3 Mart 2024 Pazar

KUL DÜNYADA NE İŞLERSE ÂHİRETTE KARŞILIĞINI GÖRÜR


 

قَالَ اللهُ تَعَالَى : مَنْ جَٓاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ خَيْرٌ مِنْهَا وَمَنْ جَٓاءَ بِالسَّيِّئَةِ فَلَا يُجْزَى الَّذِينَ عَمِلُوا السَّيِّـَٔاتِ اِلَّا مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ. (سورة القصص، ٨٤)

الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) :هر كيم بر إيلك إيله كليرسه اوكا ، بوندان دها خيرلسى واردر . هر كيم ده بر كوتولك إيله كليرسه كوتولكلرى إشلينلر ، سادجه يابدقلرى إيله جزالانديريلرلر ،   . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu (meâlen):  “…Her kim bir iyilik ile gelirse ona, bundan daha hayırlısı vardır. Her kim de bir kötülük ile gelirse kötülükleri işleyenler, sadece yaptıkları ile cezalandırılırlar.”

(Kasas Sûresi, âyet 84))

Hicrî:   22  Şâbân  1445  Fazilet Takvim

 

 

KUL DÜNYADA NE İŞLERSE ÂHİRETTE KARŞILIĞINI GÖRÜR

 

Kasas Sûresi’nin 84. âyet-i kerîmesinde, güzel amellerde bulunanların âhirette kat kat mükâfatlara nâil olacaklarına, kötü amellerde bulunanların da o amellerine göre cezaya uğrayacaklarına işaret buyurulmaktadır.

Bu dünyadan âhiret âlemine her kim hasene (iyilik ve güzellik) ile gelirse; yani Allâh’ın dini ile vasıflanmış, güzel amele nâil olmuş bir hâlde ölüp âhirete kavuşursa, takvâ ile Hakk’ın huzuruna varırsa onun için o getirdiğinden daha hayırlısı, daha güzeli vardır. O güzel amelinin en az on misli veya yetmiş veyahut yedi yüz misli sevaba nâil olur; ihlâsına, faziletine göre kat kat mükâfata kavuşur.

Allâhü Teâlâ, Kasas Sûresi’nin 60. âyet-i kerîmesinde -meâlen-: “Ve size ne şey verilmiş ise ancak dünya hayatına ait metâdan ve onun ziynetinden ibarettir. Allah indinde olan ise daha hayırlıdır ve bâkîdir. Artık akıl erdirmez misiniz?” buyurmaktadır. Bu âyet-i kerîme, dünya varlığı ile âhiret varlığı arasındaki büyük farkı bildirmektedir. Güzel amellerinden dolayı İlâhî vaade nâil olanlar ile dünya metâına aldanıp dînî terbiyeden mahrum kalarak -âhirette- azâba dûçâr olanların aralarındaki farkı bildirmektedir.

Her kim de seyyie (kötülük) ile gelirse; yani Cenâb-ı Hakk’ın nehyetmiş olduğu bir fenalığı işlemiş, ondan tevbe ve istiğfar etmeyip pişman olmamış bulunursa artık o kötülük yapanlar da ancak o yaptıkları ile, o işledikleri mâsiyetin (günahın) tam bir misliyle cezalandırılırlar, cezaları amellerine denk bulunmuş olur. Bu da bir fazl-ı İlâhî’dir ki iyiliklerin mükâfatını kat kat vereceği hâlde kötülüklerin cezasını ise ancak o kötülüğe denk bir surette verecektir.

Kâfirler, âhirette ebedî olarak azâp göreceklerdir. Çünkü onlar dünyadayken ebediyen yaşayacak olsalar, devamlı küfür üzere sebat edeceklerine azmetmiş oldukları için cezaları da öyle ebedî olacaktır.

Hicrî:    22Şâbân  1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

2 Mart 2024 Cumartesi

ŞÂH-I NAKŞİBEND (K.S.) HAZRETLERİNİN SÖZLERİNDEN


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ لَوْ أَخْطَأْتُمْ حَتَّى تَمْلَأَ خَطَايَاكُمْ مَا بَيْنَ السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ ثُمَّ اسْتَغْفَرْتُمُ اللهَ عَزَّ وَجَلَّ لَغَفَرَ لَكُمْ. (حم)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : الله تعالى بيوردوكى : كيم ، بنم ولى بر قلومه دشمانلق أدرسه محقق كى بن ده اونه حرب إيلان أدرم . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  “Muhammed’in nefsi kudretinde olan Allâh’a yemin ederim ki, şâyet sizler günah işleseniz, hattâ günahlarınız gök ve yer arasını doldursa, sonra da (pişman olup) Allâhü Teâlâ’ya (tevbe edip) istiğfârda bulunsanız elbette sizi mağfiret buyurur.” (Müsned-i Ahmed)

Hicrî:   21  Şâbân  1445  Fazilet Takvim

 

 

ŞÂH-I NAKŞİBEND (K.S.) HAZRETLERİNİN SÖZLERİNDEN

 

• Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, “Çalışıp kazanan, Allâhü Teâlâ’nın dostudur.” buyurmuştur. Bu hadîs-i şerîfte, dünyayı kazanmaya değil, Allâhü Teâlâ’nın rızasını kazanmaya işaret vardır.

• Herkes koşmakla avı tutamaz. Avı, sürekli kovalayan kimse tutar. Yani, Hak yolunda devamlı gayret etmek lâzımdır.

