4 Kasım 2023 Cumartesi

RÜZGÂRLAR

قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : وَاَرْسَلْنَا الرِّيَاحَ لَوَاقِحَ فَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَسْقَيْنَاكُمُوهُۚ وَمَٓا اَنْتُمْ لَهُ بِخَازِن۪ينَ. (سورة الحجر، ۲۲)

الله تعالى شويله بيوردى - مئآلا :  و الله تعالى ، نيك يولنده أؤلدورلمش اولانلرى أؤلمشلر صانما ، بلعكس اونلر ربلرينيك عندنده ديريدرلر ، ( الله ، يك لطفيله ) رزقلانرلر . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu -meâlen:  ... “Bir de aşılayıcı rüzgârlar gönderdik de sonra gökten yağmur indirdik ve onunla sizleri suladık ve onu hazinelerde (yani yağdıktan sonra dağlarda, pınarlarda, kuyularda) tutan da siz değilsiniz.”

(Hicr Sûresi, âyet 22)

Hicrî:  20  Rebîulâhir   1445  Fazilet Takvim

 

 

RÜZGÂRLAR

 

Rüzgâr, atmosferdeki havanın yeryüzüne yakın tabiî hareketlerine denir. Hava hareketlerinin temel kaidesi, mevcut atmosfer basıncının yer değiştirmesidir. Rüzgâr, yüksek basınç alanından alçak basınç alanına doğru gider. İki yer arasındaki basınç farkı ne kadar büyük olursa rüzgârın hızı o kadar fazla olur. Rüzgâr, sahip olduğu sürate göre fırtına, hortum gibi isimler alır. Rüzgârın yönü, rüzgâr gülü ile tayin edilir; hızı ise anemometre ile ölçülür.

Rüzgârların, bitki polenlerini etrafa taşıması, bitki neslinin devamı için çok mühimdir. Kur’ân-ı Kerîm’de A‘raf Sûresi’nin 57. âyet-i kerîmesinde şöyle buyurulmuştur -meâlen-: “Ve O, o Allah’tır ki, rahmetinin önünde rüzgârları müjdeci yollar. Nihayet bunlar, o ağır ağır bulutları hafif bir şey gibi kaldırıp yüklendiklerinde bakarsın, biz onları ölmüş bir memlekete sevketmişizdir. Derken oraya su indirmişizdir de orada her türlüsünden meyveler (mahsuller) çıkarmışızdır. İşte ölüleri de (diriltip kabirlerinden) böyle çıkaracağız. Umulur ki, siz (bunları) iyi düşünüp ibret alırsınız.”

Rüzgârlar, dünya üzerinde bulundukları bölgelere göre ve meydana geliş sebeplerine göre isimler alır. Atmosferin genel devir dâimine bağlı olarak meydana gelen devamlı rüzgârlar şunlardır; kutuplara doğru esen rüzgârlar, kutup rüzgârlarıdır. 40 ve 60 derece paralelleri arasında kuvvetli esen rüzgâr, batı rüzgârlarıdır. Kuzey yarımkürede kuzeydoğu yönünde, güney yarımkürede güneydoğu yönünde esen rüzgarlar, Alize rüzgarlarıdır. Bu rüzgarlar 30 derece kuzey, 30 derece güney paralellerindeki yüksek basınç kuşaklarından, Ekvator alçak basınç kuşağına doğru esen düzenli rüzgârlardır.

Türkiye’de; kuzeyden, kuzey rüzgârları; güneyden, kıble; doğudan, gündoğusu; batıdan, günbatısı; kuzeydoğudan, poyraz; kuzeybatıdan, karayel; güneydoğudan, keşişleme; güneybatıdan ise lodos rüzgârları eser. Güney batıdan esen “lodos” rüzgârları, sıcak ve bunaltıcıdır. Marmara, Trakya, Akdeniz, Karadeniz kıyılarında umumiyetle “poyraz” rüzgârları hâkimdir. Bu rüzgârlar, bahar aylarında yağış getirir.

