8 Aralık 2018 Cumartesi

EVLÂDA MERHAMET



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ لِكُلِّ شَجَرَةٍ ثَمَرَةً وَثَمَرَةُ الْقَلْبِ اَلْوَلَدُ وَاِنَّ اللهَ لَا يَرْحَمُ مَنْ لَا يَرْحَمُ وَلَدَهُ. (فيض)
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  بويوردولر  ,"  محقق هر آغاجيك بر ميوسى واردر . قلبيك ميوسى ده جوجقتر . و محقق الله تعالى جوجوغنه مرحمت أتمينه مرحمت أتمز ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Muhakkak her ağacın bir meyvesi vardır. Kalbin meyvesi de çocuktur. Ve muhakkak Allâhü Teâlâ çocuğuna merhamet etmeyene merhamet etmez.” 
(Feyzu’l-Kadîr)
Hicrî:   01   Rabiulahir   1440  Fazilet Takvimi 

EVLÂDA MERHAMET

 
Evlâdın ana-babasına itâat ve ikrâm etmesi gerektiği gibi, ana-babanın da evlatlarına güzel muâmele etmeleri, şefkat ve merhamet göstermeleri lâzımdır. Zîrâ onların böyle yapmaları, evlâdın kendilerine itâat etmesine vesîle olur.
Cenâb-ı Hakk’ın azâbından kurtulmalarına dahî sebeb olur.
Evlâda şiddet ve öfke ile söz söylememek, kötü muâmele etmemek ve tahammül edemeyeceği işi emretmemek lazım gelir. Şöyle ki, evlâdının itâat etmeyeceğini anladığı zaman -Cenâb-ı Hakk’ın azâbına dûçâr olmasına sebep olur diye- ona bir şey emretmemelidir. Hattâ salih kimselerin şöyle dedikleri rivâyet olunur: “Bana isyân eder ve Allâh’ın azâbına müstehak olur, buna da ben sebeb olmuş olurum diye korktum. Otuz sene kadar evlâdıma bir şey emretmedim.”
Evlâda muhabbet etmek gerektir. Zîrâ hadîs-i şerîfte “Evlâda muhabbet etmek, cehenneme perdedir. Evlâda ikrâm etmek, sırâttan geçmeye vesîledir ve onlar ile yemek yemek, cehennemden berâettir.” buyurulmuştur.
Diğer bir hadîs-i şerîfte “Çocuklarınızı çok öpünüz. Çünkü sizin her öpmenize karşılık cennette bir derece vardır.” buyurulmuştur.
Bir gün Akra’ bin Hâbis (radıyallâhü anh) Hazretleri, Fahr-i Âlem (sallallâhü aleyhi ve sellem) Hazretlerinin meclis-i saâdetlerine geldiğinde, Peygamber Efendimizi, torunları Hasan ve Hüseyin (radıyallâhü anhümâ) Hazretlerini
severlerken görünce “Yâ Resûlallâh, benim on evlâdım vardır. Lâkin hiçbirini öpmem.” dedi. Fahr-i Âlem Efendimiz Hazretleri “Merhamet etmeyene, merhamet olunmaz.” buyurdular.
Çarşıdan eve bir şey getirdiğinde bütün evladını bir tutmalıdır. Ancak turfanda olan şeylerde evvela kız evladına vermek müstehaptır. Onların kalbleri daha yufka olduğu için merhameten onlara önce verilmelidir.
Hicrî:   01   Rabiulahir   1440  Fazilet Takvimi 


7 Aralık 2018 Cuma

KUL HAKKINA DİKKAT ETMELİ



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِذَا أَقَلَّ الرَّجُلُ الطُّعْمَ مُلِئَ جَوْفُهُ نُورًا. (جوامع)
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  بويوردولر  ,"  كشى يمسنى آزالطديغى زمان إجى ( قلب ) نورله دولدورولور ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Kişi yemesini azalttığı zaman içi (kalbi) nurla doldurulur.” 
(Suyûtî, Cem’ul-Cevâmi’)
Hicrî:   29   Rabiulevvel   1440  Fazilet Takvimi 

