29 Nisan 2020 Çarşamba

SÜNNET, MÜSTEHAP, MÜBAH




قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: قَالَ اللهُ تَعَالَى: يَا دَاوُدُ لَأَنْ تَأْتِيَنِي بِعَبْدٍ آبِقٍ أَحَبُّ إِلَيَّ مِنْ عِبَادَةِ الثَّقَلَيْنِ. (نوادر)
رسول الله  أفندمز  ( ﷺ )  بيوردولر   ،:  "  الله تعالى بيوردكه : أى داوود ! ( بندن ) قجيب اوزقلاشان بر قولى بانه كترمن جنلريك و إنسانلريك عبادتندن بانه دها سوملى در  ."

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Allâhü Teâlâ buyurdu ki: Ey Dâvûd! (Benden) kaçıp uzaklaşan bir kulu bana getirmen cinlerin ve insanların ibâdetinden bana daha sevimlidir.”
(Hakîm Tirmizî, Nevâdiru’l-Usûl)
Hicrî:   06  Ramazan  1441  Fazilet Takvimi

SÜNNET, MÜSTEHAP, MÜBAH


Sünnet, Peygamber Efendimizin (sallallâhü aleyhi ve sellem) farz ve vacib olmayarak nâdiren terk ile beraber devamlı işledikleri amellerdir. Bunlara sünnet-i müekkede denir. Sünnetin bir de ğayr-i müekkede kısmı vardır ki ona müstehap ve mendup isimleri de verilir.
İlm-i usûl âlimlerine göre sünnet iki kısım olup biri sünnet-i hüdâ’dır.
Sünnet-i hüdâyı terk eden kimse, kötülenmeye müstehak olur: Ezan, kâmet, cemâatle namaz gibi.
Diğer kısmı sünnet-i zevâiddir. Bunu terk eden kimse kötülenmeye müstehak olmaz: Namaz rukünlerini uzatmak ve Peygamber Efendimizin (sallallâhü aleyhi ve sellem) yeme, içme, giyinme, oturma ve kalkması gibi olan sünnetleridir. Nitekim âyet-i kerîmede de (meâlen):
“Muhakkak ki size Resûlullah’da (yalnız sözlerinde değil bütün fiil ve hâllerinde) pek güzel bir örnek vardır.” buyurulmuştur. (Ahzâb Sûresi, âyet 21)
Sünnetin hükmü: İşlenmesinde farz ve vâcipten az sevap verilmesi ve müekked sünnetleri bilerek terk eden kimsenin ayıplanmasıdır.
Müstehab ki ona mendûb da denir. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) bazen işleyip bazen de terk ettikleri, selef-i sâlihînin sevip işledikleri ve teşvik ettikleri amellerdir: Bazı nâfile namazlar ve oruçlar gibi.
Müstehabın hükmü, yapılması hâlinde sevap kazanılması ve terk edilmesi hâlinde ise günaha girilmemesidir.
Mübâh: Mükellefin işlemek ile işlememek arasında muhayyer bulunduğu şeydir. Bunun hükmü; işlenildiğinde sevab, terk edildiğinde günah olmamasıdır. Mesela haram olmayan şeylerden yemek ve içmek mübahtır.

BEYİT:

Ey hâce tutuldu nefesin kabre de girdin
Bu âleme sığmam der idin şimdi ne dersin
 Sâmi (Vakanüvis Mustafa Bey)
Hicrî:   06  Ramazan  1441  Fazilet Takvimi



NASIL TEVBE ETMELİ?




قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: يَا أَيُّهَا النَّاسُ تُوبُوا إِلَى اللهِ قَبْلَ أَنْ تَمُوتُوا. (هـ)
رسول الله  أفندمز  ( ﷺ )  بيوردولر   ،:  "  أى إنسانلر ! أؤلمدن أؤنجه ، ( إشلديكينز كوناحلردان دولاي ) اللهه توبه أدينز   ."

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Ey insanlar! Ölmeden önce, (işlediğiniz günahlardan dolayı) Allâh’a tevbe ediniz.”
(Sünen-i İbn-i Mâce)
Hicrî:   05  Ramazan  1441  Fazilet Takvimi

NASIL TEVBE ETMELİ?


“Resûlullah (s.a.v.), Ashâbından bir toplulukla beraberlerken onlara ‘Hakîkî tevbe eden kimdir, bilir misiniz?’ diye sual buyurdular. Onlar “Allah ve Resûlü daha iyi bilir.” dediler.
Buyurdular ki: “Kul, tevbe ettiği zaman hasımlarını da râzı etmiyorsa tevbe etmiş değildir. Kim tevbe eder de elbisesini değiştirmezse tevbe etmiş değildir. Kim tevbe eder de bulunduğu meclisi değiştirmezse tevbe etmiş değildir. Kim tevbe eder de nafakasını ve zînetini değiştirmezse tevbe etmiş değildir. Kim tevbe eder de yatağını ve yastığını genişletmezse tevbe etmiş değildir. Kim tevbe eder de ahlâkını güzelleştirmezse tevbe etmiş değildir. Kim tevbe eder de kalbini ve elini genişletmezse tevbe etmiş değildir.” Sonra da buyurdular ki: “Kişi bu hasletlerden tevbe ettiğinde işte o zaman hakîkaten tevbe etmiş demektir.” Bu hadîs-i şerîf şöyle şerh edilmiştir:
Hasmı râzı etmek demek; onlardan gasp ettiği malı, onlara yaptığı hıyâneti, hileyi, gıybeti veya onların mallarına verdiği zararı iâde ederek, kullandığı kötü ve çirkin sözleri geri alarak onlardan helâllik talep etmek demektir.
Elbiseyi değiştirmek demek; üzerinde bulunan elbise haram kazançtan ise helâliyle, kibir ve gösteriş için giyilmiş bir elbise ise orta halli bir elbise ile değiştirmektir.
Bulunduğu meclisi değiştirmek demek; oyun ve eğlence yerlerini, câhillerin, yalan ve mâlâyanî konuşanların meclisini terk edip âlimlerin, zikir ile meşgul olanların ve sâlih kimselerin meclislerine dâhil olmak, onlarla birlikte hizmet etmekle onların kalplerine girmek demektir.
Nafakasını değiştirmek demek; haramı terk edip helâl olanı kazanmak demektir.
Zînetini değiştirmek demek; evi gereğinden fazla eşya ile donatmayı, ihtiyacından fazla elbise almayı, bir sofrada ihtiyaçtan fazla yiyecek ve içecek bulundurmayı terk etmektir.
Yatağını ve yastığını değiştirmek demek; tembellik, gaflet ve günah işlemek yerine geceleri ibâdet için kalkmak demektir.
Ahlâkını genişletmek demek; şiddetten yumuşak huylu olmaya, darlık göstermekten genişliğe, hırçınlıktan müsâmahalı olmaya dönmek demektir.
Kalbini genişletmek demek; Cenâb-ı Hakk’ın, her hâlükârda rızkını göndereceğine güvenip infakta bulunmak demektir.
Elini genişletmek demek; cömert olmak ve kendi muhtaç olsa bile vermeyi bilmek demektir.
(et-Tezkira li’l-Kurtubî)
Hicrî:   05  Ramazan  1441  Fazilet Takvimi