8 Haziran 2018 Cuma

RESÛLULLAH EFENDİMİZİN İRTİHÂLİ



قال الله تعالى: ..اَلْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِى وَرَضِيْتُ لَكُمُ الْإِسْلَامَ دِينًا. (سورة المائدة، 3)
الله تعالى شويله بويوردى ( مئآلا )   ."    إشته بوكون سزين دينيزى كماله أردردم ، اؤزرينزده كى نعمتمى تاماملادم و سزين إيجن دين اولرق إسلامه راضى اولدم  ..."
Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu (meâlen): “…İşte bugün sizin dîninizi kemâle erdirdim, üzerinizdeki ni’metimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’a râzı oldum...”  
(Mâide Sûresi, âyet 3)
Hicrî:   24 Ramazan  1439  Fazilet Takvimi 

RESÛLULLAH EFENDİMİZİN İRTİHÂLİ

Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem), hicretin onuncu senesinde vedâ haccından sonra Medîne-i Münevvere’ye dönmüştü. Hep hamd ile tesbih ediyordu. Bu arada “Öyle bir günden sakının ki (hepiniz) o gün Allâh’a döndürüleceksiniz. Sonra herkese kazandığı tamamıyla ödenecek ve onlara haksızlık edilmeyecektir.” meâlindeki Bakara sûresinin 281. âyeti nâzil olmuştu. Derken hicretin on birinci yılı Safer ayının sonlarında bir baş ağrısından rahatsızlandı. Rebîulevvel ayının on ikinci gününe kadar devam eden bu rahatsızlığı esnâsında dahi son üç günün dışında mescid-i saâdete çıkıp namazı kıldırmaktan geri kalmamıştı. Bir gün minbere çıkıp hamd ve senâ ettikten sonra, “Ben kimin sırtına bir değnek vurdumsa işte sırtım, benden kısas etsin. Ve eğer ben bir kimsenin şerefini incitmiş isem işte şerefim; hakkını alsın, kısas etsin. Ben bir kimsenin malını almışsam işte malım; ondan alsın ve benim tarafımdan husûmet olur diye korkmasın. O benim şânımdan değildir.” buyurup indi.
Öğle namazını kıldıktan sonra yine minbere döndü, evvelki sözünü tekrar etti. Bunun üzerine üç dirhem alacağı olduğunu iddiâ eden bir kişiye derhal bedelini verdi, sonra şöyle buyurdu: “Haberiniz olsun, dünyâ mahcubluğu âhiret mahcubluğundan daha hafiftir.” Sonra Uhud şehitlerine duâ etti ve onlar için istiğfâr eyledi. “Allah bir kulu dünyâ ile kendine kavuşması arasında serbest bıraktı da o Allâh’a kavuşmayı tercih etti.” buyurunca Hz. Ebûbekir (radıyallâhü anh) ağladı ve ‘Canlarımız, mallarımız, babalarımız ve çocuklarımız sana fedâ olsun!’ dedi. Sonra üç gün mescide çıkamamıştı. Ezân okununca “Ebûbekir’e emredin, namazı kıldırsın.” buyurdular.
Rebîulevvel’in on ikinci Pazartesi günü önündeki bardağa mübarek elini batırıp su ile yüzünü meshetti. “Allâhümme eınnî alâ sekerâti’l-mevti (Allâh’ım, bana ölüm sıkıntılarına karşı yardım et.) diyerek duâ etti. Kuşluk vaktinde vaziyeti ağırlaştı. Hz. Âişe (radıyallâhü anhâ) Resûlullâh’ın mübârek başını kucağına almıştı, “Allâhümme’r-refîka’l-a’lâ” diyerek gözünü yumdu, Rabb’ine kavuştu. Sallallâhü aleyhi ve sellem. 
(Elmalılı, Hak Dîni Kur’ân Dili Tefsiri, Fazilet Neşriyat)
Hicrî:   24 Ramazan  1439  Fazilet Takvimi 


7 Haziran 2018 Perşembe

İSTİĞFÂRIN EHEMMİYETİ




قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ ذَكَرَ اللهَ فَفَاضَتْ عَيْنَاهُ مِنْ خَشْيَةِ اللهِ حَتَّى يُصِيبَ الْأَرْضَ مِنْ دُمُوعِهِ لَمْ يُعَذِّبْهُ اللهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ. (ك)
بيغمبر  أفندمز ( صلى الله عليه وسلم )   بويوردولر      ."كيم الله تعالى ي ذكر أدر و الله قورقوسون دان كوزلرندن آقان ياش ، يره دوشر سه قيامت كونون ده الله تعالى اونه عذاب أتمز ."
Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Kim Allâhü Teâlâ’yı zikreder ve Allah korkusundan gözlerinden akan yaş, yere düşerse kıyâmet gününde Allâhü Teâlâ ona azab etmez.” 
(Hâkim, el-Müstedrek)
Hicrî:   23 Ramazan  1439  Fazilet Takvimi 

