1 Temmuz 2023 Cumartesi

YİYECEKLERİN EN ÜSTÜNÜ: ET


 

قَالَ اللهُ تَعَالَى : ... وَاَمْدَدْنَاهُمْ بِفَاكِهَةٍ وَلَحْمٍ مِمَّا يَشْتَهُونَ. (سورة الطور، ۲۲)

الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) :  اونلره ( او تقوى صاحب مؤمنلره جنت ، ده ) جانلرينيك إستيه جكى ميوي و أتى ده بول بول وردك . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu -meâlen Onlara (o takvâ sahibi müminlere Cennet’te) canlarının isteyeceği meyveyi ve eti de bol bol verdik.”

(Tûr Sûresi, âyet 22)

Hicrî:  13  Zilhicce    1444  Fazilet Takvim

 

YİYECEKLERİN EN ÜSTÜNÜ: ET

 

Allâhü Teâlâ, Tûr Sûresi’nde, Cennet ehline verilen nimetleri beyan buyururken 22. âyet-i celîlede -meâlen-: “Onlara (o takvâ sahibi müminlere Cennet’te) canlarının isteyeceği meyveyi ve eti de bol bol verdik.” buyurmuştur.

Cennet ehlinin en üstün yiyeceği ettir. Nitekim bir hadîs-i şerîfte, “Dünya ve âhiret yiyeceklerinin en üstünü ettir.” buyurulmuştur. Zira et, yiyene hem lezzet hem de kuvvet verir, kanı ziyadeleştirir.

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, eti severdi. Husûsiyle koyunun but kısmındaki eti daha çok severdi. Nitekim kendisine zehirli eti veren Yahûdî kadın, bunu bildiği için, koyunun ön butlarına daha çok zehir koymuştu.

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem Hazretleri, et, ekmek ve sütün faydalı olduğunu bildirmiştir. Yine et için, “Yemeklerin en üstünü et, sonra da pirinçtir.” buyurmuştur.

Dinimizce helâl görülen, büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar ile kümes hayvanları, kuşlar, balıklar ve av hayvanlarından gıda olarak istifade edilmektedir. Bu hayvanların baş, beyin, dil, böbrek, karaciğer, bağırsak ve işkembe gibi kısımlarına “sakatat” adı verilir. Başta koyun ve sığır eti olmak üzere kuzu, manda, keçi, oğlak etleri, balık eti ve kümes hayvanlarının etleri yenilmektedir. İlmihâl ve fıkıh kitaplarında bu husûslarda geniş malumat vardır.

Kırmızı et, mühim bir protein, vitamin ve mineral kaynağıdır; demir, manganez ve çinko yönünden zengindir. B vitamini için zengin bir kaynaktır.

Et proteini, insan vücudu için ihtiyaç duyulan amino asitleri ihtivâ eder. Değerli bir protein olarak kabul edilir.

Hicrî:   13 Zilhicce  1444  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

SULTAN MAHMUD HAN’IN TEMBİHNÂMESİ


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ قَضَى لِأَحَدٍ مِنْ أُمَّتِي حَاجَةً يُرِيدُ أَنْ يَسُرَّهُ بِهَا فَقَدْ سَرَّنيِ وَمَنْ سَرَّنِي فَقَدْ سَرَّ اللهَ وَمَنْ سَرَّ اللهَ أَدْخَلَهُ اللهُ الْجنَّةَ. (مشكاة)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر :  كيم أمتمدن بر كمسي سوندرمك مقصديله ( مشرو ) بر إهتياجنى كيدريرسه ، محقق بنى سوندرمش اولور . و بنى سونديرن ، محقق الله تعالى ي راضى أتمش اولور . كيم ده الله تعالى ي راضى أدرسه ، الله تعالى اونى ، جنتينه قويار . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  Kim ümmetimden bir kimseyi sevindirmek maksadıyla (meşrû) bir ihtiyacını giderirse, muhakkak beni sevindirmiş olur. Ve beni sevindiren, muhakkak Allâhü Teâlâ’yı razı etmiş olur. Kim de Allâhü Teâlâ’yı razı ederse, Allâhü Teâlâ onu, Cennet’ine koyar.”

(Mişkâtü’l-Mesâbih)

Hicrî:  12  Zilhicce    1444  Fazilet Takvim

 

SULTAN MAHMUD HAN’IN TEMBİHNÂMESİ

 

Sultan İkinci Mahmud Han, tahta çıktığı ilk günlerde sadrazama devlet işlerinin ve halkın hâlinin ıslahı için bir tembihnâme yazmıştı. Bazı kısımları şöyledir:

Malumdur ki Allâhü Teâlâ şöyle buyurmuştur -meâlen- “…Muhakkak ki biz, seni yeryüzünde halife kıldık. Artık insanlar arasında hak ile hükmet ve hevâya (nefsin arzularına) tâbi olma.” (Sâd Sûresi, âyet 26) Buna göre ben ve vekilim olan sizler adaletle hareket etmekle ve nefislerimize uymamakla memuruz.

Nâil olduğumuz bu devlet ve saltanat, sırf Hazret-i Allâh’ın lütfudur. Uhdemizdeki hilâfet makamının asıl sahibi ancak Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’dir. Sana ilk tembihim şudur:

Cenâb-ı Hakk’ın bizlere emaneti olan bütün ümmet-i Muhammed’in, küçük büyük bütün işlerini, dinimizin emri üzere hak ve adaletle göresin. Dinimizin emir ve yasaklarını icrâda son derece dikkat edesin ki, gerek devletimizde gerek halkımızın tamamında dîn-i mübîn-i İslâm’ın nûrâniyeti apaçık zuhûr edip bütün müminlerin hâlleri iyi olsun.

Gerek sen, gerek âlimler ve devlet adamları, verilen hizmetleri birlik ve beraberlik içerisinde göresiniz, ihtilâf ve nifâka sebep olacak hâllerden, başkalarının işlerine yersiz müdahaleden son derecede kaçınasınız.

Fakirlerin, gariplerin ve zayıfların hal

lerini merhamet ile araştırıp onları her türlü zulümden muhafaza edesin.

İstanbul’da sâkin olan halkın beş vakit farz namazlarını cemâatle edâ etmelerini temine gayret edersin. Bilhâssa cuma günleri sabah namazı, cemaat ile kılındıktan sonra Fetih Sûresi okunarak ümmet-i Muhammed’in selâmeti için dua ettiresin. İslâm nurunun parlamasına vesile olan bu gibi hâllerin icrâsıyla Peygamberlerin sultanı, Allâhü Teâlâ’nın habîbi, kıyamet günü şefâatçimiz olan Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinin ve Ashâb-ı Kirâm’ın ve selef-i sâlihînin yolundan giderek güzelce gayret edesin, dünya ve âhiret saadetine mazhar olasın. Cenâb-ı Hak, cümlenize muvaffakiyet ihsan eyleye. Âmîn.

(Yedikıta Dergisi)

Hicrî:   12 Zilhicce  1444  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"