28 Ağustos 2018 Salı

ASHÂBIN KARDEŞLİĞİ



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ أَفْضَلَ الْهَدِيَّةِ (أَوْ أَفْضَلَ الْعَطِيَّةِ) الْكَلِمَةُ مِنْ كَلَامِ الْحِكْمَةِ يَسْمَعُهَا الْعَبْدُ ثُمَّ يَتَعَلَّمُهَا ثُمَّ يُعَلِّمُهَا أَخَاهُ خَيْرًا لَهُ مِنْ عِبَادَةِ سَنَةٍ عَلَى نِيَّتِهَا. (كنز)
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  بويوردولر   :"  هديه نين ( إحسانين ) أك فضيلتلسى قولون حكمتلى سوزلردن بر كلمي اؤكرنيب صوكره ده اونى بر قردشينه اؤكرتمسى در كى ( بو ) كندسى إيجن نيتنه كوره بر سنه عبادت دن دها خيرلى در ."

Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Hediyenin (ihsânın) en fazîletlisi kulun hikmetli sözlerden bir kelimeyi öğrenip sonra da onu bir kardeşine öğretmesidir ki (bu) kendisi için niyetine göre bir sene ibâdetten daha hayırlıdır.”  
(Kenzü’l-Ummâl)
Hicrî:   17  Zilhicce   1439  Fazilet Takvimi 

ASHÂBIN KARDEŞLİĞİ


Ashâb-ı Kirâm’dan Abdullah bin Mes’ud (radıyallahü anh) anlatıyor:
“Biz bir din kardeşimizi göremediğimiz zaman ona giderdik.
Şayet hasta ise bu gidişimiz hasta ziyareti olurdu.
Eğer bir iş ile meşgul ise ona yardım olurdu.
Şayet bu hallerden birisi yoksa o zaman da sırf ziyaret olurdu.” (Âdâbu’s-Sohbet, Sülemî)
 
SAATLER NİYE SAĞA DÖNER
 
Eski Mısır’da mevsimler göz önünde bulundurulmaksızın gündüz ve gece müddetleri ayrı ayrı 12 denk parçaya bölünüyordu. Daha sonraki devirde ise saat müddetleri gündüzleri yere dikilen ve kıyas (gnomon) ismi verilen bir çubuğun gölge uzunluğu ölçülerek tesbit edildi.
Bu zaman tesbiti usûlüne yardımcı olarak kum ve su saatleri kullanılıyordu. Kum saatlerinde şişedeki kumun akışı, su saatlerinde ise kaptaki suyun boşalma müddeti, muayyen bir zaman aralığına denk geliyordu. Bunların dışında geceleri de mum saati kullanılıyordu. Kısalan mumun gölgesinin, arkadaki bir cetvel üzerindeki boyuna göre zaman tesbit ediliyordu.
Mısırlılar, masa üzerine veya duvar yüzlerine dikili bir çubuk ile ilk güneş saatlerini icat etmiş oldular. Güneş alan zemin üzerine bir çubuk dikilerek ve gün boyunca her 10-15 dakikada bir, çubuk gölgesinin ucu işaretlenerek saat müddetlerini tesbit ettiler.
Mısır, mevkii itibari ile şimal (kuzey) yarım kürede fakat ekvatora da yakın bir ülke olduğundan, güneş doğduğunda, gölge tam batıya düşüyordu. Bu yüzden güneş yükseldikçe gölge kuzeye, yani sağa doğru hareket ediyordu.
Gün batımında ise gölge doğu yönüne ulaşıyordu. Yani gölge bugünkü bütün saatlerin akrep ve yelkovanında olduğu gibi soldan sağa doğru dönüyordu. Daha sonraları, sarkaçlı ve pilli saatlerde de Mısırlıların bu ilk saatlerindeki yön değişmedi. Hatta sağa doğru dönüşler ‘saat yönüne dönüş’ diye kabul edildi.
Hicrî:   17  Zilhicce   1439  Fazilet Takvimi 