İSTİĞFÂRIN EHEMMİYETİ


Ramazân-ı Şerîf ayında cehennemden âzâd olunmak isteyen her mü’min bunun sebeplerine yapışmalıdır.
Bir hadîs-i şerîfte: “Şu dört hasleti mümkün olduğunca çok yapın: Bundan iki hasletle Rabb’inizi hoşnut edersiniz, iki haslete de siz muhtaçsınız.
Rabb’inizi hoşnut kıldığınız iki haslet: ‘Allah’tan başka ilâh olmadığına şehâdet etmeniz ve ondan bağışlanmayı dilemenizdir.’
Muhtaç olduğunuz iki haslet de ‘Allah’tan cenneti istemeniz ve cehennemden ona sığınmanızdır.”
Hadîs-i şerîfte zikredilen bu dört haslet cehennemden kurtulmaya ve mağfiret olunmaya sebeptir.
Kelime-i tevhîd, cehennemden kurtulmaya sebep olan köle âzâd etmeye bedeldir. Kim her sabah ve her akşam dört defa kelime-i tevhîdi tekrar ederse cehennemden âzâd olunur. İhlâsla söyleyen kişinin bedenine Allâhü Teâlâ cehennem ateşini haram kılar.
İstiğfâr ise mağfiret olunmanın en büyük sebeplerindendir. Zîrâ istiğfâr demek mağfiret olunmayı talep etmektir. Oruçlu kimsenin oruçlu iken ve iftâr anında yaptığı duâları kabul olunur.
Hasan-ı Basrî (radıyallâhü anh) “İstiğfârı çoğaltınız. Çünkü Allâhü Teâlâ’nın rahmetinin ne zaman ineceğini bilemezsiniz.” demiştir.
Lokman Aleyhisselâm oğluna “Oğlum, dilini istiğfâr etmeye alıştır. Zîrâ Allâhü Teâlâ için bazı saatler vardır ki o saatlerde kendisine duâ edenlerin duâsını reddetmez.” diye nasîhatte bulunmuşlardır.
Allâhü Teâlâ kelime-i tevhid ile istiğfârı Muhammed Sûresi’nin 19. âyet-i celîlesinde beraber zikrederek (meâlen): “Şüphe yok ki Allah’tan başka ilâh yoktur ve hem kendin için hem de mü’min erkek ve kadınlar için mağfiret iste…” buyurmuşlardır.
Rivâyet olunur ki Şeytan (aleyhilla’ne) “Ben insanları günahlar ile helâk ettim. Onlar da beni “Lâ ilâhe illallah kelime-i tayyibesi ve istiğfar ile helâk ettiler.” demiştir. 
(Letâifü’l-Meârif, İbn-i Receb Hanbelî)
Hicrî:   23 Ramazan  1439  Fazilet Takvimi


HATÎCETÜ’L-KÜBRÂ VÂLİDEMİZ



عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهَا قَالَتْ: مَا غِرْتُ عَلَى امْرَأَةٍ مَا غِرْتُ عَلَى خَدِيجَةَ وَلَقَدْ أَمَرَهُ رَبُّهُ أَنْ يُبَشِّرَهَا بِبَيْتٍ فِي الْجَنَّةِ. (خ)
حضرتى عائشه ( رضى الله عنها )  بويورمشدركى      ."خديجيه غبتا أتديكم قدار هجبر قدينه غِبْتا أتمدم . زيرى ربى رسولونه حضرتى خديجه ي جنت ده بر كوشك إيله مجدلمسنى أمر بويوردى    ."
Hazret-i Âişe (radıyallâhü anhâ) buyurmuştur ki: “Hadîce’ye gıbta ettiğim kadar hiçbir kadına gıbta etmedim. Zira Rabb’i, Resûlüne Hz. Hadîce’yi cennette bir köşk ile müjdelemesini emir buyurdu.” (Sahih-i Buhârî)
Hicrî:   22 Ramazan  1439  Fazilet Takvimi 

