1 Mayıs 2020 Cuma

ZEKÂTA DÂİR MESELELER




قَالَ اللهُ تَعَالَى: مَنْ ذَا الَّذِى يُقْرِضُ اللهَ قَرْضًا حَسَنًا فَيُضَاعِفَهُ لَهُ اَضْعَافًا كَثِيرَةً وَاللهُ يَقْبِضُ وَيَبْصُطُ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ. (سورة البقرة، ٢٤٥)
الله تعالى شويله بيوردى ( مئآلا )  :    "  حنى كيم وار اللهه كونول حوشليغى إيله بر أؤدنج آرز أدجك ( ورجك ) كه الله اونه ( بو أودنجون ) بر جوق قاتلرنى ورى ورسين . الله ( كميك رزقنى ) دارالتر ، كميككينى ) كنشلتر . سز ( هبنز ) آنجق اونه دوندورو ( لوب كوتورو ) لجكسنز  ."

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu (meâlen): “Hani kim var Allâh’a gönül hoşluğu ile bir ödünç arz edecek (verecek) ki Allah ona (bu ödüncün) birçok katlarını veriversin. Allah (kiminin rızkını) daraltır, (kimininkini) genişletir. Siz (hepiniz) ancak ona döndürü(lüp götürü)leceksiniz.
(Bakara Sûresi, âyet 245)
Hicrî:   08  Ramazan  1441  Fazilet Takvimi

ZEKÂTA DÂİR MESELELER


Zekât, zimmete (şahsa) değil, malın bizzat kendisine taalluk eder. Binâenaleyh bir mal, zekâtının verilmesi farz olduktan sonra; helâk olsa zekâtı düşer, fakat istihlâk edilirse (yani sahibi tarafından harcanırsa) meselâ; başkasına bağışlansa veya onunla oturulacak bir ev alınsa zekâtı düşmez, bunu ödemek lâzım gelir.
Bir kimsenin nisab miktarından (80.18 gram altın veya bunun değerinde para ve ticaret malından) fazla bir malı olduğu hâlde bir miktar da borcu bulunsa bakılır: Eğer borcu bu maldan çıkarıldıktan sonra nisabtan noksan olmamak üzere bir şey kalırsa yalnız bu kalan şeyin zekâtı lâzım gelir. Fakat nisab miktarından daha az bir şey kalırsa bundan zekât lâzım gelmez.
Bir kimse bir fakirdeki alacağını o fakire tamamen bağışlasa, zekâta niyet etmiş olsun olmasın, bu alacağının zekâtını vermiş olur. Fakat bu alacağının bir kısmını, mesela yüz liradan elli lirasını zekâtına sayarak bu fakire bağışlasa yalnız bu bağışlanan elli liranın zekâtı verilmiş olur. Alacağı diğer elli liranın zekâtı verilmiş olmaz. Aynı şekilde bir kimse, bir fakirdeki alacağını kendi elindeki bir malın zekâtı için o fakire bağışlasa bununla o malın zekâtını vermiş olamaz.
Bir kimse, fakir olan borçlusunu borcundan kurtarmak, kendisi de elindeki malların zekâtını kısmen olsun ödemek isterse borçlusuna, borcu miktarı bir nakdi (parayı) zekât olarak verir. Borçlusu da bununla o borcunu bu kimseye öder.
Bir kimsenin aslî ihtiyaçlarından başka nisap miktârı nâmî (yani vasfında çoğalma olan) bir malı bulunduğu gibi o kadar da borcu bulunsa kendisine zekât lâzım gelmez. Fakat bu borç kendisine bağışlansa bu târihten itibaren bir sene geçince bu nisab miktârının zekâtı îcâb eder.
Zekât borcu olan kimse ölünce bu borcun ödenmesini vasiyet etmemiş ise terikesinden alınmaz. Artık malı, vârislerine intikâl etmiş olur. Vârislerden ehil olanlar, isterlerse bu borcu kendi hisselerinden bağışlayabilirler.
(Büyük İslâm İlmihâli)
Hicrî:   08  Ramazan  1441  Fazilet Takvimi



