2 Mayıs 2020 Cumartesi

OSMANLI SULTANLARININ KUDÜS-İ ŞERÎF’E HİZMETLERİ




عَنْ أَبِي ذَرٍّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللهِ أَيُّ مَسْجِدٍ وُضِعَ فِي الْأَرْضِ أَوَّلُ؟ قَالَ: الْمَسْجِدُ الْحَرَامُ، قُلْتُ: ثُمَّ أَيٌّ، قَالَ: الْمَسْجِدُ الْأَقْصٰى. (ق)
رسول الله  أفندمز  ( ﷺ )  بيوردولر   ،:  "  يا رسول الله ، ير يوزنده بنا اولونان إلك مسجد حنكسى در ؟ ديه سوردم . ’ مسجدى حرام ، در : بيوردولر : سوكره جنكسى در ؟ ده دم . مسجدى آقصى در ، بيوردولر  ."

Ebû Zer (radıyallâhü anh)’den: “Yâ Resûlallah, yeryüzünde bina olunan ilk mescid hangisidir?” diye sordum. ‘Mescid-i Haram’dır.’ buyurdular. ‘Sonra hangisidir?’ dedim. ‘Mescid-i Aksâ’dır.’ buyurdular. 
(Müttefekun aleyh)
Hicrî:   09  Ramazan  1441  Fazilet Takvimi


OSMANLI SULTANLARININ KUDÜS-İ ŞERÎF’E HİZMETLERİ


1600’lü yılların ortalarında Kudüs-i Şerîf’i ziyaret eden seyyahlarımızdan biri de Evliya Çelebi’dir. Kudüs-i Şerîf halkından dinlediklerini, daha önceki kitaplarda okuduklarını onun Seyahatnâme’sinden dinleyelim:
Yavuz Sultan Selim Han, Kudüs-i Şerîf önlerine geldiğinde şehrin bütün âlimleri, sultanı karşılamaya çıktı. Mescid-i Aksâ ve Kubbetüssahre’nin anahtarlarını kendisine teslim ettiler. Selim Han, “Elhamdülillah” diyerek şükür secdesine kapandı. Şehir halkını çeşitli hediyelerle mükâfatlandırdı ve her türlü vergiden muaf tuttu. Rum ve Frenk rahiplerinin elinde olan Hazret-i Ömer’in (r.a.) hatt-ı şerîflerini yüzüne ve gözüne sürüp, onda yazdığına göre bütün rahipler cizye vermeden eskisi gibi ibadethânelerini kullansınlar diye kendisi de hatt-ı şerîf verdi.
Yavuz Sultan Selim Han’dan sonra gelen padişahlar da bu mukaddes beldeye büyük ehemmiyet gösterdiler. Husûsiyle Kânûnî Sultan Süleyman devrinde büyük imar faaliyetleri yapıldı. Kubbetüssahre’nin yenilenmesiyle başlayan çalışmalar bugün hâlâ ayakta olan surların inşasıyla devam etti. Kânûnî Sultan Süleyman’ın diğer ehemmiyetli hizmetleri; Beytüllahim ve Halîlürrahman’dan Kudüs-i Şerîf’e su getiren kanalların tamiri, şehir suyunun taksiminin yapıldığı havuzların yenilenmesi ve beş tanesi sur içinde olmak üzere altı çeşmenin inşası olmuştur.
Kânûnî Sultan Süleyman’ın hanımı Hürrem Sultan’ın 1552’de yaptırdığı külliye de Kudüs’ün en mühim hayır eserlerindendir. Sonraki padişahlar da ihtiyaç dâhilinde Kudüs’e her türlü yardımı yaptılar. Ama yaptıkları hayır eserlerinin, Kubbetüssahre ve Mescid-i Aksâ’yı geri planda bırakmayacak şekilde olmasına daima dikkat ettiler.
Hicrî:   09  Ramazan  1441  Fazilet Takvimi