KUL HAKKINA DİKKAT ETMELİ

Bir gün Ebû Yezîd el-Bestâmî (kuddise sirruhu’l-âlî) Hazretlerinin ağladığını gördüler. Sebebini soranlara şöyle dedi:
Vâizin birinin şöyle söylediğini işittim: Bir kul kıyâmet gününde hesâba çekileceği yere getirilir. Yanında bulunan hasmı, hak iddia eder ve der ki:
“Yâ Rabbi, ben dünyada iken kasap idim. Şu adam dükkânıma geldi, benden et istedi. Verdiğim ete parmağını koydu, parmağının izi ete çıktı. Sonra da eti satın almadan çıkıp gitti. Şimdi bu şiddetli günde benim şu kadarcık da olsa sevaba ihtiyacım vardır” diye hâlini arz eder.
Allâhü Teâlâ, kasabın hakkı kadar müşterinin sevaplarından alınıp hasmına verilmesini emreder. Adamın mîzanı bir zerre miktarı hafiflediğinden günahları ağır gelir, cehenneme götürülmesi emrolunur. Sevabın verildiği hasmın mîzanındaki sevapları da o zerre kadar sevap sebebiyle ağır gelir, cennete götürülmesi emrolunur.
İşte kıyâmet gününde benim hâlim ne olur diye ağladım” der. (Kitâbü’n-Nevâdir, Şihâbüddîn Kalyûbî)
REBÎULÂHİR AYI İCTİMA‘I, RU’YET VE BAŞLANGICI
Hicrî-Kamerî 1440 yılı Rebîulâhir ayı ictima‘ı 7 Aralık Cuma günü Türkiye saati ile 10.20’dedir.
Ru’yet ise 8 Aralık Cumartesi Türkiye saati ile 01.55’dedir.
Hilâl’in görüldüğü yerler: ABD, Meksika, El Salvador, Avustralya, Endonezya, Malezya, Pakistan, Papua Yeni Gine, Çin, Japonya, Güney Kore, Vietnam, Myanmar.
Hilâl; Türkiye, Almanya, Avusturya ve Arap yarımadasından görülemeyecektir.
Hilâl’in görüldüğü günü takip eden 8 Aralık Cumartesi günü de Rebîulâhir ayının 1. günüdür.
Hicrî:   29   Rabiulevvel   1440  Fazilet Takvimi 


6 Aralık 2018 Perşembe

KULLUĞUN BAŞI ZİKİR, NİHÂYETİ İSE ŞÜKÜRDÜR



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أُوصِيكَ يَا مُعَاذُ لَا تَدَعَنَّ فِي دُبُرِ كُلِّ صَلَاةٍ تَقُولُ اللَّهُمَّ أَعِنِّي عَلَى ذِكْرِكَ وَشُكْرِكَ وَحُسْنِ عِبَادَتِكَ. (د)
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  بويوردولر  ,"  أى معاز صنه هر نمازين آرقاسندان شو دعايه دوام أتمنى : اونى آصلا ترك أتمه منى تاوصيه أدرم : اللَّهُمَّ أَعِنِّي عَلَى ذِكْرِكَ وَشُكْرِكَ وَحُسْنِ عِبَادَتِكَ ."  ( معناسى : اللهم سنى ذكرأتميه ، صنه شكرأتميه و صنه كوزلجه عبادت أتميه بانه ياردم أيله .) 
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Ey Muâz, sana her namazın arkasından şu duâya devam etmeni; onu asla terk etmemeni tavsiye ederim: Allâhümme e’ınnî alâ zikrike ve şükrike ve husni ibâdetike.” (Manâsı: Ey Allâh’ım, seni zikretmeye, sana şükretmeye ve sana güzelce ibâdet etmeye bana yardım eyle.) 
(Sünen-i Ebû Dâvûd)
Hicrî:   28   Rabiulevvel   1440  Fazilet Takvimi 

