكَأَنَّمَا حِيزَتْ لَهُ الدُّنْيَا. (ت)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : سزدن هر كيم كندسى ، جولق جوجوغى و مالى حقنده قورقودان أمين ، بدننده صقنطى و حصطلقلردان ده عافيت اولور ، ياننده ده ( حلالندن ) كونلك ييه جكى بولنديغى حالده كونه باشلارسه ، صنكى دنيا ( نيك بتون نعمتلرى ) كندسنه ورلمش كبى اولور . "

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:  “Sizden her kim kendisi, çoluk çocuğu ve malı hakkında korkudan emin, bedeninde sıkıntı ve hastalıklardan da âfiyette olur, yanında da (helâlinden) günlük yiyeceği bulunduğu hâlde güne başlarsa, sanki dünya(nın bütün nimetleri) kendisine verilmiş gibi olur.”

 (Sünen-i Tirmizî)

Hicrî:    09  Safer  1446  Fazilet Takvim

 

KEKİK

 

Enes bin Mâlik radıyallâhü anh’ten, Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in şöyle buyurdukları rivâyet olunmuştur: “Allâhü Teâlâ, kekik otuna konuşma kudreti verdi de o, (bana) şöyle dedi: ‘Yâ Resûlallah! Beni al (kullan). Seni hak peygamber olarak gönderene yemin olsun ki Allâhü Teâlâ’nın indirdiği bütün hastalıklar için mutlaka bende bir şifâ vardır.”

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, “Evlerinizi -zaman zaman- akgünlük, yavşan, kekik ve gelin çiçeği gibi güzel kokulu otlarla tütsülendiriniz” buyurmuşlardır.

Sirâcü’l-Münîr tefsîrinde zikrolunduğuna göre Cenâb-ı Hak, bazı hayvanlara yaralandıkları zaman (yaralarının çabuk iyileşmesi için) devâ olarak dağ kekiğinden yemelerini ilhâm etmiştir.

Kekik, baharat ve çay olarak kullanılan bir bitkidir. Tıbbî olarak mideyî yatıştırıcı, parazit giderici, kan dolaşımını uyarıcı tesirleri bilinmektedir.

Kekik, çay hâlinde idrar söktürücü olarak kullanılır. Az dozlarda balgam söktürücü, sinir kuvvetlendirici ve boğaz ağrılarına karşı da faydalıdır. Yüksek dozlarda ise antiseptik ve kurt düşürücü olarak kullanılır.

Kekiğin, sarımsı renkte bir uçucu yağı vardır. Kekik yağı, romatizmada ağrıyan bölgelere sürülür, şeker hastalığında ise suya bir damla damlatılıp her sabah aç karnına içilir. Vücut içerisindeki parazitleri yok etmek için kesme şekere damlatılarak kullanılır. Diş ağrılarında, kekik yağı, pamuğa damlatılarak dişe konur.

Eskiden kekik yağı, evlerde şöyle çıkartılırdı: Kekik yağı elde etmek için taze kekikler, yayvan bir tencerede suya konulur ve ortasına küçük bir tas yerleştirilir. Tencerenin kapağı tersine örtülür, kenarları hamurla sıvanarak ağır ateşte kaynamaya bırakılır. Ocaktan alınıp soğutulduktan sonra hamurları sökülerek kapak açılır. Tas içinde biriken kekik yağı, kapaklı bir şişeye alınarak gerektiğinde kullanmak üzere saklanır.

