7 Kasım 2018 Çarşamba

KÂDI İYÂS’IN ZEKÂSI




قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: عَلَيْكَ بِالْإِيَاسِ مِمَّا فِي أَيْدِي النَّاسِ وَإِيَّاكَ وَالطَّمْعَ فَإِنَّهُ الْفَقْرُ الْحَاضِرُ. (ك)
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  بويوردولر   :"  إنسانلرين أللرندكندن اؤميدنى كسمنى و امحكارلقدان ساقنمانى تاوصيه أدرم . زيرا تاماحكارلق حضر بر فاكرلكدر ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “İnsanların ellerindekinden ümidini kesmeni ve tamahkârlıktan sakınmanı tavsiye ederim. Zira tamahkârlık hazır bir fakirliktir.
(Hâkim, el-Müstedrek)
Hicrî:   29   Safer   1440  Fazilet Takvimi 

KÂDI İYÂS’IN ZEKÂSI


Basra Kâdısı ve Tâbiînden olan Kâdı İyâs (radıyallâhü anh) zamanında, hacca gitmek isteyen bir kimse hacdan dönünceye kadar muhâfaza etmesi için bir kese altınını bir adama emânet etmiş. Hacdan sonra altınlarını almak için emanet ettiği adama gidince adam emâneti inkâr etmiş. Hacıya da kızıp kalbini kırarak yanından kovmuş. Şâhit gösterecek kimsesi de olmadığı için bîçâre hacı, Kâdı İyâs’a (r.a.) gidip başından geçenleri anlatmış. Kâdı İyâs (r.a.):
“Bu hikâyeyi benden başkasına anlattın mı?” diye sormuş. Hacı anlatmadığını söyleyince, Kâdı İyâs hacıyı gönderip yarın tekrar gelmesini fakat başından geçenleri kimseye anlatmamasını söylemiş.
Adamcağız mahkemeden ayrıldıktan sonra, Kâdı İyâs (r.a.) emâneti inkâr eden sahtekâr kişiyi huzuruna çağırmış. Adama bin bir iltifat, ikramdan sonra hikâyeden haberi yokmuş gibi davranarak “Benim birçok akçem var. Bu akçeleri sana emânet etmeyi düşünüyorum. Şimdi git, bu akçeleri muhâfaza için sağlam bir yer hazırlayıp bana haber ver.” demiş.
Adam talihinin yaver gittiğini düşünerek oradan ayrılmış. Sonra Kâdı İyâs, mazlum hacıya haber gönderip tekrar o şahıstan emanetini istemesini, eğer yine inkâr ederse, kendisini Kâdı İyâs’a (r.a.) şikâyet edeceğini söylemesini tembih etmiş.
Hacı hemen o şahsın evine varıp Kâdı’nın emrettiği şekilde emânetini istemiş. Adam tamah edip Kâdı İyâs’ın (r.a.) vaat ettiği malları kaçırmamak sevdâsıyla ve kâdı haberdar olmasın diye, korkuyla bîçâre adamın altınlarını vermiş ve mevzûyu kimseye anlatmamasını tenbih etmiş. Hacı altınlarını alıp sevinçle Kâdı İyâs’a (r.a.) varmış ve olanları anlatmış. Kâdı da, yalancı ve sahtekâr adamı huzuruna çağırarak azarlayıp cezâlandırdıktan sonra “Hak Teâlâ senin gibi şerli insanların vücudunu âlemden kaldırsın” deyip huzûrundan kovmuş.
(el-Müstatraf Tercümesi)
Hicrî:   29   Safer   1440  Fazilet Takvimi 



6 Kasım 2018 Salı

TÂBİÎNDEN URVE BİN ZÜBEYR’İN (RAH.) OĞULLARINA NASÎHATİ




قَالَ اللهُ تَعَالَى: تَتَجَافَى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفًا وَطَمَعًا وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ. (سورة  السجدة،  ۱٦)
الله تعالى شويلع بيوردى ( مآلاً ) : " ( او مؤمنلر ) يانلارى ياطقلرندان اوزاقلاشر ( كجه قالقار و نافله ناماز قلارلر ). قورقى و اؤميد إجنده رابلرينه دعاء أدرلر و ( اونلر ) كنديلرينه ورديكمز رزقلاردان حيرا حارجارلر ."
Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu (meâlen): “(O mü’minler) Yanları yataklarından uzaklaşır (gece kalkar ve nafile namaz kılarlar), korku ve ümid içinde Rablarına duâ ederler ve (onlar) kendilerine verdiğimiz rızıklardan hayra harcarlar.
(Secde Sûresi, âyet 16)
Hicrî:   28   Safer   1440  Fazilet Takvimi 