KULLUĞUN BAŞI ZİKİR, NİHÂYETİ İSE ŞÜKÜRDÜR
Allâhü Teâlâ, Bakara Sûresi’nin 152. âyet-i kerîmesinde o muazzam nîmetlere nail olan insanlara, zikir ve şükür vazîfelerini şöyle telkin buyuruyor:
Artık beni zikrediniz. Kalbinizi, ruhunuzu, lisânınızı benim zikrimle nurlandırıp süsleyiniz. Namaza, niyaza, tevhid ve tesbîhe devam ediniz ki ben de sizi zikredeyim. Sizin ibâdetlerinizi kabul, sizi sıkıntı ve belâ anlarında himâye edip koruyayım. Ve ey kullarım! Nâil olduğunuz nimetlerden dolayı bana şükrediniz. Bu nimetlere ibâdet ve itâatle karşılık veriniz. Bana küfrân-ı nîmette -nankörlükte- bulunmayınız. Nîmetlerimi inkâr, emrime isyan etmek sûretiyle nankörlükte bulunmaktan sakınınız, sizin ebedî selâmet ve saâdetiniz buna bağlıdır.
Allâhü Teâlâ zikirlerden hangisi ile zikrolunursa o da ona lâyık bir veçhile kendisini zikredeni zikir ve yâd edecektir. Bu noktayı izah için bu âyet muhtelif tabirler ile tefsir edilmiştir:
• Beni tâatim ile zikrediniz, ben de rahmetim ile zikredeyim.
• Beni duâ ile zikrediniz, ben de icâbet edip ihsan ile zikredeyim.
• Beni senâ ve itâat ile zikrediniz, ben de sizi senâ ve nîmet ile zikredeyim.
• Beni dünyada zikrediniz, ben de sizi âhirette zikredeyim.
• Beni refahınız zamanında zikrediniz, ben de sizi belâ ve musîbetiniz zamanında zikredeyim.
• Beni benim yolumda cihad ile zikrediniz, ben de sizi hidâyetimle zikredeyim.
• Beni doğruluk ve ihlâs ile zikrediniz, ben de sizi halâs (kurtuluş) ve size verdiğim şeyleri artırmakla zikredeyim.
• Beni bidâyeten rubûbiyet ile (Rabbiniz olduğumu ikrar ederek) zikrediniz, ben de sizi nihâyette rahmet ve kulluğa kabul ile zikredeyim.
Hâsılı kulluğun başı zikir, nihâyeti ise şükürdür. Cenâb-ı Hak bütün kullarını hulâsa olarak bu iki vazîfe ile vazîfelendirmiştir.
Hicrî:   28   Rabiulevvel   1440  Fazilet Takvimi 


5 Aralık 2018 Çarşamba

GÜZEL VASIFLARDAN AFÂF (İFFET)



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ حَفِظَ مَا بَيْنَ فُقْمَيْهِ وَفَرْجَهُ دَخَلَ الْجَنَّةَ. (حم)
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  بويوردولر  ,"  كيم ( حرام و جركين سوزلردن ) آغزنى قورور ، ناموصونى ده محافظه أدرسه جنته كيرر ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Kim (haram ve çirkin sözlerden) ağzını korur, namusunu da muhafaza ederse cennete girer.” 
(Müsned-i Ahmed)
Hicrî:   27   Rabiulevvel   1440  Fazilet Takvimi 

GÜZEL VASIFLARDAN AFÂF (İFFET)

Afâf, fenalıktan ve günahtan kaçınmak, insanı alçaltıcı olan rezilliklerden nefsi tutmak ve bu şekilde bütün âzâlarını eziyet ve zulümden alıkoymaktır.
İffetli olmak mürüvvetin kemali ve güzel ahlâkın neticesidir. Bir kimse nefsini ve âzâlarını iffetli yaparsa, yani günahlardan korursa, o kimsenin dünyada işleri düzenli olduğu gibi, âhirette de ebedî nimete nâil olur. Âzâlarını iffetli yapmak: Gözünü harama bakmaktan korumak ve ‑kendisine yasaklanıp görmemesi lazım gelen örtülü ve gizli şeyleri araştırmaktan‑ kendini uzak tutmak ile olur. Zîra Resûl-i Ekrem (sallallâhü aleyhi ve sellem) Hazretleri:
“Haramlara bakmak, şeytanın oklarından zehirli bir oktur. Bir kimse, sadece Cenâb-ı Allah’tan korkusundan dolayı harama bakmaktan vazgeçse, Cenâb-ı Allah (azze ve celle) o kimseye iman tadını ihsan edip, o tat ile kalbi lezzet bulur.” buyurmuşlardır.
Ebu’d-Derdâ (radıyallahü anh) şöyle buyurur: “Bir kimse, harama bakmaktan gözünü çevirirse, Cenâb-ı Allah, (Firdevs bahçesinde) dilediği huriyi o kimse ile evlendirir. Bir kimse harîm-i gayre (başkalarının eşine) bakarsa, kıyamette âmâ olarak haşr olunur.”
İffet; kulağını, insanların çirkin sözlerinden, gıybetten, koğuculuktan korumak, bulunduğu meclisi haram olan çalgılı eğlencelerden uzak tutmaktır. Abdullah bin Ömer (radıyallâhü anhümâ): “Bizler, gıybetten ve gıybeti dinlemekten; koğuculuktan ve koğuculuğu söylemekten yasaklanmışızdır.” buyurdular.
İffet; aynı zamanda yalancılıktan, gıybetten, dedikoduculuktan ve lüzumsuz şeyler söylemekten lisânı muhafâza etmektir. Hadîs-i şerîfte buyrulmuştur ki: “Her kim lisânını ve nefsini haramlardan ve yasaklardan korumaya kefil olursa, ben de Cenâb-ı Allâh’ın o kimseyi Cennet-i A’lâ ile mükâfatlandıracağına kefil olurum.”
Hicrî:   27   Rabiulevvel   1440  Fazilet Takvimi 