HATÎCETÜ’L-KÜBRÂ VÂLİDEMİZ

Hatîcetü’l-Kübrâ (r.anhâ) vâlidemizin babası Kureyş’in ileri gelenlerinden Huveylid bin Esed’dir. Annesi ise Fâtıma binti Zâidetü’l-Esmed’dir. Peygamber Efendimiz Aleyhisselam henüz yirmibeş yaşında idi. Hazret-i Hatîce de kırk yaşını geçmişti. Pek yüksek bir ruha mâlik, pek şerefli bir hânedâna mensup olan Hz. Hatîce, Peygamber Efendimizin muhterem refikası olmaya her cihetten lâyık idi.
Fahr-i Kâinât Efendimiz (s.a.v.) bu hususu en evvel Hz. Hamza’ya söylemişler ve o da Hz. Hatîce’nin pederlerine mürâcaat etmiş sonra Hz. Hatîce’nin hânesinde nikâh meclisinde Ebû Tâlib de hâzır bulunmuşlar idi.
Nebiyy-i Zîşân Efendimiz (s.a.v.), Hz. Hatîce ile evlenmiş, o mübarek validemizi ilk refikası olmak şerefine mazhar buyurmuştur. Resûlullah’ın (s.a.v.) peygamberliğinin onuncu senesi Ebû Tâlib vefât etti. Ondan üç gün sonra Hz. Hatîce (r.anhâ) da dünyâdan göçtü. Bunların vefatları Resûl-i Ekrem Efendimiz’i çok mahzun bırakmıştı.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Hatîce’den çok memnun idi. O hayatta iken onun üzerine başkasıyla evlenmemişti. Onun hakkında: “... Bana ondan daha hayırlı bir zevce nasîp olmadı. Beni kimsenin tasdik etmediği bir zamanda o tasdik etti, benden herkes malını esirgerken o mallarını bana cömertçe verdi, benim dünyâda bir dostum vardı, o Hatîce idi.” buyurmuştur.
Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Hz. Mâriye’den doğan İbrahim adındaki muhterem oğlundan başka bütün erkek ve kız evlâdı Hatîcetü’l-Kübrâ Hazretleri’nden dünyâya gelmiştir. Evvelce Kâsım adındaki mübarek oğlu doğmuş, sonra da Abdullah adındaki muhterem oğlu ile Zeyneb, Rukiyye, Ümmü Gülsüm, Fâtımâtü’z-Zehrâ adındaki kızları dünyâya gelmiştir. Kâsım, İbrahim, Abdullah Hazretleri daha çocuk iken vefat etmişlerdir. Resûl-i Ekrem’den sonra yalnız
Hz. Fâtımâ kalmış, o da altı ay geçmeden âhirete irtihâl etmiştir.
Hicrî:   22 Ramazan  1439  Fazilet Takvimi


5 Haziran 2018 Salı

GİYİNMENİN ÂDÂBI



قَالَ رَسُولُ االلهِ صَلَّى االلهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: كُلُوا وَاشْرَبُوا وَالْبَسُوا وَتَصَدَّقُوا فِي غَيْرِ إِسْرَافٍ وَلَا مَخِيلَةٍ. (خ)
رسول الله  أفندمز ( صلى الله عليه وسلم ) بويوردولر      ."إسراف آتمدن و كبرلنمه دن يه ينز ، إجنز ، كينى نز و صدقه ورينز   ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “İsrâf etmeden ve kibirlenmeden yeyiniz, içiniz, giyininiz ve sadaka veriniz.” 
(Sahîh-i Buhârî)
Hicrî:   21 Ramazan  1439  Fazilet Takvimi 

GİYİNMENİN ÂDÂBI

 
Müslüman erkek ve kadınların avret yerlerini örtecek, soğuk ve sıcaktan korunacak kadar giyinmeleri farzdır.
Bayramlarda, cuma günlerinde ve toplantılarda kıymetli ve güzel elbiseler giymek mübahtır.
Kibirlenmemek şartıyla güzel ve kıymetli elbise giymekte beis yoktur. İmâm-ı A’zam Efendimiz kıymetli elbiseler giyerdi. Kibirlenmek ve insanlara övünmek için güzel elbise giymek ise mekruhtur. (Hâşiyetü Reddi’l-Muhtâr)
Temiz elbise giymek sünnettir. Çünkü bu keder ve hüznü giderir. Hadîs-i şerîfte: “Muhakkak Allâhü Teâlâ kulunda nîmetinin eserini görmeyi sever.” buyuruldu.
Şöhret için çok âdi veya çok güzel elbise giymek mekruhtur. Giyinmekte ki maksat, avret mahallini ve bedenindeki kusurları örtmek olmalıdır.
Giyinirken sağdan başlamalı, çıkarırken de soldan çıkarmalıdır. Elbiseyi giymeye başlarken Besmele çekmeli, bunu ihsan eden Allâhü Teâlâ’ya hamd etmelidir. Allâhü Teâlâ’dan kendisine takvâ elbisesini giydirmesini istemelidir.
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) yeni bir elbise aldığı zaman onu cuma günü giyerdi.
Gömleğini (üste giydiği kıyafeti) önce giymek Peygamberlerin (aleyhimüsselâm) sünnetindendir.
Eskiyen elbiseleri atmamalı, satmamalı, onları bir fakire vermelidir.
Şeytanın giymemesi için elbisesini her çıkarışında katlamalıdır. Elbisenin şöyle dediği bildirilmiştir: “Sen, beni gece süsle, ben de seni gündüz süsleyeyim.”
Erkekler ipek ve ipekle dikilmiş elbise giymemelidir. Dünyada ipek giyenler, âhirette giyemeyecektir.
Kadınlar, vücûdunun hatlarını belli eden elbiseler giymemelidir. 
(İslâm Ahlâkı ve Adâbı, Fazilet Neşriyat)
Hicrî:   21 Ramazan  1439  Fazilet Takvimi