1 Mayıs 2020 Cuma

ZEKÂTA DÂİR MESELELER




قَالَ اللهُ تَعَالَى: مَنْ ذَا الَّذِى يُقْرِضُ اللهَ قَرْضًا حَسَنًا فَيُضَاعِفَهُ لَهُ اَضْعَافًا كَثِيرَةً وَاللهُ يَقْبِضُ وَيَبْصُطُ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ. (سورة البقرة، ٢٤٥)
الله تعالى شويله بيوردى ( مئآلا )  :    "  حنى كيم وار اللهه كونول حوشليغى إيله بر أؤدنج آرز أدجك ( ورجك ) كه الله اونه ( بو أودنجون ) بر جوق قاتلرنى ورى ورسين . الله ( كميك رزقنى ) دارالتر ، كميككينى ) كنشلتر . سز ( هبنز ) آنجق اونه دوندورو ( لوب كوتورو ) لجكسنز  ."

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu (meâlen): “Hani kim var Allâh’a gönül hoşluğu ile bir ödünç arz edecek (verecek) ki Allah ona (bu ödüncün) birçok katlarını veriversin. Allah (kiminin rızkını) daraltır, (kimininkini) genişletir. Siz (hepiniz) ancak ona döndürü(lüp götürü)leceksiniz.
(Bakara Sûresi, âyet 245)
Hicrî:   08  Ramazan  1441  Fazilet Takvimi

ZEKÂTA DÂİR MESELELER


Zekât, zimmete (şahsa) değil, malın bizzat kendisine taalluk eder. Binâenaleyh bir mal, zekâtının verilmesi farz olduktan sonra; helâk olsa zekâtı düşer, fakat istihlâk edilirse (yani sahibi tarafından harcanırsa) meselâ; başkasına bağışlansa veya onunla oturulacak bir ev alınsa zekâtı düşmez, bunu ödemek lâzım gelir.
Bir kimsenin nisab miktarından (80.18 gram altın veya bunun değerinde para ve ticaret malından) fazla bir malı olduğu hâlde bir miktar da borcu bulunsa bakılır: Eğer borcu bu maldan çıkarıldıktan sonra nisabtan noksan olmamak üzere bir şey kalırsa yalnız bu kalan şeyin zekâtı lâzım gelir. Fakat nisab miktarından daha az bir şey kalırsa bundan zekât lâzım gelmez.
Bir kimse bir fakirdeki alacağını o fakire tamamen bağışlasa, zekâta niyet etmiş olsun olmasın, bu alacağının zekâtını vermiş olur. Fakat bu alacağının bir kısmını, mesela yüz liradan elli lirasını zekâtına sayarak bu fakire bağışlasa yalnız bu bağışlanan elli liranın zekâtı verilmiş olur. Alacağı diğer elli liranın zekâtı verilmiş olmaz. Aynı şekilde bir kimse, bir fakirdeki alacağını kendi elindeki bir malın zekâtı için o fakire bağışlasa bununla o malın zekâtını vermiş olamaz.
Bir kimse, fakir olan borçlusunu borcundan kurtarmak, kendisi de elindeki malların zekâtını kısmen olsun ödemek isterse borçlusuna, borcu miktarı bir nakdi (parayı) zekât olarak verir. Borçlusu da bununla o borcunu bu kimseye öder.
Bir kimsenin aslî ihtiyaçlarından başka nisap miktârı nâmî (yani vasfında çoğalma olan) bir malı bulunduğu gibi o kadar da borcu bulunsa kendisine zekât lâzım gelmez. Fakat bu borç kendisine bağışlansa bu târihten itibaren bir sene geçince bu nisab miktârının zekâtı îcâb eder.
Zekât borcu olan kimse ölünce bu borcun ödenmesini vasiyet etmemiş ise terikesinden alınmaz. Artık malı, vârislerine intikâl etmiş olur. Vârislerden ehil olanlar, isterlerse bu borcu kendi hisselerinden bağışlayabilirler.
(Büyük İslâm İlmihâli)
Hicrî:   08  Ramazan  1441  Fazilet Takvimi