27 Ağustos 2018 Pazartesi

HİCAZ DEMİRYOLU BENİM ESKİ RÜYAMDIR…



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ مَاتَ فِي أَحَدِ الْحَرَمَيْنِ بَعَثَهُ اللهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ آمِنًا. (كنز)
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  بويوردولر   :"  كيم حرمين ( مكهء مكرمه و مدينهء منوره ) دن برنده وفات أدرسه الله تعالى اونى قيامت كونون ده ( هر تورلى قورقى و صقنطى دان ) أمين اولرق حشر أدر ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Kim Haremeyn (Mekke-i Mükerreme ve Medîne-i Münevvere)’den birinde vefat ederse, Allâhü Teâlâ onu kıyamet gününde (her türlü korku ve sıkıntıdan) emîn olarak haşr eder.” 
(Kenzü’l-Ummâl)
Hicrî:   16  Zilhicce   1439  Fazilet Takvimi 

HİCAZ DEMİRYOLU BENİM ESKİ RÜYAMDIR…

 
Sultan İkinci Abdülhamid Han, Osmanlı topraklarındaki demiryolu inşa faaliyetlerini askerî ve stratejik bakımdan zarurî telakkî ediyordu. Bu düşünceyle inşasını emrettiği Selanik-İstanbul ve Manastır-Selanik hatları, 1897 Osmanlı-Yunan harbinde askerî kolaylıklar sağlamıştı.
Padişah, Bağdat Demiryolu misalinde olduğu gibi, siyasî ve iktisadî hesaplar yapmaktan da geri durmuyordu. Hatıratında bunu şu cümlelerle anlatacaktı: “Bağdat Demiryolu sayesinde, eskiden mevcut olan Avrupa-Hindistan ticaret yolu, tekrar işler hale gelecektir. Eğer bu yol Suriye ile Beyrut’u, İskenderiye ve Hayfa ile de irtibat kurmak üzere birleştirirse, yeni bir ticaret yolu ortaya çıkmış olacaktır. Bu yol devletimiz için sadece iktisadî bakımdan büyük fayda temin etmekle kalmayacak, aynı zamanda, oralardaki kuvvetimizi sağlamlaştırmaya da yarayacağından askerî bakımdan da çok ehemmiyetli olacaktır. ...Bu demiryollarının yalnızca iktisadî değil, aynı zamanda siyasî ehemmiyeti de vardır.”
Sultan İkinci Abdülhamid Han’ın nezdinde Mekke-i Mükerreme ve Medîne-i Münevvere’nin bulunduğu Hicaz’ın ayrı bir yeri ve ehemmiyeti vardı.
“Hicaz Demiryolu benim eski rüyamdır.” diyen Sultan İkinci Abdülhamid Han, demiryolu döşenmesiyle alakalı bütün teklifleri ihtisas sahiplerine incelettirmişti. Osmanlı devlet adamlarının çoğunun, mevcut mali ve teknik imkânlarla böyle büyük bir projenin başarılamayacağı şeklindeki menfi cevaplarına rağmen, onları dinlemeyecek ve kendi ifadesiyle, “Cenâb-ı Hakk’ın avn ü inayeti ve Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’nin imdâd-ı ruhâniyetine müsteniden Hicaz Demiryolları hattının inşası içün” emir verecekti.
Hac için kara yolu ile yapılan yolculuk sırasında pek çok bulaşıcı hastalık, kum fırtınaları, susuzluk, bedevi taarruzları ve seyahatin uzun sürmesi mukaddes memleketleri görmeyi ve mübârek hac farîzasını yerine getirmeyi zorlaştırmaktaydı. Sekiz yıl gibi bir zamanda yüzlerce kilometre ray döşenerek Avrupalıların “gerçekleştirilmesi imkânsız bir rüya” dedikleri projenin büyük bir kısmı tamamlanarak hizmete açıldı. Böylelikle Şam’dan Medine’ye kadar olan yolculuk, gidişli dönüşlü sekiz güne düşürüldü. Hicaz Demiryolu’nun inşaatı sırasında pek çok köprü, istasyon, tünel, menfez, gölet, çeşme, fabrika, hastane, dökümhane, mektep, mescit, karantina, tamir atölyesi, su deposu vs. yapıldı.
Hicrî:   16  Zilhicce   1439  Fazilet Takvimi 


