7 Eylül 2018 Cuma

MELEKLERE ÎMÂN



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَا يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى يَكُونَ هَوَاهُ تَبَعًا لِمَا جِئْتُ بِهِ. (مشكاة)
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  بويوردولر   :"  سزدن هجبرينز . هواسى ( نفسى ) بنم كتردكلريمه تابع اولمادقجه ( كامل ) مؤمن اولاماز ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Sizden hiç biriniz, hevâsı (nefsi) benim getirdiklerime tâbi olmadıkça (kâmil) mü’min olamaz.” 
(Mişkâtü’l-Mesâbîh)
Hicrî:   21  Zilhicce   1439  Fazilet Takvimi 


MELEKLERE ÎMÂN

 
Îmânın ikinci şartı meleklere inanmaktır. Melekler nurdan yaratılmış, istedikleri sûret ve şekillere girebilen rûhânî ve latîf varlıklardır. Meleklerde erkeklik ve dişilik yoktur. Onlar, emrolundukları şeylerde Hz. Allâh’a isyan etmezler.
Yorulup usanmazlar. Yemek, içmek gibi ihtiyaçları yoktur. Kimi gökte, kimi yerde, kimisi de Arş’ta vazifelidirler. Sayılarını ancak Allâhü Teâlâ bilir. İçlerinden dört büyük melek, meleklerin peygamberleridir. Dört Büyük Melek:
1- Cebrâîl (Aleyhisselâm): Cenâb-ı Hakk’ın kitaplarını peygamberlere getirmeye, yani vahye memur, Hz. Allah ile peygamberleri arasında bir vâsıta ve elçidir.
2- Mîkâîl (Aleyhisselâm): Bir kısım hâdiselerin; meselâ rüzgârların, yağışların ve bitkilerin meydana getirilmesine memurdur.
3- İsrâfîl (Aleyhisselâm): Sûrun üflenmesi, kıyamet gününün meydana gelmesi, insanların ve cinlerin kıyamette tekrar dirilmeleri hususlarına memurdur.
4- Azrâîl (Aleyhisselâm): İnsan ve cinlerden eceli gelenlerin ruhlarını almaya memurdur. Yani, Allâhü Teâlâ’nın emriyle onların canlarını alır. Ayrıca her insanda, 384 vazîfeli melek vardır. Bunlardan, Kirâmen Kâtibîn melekleri insan ne yaparsa onu yazmakla vazifelidirler. (M. İlmihâl, Fazilet Neşriyat)
 
BUHÂRÎ-İ ŞERÎF OKUMANIN FÂİDELERİ
 
İmam Buhârî (rah.) Sahîh-i Buhârî isimli kitabıyla alakalı şöyle buyurdu: Gusül abdesti alıp iki rek’at namaz kılmadan, kitabıma hiçbir hadîs-i şerîf yazmadım. Bu kitabı on altı senede yazdım ve onu Allâhü Teâlâ ile aramda bir hüccet kıldım. Mescid-i Harâm’da (itikâf halinde) yazdım. İki rek’at namaz ve istihâre ile sahîh olduğunu kat’îleştirmeden hiçbir hadîsi ona dâhil etmedim.
Evliyâullah’tan bazılarından şöyle naklolundu: Buhârî-i Şerîf bir şiddet ve belânın kaldırılması için okunursa ondan kurtulmaya vesîle olur. Onunla binilen hiçbir geminin battığı görülmemiştir.
İmam Buhârî (rah.) duâsı müstecâb olan bir zât idi. Bu kitabı okuyacak olanlara da husûsî duâ etmiştir.
Buhârî-i Şerîf okunarak yağmur duâsına çıkılır. Bazıları da onun tecrübe edilmiş bir ilâç olduğunu söylemiştir. Bazılarından nakledildiğine göre: Bir zât hem kendisinin hem de başkalarının sıkıntılarının giderilmesi için, Buhârî’yi yüz yirmi kere okudu ve sıkıntılardan kurtuldu. 
(Mirkâtü’l-Mefâtîh, Aliyyü’l-Kârî)
Hicrî:   21  Zilhicce   1439  Fazilet Takvimi 


İMÂM BUHÂRÎ (Rahmetullâhi Aleyh)



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ اِغْبَرَّتْ قَدَمَاهُ فِي سَبِيلِ اللهِ حَرَّمَهُ اللهُ عَلَى النَّارِ. (خ )
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  بويوردولر   :"  آياقلرى , الله يولنده طوزلانان كمسي . الله تعالى جهنم آتشينه حرام قلار ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Ayakları, Allah yolunda tozlanan kimseyi, Allâhü Teâlâ cehennem ateşine haram kılar.” 
(Sahîh-i Buhârî)
Hicrî:   20  Zilhicce   1439  Fazilet Takvimi 


İMÂM BUHÂRÎ (Rahmetullâhi Aleyh)