(Sıhhat Rehberi, Fazilet Neşriyat)

Hicrî:    09 Safer  1446  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

 

12 Ağustos 2024 Pazartesi

AMELLERİ İHLÂS İLE YAPMALIDIR


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : نِيَّةُ الْمُؤْمِنِ خَيْرٌ مِنْ عَمَلِهِ وَعَمَلُ الْمُنَافِقِ خَيْرٌ مِنْ نِيَّتِهِ وَكُلٌّ يَعْمَلُ عَلَى نِيَّتِهِ فَإِذَا عَمِلَ الْمُؤْمِنُ عَمَلًا نَارَ فِي قَلْبِهِ نُورٌ. (طب)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : مؤمنيك نيتى ، عملندن خيرليدر . و هر كشنيك إشلديكى عمل ( دن آلاجاغى ثواب ) ، نيتنه كوره در . مؤمن ، ( إخلاصله ) بر عمل إشلديكى زمان قلبنده بر نور ظاهر اولور . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  “Müminin niyeti, amelinden hayırlıdır. Münâfığın ameli ise niyetinden hayırlıdır. Ve her kişinin işlediği amel(den alacağı sevap), niyetine göredir. Mümin, (ihlâsla) bir amel işlediği zaman kalbinde bir nur zâhir olur.”

(Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr)

Hicrî:    08  Safer  1446  Fazilet Takvim

 

AMELLERİ İHLÂS İLE YAPMALIDIR

 

Kehf Sûresi’nin 49. âyet-i celîlesinde buyurulmuştur ki -meâlen-: “Ve onlar yapmış oldukları şeyleri (amel defterlerinde) yazılmış bulacaklar. Rabb’in hiçkimseye zulmetmez.” Yani Allâhü Teâlâ, cürmü olmayan kimseye azâp etmeyeceği gibi kimsenin ecrini de noksanlaştırmaz.

Evliyâdan Ebû Hafs (rah.) demiştir ki: “Kalbime en şiddetli gelen âyet-i celîle budur. Eğer amel defterimdeki günahlarıma baksalar helâk olurum. Eğer yaptığım tâatlerime baksalar, içine riyâ ve gösteriş karışmış olduğunu görürler.” Âriflerin, amellerinin kabul edilmeme korkuları, kusurlarına olan korkularından daha şiddetlidir. Zira kusurlar için af ve şefaat umulabilir. Ancak sâlih amellerin kabulü için ihlâs ve sadâkate bakılacaktır.

Fussilet Sûresi’nin 46. âyet-i kerîmesinde -meâlen- “Kim iyi bir iş yaparsa artık kendi lehinedir ve kim de kötülükte bulunursa artık kendi aleyhinedir…” buyurulmuştur. Cennet’in yüksek derecelerinde nimetlenenlerin ve Cehennem’in aşağı derekelerinde azâp olunanların hâllerini düşünmelidir. Onlardan her bir fırka, amellerinden ne işlemişlerse Cenâb-ı Hak katında bulmuşlardır.

Cenâb-ı Hak, hiçbir hayırlı ameli zâyi eylemez. Hattâ en küçük hayrı bile, nezd-i İlâhî’sinde büyütür, dağ kadar yapar. Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem bir hadîs-i şerîflerinde buyurmuşlardır ki: “Kim ki, helâl kazancından bir hurma değerinde bir şey sadaka olarak verirse -ki Allâh, helâl maldan verilen sadakadan başka hiçbir sadakayı kabul etmez-, işte bu helâl sadakayı, râzı olduğu hâlde güzelce kabul eder. Sonra o tek hurma kadar sadakayı, dağ gibi oluncaya kadar, birinizin erkek küheylan tayını büyüttüğü gibi, sadaka sahibi için büyütür.”

İşte bu mükâfata erebilmek için faydalı ilim tahsil edip ihlas ile sâlih amellerde bulunmak lâzımdır. Cenâb-ı Hakk’ın rahmeti geniştir, kullarını en küçük bir vesile ile af buyurur. Nitekim hadîs-i şerîfte şöyle buyurulmuştur: “Günahkâr bir kadın, sıcak bir günde bir kuyu etrafında dolaşan ve susuzluktan dili sarkmış olan bir hayvana ayakkabısı ile su çıkarıp verdiği için günahları bağışlanmıştır.”

