8 Kasım 2021 Pazartesi

SABAH NAMAZINDA İSFÂR YAPMANIN FAZİLETİ


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ يَسَّرَ عَلَى مُعْسِرٍ يَسَّرَ اللهُ عَلَيْهِ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ. (م)

رسول الله  ( ﷺ )  بيوردولر  :  هر كيم ، صقنطى ده اولان بر شحصه قولايلق كوستريرسه ، الله تعالى ده او كمسيه دنياده وآخرتده قولايلق إحسان بيورور . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:   Her kim, sıkıntıda olan bir şahsa kolaylık gösterirse, Allâhü Teâlâ da o kimseye dünyada ve âhirette kolaylık ihsân buyurur.”

(Sahîh-i Müslim)

Hicrî:   03   Rebiulahir   1443    Fazilet Takvim

 

SABAH NAMAZINDA İSFÂR YAPMANIN FAZİLETİ

 

Farz namazları ilk vaktinde kılmak efdaldir. Ancak (Hanefî Mezheb’inde) erkekler için sabah namazının isfârı müstehabdır.

İsfâr: Sabah namazını, gecenin karanlığının dağılıp, ortalığın aydınlandığı vakte tehir etmektir. Bu beklemenin derecesi öyle olmalıdır ki eğer namaz bozulursa en az sünnet olan kıraat ile tekrardan kılacak kadar bir vakit kalmalıdır.

Hadîs-i şerîfte, “Fecir’de (sabah namazında) isfâr yapınız, muhakkak bunda büyük bir ecir vardır.” buyrulmuştur.

İsfâr yapmakta, cemaatin çok olması gibi bir fazilet de vardır. Sabah namazı böyle isfâr edilerek geç kılınır ise uykusu ağır olanlar ve hâli zayıf olanlar dahi cemâate yetişebilirler. Cemaatı çoğaltacak olan hâl, cemaatı azaltacak hâlden elbette efdaldir.

 

MUTFAĞIMIZ….Salçalı Köfte

 

Malzemeler: Yarım kg kıyma, 1 adet soğan, 2 dilim bayat ekmek içi, 1 adet yumurta, yarım bağ maydanoz, 1 yemek kaşığı domates salçası, 2 adet orta boy patates, 1 yemek kaşığı zeytinyağı, 2 bardak su, 1’er çay kaşığı tuz ve karabiber.

Yapılışı: Bir kapta kıyma, rendelenmiş soğan, ekmek içi, yumurta, tuz, karabiber ve ince kıyılmış maydanoz iyice karıştırılıp yoğrulur. Yoğurulan bu malzemelerden, uzun ve yassı parmak köfteler yapılır. Daha sonra az yağ ile tavada, renkleri hafif dönünceye kadar pişirilir. Patatesler 5 dakika haşlanır ve suyu süzülerek yemeklik doğranır.

Salça, ayrı bir tencerede 1 yemek kaşığı zeytinyağıyla, kokusu çıkana kadar kavrulur. Patatesler ve hafif pişirilmiş olan köfteler eklenerek 1-2 defa karıştırılır. Daha sonra üzerini geçecek kadar su ilave edilerek, kısık ateşte 5-10 dakika kaynatılır.

Hicrî:   03   Rebiulahir   1443    Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

 

7 Kasım 2021 Pazar

DİNÎ İLİMLER HAKKINDA SÖZ SÖYLEMEK EHLİNE MAHSUSTUR


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِنَّ أُمَّتِي لَا تَجْتَمِعُ عَلَى ضَلَالَةٍ فَإِذَا رَأَيْتُمْ اِخْتِلَافًا فَعَلَيْكُمْ بِالسَّوَادِ الْأَعْظَمِ. (هـ)

رسول الله  ( ﷺ )  بيوردولر  :  محقق أمتم ، ضلالت ( صبقلق ) أؤزرينه برلشمز . بر إختلاف كورديكونوز زمان ، سواد أعظمه ( أهل سنت وجماعته ) صقجه صارلنز . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:   Muhakkak ümmetim, dalâlet (sapıklık) üzerine birleşmez. Bir ihtilâf gördüğünüz zaman, sevâd-ı a‘zama (Ehl-i Sünnet ve Cemâat’e) sıkıca sarılınız.”

(Sünen-i İbn-i Mâce)

Hicrî:   02   Rebiulahir   1443    Fazilet Takvim

 

DİNÎ İLİMLER HAKKINDA SÖZ SÖYLEMEK EHLİNE MAHSUSTUR

 

Kur’ân-ı Kerîm, ebedî bir mucizedir. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) mübarek hadîs-i şerîflerine, büyük müctehidlerin icmâına ve ilmen sabit olan esaslara göre Kur’ân-ı Kerîm’e nice tefsirler yazılmıştır. Binâenaleyh bu âlimlerin yazdıklarına muhalif sözlerin, iddiaların hiç bir kıymeti yoktur.

Şüphe yok ki; Kur’ân-ı Kerîm’in beyanâtına, dinî ilimlere ve hükümlere dair söz söyleme hakkı, hakîkî din âlimlerine mahsustur. Her ilmin ayrıca mütehassısları vardır ki, o ilim hakkında söz söylemek o mütehassısın salâhiyeti dairesinde bulunur. Mesela: Bir doktor, mimarîye dair söz söyleyemez, bir mühendis de tıp ilmine dair görüş bildiremez. Eğer bir ilim ve fen sahibi, kendi ihtisasının dışında kalan farklı ilim sahaları hakkında görüş bildirirse işgüzârlık yapmış olur. Mesela, insanlar, sıhhat vesilesiyle tıp ilmi ile; bir eve ihtiyacı olmaları sebebiyle mimarî ile alâkadardır. Fakat bir kimsenin, bunlarla alâkadar olduğundan dolayı bu fenlere ait meselelere karışması, bunların hakkında kendi keyfine göre hüküm vermesi elbette doğru olmaz.

İşte dinî ilimler de böyledir. Bunların mütehassısları vardır. Her Müslüman, dinî ilimler ile alâkadardır. Fakat herkesin bu hususta keyfine göre fikir beyanına salâhiyeti yoktur. İslâm âlimleri yıllarca çalışarak, Kur’ân-ı Kerîm ve hadîs-i şerîflerden çıkardıkları hükümleri, kitaplara yazmışlardır. Bir Müslüman, hangi hak mezhepten ise (Hanefî, Şâfiî, Mâlikî, Hanbelî), ona ait kitapları (fıkıh kitaplarını veya ilmihâli) okur, dinini öğrenir. Zaten her Müslümanın, bir ilmihâl kitabı okuyarak dinine ait bütün bilgileri öğrenmesi mümkündür. Eğer herkes, “İbadet şöyle olsun, namaz şöyle kılınsın, oruç şöyle tutulsun, şu hususa şöyle itikâd edilsin.” derse vazifesi haricine çıkmış, kendisine bir müctehid, hattâ bir şâri’ (şerîat koyucu) süsü vermiş olur. Böyle olunca da ilim namına, ibadet ve tâat namına, diyanet ve ahlâk namına hiçbir doğru şey kalmaz. Böyle bir hâlin şerrinden Allâhü Teâlâ’ya sığınırız.

Hicrî:   02   Rebiulahir   1443    Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"