 
İsmi Ebû Abdullah Muhammed bin İsmâil el-Buhârî’dir. Mâverâünnehir beldelerinden Buhârâ’ya nisbetle Buhârî denilmektedir. Orada dünyaya geldi ve o belde kendisine ve kitabına alem gibi oldu.
İslâm âlimleri tarafından kendisine, Hadîs ilminde “Emîrü’l-Mü’minîn” unvânı verildi. Zîrâ hadîsleri sağlam ve muhkem bir şekilde ezberlemekte, Allâh’ın Kitabı ve Resûlüllâh’ın sünnetinin mânalarını anlamakta, keskin zekâlı ve ince fikirli olmakta onun bir misli görülmemiştir.
Denildi ki: Henüz daha küçük yaşta iken, yetmiş bin hadîs-i şerîf ezberlemişti. Eline aldığı bir kitapta ne varsa, ilk bakışta hepsini ezberlerdi.
Büyük hadîs âlimi Yahya bin Ca’fer: “Ömrümden bir kısmını Buhârî’nin ömrüne ilâve etmeye gücüm yetseydi tereddüt etmeden yapardım.” demiştir.
Buhârî (r.h.) henüz daha on yaşında iken, hadîs-i şerîf öğrenmesi Allahü Teâlâ tarafından kendisine ilhâm olundu.
On bir yaşına ulaştığında, bazı hocalarının hadîslerdeki yanlışlarını söyleyebilecek ilmî seviyeye geldi.
On altı yaşında, Abdullah ibn-i Mübârek ve Vekî’ bin Cerrâh’ın (radıyallâhü anhümâ) kitaplarını ezberledi.
İmam-ı A’zam (r.a.) ve talebelerinin söz ve ictihâdlarını iyice anlayıp kavradı.
Hadîs-i şerîfleri toplamak için, iki kere Şâm ve Mısır’a, dört kere Basra’ya ve sayılamayacak kadarda Bağdad, Kûfe ve Hicaz’a seyâhatlerde bulundu.
İbn-i Huzeyme dedi ki: Şu gök kubbe altında, hadîs ilmini ondan daha iyi bilen hiç kimse yoktur.
İmam Buhârî’nin (rah.) çok malı vardı, zengindi. Fakirlere ve talebelere devamlı tasadduk eder, kendisi ise, günde iki veya üç bâdeme kanâat ederdi. Kırk sene katık yemediği rivâyet olunur.
İmam Buhârî’nin (rah.) hiç erkek çocuğu olmadı. Hicrî 256 senesinde, altmış iki yaşında olduğu halde, Semerkand yakınlarında vefât etti. Mübârek cesedi kabrine konunca, kabrinin toprağından, çevreye misk gibi bir koku yayıldı. 
(Molla Aliyyü’l-Kârî, Mirkâtü’l-Mefâtih)
Hicrî:   20  Zilhicce   1439  Fazilet Takvimi 

30 Ağustos 2018 Perşembe

SERİYYÜ’S-SEKATÎ (K.S.)’DAN HİKMETLER




قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَشَدُّ النَّاسِ عَذَابًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ مَنْ يَرَى النَّاسُ أَنَّ فِيهِ خَيْرًا وَلَا خَيْرَ فِيهِ. (كنز)
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  بويوردولر   :"  قيامت كونى إنسانلريك أك شتدتلى عذاب أديله جك اولانى كندسنده خير اولماديغى حالده إنسانلريك اونده خير كورديكى كمسه در ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Kıyâmet günü insanların en şiddetli azap edilecek olanı kendisinde hayır olmadığı hâlde insanların onda hayır gördüğü kimsedir.” 
(Kenzu’l-Ummâl)
Hicrî:   19  Zilhicce   1439  Fazilet Takvimi 


SERİYYÜ’S-SEKATÎ (K.S.)’DAN HİKMETLER

 
Seriyyü’s-Sekatî (k.s.) meşhur evliyâdan olup Cüneyd-i Bağdâdî Hazretleri’nin dayısıdır. Tasavvufta, vera’ ve takvâda asrının en öne çıkan ismidir. Zühd ve edepte birçok hârikulâde hâllerine şâhit olunmuştur. H. 257 (M. 870) târihinde Bağdad’da vefat etti. Tasavvufa dâir hikmetli ve ârifâne sözleri çoktur. Bazıları şöyledir:
Dört şey kulu yüceltir: İlim, edep, emânete riâyet etmek ve iffetli olmak.
Rızkın en hayırlısı şu beş şeyden sâlim olandır: Kazanırken günahlardan, acziyet içinde ve boyun bükerek istemekten, mesleğinde hileden, parayı günaha âlet olan şeylerden kazanmaktan ve zâlimler için çalışmaktan.
Her şeyin en güzeli beştir: Günahlara pişman olup ağlamak, ayıplarını düzeltmek, gaybı bilen Allâhü Teâlâ’ya itâat etmek, kalplerden pası temizlemek, seni günaha sürükleyen şeylere âlet olmamaktır.
Lisan, kalbinin tercümânı, yüz de kalbinin aynasıdır. Kalplerde gizli olan, yüzde açığa çıkar.
En üstün kuvvet nefsine gâlip olmaktır. Kendi nefsini edeplendirmekten âciz olan, başkasına edep vermekte daha âciz olur. Kim üstüne itâat ederse altındakiler de kendisine itâat eder.
Kim kendisinde olmayan şeyle halka güzel görünmeye çalışırsa, Allâhü Teâlâ’nın rahmetinden mahrum olur.
Bir kimse dînini, hevâsına tercih etmedikçe aslâ kâmil mü’min olamaz.  Hevâsını da dînine tercih ettiğinde, muhakkak helâk olur. (Tabakatü’s-Sûfiyye, Sülemî)
Allâhü Teâlâ’nın kuluna gazap ettiğinin alâmeti üçtür: Oyunla, eğlenceyle çok meşgul olmak, başkalarıyla çok istihzâ (alay) etmek ve çok gıybet etmek.
İnsanın kendisini bilmemesi ve başkalarının kusurlarını araştırmasından daha fenâ bir şey görmedim. Bu, amellerin sevâbını yok eder, kalpleri bozar, kulu helâka sürükler, devamlı hüzne sebep olur, Allâh’ın gazabına yaklaştırır, riyaya, kendini beğenmeye ve riyâset sevgisine götürür. Hususiyle de halk arasında âbid bir kul olarak bilindiği, beklemediği kadar şöhret ve medhe kavuştuğu halde böyle yapması daha fenâdır. 
(et-Tabakâtü’l-Kübra, İmâm Şârânî)
Hicrî:   19  Zilhicce   1439  Fazilet Takvimi