HAZRET-İ ALİ’NİN BAZI NASÎHATLERİ



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَدِّبُوا أَوْلَادَكُمْ عَلَى ثَلَاثِ خِصَالٍ: عَلَى حُبِّ نَبِيِّكُمْ وَحُبِّ أَهْلِ بَيْتِهِ وَعَلَى قِرَاءَةِ الْقُرْآنِ. (الجامع الصغير)
أولاتلرينزى اؤج حصلت اؤزرينه أدبلنديرين : بيغمبرينزين سوكسى ’ أهل بيتى نين سوكسى و قرآن كريم اوقومق اؤزه ره ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Evlatlarınızı üç haslet üzerine edeplendirin: Peygamberinizin sevgisi, Ehl-i Beyti’nin sevgisi ve Kur’ân-ı Kerîm okumak üzere.” 
(Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)
Hicrî:   15  Zilhicce   1439  Fazilet Takvimi 

HAZRET-İ ALİ’NİN BAZI NASÎHATLERİ

 
“Ey hamele-i Kur’ân! Kur’ân-ı Kerîm ile amel edin. Muhakkak âlim, ilmi öğrenen, sonra bildiğiyle amel edendir. İlmi ameline muvâfık olandır. İleride bazı topluluklar gelecek, ilimleri yüklenecekler, amma o ilim boğazlarından aşağı geçmemiş olacak. Onların içleri dışlarına muhâliftir, amelleri ilimlerine uymaz. Bir araya gelip birbirlerine karşı kendilerini medhederler. Hatta onlardan bazısı meclisindeki bir kimsenin kendisini terk edip bir başka meclise gitmesine öfkelenir. İşte bunların meclislerinde işledikleri amellerinden Allah katına yükselecek bir sevap hâsıl olmaz.”
“Günahın dünyâdaki cezâsı ibâdetlerde gevşeklik, geçim darlığı ve lezzetin noksanlaşmasıdır.”
“Lezzetin noksanlaşması nasıl olur?” diye sordular.
“Helâlinden olup da arzu ettiğin bir şeye kavuştuğunda ondan alacağın lezzeti muhakkak bozacak bir şeyle karşılaşırsın.” buyurdu.
“Çok amel işlemekten ziyâde Allâh’ın kabûl edeceği sâlih amellere ehemmiyet verin. İyi bilin ki takvâ ile işlenen hiçbir amel az sayılmaz. Çünkü takva ile işlenen amel kabul olunur. Allâh’ın kabûl ettiği amel hiç az sayılır mı?”
“Siz bal arısı gibi olunuz. Uçan hayvanlar arıyı zayıf ve küçük görür. Hâlbuki arıdaki bereketi bilselerdi ona böyle davranmazlardı.”
“Sizler de diliniz ve bedenlerinizle insanlar arasına karışın, amelleriniz ve kalplerinizle onlardan ayrılın. Çünkü herkes için ancak işlediği amelin karşılığı vardır. Kıyâmet gününde kişi sevdiği ile beraberdir.” 
(Târihu’l-Hulefâ, İmâm Suyûtî)
 
Hz. Ali (kerremallâhü vecheh) irtihâlinden hemen önce oğulları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’e şöyle nasihat etti:
Oğullarım, Allâhü Teâlâ’dan korkmanızı, namazı vaktinde kılmanızı, nisâba ulaştığında zekâtı vermenizi, abdestinizi güzel almanızı tavsiye ediyorum. Zira abdestsiz namaz kabul olunmaz.
Hataları bağışlayın, öfkenizi yutun, sıla-i rahim (yakın akrabaya iyilik yapın), câhile karşı sabırlı ve yumuşak huylu olun, din ilmini öğrenin, işlerinizde azimli olun, Kur’ân-ı Kerîm’in (emir ve yasaklarına) riâyet edin, güzel komşuluk yapın, iyiliği emredip kötülükten nehyedin, edepsizlikten sakının. 
(Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr)
Hicrî:   15  Zilhicce   1439  Fazilet Takvimi 