Hicrî:    08 Safer  1446  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

11 Ağustos 2024 Pazar

HAK SÖZÜ DİNLEMENİN EHEMMİYETİ


 

قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : يَٓا اَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُٓوا اَطِيعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَوَلَّوْا عَنْهُ وَاَنْتُمْ تَسْمَعُونَ، وَلَا تَكُونُوا كَالَّذِينَ قَالُوا سَمِعْنَا وَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ. (سورة الانفال، ٢٠-٢١)

الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) : أى إيمان أتمش اولانلر ! الله تعالى يه و بيغمبرينه إطاعت أدينز . و سز ، ( قرآن ، ى ) إشتر اولديغونوز حالده اوندان يوز جويرمينز . و إشتمدكلرى حالده ‘ إشتك ( تصديق أتديك ) ’ دينلر كبى ده اولماينز . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu -meâlen:  “Ey iman etmiş olanlar! Allâhü Teâlâ’ya ve Peygamberine itaat ediniz. Ve siz, (Kur’ân’ı) işitir olduğunuz hâlde ondan yüz çevirmeyiniz. Ve işitmedikleri hâlde ‘İşittik (tasdîk ettik)’ diyenler gibi de olmayınız.” (Enfâl Sûresi, âyet 20-21)

Hicrî:    07  Safer  1446  Fazilet Takvim

 

HAK SÖZÜ DİNLEMENİN EHEMMİYETİ

 

Âlimlerden birisi, insanların hakkı dinlemekteki hâllerine şöyle bir misal vermiştir:

Tohum ekecek olan kimse tohumu ile yola çıkar, ondan bir avuç alır. Alırken az bir kısmı yol üzerine dökülür. Çok geçmeden de o dökülenleri gelip bir kuş kapar gider.

O tohumlardan bir kısmı, üzerinde azıcık toprak olan düz bir kaya parçasına dökülür ve birazcık çimlenen tohumların kökleri taşa ulaşıp orada nüfûz edecek yer bulamaz ve kurur gider.

Bir kısmı ise üzerinde dikenler olan bereketli toprağa dökülür ve çimlenir. Gövde vermeye başladığı zaman ise etrafındaki dikenler onu sarar ve ifsat eder.

Bir kısmı da içerisinde kaya ve diken olmayan temiz ve bereketli toprağa dökülür, biter, büyür ve güzelce başak verir.

İşte bu misalde, tohum eken kişi, hikmet ehli kimse, tohumlar ise onun hikmetli ve doğru sözleri gibidir. İsteksiz dinleyen kimse yol üzerine dökülen tohumlar gibidir ki hak sözü dinlediği anda şeytan, kalbinden onu çalar da unutuverir.

Kaya üzerine dökülen tohumlar, hak sözü dinleyip güzel bulan bir kimse gibidir. O kimsenin işittiği söz, kalbine ulaşır fakat kalbinde onunla amel etme azmi olmazsa zamanla silinir gider.

Üzerinde dikenlerin olduğu toprağa dökülen tohumların misali, işittiği hak sözle amel etmeye niyetli olan, fakat dünyevî arzulara kapılan bir kimse gibidir. O kimseyi, bu arzuları zamanla amel etmekten alıkoyar ve o da niyet ettiği şeyi terk eder.

Temiz ve bereketli toprağa dökülen tohumlar ise dinledikleri ile amel etmeye niyetli olup onları güzelce anlayan ve nefsinin heveslerine kapılmayan kimse gibidir. Hidâyet yolunu tutup dünyevî arzuları kalbinden uzaklaştıran bu kimse tasavvuf ehlidir. Böyle bir kimse, Allâhü Teâlâ’nın veya Resûlullah sallallâhü aleyhi ve sellem’in kelâmından bir şey işitse ruh ve kalbyile onu kana kana yudumlar, bütün varlığıyla ona yönelir.

Hicrî:    07 Safer  1446  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"