3 Şubat 2024 Cumartesi

DÂVÛD ALEYHİSSELÂM


 

قَالَ اللهُ تَعَالَى : ... وَاذْكُرْ عَبْدَنَا دَاوُدَ ذَا الْاَيْدِ اِنَّهُٓ اَوَّابٌ. (سورة ص، ١٧)

الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) :  ...( حبيبم ) قوت صاحبى قلمز داودى ده آن . شبهسز او ، حققه جوق يونلن بر ظات إيدى ؟ . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu (meâlen):  “...(Habîbim) kuvvet sahibi kulumuz Dâvûd’u da an. Şüphesiz o, Hakk’a çok yönelen bir zât idi.”

(Sâd Sûresi, âyet 17)

Hicrî:  23   Receb    1445  Fazilet Takvim

 


DÂVÛD ALEYHİSSELÂM

Dâvûd aleyhisselâm, İsrâîloğullarına gönderilmiş bir peygamber olup kendisine dört büyük mukaddes kitaptan biri olan Zebûr verilmiştir. Dâvûd aleyhisselâm, adalette, ibadette ve Allâhü Teâlâ’ya yakınlaştıracak amelleri işlemekte gösterdiği gayretinden dolayı örnek alınacak bir zât idi.

İbn-i Ebi’d-Dünya (rah.), şöyle rivayet etmiştir:

Dâvûd aleyhisselâm: “Yâ Rabbi! Sana hakkıyla nasıl şükredebilirim?” demişti.

Böyle demesi üzerine kendisine şöyle vahiy geldi: “Ey Dâvûd! Sende olan nimetlerin tamamının benden olduğunu bilmez misin?”

Dâvûd aleyhisselâm, “Evet, yâ Rabbi (öyledir).” dedi.

Cenâb-ı Hak da şöyle buyurdu: “İşte bunu bilmen sebebiyle senden razı olurum.”

Hafız İbn-i Asâkir, Dâvûd aleyhisselâm’ın hayatını anlatırken birçok güzel huylarından bahsetmiş ve onun şu sözlerini de nakletmiştir:

Yetime karşı şefkatli bir baba gibi ol. Şunu iyi bil ki, ne ekersen onu biçersin. Ey kötülük eken kimse, sen de ancak ektiğin kötülüğün dikenini biçersin.”

Zenginlikten sonra fakir kalmak ne kadar kötü ise hidâyeti ve doğru yolu bulduktan sonra dalâlete ve sapıklığa düşmek de bundan daha kötüdür.”

Halk içinde senin aleyhinde söylenmesini hoş görmeyeceğin şeylere dikkat et. Onları, yalnız başına kaldığın zaman da işleme.”

Yapamayacağın bir şeyi kardeşine asla vaad etme. Çünkü böyle yapman, aranızda düşmanlığa sebep olur.”

Akıllı kimse şu dört vakitten gafil kalmamalıdır:

Bir vakitte Rabb’ine münâcaatta bulunmalıdır.

Bir vakitte nefsini muhasebe etmelidir.

Bir vakitte, ayıplarını kendisine bildirecek ve nefsini doğruya yönlendirecek kardeşleriyle sohbet etmelidir.

Bir vakitte de, vücudunun ihtiyaç duyacağı helâl nimetlerden istifade etmeli ve uyuyup istirahat ederek ibadet için kuvvet kazanmalıdır.”

Hicrî:   23  Receb   1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

2 Şubat 2024 Cuma

HİDAYETE VESİLE OLMAK


قَالَ اللهُ تَعَالَى : وَمَنْ اَحْسَنُ قَوْلًا مِمَّنْ دَعَٓا اِلَى اللّٰهِ وَعَمِلَ صَالِحًا وَقَالَ اِنَّنِي مِنَ الْمُسْلِمِينَ. (سورة فصلت، ۳۳)

الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) :  اللهه دعوت أديب صالح عمل إشلين و ’ محقق بن مسلمانلردانم ‘ دين كمسدن دها كوزل سوزلى كيم اولابلر ؟ . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu (meâlen):  “Allâh’a davet edip sâlih amel işleyen ve ‘muhakkak ben Müslümanlardanım’ diyen kimseden daha güzel sözlü kim olabilir?”

(Fussilet Sûresi, âyet 33)

Hicrî:  22   Receb    1445  Fazilet Takvim

 

 

HİDAYETE VESİLE OLMAK

 

Hidâyet; hak yolu beyan etmek, doğru yola gitmek, ulaşılmak istenen şeye yol göstermek, hak yola bilfiil ulaştırmak ve böyle bir yola girmek manalarınadır. Mübarek peygamberlerin sözleriyle ve kendilerine indirilen kitaplarla, insanları hak yola davet ve teşvik etmeleri de bir hidâyet demektir.

Bir gün Mecûsî’nin biri, İbrâhim aleyhisselâm’a gelip kendisini müsafir etmesini istedi.

İbrâhim aleyhisselâm da onun Müslüman olmasını arzu ettiği için “Müslüman olursan seni müsafir ederim.” dedi.

Mecûsî de “O zaman senin bana ne iyiliğin olmuş olacak?” dedi ve uzaklaşıp gitti.

Bunun üzerine Allâhü Teâlâ, İbrahim aleyhisselâm’a şöyle vahyetti:

Yâ İbrâhim! Sen ancak dinini değiştirmesi şartıyla ona ikram edip müsafir edeceğini söyledin. Hâlbuki biz onu, kâfir olmasına rağmen yetmiş yıldır yedirip ihsanda bulunuyoruz. Onu bir gece müsafir etseydin, ne olurdu?”

Bu İlâhî vahiy üzerine İbrâhim aleyhisselâm hemen çıkıp Mecûsî’yi buldu ve ona ikramda bulunup o gece müsafir etti. Bu vaziyet karşısında Mecûsî, “Bana şimdi böyle muamele etmenin sebebi nedir?” deyince İbrâhim aleyhisselâm olanları anlattı. Mecûsî, “Demek ben, ona âsî olmama rağmen, Allâhü Teâlâ, benim hakkımda böyle muâmele etti, ya ona itaat ettiğim zaman kim bilir nasıl ihsan ve ikramlarda bulunur? Haydi, bana İslâm’ı anlat.” dedi. İbrâhim aleyhisselâm da ona İslâm’ı anlattı ve o zât, İslâm’la şereflendi.

Allâhü Teâlâ’nın, küçük sebepleri, hidayete ve büyük günahların mağfiretine vesile kılması umulur. Öyleyse insan, bir hayra vesile olacağı, bir zarara da mâni olacağı zaman, kalbini ancak Allâhü Teâlâ’ya bağlamalı; neticeyi onun rahmetinden ümit etmelidir.

Hicrî:   22  Receb   1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"