13 Aralık 2018 Perşembe

NAMAZIN FAZÎLETİ ( NAMAZ KILAN, ATEŞLE TERBİYE OLUNAN GİBİDİR



قَالَ اللهُ تَعَالَى: ...فَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ إِنَّ الصَّلَاةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ كِتَابًا مَوْقُوتًا. (سورة النساء، ۱۰۳ )
الله تعالى شويله بيوردى ( مآلاً )   ."  نمازى تام ركنلارى ايله أدى أدين جونكى نماز ، مؤمنلر اؤزرينه معين وقتلرله يازلى بر فرض بولونويور ."
Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu (meâlen): “…Namazı tam rükûnları ile edâ edin. Çünkü namaz, mü’minler üzerine muayyen vakitlerle yazılı bir farz bulunuyor.” 
(Nisâ Sûresi, âyet 103)
Hicrî:   06  Rabiulahir   1440  Fazilet Takvimi 

NAMAZIN FAZÎLETİ ( 

NAMAZ KILAN, ATEŞLE TERBİYE OLUNAN GİBİDİR

)
 
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular:
Allâhü Teâlâ, Adn Cennetini yaratıp içinde hiç bir gözün görmediği, hiç bir kulağın işitmediği ve hiç bir beşerin kalbine getiremeyeceği şeyler yarattığında ona: “Konuş” buyurdu. Bunun üzerine o da üç defa: “Muhakkak ki mü’minler kurtuluşa ermişlerdir. O mü’minler ki namazlarında huşûludurlar” (Mü’minûn Sûresi, âyet 1-2) dedi. Kur’ân-ı Azîmüşşân namaz kılanların kurtuluşa ereceklerine şâhitlik etmektedir.
Âlimler, Arapçada namaz kelimesini ifâde eden “salât” kelimesinin ateş manasına gelen “saly” kelimesinden geldiğini söylemişlerdir. Eğri bir odunu doğrultmak istediklerinde onu ateşe koyarlar ve ısınınca doğrulur. Kulda da nefs-i emmâre yani devamlı kötülüğü emreden nefis bulunduğundan dolayı bir takım eğrilikler vardır.
Kerîm olan Allâh’ın Cemâlinin -şayet perdeleri kalkacak olsa, ulaştığını yaka­cak olan- nurları vardır, namaz kılana da ilâhî kahrın ve Rabbânî azametin ateşinden kendisiyle eğriliğini gidereceği kadarı isâbet eder. Belki onunla mi‘râcı gerçekleşir. Hâsılı namaz kılan, ateşle terbiye olunan gibidir. Namaz ateşiyle terbiye olunandan eğrilikler gider, artık cehennem ateşine maruz kalmaktan kurtulur.
Kul, namaza kalktığı zaman Allâhü Teâlâ kendisiyle onun arasındaki perdeyi kaldırır ve Kerîm olan zâtıyla ona yönelir. Melekler de o namaz kılan kulun iki omuzu üzerinden semâya kadar saf bağlarlar. Onun namazıyla namaz kılarlar, duâsına âmin derler. Namaz kılanın üzerine en yüksek semâdan başının üstüne kadar iyilik saçılır ve bir münâdi şöyle seslenir:
Eğer namaz kılan kiminle konuştuğunu bilseydi; başka tarafa iltifat etmezdi. 
(Avârifü’l-Maârif, Şeyh Sühreverdî k.s.)
Hicrî:   06  Rabiulahir   1440  Fazilet Takvimi 


12 Aralık 2018 Çarşamba

HAZRET-İ EBÛBEKİR’İN (R.A.) TAKVÂSI



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَا مِنْ نَبِيٍّ إِلَّا وَلَهُ وَزِيرَانِ مِنْ أَهْلِ السَّمَاءِ وَوَزِيرَانِ مِنْ أَهْلِ الْأَرْضِ فَأَمَّا وَزِيرَايَ مِنْ أَهْلِ السَّمَاءِ فَجِبْرِيلُ وَمِيكَائِيلُ وَأَمَّا وَزِيرَايَ مِنْ أَهْلِ الْأَرْضِ فَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ. (مرقات)
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  بويوردولر  ,"  هر بيغمبريك سما أهلندن إيكى وزير و آرض أهلندن ده إيكى وزيرى واردر بنم سما أهلندن وزرلرم جبرائل و ميكائل در آرض أهلندن وزرلرم إيسه أبوبكر و عمر در ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Her peygamberin semâ ehlinden iki veziri ve arz ehlinden de iki veziri vardır. Benim semâ ehlinden vezirlerim Cebrâil ve Mîkâîl’dir. Arz ehlinden vezirlerim ise Ebûbekir ve Ömer’dir.” 
(Mirkâtü’l-Mefâtîh)
Hicrî:   05  Rabiulahir   1440  Fazilet Takvimi 