• Dervişler, vaktini sermaye olarak bilirler ve işlerini gelecek vakte bırakmazlar. Akıllı kişiler, bugünün işini yarına bırakanlardan uzak durur.

• Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlardır: “İnsanların sende görmelerini istemediğin bir şeyi yalnız iken de yapma.” Bu hadîs-i şerîfte, uyulması gereken bazı husûslara işaret vardır. Hak yolcusunun, boş ve yalnız olduğu yerleri bile insanlarla dopdolu olarak görmesi lâzımdır. İnsanların yanında nasıl hareket ediyorsa, yalnızken de öyle hareket etmelidir.

• Bütün işlerde niyeti tashîh etmek; düzeltmek çok mühimdir. Zira niyet, gayb âlemindendir, çalışarak bir şeylerin kazanıldığı bu âlemden değildir. Şeyh Abdullah et-Tüsterî (k.s.) Hazretleri şöyle buyurmuştur: “Niyet kelimesindeki ‘nûn’ harfi nûra; ‘ye’ harfi Allâhü Teâlâ’nın kulu üzerindeki kudretine; ‘he’ harfi de Cenâb-ı Hakk’ın hidâyetine işarettir.”

• Siz, nimeti, gerçek nimet sahibi olan Allâhü Teâlâ’dan isteyin. O nimet, elde edilene kadar ısrarla dua ve niyâzda bulunun. Nimet elde edildiğinde de aynı usulle hemen bir diğer nimeti isteyin. Nitekim, “Allâhü Teâlâ, duada ısrar edeni sever.” buyurulmuştur.

• “Eğer bir kimse mantık ilmi okuyorsa ne niyet ile okumalıdır?” diye soruldu. Şâh-ı Nakşibend Hazretleri, “Hakkı, bâtıldan ayırmak niyetiyle okusun.” buyurdular.

Hicrî:    21Şâbân  1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

1 Mart 2024 Cuma

İHLÂS VE SAMİMİYETİN NETİCESİ


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ اللهَ قَالَ: مَنْ عَادَى لِي وَلِيًّا فَقَدْ آذَنْتُهُ بِالْحَرْبِ. (خ)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : الله تعالى بيوردوكى : كيم ، بنم ولى بر قلومه دشمانلق أدرسه محقق كى بن ده اونه حرب إيلان أدرم . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  “Allâhü Teâlâ buyurdu ki: Kim, benim velî bir kuluma düşmanlık ederse muhakkak ki ben de ona harp ilan ederim.”

(Sahîh-i Buhârî)

Hicrî:    20  Şâbân  1445  Fazilet Takvim

 

 

İHLÂS VE SAMİMİYETİN NETİCESİ

 

Abdülganî Nablûsî merhûm (1641-1731) “el-Hakîkat ve’l-Mecâz fî-Rıhleti’ş-Şâm ve Mısır ve’l-Hicâz” isimli Hac seyâhatnâmesinde şöyle anlatmıştır:

“Dımaşk’tan tanıdığım sâlih bir genç vardı, bana şöyle anlatmıştı: Bir sene ilim tahsili için Medîne-i Münevvere’de kaldığım sırada, harçlığım tükendi, elimde hiçbir şey kalmadı. Ben de bir arkadaşımdan, evliyâdan bir zâtın bir kitabını ödünç aldım. O kitabı istinsâh etmek (yazarak çoğaltmak) ve satarak biraz harçlık temin etmek istedim. Kitabı istinsâh ettiğimde kalbime Mescid-i Kubâ’yı ziyaret etme arzusu düştü. Yazdığım varakları, göğsümün üzerinde, elbisemin arasına sıkıştırdım. Bineğime binip Mescid-i Kubâ’ya gittim.

Kubâ’ya vardığımda, Kubâ köyünün çocukları gelip âdetleri üzere mescidin kapısında bineğimi tuttular. Ben mescide girdim, iki rekât namaz kılıp sıkıntılarımın gitmesi için dua ettim.

Mescitten çıktığımda çocuklar, binmem için bineğimi önüme getirdiler. Âdeten onlara bir şeyler hediye etmem icap ediyordu. Ancak verecek hiçbir şeyim de olmadığından sanki kesemi düşürüp kaybetmiş gibi yapmak için elimi göğsüme uzattım. Yazdığım varakların arasında bir kabarıklık hissettim. Baktığımda varakların içinde beş altın olduğunu gördüm. Birisini gümüş paralara bozdurup çocuklara verdim. Kalanı ile de ihtiyaçlarımı giderdim.”

Bu, hem o kitabını istinsâh ettiğim evliyânın bir kerâmeti hem de Mescid-i Kubâ’nın bereketidir. Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat akidesine göre evliyânın kerâmeti hayatta olsalar da vefat etmiş olsalar da haktır.

 

ŞÂİR NÂBÎ’DEN

 

Savmdır kullarına lutf-i Hudâ

Savme bizzât eder Allah cezâ

Savm mâide-i rahmetdir

Nûrdan, sâime bir hil‘atdir

Savmdır kâbil-i ketm ü ihfâ

Dahle fırsat bulamaz savme riyâ

Manası: Oruç, Allâh’ın kullarına bir lütfudur. Orucun mükâfâtını bizzât Hazret-i Allah verir. Oruç, bir rahmet sofrasıdır, oruç tutana nûrlu bir elbisedir. Oruç, gizli yapılan bir ibadettir. Oruca aslâ riya karışamaz.

Hicrî:    20Şâbân  1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"