4 Aralık 2018 Salı

EN ŞİDDETLİ BELÂYA PEYGAMBERLER UĞRARLAR



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَيْسَ بِمُؤْمِنٍ مُسْتَكْمِلِ الْإِيمَانِ مَنْ لَمْ يَعُدَّ الْبَلَاءَ نِعْمَةً وَالرَّخَاءَ مُصِيبَةً قَالُوا كَيْفَ يَا رَسُولَ اللهِ؟ قَالَ لِأَنَّ الْبَلَاءَ لَا يَتْبَعُهُ إِلَّا الرَّخَاءُ فَكَذَلِكَ الرَّخَاءُ لَا يَتْبَعُهُ إِلَّا الْمُصِيبَةُ. (كنز)
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  بويوردولر  ,"  بلاي نعمت راحاتليغى مصيبت قبول أتمين كمسه كامل مؤمن دكلدر ." بو نصل اولور يا رسول الله ؟ دديلر ." محقق هر بلاي بر راحاتلق تعقيب أدر . ينه هر راحاتليغى ده بر مصيبت تعقيب أدر ." بويوردلر ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Belâyı nîmet, rahatlığı musîbet kabul etmeyen kimse kâmil mü’min değildir.” Bu nasıl olur yâ Resûlallah? dediler. “Muhakkak her belâyı bir rahatlık takip eder. Yine her rahatlığı da bir musîbet takip eder.” buyurdular.
 (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)
Hicrî:   26  Rabiulevvel   1440  Fazilet Takvimi 

EN ŞİDDETLİ BELÂYA PEYGAMBERLER UĞRARLAR

 
Ashâb-ı Kiramdan Ebû Saîd-i Hudrî (radıyallâhü anh), bir gün Resûlullah Efendimizin (sallallâhü aleyhi ve sellem) huzuruna girdi.
Resûlullah Efendimiz, humma hastalığının ateşi ve elemi içinde idi. Üzerinde de kadife bir örtü vardı.
Ebû Saîd (radıyallâhü anh) elini o örtünün üzerine koydu, kadifenin üzerinden Resûlullâh’ın ateşini hissetti.
“Yâ Resûlallâh, humma harâretiniz ne kadar da şiddetli.” dedi. Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem):
“Bizim üzerimize belâlar elbette şiddetli olur, sevâbı da kat kat verilir.” buyurdular. Sonra:
“Yâ Resûlallâh, insanlardan en şiddetli belâya kimler uğrar?” dedi.
“Peygamberler.” buyurdular.
“Sonra kim?”
 “Âlimler.”
“Sonra kim?”
“Sonra da sâlihler.” buyurdular. (Hâkim, el-Müstedrek)
 
NEFİS SENDEN ÜMİDİNİ KESER
 
Tâbiînden Zeyd bin Sûhân’ın (r.a.) âzâdlı kölesi Sâlim (r.a.) şöyle anlatır:
Efendim Zeyd’le beraber çarşıda idik. Selmân-ı Fârisî’ye (r.a.) rastladık. Yüklü bir mikdar zahîre (yiyecek) almıştı.
Zeyd ‘Ey Selmân! Sen Resûlullâh’ın sahâbîsi, yakını olduğun halde böyle mi yapıyorsun?’ dedi. Selmân-ı Fârisî (r.a.) şöyle dedi:
‘Nefis rızkına kavuşursa mutmain olur. Sen de kendini ibâdete verirsin ve nefis sana vesvese vermekten ümidini keser.’ 
(Silsile-i Sâdât-ı Nakşibendiyye)
Hicrî:   26  Rabiulevvel   1440  Fazilet Takvimi