TÂBİÎNDEN URVE BİN ZÜBEYR’İN (RAH.) OĞULLARINA NASÎHATİ


Ey oğullarım! İlim öğreniniz ve ilmin hakkını veriniz. Çünkü siz, her ne kadar kavminizin en küçükleri olsanız bile ilminiz sebebiyle Allâhü Teâlâ’nın sizleri onların en büyükleri kılması ümit olunur.
Vâh ne yazık ki dünyada câhil bir ihtiyardan daha fenâsı var mıdır!
Ey oğullarım! Kavminizin büyüklerine nasıl her şeyin en güzelini hediye ediyor ve kötüsünü vermekten utanıyorsanız, Rabbinize arzettiğiniz sadakalarınız, mallarınızın en iyisinden olsun. Çünkü Allâhü Teâlâ yücelerin en yücesi ve cömertlerin en cömerdidir. Kendisine (her şeyin en güzeli)  seçilerek verilecek olan ancak O’dur.
Ey oğullarım! İnsanlar nazarında kötü biri olarak tanınsa bile bir adamın hayırlı bir fiil işlediğini görürseniz ondan hayır umun. Çünkü onda, yaptığı hayrın devamı da vardır.
İnsanlar nazarında hayırlı biri olarak tanınsa bile bir adamın haddini aşan kötü, çirkin bir fiil işlediğini görürseniz onu yaptığı kötülükten vazgeçirin. Çünkü onda, yaptığı çirkin fiilin devamı da vardır.
Şunu da bilin ki her iyilik başka bir iyiliğe sebep olur. Her kötülük de diğer kötülüklere sebep olur.
Ey oğullarım! Konuştuğunuz kelimeler güzel ve yüzünüz güleç olsun. Böyle yaparsanız insanlara, kendilerine hediyeler sarfeden, ihsanda bulunan kimselerden daha sevimli olursunuz.”

SAFERU’L-HAYR

Bu hayırlı ayın son çarşamba gecesi veya günü, semâvî ve arzî âfetlerden muhâfaza olunmak için iki rek‘at namaz kılınır.
Her rek‘atte 1 Fâtiha, 11 İhlâs-ı şerîf okunur. Namazdan sonra da, en az 11 İstiğfâr ve 11 Salât-ı Münciye okunup duâ edilir.
(Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)
Hicrî:   28   Safer   1440  Fazilet Takvimi 


5 Kasım 2018 Pazartesi

İSMÂİL HAKKI BURSEVÎ’NİN (RAH.) OĞLUNA NASÎHATLERİ




أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ    كَانَ يَكْرَهُ النَّوْمَ قَبْلَ الْعِشَاءِ وَالْحَدِيثَ بَعْدَهَا. (خ)
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  ياطسى دن أؤنجه اويومقدان ، ياطسى دان صوكره ده ( بوش و فايداسز ) قونوشمق دان حوشلانمازدى ."
“Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) yatsıdan önce uyumaktan, yatsıdan sonra da (boş ve faydasız) konuşmaktan hoşlanmazdı.”
(Müttefekun aleyh; Sahîh-i Buhârî ve Müslim)
Hicrî:   27   Safer   1440  Fazilet Takvimi 

İSMÂİL HAKKI BURSEVÎ’NİN (RAH.) OĞLUNA NASÎHATLERİ


Evlâdım, insan, kalbini ve bütün âzâlarını haramdan korumalıdır.
Ey oğlum, çok uyuma. Husûsi ile sabah namazından sonra işrak vaktine kadar yaz ve kış uyanık olup zikirle meşgul ol. Aile ve evlâdından mükellef olanları da uyutma ve onlara namaz kıldır. Onları oyun ve eğlence yerlerine gönderme. Zîra kendin günah işlemiş gibi olursun.
Cünüb iken yemek yiyip içme. Ancak abdest alırsan yiyip içebilirsin. Zîra abdest guslün yarısıdır. Cünüb olduktan sonra guslü geciktirme. Zîra gusül geciktikçe rahmet melekleri ondan kaçarlar. Eğer bir zarûretten dolayı geciktirmek gerekse abdest almak lazımdır.
Ana babaya adlarıyla hitap etmek büyük edepsizliktir ve fakirliğe sebeptir. Kapı eşiği üzerine oturma ve kapı yanına dayanıp durma. Elbisenin kolları ve eteğiyle yüzünü silme. Sakalını ayakta tarama ve ıslatıp tara, kuru tarama.
Misvak gibi sakal tarağını da başkasına kullandırmaktan kaçın. Her yemekten sonra misvak kullan.
Hiçbir zaman dünya seni aldatmasın. Her zaman sûretin dünyâda, sîretin ukbâda ve sırrın Hazret-i Mevlâ’da olsun. Dünya meşguliyetlerinden halâs bulmak; kurtulmak güçtür. Rabbin fazl ü rahmetinden vermiş, şükreyle ki Müslüman oldun. Dünya nimetlerinden mahrum kaldığında ümitsiz olma. Zira güneş dâima bulut altında kalmaz. Muhakkak açıldığı zaman olur.
Dünya maksatları gelip geçicidir. İnsanın gam çektiğine değmez. Dînî hususlarda senden yüksekte olanlara, dünyâ işlerinde de senden aşağıda olanlara bakıp ibret almak lazımdır.
Haklara riâyet azaldı. Halkın ekserisi istiklâl davasına düştüler. Cenâb-ı Hakk’ın yeryüzünde halîfeleri olduklarını bilmediler. Göreyim sizi, siz ve size tâbi olanlar en büyük kurtarıcı olan takvâya yapışın. Kendinizi şerîat yoluna bağlayın. Ahlaksız ve gaddâr olmayın. Bizim ömrümüzden az bir vakit kaldı. Vesselam.
Hicrî:   27   Safer   1440  Fazilet Takvimi 


