3 Temmuz 2021 Cumartesi

ARAFAT’TA MAĞFİRET


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:  مَا مِنْ يَوْمٍ أَكْثَرَ مِنْ أَنْ يُعْتِقَ اللهُ فِيهِ عَبْدًا مِنَ النَّارِ مِنْ يَوْمِ عَرَفَةَ. (م)

رسول الله  ( ﷺ )  بيوردولر  : عرفه كونوندن باشقه ، الله تعالى ‘ نيك ، قللارينى جهنمدن دها جوق آزاد أتديكى بر كون يوقدر . "

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “ Arefe gününden başka, Allâhü Teâlâ’nın, kullarını cehennemden daha çok âzâd ettiği bir gün yoktur.”

(Sahîh-i Müslim)

Hicrî:   22   Zilkâde    1442    Fazilet Takvim

 

ARAFAT’TA MAĞFİRET

 

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular:

Muhakkak Allah Azze ve Celle, meleklerine, Arafat’ta vakfe sırasında vakfe yapanlarla iftihar eder ve onlara şöyle buyurur: Kullarıma bakın. Bana (benim beytime), toz toprak içerisinde, saçları dağınık bir vaziyette geldiler.”

Mağfiret; Arafat’ta bulunanlar üzerine, oraya ilk hareket ettikleri zaman inmeye başlar. Bütün günahlar mağfiret olununca, şeytan hıçkırıp dövünerek başına toprak saçar. Avenesi başına toplanıp, ‘Sana ne oldu?’ diye sorarlar. Şeytan da (Arafat’ta vakfe yapan hacıları kastederek) ‘Altmış yetmiş senedir saptırmaya çalıştığım bir topluluk, göz açıp kapayıncaya kadar mağfiret olundu.’ der.”

 

HÂCE MAHMÛD İNCÎRFAĞNEVÎ (K.S.)

 

Hâce Mahmûd İncîrfağnevî (k.s.) Hazretleri, Silsile-i Sâdât’ın 11. halkasıdır. Buhârâ’nın Vabkene kazasının İncîrfağnî köyünde doğup büyümüş, daha sonra Vabkene kazasına yerleşmiştir. Marangozlukla geçimini temin ederdi.

Hâce Ârif Rivgerî Hazretlerine intisâb etmiş, onun sohbetlerinde ve derslerinde bulunmuş, en faziletli, kâmil ve mümtaz talebesi olmuşlardır. Daha sonra da onun halîfesi olarak irşad makamına geçmişlerdir. Vabkene’de yıllarca irşâd vazifesi ile meşgul olmuş ve birçok mürîd yetiştirmiştir.

Halîfelerinden Hâce Ali Râmîtinî (k.s.) anlatır: “Hâce Mahmûd (k.s.) Hazretleri zamanında dervişlerden biri Hızır aleyhisselâm’ı görmüş ve ona, ‘Şu zamanda eteğine yapışılacak, kendisine tâbi olunacak, istikâmet üzere olan şeyh kimdir?’ diye sormuş. Hızır (a.s.) da ‘Bu dediğin sıfatlara sahip olan Hâce Mahmûd İncîrfağnevî’dir.’ demiştir.”

Hâce Ali Râmîtinî Hazretlerinin bazı talebeleri, Hızır (a.s.) ile karşılaşan dervişin kendi üstazları olduğunu fakat bunu açıklamaktan kaçındığını söylemişlerdir.

Hâce Mahmûd (k.s.), 715 (M. 1315) tarihinde âhirete irtihâl ettiler. Kabr-i şerîfleri, günümüzde, Buhârâ’nın Vabkene ve Şefirkan kasabaları arasındaki İncirî köyündedir.

Hicrî:   22   Zilkâde    1442    Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

 

1 Temmuz 2021 Perşembe

KURTULUŞ İÇİN LÂZIM OLAN İMAN


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:  لَا يُؤْمِنُ عَبْدٌ حَتَّى يُؤْمِنَ بِالْقَدَرِ خَيْرِهِ وَشَرِّهِ. (ت)

رسول الله  ( ﷺ )  بيوردولر  : هجبر قل ، قدره إيمان أتمدكجه ، يعنى خير وشرى ياراتانين الله اولديغونه إنانمادقجه إيمان أتمش اولماز  . "

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “ Hiçbir kul, kadere iman etmedikçe, yani hayır ve şerri yaratanın Allah olduğuna inanmadıkça iman etmiş olmaz.”

(Sünen-i Tirmizî)

Hicrî:   21   Zilkâde    1442    Fazilet Takvim

 

KURTULUŞ İÇİN LÂZIM OLAN İMAN

 

İmâm-ı Rabbânî (k.s.) Hazretleri bir mektubunda şöyle buyurdu:

Evladım! Şayet yalancılığı defalarca görülmüş bir şahıs, kavmine düşmanların, orayı geceleyin istila etmek için hücum hazırlığında olduğunu haber verse elbette o kavmin ileri gelenleri, -haber veren kişi yalancılıkla tanınmış olmasına rağmen- bu tehlikeden korunmak, kavimlerini muhafaza etmek ve bu belayı def etmek için çalışırlardı.

Hâlbuki Muhbir-i Sâdık (haber verdiği şeylerin tamamının doğruluğu sabit) olan Peygamber Efendimiz (s.a.v.), âhiret azabını bütün şiddetiyle haber vermiştir. Bununla birlikte, insanlar bundan asla müteessir olmuyorlar. Çünkü, eğer müteessir olsalardı, elbette tedirgin olurlardı ve bu azabı def etmek için (bir çare) düşünürlerdi. Hâlbuki onlar Muhbir-i Sâdık (s.a.v.) Efendimiz’in beyanı sayesinde, o azabdan kurtulmanın yolunu da biliyorlardı. Bu ne kötü bir imandır ki; iman sahibinin yanında Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) verdiği haberin itibarı, yalancının haberine verilen itibar kadar bile olmuyor.

Sûreten Müslümanlığın, kurtuluş için hiçbir faydası olmaz. Bilakis kurtuluş için, yakînin (hakîkî imanın) hâsıl olması lâzımdır

Allâhü Teâlâ, Kur’ân-ı Kerîm’de Hucurât Sûresi’nin, 18. âyet-i kerîmesinde (meâlen): “Allah, (her) ne yapıyorsanız (hepsini) hakkıyla görücüdür” buyuruyor. Buna rağmen insanlar, çirkin işler yapıyorlar. Hâlbuki onlar, hakîr olan bir şahsın, kendi yaptıklarını gördüğünü hissetseler, kötü bir iş asla işlemezler. Bu kimselerin hâli, şu iki hâlin birinden başkası olamaz; ya Hazret-i Allâh’ın haberini yalanlıyorlar ya da (işledikleri çirkin işlere) Hazret-i Allâh’ın muttali olmasına aldırış etmiyorlar. Böyle bir hâl imandan mıdır, yoksa küfürden mi? (İyi düşünmeli!)

(Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî, c. 1, m. 73)

Hicrî:   21   Zilkâde    1442    Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"