2 Kasım 2021 Salı

HAZRET-İ HAFSÂ RADIYALLÂHÜ ANHÂ


عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهَا قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : يُعْجِبُهُ التَّيَمُّنُ فِي تَنَعُّلِهِ وَتَرَجُّلِهِ وَطُهُورِهِ وَفِي شَأْنِهِ كُلِّهِ. (خ)

رسول الله  ( ﷺ )  بيوردولر  :  بيغمبر أفندمز صلى الله عليه وسلم ، آياقبى كيمكده ، صاجنى صقالنى طرامقده ، عبدس آلمقده ( حاصل خيرلى ) بتون حصوصلرده صاغدان باشلامقدان حوشلانردى . "

Âişe-i Sıddîka (r.anhâ)’dan rivâyet olundu, o dedi ki:   Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, ayakkabı giymekte, saçını sakalını taramakta, abdest almakta, (hâsılı hayırlı) bütün hususlarda sağdan başlamaktan hoşlanırdı.”

(Sahîh-i Buhârî)

Hicrî:   27   Rebiulevvel   1443    Fazilet Takvim

 

HAZRET-İ HAFSÂ RADIYALLÂHÜ ANHÂ

 

Müminlerin annelerinden, Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in pâk zevcelerinden biri de Hz. Hafsa radıyallâhü anhâ validemizdir. 605 yılında Mekke-i Mükerreme’de dünyaya gelmiştir. Hz. Hafsa, Ömeru’l-Fârûk (r.a.)’ın kızı olup annesi Zeyneb binti Maz‘ûn’dur.

Hz. Hafsa (r. anhâ), ilk eşi Huneys bin Huzâfe (r.a.) ile Medîne-i Münevvere’ye hicret etmiştir. Huneys (r.a.), Bedir Harbi’nde yaralanmış, gazâdan dönüldüğü sıralarda vefat etmiştir.

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, Hazret-i Hafsa ile hicretin 3. senesinde evlenmişlerdir. Cebrâil aleyhisselâm, Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.), Hz. Hafsa (r. anhâ) hakkında: “Muhakkak o, çok oruç tutanlardan ve çok namaz kılanlardandır. Ve muhakkak o, cennette de senin zevcendir.” buyurmuştur.

Hz. Hafsâ’ya, Resûlullah Efendimiz’in yatağının nasıl olduğu soruldu. O, şu cevabı verdi:

Resûlullâh’ın yatağı, ikiye katlanmış bir Arap abasıydı. Onun üzerinde uyurdu. Bir gece, ‘Şu abayı dörde katlayayım da Resûlullah için daha yumuşak olsun’ dedim ve abayı dörde katladım. Böylece onun üzerinde uyudu, sabahladığında:

Bu gece bana nasıl bir yatak serdiniz?’ diye sordu. Biz de: ‘Her geceki yatağındır. Ancak bu gece, onu, iki kat değil, dört kat yaparak sermiştik ki, sizin için daha yumuşak olsun.’ dedik.

Onu eski hâline getirin.’ buyurdular.”

Hz. Hafsâ (r. anhâ), Ashâb-ı Kirâm’ın fakîhlerindendir, Peygamber Efendimiz’den (s.a.v.) 60 hadîs-i şerîf rivâyet etmiş, kendisinden de Sahâbe ve Tâbiîn’den birçok zât rivâyette bulunmuştur.

Hz. Muâviye’nin (r.a.) hilâfeti zamanında hicretin 45. senesinde, 60 yaşında, Medîne-i Münevvere’de vefat etmiş ve Baki‘ kabristanına defnedilmiştir. (radıyallâhü anhâ)

Hicrî:   27   Rebiulevvel   1443    Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

 

1 Kasım 2021 Pazartesi

AHİRETİN VARLIĞI VE EBEDÎ OLMASINDAKİ HİKMET


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : اَلرَّجُلُ عَلَى دِينِ خَلِيلِهِ فَلْيَنْظُرْ أَحَدُكُمْ مَنْ يُخَالِلُ. (د)

رسول الله  ( ﷺ )  بيوردولر  :  كشى ، دوسدونون دينى أؤزه ره در . أؤيليسه هر برينز ، كمنله دوسطلق أتديكنه إي بقسين . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:   Kişi, dostunun dini üzeredir. Öyleyse her biriniz, kiminle dostluk ettiğine iyi baksın.”

(Sünen-i Ebû Dâvud)

Hicrî:   26   Rebiulevvel   1443    Fazilet Takvim

 

AHİRETİN VARLIĞI VE EBEDÎ OLMASINDAKİ HİKMET

 

Allâhü Teâlâ Hazretleri ezelîdir, ebedîdir, kudreti de nihayetsizdir. Her fiilinde nice hikmetler vardır.

Allâhü Teâlâ, içinde bulunduğumuz bu âlemi yaratmıştır. Sonra da bu âlemde bir takım ibadetler, vazifeler ile mükellef olmak üzere mümtaz bir sınıf kıldığı insanları yaratmıştır. Bütün bu insanlar ve yaratılmış diğer şeyler, boş yere mi yaratılmıştır? Belli bir zaman yaşayıp da sonra büsbütün mahvolsunlar diye mi bu kadar mükemmel sûrette yaratılmışlardır? Hayır, hayır! Böyle bir iddiaya, her zerrede görünen hikmet eseri ters düşer.

Şüphe yok ki insan, bu dünyaya imtihan için getirilmiştir. Bu âlemdeki güzel veya çirkin amellerinin neticelerine, başka bir âlemde ebedî sûrette kavuşmak için yaratılmıştır. Bu dünyada herkes, yaptığı işlerin karşılığını kâfî derecede görmemektedir. Nice sâlih, muhterem insanlar (âhiretteki ecirlerinin artması mukabilinde), sıkıntılı bir hâlde yaşarlar. Nice sapık, azgın kimseler de (âhiretteki azaplarının artmasına vesile olarak) refah içinde yaşar da kötü hâllerinin cezasını (dünyada) görmezler. Binâenaleyh ilâhî adaletin kemâliyle tecelli edeceği bir âlem vardır. Herkes orada amellerinin tam karşılığına kavuşur.

Şunu da düşünmelidir ki, bu dünyada insanlar iki kısma ayrılmıştır:

Bir kısmı Allâh’a karşı kulluk vazifelerini îfâ etmektedir. Eğer bir hata ederlerse hemen tevbe ile Rablerine yönelirler. Bunların mükâfâtları âhiret hayatında ebedî olacaktır.

Diğer bir kısmı ise, vazifelerini suistimal etmiş, Rabbini unutmuş, kendi hevasına tapmış, gittiği dalâlet yolundan asla ayrılmamak; milyarlarca sene yaşayacak olsa, kendi inancını, kendi inkârını terk etmemek azminde bulunmuştur. Bunların cezaları da daimî olacak, bunlar âhirette ebedî bir azaba tutulacaklardır.

Hicrî:   26   Rebiulevvel   1443    Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"