4 Kasım 2018 Pazar

HAZRET-İ ÖMER’İN ADÂLETİ



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ لِكُلِّ شَيْءٍ شَرَفًا وَإِنَّ أَشْرَفَ الْمَجْلِسِ مَا يُسْتَقْبَلُ بِهِ الْقِبْلَةُ. (ك)
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  بويوردولر   :"  محقق هر شى إيجن بر شرف واردر . و محقق أن شرفلى اوطورمه شكلى ده قبليه دونولرك اوطورولان در ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Muhakkak her şey için bir şeref vardır. Ve muhakkak en şerefli oturma şekli de kıbleye dönülerek oturulandır.” 
(Hâkim, el-Müstedrek)
Hicrî:   26   Safer   1440  Fazilet Takvimi 


HAZRET-İ ÖMER’İN ADÂLETİ

 
Hazret-i Ömer’in âdil bir idareci olduğu hususunda ulemâ ittifak etmişlerdir. Hazret-i Ömer (radıyallâhü anh) “Dicle kenarında koyun güden çobanın bir koyunu kaybolsa, ‘Niçin çobanın koyunlarını gözetmedin?’ diye Allâhü Teâlâ’nın onu benden sormasından korkarım” derdi.
Hazret-i Ömer (r.a.) herhangi bir yere, bir idareci veya memur gönderse, ona bir emirnâme verir ve yapmaları îcâb edenleri bildirirdi. Ayrıca, emirlerinin dışına çıkmamasını, aksi hâlin kendisini üzeceğini tenbih ederdi.
Abdurrahman bin Avf (r.a.) diyor ki: “Hazret-i Ömer geceleri sabaha kadar şehri dolaşır, bizzat bekçilik ederdi. Bir gece benim yanıma geldi. Bana: “Ey Abdurrahman! Bu gece şehrin kenarına bir kervan geldi; korkarım ki eşyalarından bir şey kaybolur. Gel gidelim de bu gece onları bekleyelim.” dedi.  Sonra gittik sabah oluncaya kadar onları bekledik.”
Hazret-i Ömer (r.a.) kuru arpa ekmeği yerdi ve kaba bezden gömlek giyerdi. Onca gazalara katıldı, bu kadar vilâyetler onun eliyle feth olundu, o kadar mal ve mülk ayağına geldi. Nice şehirleri mâmur eyledi. Batıdan doğuya tâ Ceyhun’a varıncaya kadar, Azerbaycan, Horasan, Umman, Kirman, Mısır, Şam, Rum ve daha nice beldelere onun hükmü yetişti. Hatta rivâyet olunur ki Hazret-i Ömer (r.a.) zamanında sekiz bin camide Cuma namazı kılındı.
Her nereye asker gönderdiyse zafer kazanıp selâmetle ve ganîmetle dönmüşler ve asla hezimete uğramamışlardır. Bütün bunlara rağmen, tedbîri, tedâriki ve adâleti bereketinden, hilâfetleri devrinden evvel ne yiyip ne içiyorlarsa onu yediler, ziyâde eylemediler. Hatırlarına da asla kibir gelmedi.
Hazret-i Ömer (r.a.) insanları bir şeyden men etmek istediği zaman, önce bütün ev halkını ve yakınlarını toplar:
“Dikkatli olunuz ki ahâlîyi şu şeyden men edeceğim. Yasakladığım o şeyi terk etmek hususunda sizin ihtimamınız, başkalarından daha fazla olmalıdır. Şunu iyi biliniz ki, sizden biriniz o fiili işlerse, başkalarına vereceğim cezanın iki mislini tatbik ederim” buyurur, sonra o yasağı halka ilan ederdi. 
(Menâkıb-ı Çeharyâr-ı Güzîn)
Hicrî:   26   Safer   1440  Fazilet Takvimi