HAZRET-İ EBÛBEKİR’İN (R.A.) TAKVÂSI

 
Hazret-i Ebûbekir’in (r.a), kendisine yemek getiren bir kölesi vardı. Yine bir akşam yemek olarak süt getirdi, Hazret-i Ebûbekir ondan bir yudum içti. Köle ‘Her akşam bana, yemeğin nereden olduğunu soruyordunuz. Fakat bu akşam sormadınız?’ deyince Hazret-i Ebûbekir (r.a.): “Açlığımdan dolayı böyle yaptım. Peki, nereden getirdin bunu?” dedi. Köle şöyle anlattı:
“Bir topluluğa kehânette bulundum, onlar da bana buna karşılık süt verdiler.” deyince Hazret-i Ebûbekir (r.a.) parmağını ağzına soktu ve içtiği sütü istifra edip çıkardı.
Sonra şöyle dedi: “Allâh’ım, damarlarımın taşıdığı ve bağırsaklarıma karışan kısmından mağfiretini talep eder ve özrümü beyân ederim. Ben Resûlüllâh’ın (s.a.v.): “Haram ile beslenen bedene cehennem ateşi lâyıktır.” buyurduğunu işittim.”
Bu, Peygamberimiz’e (s.a.v.) haber verilince “Siz, Ebûbekir’in karnına helâlden başka lokma girmeyeceğini öğrenmediniz mi?” buyurdular. (Silsile-i Sâdât-ı Nakşibendiyye, Fazilet Neşriyat)
 
ÎMAN CİHETİNDEN ÜMMETİN EN ÜSTÜNLERİ
 
Hazret-i Ömer (radıyallâhü anh) şöyle buyurdu: “Ben, Peygamber Efendimiz Hazretlerinin huzurunda oturuyordum. Âlemlerin Efendisi buyurdu ki: “Îman cihetinden insanların en üstünü kimdir, bilir misiniz?” Biz:
“Meleklerdir” dedik. “Onlara yaraşan zaten odur. Onlara ne söz! Benim muradım başkasıdır” diye buyurdular. Biz bu defa: “Peygamberlerdir” dedik. Fahri Kâinât Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) Hazretleri: “Elbette onlara yaraşan îman cihetinden insanların en üstünü olmaktır. Onlara ne söz! Benim sualden muradım başkalarıdır” dedi. Sonunda beyan buyurup:
“Îman cihetinden ümmetimden en üstün olan topluluk şu kimselerdir ki, benden sonra gelir, beni görmedikleri halde bana îman ederler; beni görmeden mü’min olurlar.” dedi. 
(Mevâhib-i Ledünniyye)
Hicrî:   05  Rabiulahir   1440  Fazilet Takvimi 

11 Aralık 2018 Salı

DÜNYA EHLİNİN KABİRDEKİLERE HEDİYESİ



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَا يَجْتَمِعَانِ فِي قَلْبِ عَبْدٍ الْإِيمَانُ وَالْحَسَدُ. (ن)
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  بويوردولر  ,"  برقولون قلبنده إيمان ايله حسد بر آراده بولنماز ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Bir kulun kalbinde îmân ile haset bir arada bulunmaz.” 
(Sünen-i Nesâî)
Hicrî:   04  Rabiulahir   1440  Fazilet Takvimi 

DÜNYA EHLİNİN KABİRDEKİLERE HEDİYESİ

 
Ehl-i Sünnet îtikâdında olan kimse, hayatta olan mü’minlerin bağışladıkları duâlar ve verdikleri sadakalardan âhirete intikal eden Müslümanların faydalandıklarını hak bilmelidir. Bunun hak olduğunu kabul etmeyen, Mu’tezile gibi îtikatta bid’ate düşmüş olur.
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurmuşlardır ki:
“Kimin ana ve babası Müslüman olarak ölürse onlar için duâ etsin, Allâhü Teâlâ’nın onları bağışlamasını istesin.”
“Kabirdeki ölü, denizde boğulmak üzere iken yardım isteyen biri gibidir. Babasından, anasından, kardeşinden veya arkadaşından kendisine gelecek duâyı bekler. Duâlar kendine ulaşınca, dünyâ ve içindekilerin kendisinin olmasından daha çok sevinir.”
İbn-i Abbâs (radıyallâhü anhümâ) buyurdu:
Bayram ve Receb ayının ilk Cuması ve senenin diğer Cuma gece ve günleri ve Âşûrâ günü ve Şa‘bân ayının on beşinci gecesi mü’minlerin ölülerinin ruhları kabirlerinden çıkıp evlerinin kapılarında dururlar. Derler ki:
“Ey ev halkı! Bu gece velev bir lokma ekmek olsun, sadaka verin, bizlere merhamet etmiş olursunuz. Biz şimdi sadakanıza muhtâcız.”
Eğer hane halkı sadaka vermezlerse, mahzun olarak dönerler.
 
VASITALARDA ÇOCUKLARIN YERİ
 
Otomobillerde çocuk koltuklarının kullanılmasının sebebi, vasıta içinde bulunan bir çocuğun kaza anında oturduğu yerden fırlayıp savrulmasını önlemektir.
Bütün çocuklar için boy ve kilolarına münasip bir koltuk ya da yükseltici tercih edilmelidir.
Hicrî:   04  Rabiulahir   1440  Fazilet Takvimi