30 Nisan 2020 Perşembe

RAMAZAN AYI, RAHMET VE MAĞFİRET AYIDIR




قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَوْ أَذِنَ اللهُ تَعَالَى لِلسَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ أَنْ تَكَلَّمَا لَبَشَّرَتَا مَنْ صَامَ شَهْرَ رَمَضَانَ بِالْجَنَّةِ. (أخبار مكة)

رسول الله  أفندمز  ( ﷺ )  بيوردولر   ،:  "  الله تعالى كوكلريك و يرين قونوشماسينه إزن ورسيدى ، شبهسز اونلر رمضان آينده اوروج طوطانلرى جنتله مجده لرلردى  ."

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Allâhü Teâlâ göklerin ve yerin konuşmasına izin verseydi, şüphesiz onlar Ramazan ayında oruç tutanları cennetle müjdelerlerdi.
(Fâkihî, Ahbâr-ı Mekke)
Hicrî:   07  Ramazan  1441  Fazilet Takvimi

RAMAZAN AYI, RAHMET VE MAĞFİRET AYIDIR


Allâhü Teâlâ, Ramazan ayının her gecesi şöyle buyurur: “Bir isteği olan yok mu, istediğini vereyim. Tevbe eden yok mu, onun tevbesini kabul edeyim. Bağışlanmak isteyen yok mu, onu bağışlayayım!” Allâhü Teâlâ, Ramazan ayının her günü iftar vaktinde, azâbı hak etmiş milyonlarca kişiyi cehennemden âzâd eder. Ramazan ayındaki cuma gecesi ve gündüzünün her saatinde, yine azâba müstehak olmuş milyonlarca kişiyi cehennemden âzâd eder. Ramazan ayının son gününde ise Ramazan ayının başından sonuna kadar affedilenlerin sayısı kadar kişi, cehennemden âzâd edilir.
Kadir Gecesi olduğunda da Allâhü Teâlâ, Cebrâil Aleyhisselâm’a, meleklerden bir toplulukla beraber yeryüzüne inmesini emreder. Cebrâil (a.s.) meleklere şöyle der: ‘Allâhü Teâlâ, ümmet-i Muhammed’e rahmet nazarı ile baktı, onları affedip günahlarını bağışladı. Ancak dört kimse hâriç: Devamlı içki içen, ana babasına âsî olan, sıla-i rahimde bulunmayan (yakın akrabası ile alâkasını kesen), Müslüman kardeşiyle üç günden fazla küs duran.’
Bayram gecesine ‘leyletü’l-câize’ yani ‘mükâfât gecesi’ denir. Bayram günü sabah vaktinde Allâhü Teâlâ, meleklerini yeryüzünün her tarafına gönderir. Her bir melek, bir sokağın başına geçerek: ‘Ey Muhammed ümmeti! Kerem sâhibi Rabbinizin huzûruna çıkın. Çünkü o, bol bol veriyor ve büyük günahları bağışlıyor.’ derler. Bunu insan ve cinlerin dışındaki bütün yaratılmışlar duyar. İnsanlar bayram namazlarını kılmak üzere evlerinden çıktıklarında Allâhü Teâlâ meleklerine: ‘Ey meleklerim! Bir işçi, işini bitirince alacağı karşılık nedir?’ buyurur. Melekler, ‘Ey Rabbimiz! Alacağı ücretin tam olarak ödenmesidir.’ buyururlar.
Allâhü Teâlâ onlara: ‘Ey meleklerim! Sizleri şâhit tutuyorum ki onların Ramazan’da tuttukları oruçların, kıldıkları namazların sevâbı olarak ben de onlara rızâmı ve mağfiretimi veriyorum.’ buyurur. Sonra Allâhü Teâlâ: “Ey kullarım! Benden isteyin. İzzetime ve celâlime yemin ederim ki bugün dîniniz veya dünyânız için benden ne isterseniz onu vereceğim.” buyurur.
(Tenbîhü’l-Gâfilîn)
Hicrî:   07  Ramazan  1441  Fazilet Takvimi