7 Ekim 2023 Cumartesi

DÜNYA FÂNÎ ÂHİRET BÂKÎDİR


 

قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : اَلَّذ۪ينَ يَسْتَحِبُّونَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَا عَلَى الْاٰخِرَةِ وَيَصُدُّونَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ وَيَبْغُونَهَا عِوَجًا اُولٰٓئِكَ ف۪ي ضَلَالٍ بَع۪يدٍ. (سورة ابراهيم، ۳)

الله تعالى شويله بيوردى - مئآلا :  اونلر ( او كافرلر ) أؤيله كمسلردركى ، دنيا حياطنى سور ، ( دنيايى ) آخرت حياطى أؤزرينه ترجيح أدرلر . ( لإنسانلرى و بربرلرينى ) اللهيك يولندان من أدرلر و أكرى يوله جورمك إسترلر . إشده اونلر ، ( حقدان ) جوق اوزاق بر صابقلق إيجنده درلر . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu -meâlen:  ... “Onlar (o kâfirler) öyle kimselerdir ki, dünya hayatını sever, (dünyayı) âhiret hayatı üzerine tercih ederler. (İnsanları ve birbirlerini) Allâh’ın yolundan menederler ve eğri yola çevirmek isterler. İşte onlar, (haktan) çok uzak bir sapıklık içindedirler.”

(İbrâhîm Sûresi, âyet 3)

Hicrî:  21  Rebîulevvel   1445  Fazilet Takvim

 

 

DÜNYA FÂNÎ ÂHİRET BÂKÎDİR

 

Bir mümin, dünyada birtakım kederlere, sıkıntılara maruz kalsa da bunların geçici ve bir hikmetten dolayı olduğunu düşünerek ümitsizliğe düşmemeli, kedere kapılmamalıdır. Asıl uhrevî saadeti temin edecek sebeplere sarılmalı, onunla gönlü ferah olarak yaşamalıdır. Yoksa dünya da, dünya varlığı da fânîdir.

Dünya bir kimse için dâimî bulunsaydı, her hâlde Resûl-i Ekrem sallallâhü aleyhi ve sellem, dünyada ebedî olarak kalırdı. Artık, ona bâkî olmayan bir dünya, başkaları için hiç bâkî, dâim olur mu? Bu sebeple insanlar, âhiret hayatlarını güzelce temin edebilmek için dünyada üzerlerine düşen kulluk vazifelerini yapıp, ebediyet âleminde, dâimî olan İlâhî nimetlere nâil olabilmek için gayret göstermeli, günlerini beyhûde yere zâyi etmemelidirler.

Mükâfat ve cezaların tamamıyla ve kemâliyle görüleceği yer, âhirettir. Bazı insanlar daha dünyada iken bazı amellerinin bir kısım mükâfat veya cezasını görürler. Fakat bunlar muvakkattir, fânîdir, kâfî değildir. Çok kere de insanlar, amellerinin karşılığını dünyada görmezler. Meselâ; Bir şehit, hayatını feda eder ve bunun mükâfatını dünyadayken bizzât görmez. Bir cani de meçhul kalarak yaptığı cinayetin cezasını dünyada görmeyebilir. Fakat asıl mükâfat ve ceza, âhiret âlemindedir ki orada, herkes lâyık olduğu mükâfat ve cezaya kavuşacaktır. Nitekim ölüp gidenler mezarlarında da bir nevi mükâfat veya ceza görecektir. Kabir, kendileri için ya Cennet bahçelerinden bir bahçe veya Cehennem çukurlarından bir çukur olacaktır. Fakat bunlar da muvakkattir. Ceza ve mükâfatın tamamıyla tecellisi, kıyamet gününden itibaren başlayacaktır.

Bu sebeple dünyevî üzüntülere katlanıp asıl ebedî hayat âlemindeki hakîkî selâmet ve saadeti temine çalışmalı, onunla teselli bulup vicdan huzuru içinde bulunulmalıdır.

Gam değildir gide dünya, kala din

Gam odur ki, kala dünya, gide din

Hicrî:   21  Rebîulevvel   1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

5 Ekim 2023 Perşembe

HER NEFİS ÖLÜMÜ TADICIDIR


قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : اِسْتَعِدَّ لِلْمَوْتِ قَبْلَ نُزُولِ الْمَوْتِ. (ك)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر :  أؤلم كلمدن أؤنجه أؤلمه حظرلانين . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  “Ölüm gelmeden önce ölüme hazırlan.” (Hâkim, el-Müstedrek)

Hicrî:  20  Rebîulevvel    1445  Fazilet Takvim

 

 

HER NEFİS ÖLÜMÜ TADICIDIR

 

Âl-i İmrân Sûresi’nin 185. âyet-i kerîmesinde -meâlen-:

Her nefis, ölümü tadıcıdır. Ve şüphe yok, sizlere ecirleriniz kıyamet gününde ödenecektir. Artık kim ateşten uzaklaştırılır ve Cennet’e girdirilirse necat bulmuş (kurtulmuş) olur. Ve dünya hayatı ise bir aldatıcı metâdan başka (bir şey) değildir.” buyurulmaktadır. Bu âyet-i kerîme şöyle tefsir edilmiştir:

Her nefis; yaratılmış her hayat sahibi, melekler ve cinler de dahil ölümü tadıcıdır; ölüme mahkûmdurlar. Mukadder vakti gelince bu dünya hayatından mahrum kalacaklardır. Maamâfîh böyle ölenler, bir daha hayat bulmayacak değildirler. Mukadder vakti gelince bütün bu ölenler, Allâh’ın kudreti ile yeniden bir hayata nâil olarak ebedî bir âleme gitmiş olacaklardır.

Artık ey mükellef insanlar! Sizler de yeni bir hayat bulacaksınız ve şüphe yok, sizlere dünyada iken yapmış olduğunuz iyi ve kötü amellerinize ait ecirleriniz; mükâfat ve cezalarınız kıyamet gününde, o kabirlerinizden çıkıp mahşere sevkedildiğiniz günde tamamıyla ödenecektir.

Amelleriniz hayır ise karşılıkları da hayır olacaktır. Bilakis amelleriniz şer ise karşılıkları da hakkınızda şer olacaktır. Artık o kıyamet gününde kim ateşten uzaklaştırılır, Cehennem’e atılmasına İlâhî irade sâdır olmazsa ve kim bir ilâhî lütfa, Allâh’ın affına mazhar olarak Cennet’e girdirilirse ebedî selâmet ve saadete ermiş, uhrevî azâptan necât bulmuş (kurtulmuş) ve muradına ermiş, ilâhî tecellîlere kavuşmuş olur.

İşte insan böyle ebedî bir saadete nâiliyet için çalışmalı ve onu, en mühim bir gaye bilmelidir. Dünya hayatı ise yani, bu dünyadaki bütün servet ve zenginlik, makam ve mevki, cismanî zevkler, meşguliyetler, yiyip içmeler ise insanı mağrur eden bir aldatıcı, geçici metâdan başka bir şey değildir. Binâenaleyh, böyle geçici ve fânî şeylerden dolayı insan, büyük bir hüzün ve kedere kapılmamalıdır...

Hicrî:   20  Rebîulevvel   1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"