6 Kasım 2021 Cumartesi

GÜZEL AHLÂKIN BAŞI HAYÂDIR


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ لَا يَسْتَحْيِ مِنَ النَّاسِ لَا يَسْتَحْيِ مِنَ اللهِ. (طس)

رسول الله  ( ﷺ )  بيوردولر  :  إنسانلردان حياأتمين ، الله تعالى دان حيا أتمز . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:   İnsanlardan hayâ etmeyen, Allâhü Teâlâ’dan da hayâ etmez.”

(Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Evsat)

Hicrî:   01   Rebiulahir   1443    Fazilet Takvim

 

GÜZEL AHLÂKIN BAŞI HAYÂDIR

 

Hayâ, kabahat işlemek korkusundan veya güzel bir şeyi terk etmek korkusundan veyahut halk tarafından ayıplanma korkusundan dolayı, nefsin sıkılması ve utanma hissidir. Hayâ, insanın fıtratında bulunan güzel amelleri işlemeye, kötü fiilleri terk etmeye sevk eden tabiî bir sıfattır.

Bazı müfessirler, A‘raf Sûresi’nin 26. âyet-i kerîmesinde zikredilen “Takvâ elbisesi, daha hayırlıdır.” nazm-ı kerîmini, hayâ ile tefsir etmişlerdir. Yani “Maddî ve manevî fenalıktan ve zarardan korunmak için giyilen hayâ ve haşyet (Allah korkusu) elbisesi yok mu? İşte o tamamen hayırdır.” demektir.

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, bir gün Ensar’dan bir kişinin yanına uğramıştı. O zât, kardeşine; “Çok utangaçsın, hattâ bu utangaçlığın sana zarar veriyor (yani bu kadar utangaç olma).” şeklinde nasihat verdiğini görünce; “Bırak onu. Çünkü hayâ, imandandır.” buyurdular.

Ebû Saîd (r.a.), “Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), bütün insanlardan daha hayâlı idi. Bir şey hoşuna gitmediği zaman, biz bunu mübarek yüzlerinden anlardık.” demiştir.

Süleyman aleyhisselâm şöyle buyurmuştur: “Hayâ, imanın nizamıdır. Nizam bozulduğu zaman, nizamın içerisinde bulunduğu şey olan kâmil iman da bozulur.”

Bu hususta Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de şöyle buyurdular: “Muhakkak ki insanların, önceki Peygamberlerin sözlerinden ilk idrak ettikleri-kavuştukları söz, ‘Utanmıyorsan, dilediğini yap.’ sözüdür.”

Hazret-i Âişe (r.anhâ); “Güzel huyların başı, hayâdır” buyurdular.

Bir hadîs-i şerîfte de “Muhakkak her dinin (müntesiplerinin) kendisiyle tanındıkları bir ahlâkı vardır. İslâm’ın ahlâkı da hayâdır.” buyurulmuştur.

Hicrî:   01   Rebiulahir   1443    Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

5 Kasım 2021 Cuma

KIBLENİN KÂBE-İ MUAZZAMA’YA ÇEVRİLMESİ


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِنَّ لِكُلِّ شَيْءٍ شَرَفًا وَإِنَّ أَشْرَفَ الْمَجْلِسِ مَا اسْتُقْبِلَ بِهِ الْقِبْلَةُ. (ك)

رسول الله  ( ﷺ )  بيوردولر  :  محقق هر شى إيجن بر شرف واردر . ومحقق أك شرفلى اوطورمه شكلى ده ( آدابنه رعايت أديلرك ) قبليه دونولرك اوطورولاندر  . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:   Muhakkak her şey için bir şeref vardır. Ve muhakkak en şerefli oturma şekli de (âdâbına riâyet edilerek) kıbleye dönülerek oturulandır.”

(Hâkim, el-Müstedrek)

Hicrî:   28   Safer    1443    Fazilet Takvim

 

KIBLENİN KÂBE-İ MUAZZAMA’YA ÇEVRİLMESİ

Kıblenin, Beytü’l-Makdis’ten (Mescid-i Aksâ’dan) Kâbe-i Muazzama’ya çevrilmesi münafıkların, Yahûdîlerin ve müşriklerin hoşuna gitmeyip: “Bunları evvelki kıblelerinden döndürmeye sebep ne oldu? Bunların kâh bir kıbleye, kâh diğer kıbleye dönmelerinin aslı nedir?” dediler.

Allâhü Teâlâ, onlara cevap mâhiyetinde (meâlen):

“…De ki doğu da batı da Allâh’ındır, o kimi dilerse doğru bir yola çıkarır” buyurdu (Bakara Sûresi, âyet 142). Yani; itibar, Hak Teâlâ Hazretlerinin emrine sımsıkı yapışmaktır, başka şeye değildir. Hüküm, tasarruf ve emir hep Allâhü Teâlâ’nındır. Bizim nereye yönelmemizi emir buyurursa biz o tarafa yöneliriz. İtaat, Hak Teâlâ’nın buyruğunu tutmaktır.

Kıble, Kâbe-i Muazzama’ya çevrildikten sonra bazı Müslümanlar, “Bizim şimdiye kadar Beytü’l-Makdis’e doğru kıldığımız namazlarımız ne olacak? Ve o kardeşlerimiz ki Beytü’l-Makdis’e doğru kılarlardı, Kâbe’ye doğru namaz kılamadan vefat ettiler. Onların hâli nasıl olur?” dediler. Allâhü Teâlâ, Bakara Sûresi’nin “…Allah imanınızı(n eser ve alâmeti olan namazlarınızı) zâyi edecek değildir…” meâlindeki 143. âyet-i kerîmesini indirdi.

Kıble, Kâbe-i Muazzama’ya çevrildiğinde Yahûdîler, “Muhammed, babasının şehrine hasret duydu. Kavmini de hoşnut etmek istiyor. Bundan dolayı Kâbe’ye yöneldi. Eğer bizim kıblemiz üzerine sabit olup dursaydı, kitaplarımızda gördüğümüz gelecek peygamber budur derdik” dediler.

Hak Celle ve Alâ buyurdu ki (meâlen): “…Kendilerine kitap verilmiş olanlar da elbette bilirler ki o (kıblenin döndürülme emri) Rablerinden gelen haktır ve Allah, onların yaptıklarından ve yapacaklarından gâfil değildir.” (Bakara Sûresi, âyet 144)

Nitekim Resûlullah (s.a.v.) Hazretlerinin, sâhibü’l-kıbleteyn (iki kıble sahibi) olduğunu geçmiş peygamberler de ümmetlerine haber vermişlerdi. Geçmiş ümmetlerin kitaplarında yazılı idi. Ehl-i Kitap âlimleri, hakikati bilirlerdi, fakat inkâr etmek için bunu bahane ederlerdi.

Hicrî:   28   Safer    1443    Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"