Hicrî:   20  Rebîulâhir   1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"


 

3 Kasım 2023 Cuma

HAZRET-İ ÖMER RADIYALLÂHÜ ANH’İN ZÜHDÜ


 

قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : اَلزُّهْدُ فِي الدُّنْيَا يُريحُ الْقَلْبَ وَالْبَدَنَ وَالرَّغْبَةُ فِيهَا تُتْعِبُ الْقَلْبَ وَالْبَدَنَ. (فيض)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر :  دنياده زهد ( دنيايه رغبت أتمه مك ) ، قلبى و بده نى راحتلاتر . دنيايا رغبت إيسه قلبى و بدنى يورار . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  “Dünyada zühd (dünyaya rağbet etmemek), kalbi ve bedeni rahatlatır. Dünyaya rağbet ise kalbi ve bedeni yorar.”

(Münâvî, Feyzu’l-Kadîr)

Hicrî:  19  Rebîulâhir    1445  Fazilet Takvim

 

 

HAZRET-İ ÖMER RADIYALLÂHÜ ANH’İN ZÜHDÜ

 

Hazret-i Ömer radıyallâhü anh’in fetihleri ve İslâm dinine hizmetleri pek çoktur. Dinin hükümlerinin yerine getirilmesinde hiç kimseden çekinmez, hakkı yerine getirirken hatır gözetmez, sözünü dinletir, her hâl ve işte, adaleti tercih ederdi.

Bir gün Hazret-i Hafsa radıyallâhü anhâ vâlidemiz, babası Hazret-i Ömer’e, “Ey Müminlerin Emîri! Şu giydiklerinizden daha güzel elbiseler giyseniz, daha çeşitli yemekler yeseniz. Muhakkak Allâhü Teâlâ, size rızık kapılarını açmış, çok hayırlar vermiştir.” dedi. Hazret-i Ömer (r.a.), “Cevabı sana bırakayım. Sen, Resûlullah Efendimizin karşılaştığı geçim sıkıntılarını hatırlıyorsun değil mi?” Sonra onları saymaya başladı, hattâ Hafsa vâlidemiz onları hatırlayınca ağladı. Sonra Hz. Ömer dedi ki: “Gücüm yettiğince Resûlullâh’ın yaşadıkları gibi sıkıntılara tahammül ederek onlara ortak olacağım. Belki bu sayede onların âhiretteki rahat hâllerine de ortak olurum.”

Yine buyurmuştu ki: “Vallâhi eğer istesem sizin en güzel elbiseleri giyeniniz, en güzel yemekleri yiyeniniz, en müreffeh şekilde yaşayanınız olabilirdim. Bunların yolunu pek âlâ bilirim. Velâkin Allâhü Teâlâ’nın bir kavmi, yaptıkları şeylerden dolayı ayıplayarak “Siz, bütün lezzetli şeylerinizi dünya hayatınızda giderdiniz ve onlar ile faydalandınız, alacağınızı aldınız” (Ahkâf Sûresi, âyet 20) buyurduğunu işittim.”

Şöyle bir tefekkür ettim ve dünyayı istediğimde bu hâlin âhirete zarar verdiğini, âhireti istediğimde ise bunun dünyaya zarar verdiğini gördüm. Öyleyse siz de, fânî ve geçici olan zarara tahammül edip âhireti tercih edin.”

Hazret-i Ömer (r.a.), Ebû Mûsâ Hazretlerine şöyle yazmıştı: “Kim niyetini ihlaslı kılarsa, insanlarla arasında karşılaştığı sıkıntılarda Hazret-i Allah (c.c.), bu kimseyi korur. Her kim de niyeti fâsid olduğu hâlde insanlara karşı dışını münafıkça süslerse -Hazret-i Allah, bu kimsenin kusurunu ortaya çıkarıp onu rezil eder. Allâh’ın dünyada verdiği rızka razı olup kanâat eden ve onun rahmet hazinelerini uman kimsenin sevabı, hiç az olur mu?”

Hicrî:   19  Rebîulâhir   1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"