2 Ekim 2023 Pazartesi

AZİZ MAHMUD HÜDÂYÎ (K.S.)


 

قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : مَنْ نَظَرَ فِي الدِّينِ إِلَى مَنْ فَوْقَهُ وَفِي الدُّنْيَا إِلَى مَنْ تَحْتَهُ كَتَبَهُ اللهُ صَابِرًا شَاكِرًا. (هب)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر :  دينى حصوصلرده كندسندن أؤستون اولانلره ، دنيالق حصوصلرده ده كندسندن آشاغيده اولانلره بقان كمسي الله تعالى ، صبرأدن و شكره دنلردن يازديرر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  “Dînî husûslarda kendisinden üstün olanlara, dünyalık husûslarda da kendisinden aşağıda olanlara bakan kimseyi Allâhü Teâlâ, sabreden ve şükredenlerden yazdırır.”

(Beyhakî, Şabü’l-Îmân)

Hicrî:  17  Rebîulevvel    1445  Fazilet Takvim

 

 

AZİZ MAHMUD HÜDÂYÎ (K.S.)

 

Anadolu’da yetişen evliyanın büyüklerinden olan Aziz Mahmud Hüdâyî (rah.) Hazretleri, 1541 (H. 948) senesinde Şereflikoçhisar’da doğdu. 1628 (H. 1038)’de İstanbul’da vefat etmiş olup kabri Üsküdar’dadır.

Genç yaşta tefsir, hadîs, fıkıh ve diğer ilimleri tahsil ederek zâhirî ilimlerde yüksek bir pâyeye ulaştı. 33 yaşında iken Bursa’ya gelerek 3 sene müderrislik yaptıktan sonra Bursa kâdısı tayin edildi. Bu sırada gördüğü bir rüyâ ve evliyadan bir zâtın kerâmeti üzerine tamamen tasavvufa yöneldi, Üftâde Hazretlerine intisâb etti. Üstâzına olan bağlılığı, hizmetindeki ihlâs ve samimiyetiyle pek kısa zamanda manevî mertebeleri aşarak kemâle erdi, şeyhinden irşâda icâzet aldı. Üftâde Hazretlerinin emriyle Sivrihisar ve Bursa’da halkı irşâd ile meşgul oldu.

Şeyhinin vefatından sonra, önce Trakya’ya, oradan da Şeyhulislâm Hoca Sadeddin Efendi vasıtasıyla İstanbul’a geldi. Küçük Ayasofya Camii tekkesinde halkı irşâda başladı. Bu arada Fâtih Câmii’nde talebelere, tefsir, hadîs ve fıkıh dersleri veriyordu. Burada, âlimlerden devlet adamlarına kadar uzanan geniş bir muhiti oldu. Bu sırada Üsküdar’da, şimdiki dergâh ve türbesinin bulunduğu yeri satın alarak dergâhını inşâ ettirip oraya yerleşti.

İnsanlara, Allâh’ın emir ve yasaklarını anlatıp talebe yetiştirmekle meşgul oldu. Halkın her tabakasından insan, onun dergâhına gelirdi. Devrin padişahları; Sultan Üçüncü Murad Han, Birinci Ahmed Han, İkinci Osman Han ve Dördüncü Murad Han, onun nasihatlerinden istifade ettiler.

Uzun ve bereketli bir ömrün ardından 1628 senesinde 87 yaşında vefat etti. Kıymetli eserler kaleme almıştır, bazıları şunlardır: Nefâisü’l-Mecâlis, Tecelliyât, Dîvân-ı İlâhiyyât, Vâkıât, Tezâkir-i Hüdâyî, Hulâsatü’l-Ahbâr

Sultan Üçüncü Murad Han’ın vefatı üzerine Aziz Mahmud Hüdâyî (k.s.) Hazretleri dünyayı şöyle tasvir etmiştir:

Yalancı dünyâya aldanma yâ hû,

Bu dernek dağılır, dîvân eğlenmez.

İki kapılı bir virânedir bu.

Bunda konan göçer, mihmân eğlenmez...

