4 Ocak 2024 Perşembe

HİCRET ESNASINDA MEKKE-İ ERVÂ BİNTİ ABDÜLMUTTALİB VE OĞLU TULEYB


 

قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : يَا عَائِشَةُ تَوَاضَعِي فَإِنَّ اللهَ عَزَّ وَجَلَّ يُحِبُّ الْمُتَوَاضِعِينَ وَيُبْغِضُ الْمُتَكَبِّرِينَ. (كنز)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : أى عائشه ! متواضع ( آلجق كونللى ) اول . محقق الله تعالى ، متواضع اولانلرى سور ، كبرلى اولانلره ده بغض أدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  “Ey Âişe! Mütevâzı (alçak gönüllü) ol. Muhakkak Allâhü Teâlâ, mütevâzı olanları sever, kibirli olanlara da buğzeder.”

(Kenzü’l-Ummâl)

Hicrî:  22   Cemâziyelâhir    1445  Fazilet Takvim

 

 

HİCRET ESNASINDA MEKKE-İ ERVÂ BİNTİ ABDÜLMUTTALİB VE OĞLU TULEYB

 

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in halalarından Ervâ binti Abdülmuttalib (r. anhâ), Mekke-i Mükerreme’de Müslüman olan hanım sahâbîlerdendir.

Câhiliye devrinde Umeyr bin Vehb ile evlenmiş ve bu evliliğinden Tuleyb (r.a.) dünyaya gelmişti. Tuleyb (r.a.), Dârü’l-Erkam’da Müslüman olduktan sonra annesi Ervâ’nın yanına geldi ve “Ben, Muhammed sallallâhü aleyhi ve sellem’e tâbi olup Müslüman oldum.” dedi. Annesi, “Şüphesiz ki senin yardımcı olmana ve destek vermene en lâyık olan kimse dayının oğludur. Vallâhi biz hanımlar da erkeklerin gücünün yettiğini yapabilseydik, Resûlullâh’a tâbi olur ve kendisini müdafaa ederdik.” dedi.

Tuleyb (r.a.), “Ey anneciğim! Seni Müslüman olmaktan ve ona tâbi olmaktan alıkoyan şey nedir? Senin kardeşin Hamza da Müslüman oldu.” deyince, annesi: “Kız kardeşlerime bakıyorum, onlar ne yaparsa ben de öyle yapacağım.” dedi. Bunun üzerine Tuleyb (r.a.) şöyle dedi: “Şüphesiz ki ben, senin Resûlullâh’a (s.a.v.) gelip Müslüman olman, onu tasdik etmen, Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in (s.a.v.) Allâh’ın Resûlü olduğuna şehadet etmen için Cenâb-ı Hakk’a dua edeceğim.”

Bunun üzerine Ervâ (r. anhâ) şehâdet getirerek Müslüman oldu. Bundan sonra etrafındakilere İslâmiyet’i anlattı. Sözleriyle Resûlullâh’a (s.a.v.) destek verdi, oğlunu da ona yardım etmesi ve emirlerini yerine getirmesi husûsunda devamlı teşvik etti.

Bir ara Ebû Cehil ve birtakım Kureyşli müşrikler, Resûlullâh’ın (s.a.v.) önüne çıkıp ona eziyet ettiler. Bu sırada orada bulunan Tuleyb (r.a.), Ebû Cehil’in üzerine yürüdü, başına vurup yardı. Bunun üzerine müşrikler onu alıp bağladılar.

Fakat Ebû Leheb, onun serbest bırakılmasını sağladı. Bu hâdise üzerine Ervâ’ya (r. anhâ) gidip, “Görmez misin, oğlun Tuleyb, Muhammed’i savunmak için kendisini nasıl ortaya atıyor?” diye serzenişte bulundu. O da “Onun hayatındaki en hayırlı gün, Allâhü Teâlâ tarafından hakkı getirmiş olan Resûlullâh’ı savunduğu gündür.” cevabını verdi.

Hicrî:   22  Cemâziyelâhir   1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

3 Ocak 2024 Çarşamba

HİCRET ESNASINDA MEKKE-İ MÜKERREME’NİN FETHİ’NİN MÜJDELENMESİ


قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : لَيْسَ الْغِنَى عَنْ كَثْرَةِ الْعَرَضِ وَلٰكِنَّ الْغِنَى غِنَى النَّفْسِ. (ق)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : ( حكيكى ) زنكنلك ، مال جوقليغى دكيلدر . ( حكيكى ) زنكنلك ، آنجق كونل زنكنليكى در ( دنيايه طاماح أتمه مكدر ) . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  “(Hakîkî) zenginlik, mal çokluğu değildir. (Hakîkî) zenginlik, ancak gönül zenginliğidir (dünyaya tamah etmemektir).”

(Müttefekun Aleyh)

Hicrî:  21   Cemâziyelâhir    1445  Fazilet Takvim

 

 

HİCRET ESNASINDA MEKKE-İ MÜKERREME’NİN FETHİ’NİN MÜJDELENMESİ

 

Resûlullah sallallâhü aleyhi ve sellem Efendimiz, hicret için Mekke-i Mükerreme’den ayrılıp Cuhfe mevkine vardığında burada Mekke-i Mükerreme tarafına hasretle bakmıştı. Bunun üzerine Cibrîl-i Emîn gelmiş ve “Muhakkak sana, o Kur’ân’ı (Kerîm’in hükümleri ile ameli) farz kılan, seni muhakkak dönülecek yere (bu ayrıldığın Mekke-i Mükerreme’ye) geri getirecektir. De ki: Rabbim, hidâyetle geleni de ve apaçık bir dalâlette bulunanı da en iyi bilendir.” meâlindeki, Kasas Sûresi’nin 85. âyet-i kerîmesini tebliğ etmiştir.

Bu âyet-i kerîme ile Resûl-i Ekrem’e (s.a.v.) teselli verilmekte ve onun ulvî vatanına, Mekke-i Mükerreme’ye inâyet-i İlâhiyye ile döneceği, bir mucize olmak üzere müjdelenmektedir. Şöyle tefsir edilmiştir:

Ey Seyyidü’l-Mürselîn! O Allâhü Azîmüşşân ki, sana Kur’ân’ın âyetlerini indirdi veya o Kur’ân’ın hükümlerine göre güzel amelde bulunmayı sana emretti, dînî bir vazife kıldı, elbette seni, dönülecek yere, yani kendi vatanın olan Mekke-i Mükerreme’ye geri döndürecektir. Sen orayı müşriklerden temizleyerek fethe muvaffak olacaksın. Artık ey Peygamber-i Zîşân! Seni tasdik etmeyen, sana dalâlet isnat eden kâfirlere de ki: “Rabb’im hidâyetle geleni de ve apaçık dalâlette bulunanı da en iyi bilendir.”

Cenâb-ı Hak, hangi kulunun doğru yolu takip ettiğini, âhirette sevaba lâyık olduğunu hakkıyla bildiği gibi hangi kulunun doğru yoldan çıkıp sapıklıkta bulunduğunu ve azâba mâruz kalacağını da hakkıyla bilir. Artık o inkâr edenler, dehşet verici bir âkıbete hazırlansınlar!

Rûhu’l-Beyân Tefsîri’nde deniliyor ki: Bu âyet-i kerîmede, vatan muhabbetinin imandan olduğuna dâir işaret vardır. Maamâfîh bu âyet-i celîle, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) makâm-ı Mahmûd’a; âhiretteki pek ulvî derecelere nâil olacağına da işaret etmektedir.

Hicrî:   21  Cemâziyelâhir   1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"