26 Ağustos 2018 Pazar

AMASYA İKİNCİ BAYEZİD CAMİİ



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ الْعَبْدَ إِذَا صَلَّى فِي الْعَلَانِيَةِ فَأَحْسَنَ وَصَلَّى فِي السِّرِّ فَأَحْسَنَ قَالَ اللهُ عَزَّ وَجَلَّ هَذَا عَبْدِي حَقًّا. (ه)
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  بويوردولر   :"  محقق قُولْ نمازنى هم عاشكاره قلديغى زمان و هم ده كزلى قلديغى زمان كوزل يابارسه ’ الله تعالى إشته شو بنم حقيقى قولوم در ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Muhakkak kul namazını hem âşikâre kıldığı zaman ve hem de gizli kıldığı zaman güzel yaparsa, Allâhü Teâlâ ‘İşte şu benim hakîki kulumdur.’ buyurur.” 
(Sünen-i İbn-i Mâce)
Hicrî:   14  Zilhicce   1439  Fazilet Takvimi 

AMASYA İKİNCİ BAYEZİD CAMİİ

 
Amasya’da Sultan İkinci Bâyezid tarafından on altıncı yüzyıl sonlarında yaptırılan cami ve etrafındaki külliye, Yeşilırmak’ın kenarında inşa edilmiştir. Geniş bir sahayı kaplayan bina mahallinin ortasında cami, sağında medrese, solunda ise aşhâne-imâret ile müsâfirhâne bulunmaktadır. Cami, cümle kapısı üstünde ve iki yan duvarında bulunan üç parçalı inşa kitâbesine göre 891 yılının Receb ayında (Temmuz 1486) tamamlanmıştır. Cami ve külliyenin vakfiyesi 901 Cemâziyelevvel ortalarında (Ocak 1496) yazılmıştır.
Cami kapısının sağ ve sol kanatları, Osmanlı ahşap oyma işçiliğinin mükemmel bir misâli olup orta kısma kelime-i tevhîd ve Fâtır Sûresi’nin 34. ve 35. âyet-i kerîmeleri işlenmiştir. Yanlara ise Zümer Sûresi’nin 73. ve 74. âyet-i kerîmeleri işlenmiştir.
Caminin iki minaresi vardır. Sağ taraftaki minare kırmızı renkte kakmalarla zengin sûrette bezenmiştir. Başka bir minarede rastlanılmayan bu süslemelerde, uçlarında zambak motifleri bulunan zikzak çizgiler vardır.
Caminin mihrap ve minberi sade olmakla birlikte ahşap kapı ve pencere kanatları işçilik bakımından fevkalâde müzeyyen ve kalitelidir. Tezyin edilmiş bu pencerelerin kapaklarına ve alınlıklarına muhtelif âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfler işlenmiştir. Bunlardan batı ve doğu duvarındakilerden birer pencerede “Doğrusu insanlar için vaz’olunan ilk ma’bed, elbette Mekke’deki o çok mübârek ve bütün âlemlere hidâyet olan beyttir.” meâlindeki Âl-i İmran Sûresi’nin 96. âyet-i kerîmesi yazılıdır. Mihrâbın sağındaki pencerelerden birinde Peygamber Efendimizin şu hadîs-i şerîfi vardır: “Dünya bir saat (kadar kısa)dır, onu da (Allâh’a) ibâdetle geçir.” Doğu duvarındaki pencerelerden ikisinde de şu hadîs-i şerîfler vardır “Kim Allah için bir mescit inşa ederse Cennet’e girer” ve “Cennet, cömertlerin yurdudur.”
Hicrî:   14  Zilhicce   1439  Fazilet Takvimi