Hicrî:   17  Rebîulevvel   1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

1 Ekim 2023 Pazar

GÜLER YÜZLÜ OLMAK


قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : إِنَّ الْمُؤْمِنَ إِذَا لَقِيَ الْمُؤْمِنَ فَسَلَّمَ عَلَيْهِ وَأَخَذَ بِيَدِهِ فَصَافَحَهُ تَنَاثَرَتْ خَطَايَاهُمَا كَمَا يَتَنَاثَرُ وَرَقُ الشَّجَرِ. (طس)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر :  محقق بر مؤمن ، ديكر بر مؤمنله قارشلاشب اونه سلام وره رك ألنى طوطب مصافحه أتديكى زمان هر إيكيسنيك ده كونحلرى ، آغاج يابراقلارينيك دوكلديكى كبى دوكولر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  “Muhakkak bir mümin, diğer bir müminle karşılaşıp ona selâm vererek elini tutup musâfaha ettiği zaman her ikisinin de günahları, ağaç yapraklarının döküldüğü gibi dökülür.”

(Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat)

Hicrî:  16  Rebîulevvel    1445  Fazilet Takvim

 

 

GÜLER YÜZLÜ OLMAK

 

Namazlardan sonra, bir defa Âyetü’l-Kürsî ve Muavvizâtı (İhlas, Felak ve Nâs Sûreleri) okuyup, 33 kere Sübhânallâh, 33 kere Elhamdülillâh, 33 kere Allâhü Ekber diyerek, yüzüncü olarak da “Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü…” okuyan kişinin günahları, deniz köpüğü kadar dahi olsa mağfiret olunacağı, İmâm Müslim Hazretlerinin rivâyet ettiği bir hadîs-i şerîf ile beyân edilmiştir.

Müminlerin bu faziletten mahrum kalmamaları için fıkıh âlimlerimizin ekserisi kitaplarında bu husûsta Bir Müslüman, insanları devamlı güler yüz ve güzel huy ile karşılamalıdır. Zira bu, dinimizin güzel gördüğü amellerdendir. Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, “Siz, mallarınızla insanları memnun etmeye güç yetiremezsiniz. Lâkin sizin güler yüz ve güzel ahlâkınız, onları memnun etmeye yeter.” buyurmuşlardır.

Abdullah bin Mübârek Hazretlerine, “Güzel ahlâk nedir?” diye sordular, “Güler yüzlü olmak ve İslâmiyet’in güzelliklerini insanlara yaymaktır.” cevabını verdi.

Bir Müslüman, din kardeşiyle karşılaştığında ona tebessüm ederek selâm vermelidir. Hadîs-i şerîflerde bildirildiği üzere bunu yapan kimsenin günahları, ağacın, kuruyan yapraklarının döküldüğü gibi dökülür. Din kardeşine güler yüz gösteren, onun muhabbetini hak etmiş olur.

Beşâşet (güler yüz), âlimin azığıdır. Zira güler yüz, inat ateşini söndürür, düşmanlıktan meydana gelen heyecanı yatıştırır. Bunda dostlar arasını açmaya çalışanlardan korunma vardır.

Hadîs âlimlerinden Saîd bin Abdurrahman ez-Zebîdî (rah.) demiştir ki: “Âlimlerden halka kolaylık gösterip güler yüzlü, tatlı dilli davranan kimseleri çok beğenirim. Güler yüzle yanına gittiğinde seni asık bir çehre ile karşılayan, yaptığı bir işi veya bir iyiliği başa kakan kimselerin, -âlim bile olsalar-, Cenâb-ı Hak adetlerini çoğaltmasın.”

Bir kimseye güzel bir amel nasip olmuş ise, kendisi gibi amel işleyemeyen kusurlu bir kimse gördüğünde, kendi ameline bakıp da onu asık çehre ile karşılaması uygun değildir. Kendisini, bu hayırlı amele muvaffak kıldığı için Cenâb-ı Hakk’a hamd ve şükretmelidir.

İbn-i Ömer radıyallâhü anhümâ şöyle buyururdu: “Muhakkak iyilik, yapılması çok kolay bir şeydir ki; o da güler yüzlülük ve güzel söz söylemektir.”

Ancak günahı açıktan işleyen, fâsık ve bidat ehli olan kimselere karşı güler yüz gösterilmez. Onların amellerine muhalefet etmek lâzımdır.

Hicrî:   16  Rebîulevvel   1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"