6 Ocak 2024 Cumartesi

BEŞ VAKİT NAMAZIN BAZI HİKMETLERİ


 

قَالَ اللهُ تَعَالَى : ... فَاَقِيمُوا الصَّلٰوةَ اِنَّ الصَّلٰوةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ كِتَابًا مَوْقُوتًا. (سورة النساء، ١٠۳)

الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) :  نمازى ده دوسط دوغرى ( ركونلرينه تام رعايت أدرك ) قلين . جونكى نماز ، مؤمنلر أؤزرينه معين وقتلرله فرض اولدى "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu (meâlen):  …Namazı da dosdoğru (rükûnlarına tam riâyet ederek) kılın. Çünkü namaz, müminler üzerine muayyen vakitlerle farz oldu.”

(Nisâ Sûresi, âyet 103)

Hicrî:  24   Cemâziyelâhir    1445  Fazilet Takvim

 

 

BEŞ VAKİT NAMAZIN BAZI HİKMETLERİ

 

Namazın her gün beş vakitte farz kılınmasının birçok hikmeti vardır. İnsan, sabahleyin âdetâ yeni bir hayat bulmuş, zulmetten kurtulup nura kavuşmuş, yeni bir faaliyete başlamak üzere harekete geçmiş olur. Bu hayatı, insana veren, insanı bu faaliyete muvaffak kılan ise ancak Allâhü Teâlâ Hazretleridir. Binâenaleyh insan, bu hayat nimetine şükretmek, bu faaliyete -hayırlı bir şekilde başlamak üzere- sabah namazını kılmakla mükellef kılınmıştır.

İnsan, sabahtan akşama kadar hayat nimetinden istifade eder. Bu müddet içinde devamlı ve maddî bir faaliyet gösterip durur. Bu, bir muvaffakiyet eseridir. İşte bu muvaffakiyete şükretmek ve bu faaliyetin, ruhları gaflet ve kasvet içinde bırakmasına mâni olmak için de öğle ve ikindi namazları farz kılınmıştır.

Akşamın yaklaşmasıyla nihayet bulan bir günlük faaliyetin, ruha neşe veren bir ibadetle sona ermesi, bir saadet alameti, bir şükran nişanesi, bir kulluk vazifesi olacağından bunun için de akşam namazı kılınmaktadır.

İnsan, daha sonra da uykuya dalacaktır. Bir nevi ölüm numûnesi olan ve bir bakımdan da bir huzur ve istirahat devresi sayılan bu uykuya varmadan evvel, bir günlük hayata kudsî bir ibadetle nihayet vermek; o âleme, gaflet hâli bulunmadan mânevî bir hâl içerisinde intikal etmek, Mevlamızın rahmetine ilticada bulunmak, bir hüsn-i hâtime nişanesi olacağından bunun için de yatsı namazı kılınmaktadır.

Hâsılı; gerek insanın ve gerek etrafındaki bütün varlıkların hayatında; doğmak, büyümek, duraklamak, ihtiyar olmak sonra da ölüp gitmek gibi muhtelif safhalar tecelli etmektedir. Bu safhalara mukabil olmak ve insanın maddî varlığıyla çalıştığı gibi manevî varlığıyla da çalışması arasında güzel bir ölçü tesis edebilmek için beş vakitte kılınan namazlardan daha yüksek, daha faydalı bir çare bulunamaz. Bizleri bu mukaddes ibadetle mükellef olmak şerefine nâil etmiş olan Rabbimize ne kadar şükretsek yine azdır.

Hicrî:   24  Cemâziyelâhir   1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

5 Ocak 2024 Cuma

GÖKLERİN VE YERİN YARATILMASINDAKİ HİKMETLER


 

قَالَ اللهُ تَعَالَى : اَلَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلٰى جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ. (سورة آل عمران، ١٩١)

الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) :  اونلر ( او سالم عقل صاحبلرى أؤيله إنسانلردركى ) آياقده إيكن ، اوطوروركن ، يانلرى أستنده ( ياتار ) إيكن ( هب ) الله تعالى ، ي ذكر أدرلر و كوكلرين ، يرين ياراطلشى حقنده إنجه دن إنجيه دوشونورلر ... "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu (meâlen):  Onlar (o sâlim akıl sahipleri öyle insanlardır ki) ayakta iken, otururken, yanları üstünde (yatar) iken (hep) Allâhü Teâlâ’yı zikrederler ve göklerin, yerin yaratılışı hakkında inceden inceye düşünürler...”

(Âl-i İmrân Sûresi, âyet 191)

Hicrî:  23   Cemâziyelâhir    1445  Fazilet Takvim

 

 

GÖKLERİN VE YERİN YARATILMASINDAKİ HİKMETLER

 

Bakara Sûresi’nin 164. âyet-i kerîmesi, Cenâb-ı Hakk’ın varlığını, birliğini, kudret ve azametini gösteren yaratılış hârikalarını beşeriyetin ibret nazarına takdim ediyor. Şöyle tefsir edilmiştir:

Ey insanlar! Bir kere gözünüzü açınız da güzelce bir düşününüz. Şüphe yok ki göklerin ve yerin yaratılışında Allâh’ın varlığına delâlet eden çok büyük alâmetler vardır.

O muazzam sema kubbeleri nedir? Şu üzerinde yaşadığımız güzel yeryüzü ne kadar latîftir? Gece ile gündüzün ihtilâfında da ne kadar âyetler (alâmetler) vardır. Bunlar ne kadar muntazam surette birbirini takip eder dururlar. Eğer böyle bir tertip ve düzen içerisinde bulunmasa yeryüzünde yaşamak mümkün olabilir miydi?

İnsanlara faydalı olan şeyler ile denizde seyreden gemilerde de rahmet-i İlâhiyye’ye ne büyük alâmetler vardır. Eğer Cenâb-ı Hak havayı, suları ve sair kuvvetleri, insanlara hizmetçi kılmasa idi, deniz vasıtaları ile birçok iktisadî, ictimaî faydaları elde edebilirler miydi? Uçan vasıtaların insanlara hizmeti de bunlardan değil midir?

Ve Allâh’ın gökten, hava tabakalarından indirip sonra yeryüzünü tekrar ihyâ ettiği sularda da Cenâb-ı Hakk’ın kudretine ne büyük deliller mevcuttur. Yeryüzü kış olunca nebâtâttan, güzel, rengarenk çiçeklerden mahrum kalır. Âdetâ ölmüş, hayattan mahrum kalmış bulunur. Fakat sonra bahar olur, havadan latif yağmurlar yağmaya başlar, yeryüzüne yeniden bir letâfet, bir tazelik bahşeder.

Yine Allâhü Teâlâ’nın, yeryüzünde her türlü hayvanatı ve hayat sahibi olan mahlûkatı yaratıp dağıtmasında da nice hikmetler, ibretler vardır.

Öyleyse insan, Hay ve Kayyûm olan Allâhü Teâlâ’nın varlığını ve birliğini, kudretinin kemâlini tasdik etmeli, Allâhü Teâlâ’ya karşı kulluk vazifelerini güzelce yerine getirmelidir.

Hicrî:   23  Cemâziyelâhir   1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"